KARANLIKTAN GELEN
Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor. • Sürükleyici O...
39. Bölüm

35

1 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Olaylara en baştan başlamak da çok şey kazandırırdı. Vakit alması dışında iyi olmuştu. Gördüğü ilk lokantaya girip cam kenarında bir masaya oturdu. Elinde menü ile gelen garson
Hoş geldiniz deyip menüyü masaya bırakıp gitti. Met ne yiyeceğine zor karar vermiş olsa da garsona el kaldırarak işaret edip siparişini verdi. Siparişinin gelmesi yarım saati buldu. Met acele yemesi gerektiğini biliyordu ama asla yemeği hızlı
yemezdi. Karnını doyurduktan sonra ıslahevine gitmek üzere lokantadan çıktı. Navigasyona adresi yazarak doğru gitmeyi umdu. Navigasyon eski rota üzerinden Met’i epey uzun yollardan birkaç kez de geçmek koşuluyla sonunda getirdi.
Girişteki güvenlik görevlisine kimliğini gösterip yetkili kişiyle görüşmek istediğini söyledi. Güvenlik görevlisi bulunduğu kabinden otomatik kapıyı açmadan önce bir telefon görüşmesi yaptı. Kısa telefon görüşmesinin ardından araba ruhsatını
vererek geçebileceğini söyledi. Met ruhsatsız da oraya girebilirdi ama hiç uğraşmak istemeyip kurala uydu. Otomatik kapı açılınca Met aracıyla girip ziyaretçiler için ayrılan otoparka aracını park etti. Arabadan indiğinde etraftaki tel örgülere baktı. Bina duvarları oldukça yüksekti ve üzerinde tel örgüler vardı. Sanki dışarı ile bağları kesilen binanın gökyüzüyle de bağı kesilmek isteniyordu. Binanın dört köşesinde de gözetleme kabinleri vardı. Dıştan bakıldığında oldukça sağlam tedbirler var gibi görünüyordu.

İçeri girdiğinizde çok farklı bir koku sizi karşılıyordu. Burnunuza gelen çiş kokusunun tuvaletlerden kaynaklandığını ve geçici olduğunu düşünmek istedi. Temizlik görevlisi yerleri paspaslıyordu. Met'e bakıp sigaradan sararmış dişleriyle gülümsedi. Girişte hemen karşıda cam bölmeden oluşmuş bir oda vardı. Üzerinde "Rehberlik" yazıyordu. Sağa doğru bakınca idare odalarının orada olduğunu gördü. Sol taraftaki duvarlar renklendirilmiş çizgi film karakterleriyle süslenmişti. Buranın küçük yaş grubu için ayrıldığı ortadaydı.
İdari bölüme doğru ilerledi. "Müdür Yardımcısı" yazan tabelayı görünce kapıyı tıkatıp içeri girdi. İçerisi kalabalıktı. Konuya girip girmeme konusunda tereddüt etti. Biraz beklese iyi olacaktı. Müdür yardımcısı "Buyurun?" deyince ne diyeceğini bilemedi. Masanın üzerinde duran isim yazılı küçük levhaya bakıp ona ismiyle hitap ederek. "Bu biraz özel bir konu. Beklesem iyi olur," dedi.

Müdür yardımcısı ona gözlüğünün üst kısmından bakarak bir müddet bir şey söylemeden tepkisiz durdu. Onu tanıyıp tanımadığını düşündüğü belliydi. Zihin haritasının hangi köşesinde bulacağını Met merak etti. Yüz ifadesine bakılırsa bulmuştu. "Peki sizi azıcık bekleteyim," dedi.
Oda boşalınca Met konuya girdi. Kimliğini de gösterip ziyaret sebebini kısaca açıkladı. Müdür yardımcısı çocuğu hatırlıyordu. "Burası küçük bir yer. Buraya çok fazla çocuk gelmez. Bazen şehir merkezinde yer bulunmadığında ya da çocuğun gizlilikle korunması gerektiğinde sayımız artar. Bu da çok nadir yaşanır. O yüzden her çocukla bizzat kendim ilgilenirdim ve hemen hemen her çocuğu hatırlarım. Ama onda durum farklıydı tabii."
"Sorunlu bir çocuk muydu?"

"Hayır. Aksine çok sakindi. Söylenenleri her zaman yapmazdı ama genelde kurallara ve düzene uyardı."

"Hiç saldırganca davrandığına ya da birine zarar verdiğine rastlandı mı?"

"Birine değil daha çok kendine diyelim. Kimseyle konuşmazdı ki durumunu zaten biliyorsunuzdur."
"Vaktini nasıl geçirirdi?"

"Kütüphaneye gitmeyi severdi."

"Kitap okuyordu yani?"

"Eğer sayfa çevirmek okumaksa, okuyordu diyelim. Kitapları alıp sayfalarını çevirip duruyordu. Bazen çok hızlı çevirirdi. Resimlere baktığını düşünürdük."

"Kütüphanenizde ne tür kitaplar var? O hangi türleri tercih ediyordu?"

"Burada yaş grubu değiştiği için her yaşa hitap edecek kitaplarımız mevcut. Kütüphanedeki her kitabı elinden geçirdi. Dediğim gibi sadece sayfaları çeviriyordu."

"Kitapları ödünç alıyor muydu?"

"Böyle bir hakkı vardı ama hayır kitapları sadece çevirip bırakıyordu."

"Peki resim çizer miydi?" "Ah evet onlara resim dersek çizerdi. Hem de çok çizerdi. Kâğıdı baştan sona karakalemle karalardı."

"Burada kaldığı süre boyunca hiç ziyaretine gelen oldu mu?"

"Dede ve anneannesi birkaç kez geldi. Burada da kimseyle konuşmazdı zaten. Onunla üniversitede profesör olan aynı zamanda da emniyete bağlı olan psikoterapist ayrıca ilgileniyordu. Bir de arada bir o zamanlar burada görev yapan komiser gelirdi. Dava için sorular sorardı. Ama tabii o hiç cevap vermezdi."

"Dede ve anneanne dediniz."

"Evet, dede bir sene kadar sonra kalp krizi sonucu vefat edene kadar bir-iki kez geldiler.

Anneannede unutkanlık hastalığı vardı. Dede olmayınca gelememesi gayet doğal." Demek dede ve anneanne ilgilenmek istemişlerdi ama ölümler artarda gelmişti. Bu aile için oldukça acılı bir dönemin göstergesiydi.

Ziyarete gelen listesi oldukça basitti. Akrabalardan başka gelen komiserdi. Komiseri Met tanıyordu. Met'i çok seviyordu ve onun için uğraşıyordu. Hatta işi kişiselleştirmeye bile hazırdı. Ama Met buna izin vermemişti. En iyisinin kendisinin çekilmek olduğuna karar vermişti. "Peki çocuk buradayken hiç aklınıza takılan ya da sizi etkileyen bir olay oldu mu? Ne bileyim diğer akranlarından farklı bir yanı var mıydı?"

"Sadece birkaç kez onu kaybetmiş bulamamıştık. Gerçekten çok korkmuştuk. Sonra onu bodrumda bulunca çok şaşırmıştık. Karanlığı seviyordu. Onunla ilgili aklımda kalan en net detay bu evet. Karanlığı seviyordu. Bazen bodruma iniyordu."

"Neden bunu yaptığını biliyor musunuz?"

"Dediğim gibi karanlığı seviyordu. Ve bir de yalnızlığı seviyordu. Onu orada bulduğumuzda sadece oturuyordu. Yanlış veya zararlı bir şey yapmıyordu orada. Bir köşeye çekilip orada oturuyordu."

Met teşekkür ederek oradan ayrıldı. Çıkarken kütüphaneye göz atmak istediğini söyledi. Olumlu yanıt alınca kütüphaneyi bulmak için koridora çıktı. Temizlikçi girişteki işini bitirmiş koridorlara başlamıştı. Ona kütüphanenin yerini sordu. Yukarı katta sağdaki ilk odaydı. Yukarı çıkıp kütüphaneyi kolayca buldu ve kapısının açık olmasıyla içeri girdi. Kitaplar yaş seviyesine göre ayrı raflarda istiflenmişti. Müdür yardımcısının söylediği gibi her yaşa hitap eden kitaplar vardı. On sekiz yaşına kadar burada kalan çocuklar olduğu düşünülürse bu çok normaldi. On dört yaş sonrası kitaplar ders kitapları, romanlar, klasikler, psikiyatri, gelişim kitapları vb. şekilde ayrıca sınıflandırılmıştı. Yerli yabancı her türlü yazara ait kitaplar vardı. Bu kitapların hepsini elden geçirmişti demek. Kendisi de bir iki kitabı yerinden alıp sayfalarını çevirdi. En son eline Dan Brown Melekler ve Şeytanlar kitabı gelmişti. Hangi yaş grubunun bu kitabı okuduğunu merak etti. Kendisi de okumuş hatta filmini de izlemişti.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar