Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Merkeze girdiğinde saat 14.48 olmuştu. Merkez yedi katlı bir binaydı ve toplantı salonu yedinci kattaydı. Giriş kat sanki her gün buraya akın akın insanlar gelecek ve aydınlatılma ihtiyacı duyacakmış gibi bir sürü danışma ve yönlendirme birimleriyle doluydu. Birinci katta asayiş şube birimleri, ikinci katta kayıp, çalıntı ve hırsızlık birimleri, üçüncü katta narkotik, dördüncü katta siber suçlar, beşinci katta haber alma ve basın birimi, altıncı katta cinayet büro ve yedinci katta gizli servis birimleri vardı. Her katta ilgili birimler ayrı kollara ayrılmış ve her kol da ayrı bürolara dağılmıştı. Bina yedi başlı deve sarılmış sekiz kollu ahtapot gibiydi.
Yedinci kata çıkmak için asansöre bindiğinde birinin koşar adımlarla el sallayarak kendisine doğru geldiğini gördü. Henüz çıkacağı katın numarasına basmadığı için gelen kişiyi bekledi. Yol arkadaşı altıya bastığında kan beynine sıçradı. Kendinden bir önceki katta inecekti ve o bir kat için asansör durup tekrar hareket edecekti.
Herkese bu durum önemsiz gelebilirdi ama onun için önemliydi. Asansörün her hareketinde beyni kafatasından çıkmak için baskı yapıyor ve çıkamadığında yerine yerleşirken intikam alır gibi midesine farklı sinyaller gönderiyordu. Ve bu acıyı sadece bir kat için yaşamak daha da dayanılmazdı. Yanındaki adama o düşünce ile nasıl baktığını bilemiyordu ama adamın yüz ifadesine bakılırsa durumunu anlatabilmişti.
Koridoru hızlı bir şekilde geçerek toplantı salonuna girdiğinde herkes ayağa kalkıp onu selamladı. Masanın başındaki yerine geçtiğinde herkesin boy sırasına göre oturduğunu fark etti.
Bunun bir tesadüf mü olduğunu düşünürken komiser yardımcısı rahatsız bir şekilde kıpırdandı. Toplantıda herkesin hazır olmasını istemişti ama bu kadar hazırlıklı gelmelerini de beklemiyordu doğrusu. Herkesin önünde toplanan bilgiler dosyalanmış halde bekliyordu. İçinden tebrik etmek geçtiyse de susmayı tercih etti. Önündeki dosyayı açtı. Odadakiler de onunla birlikte dosyalarını açtılar. Olay yeri videoları ekranda hazır bekliyordu. "Videoyu oynatalım önce. Sonra bilgilerimizi paylaşır neler bulduk, bakarız," dedi. Videoyu çeken oldukça sıska ve uzun olan genç bilişim uzmanı, gözlüğünü düzelterek konuşmaya başladı.
"Olay yeri videoları Sayın Savcım. Videonun her karesinden fotoğraflar da mevcut." Videonun sağ alt köşesinde fotoğraflar da videoyla birlikte akıyordu. "Ayrıca bu fotoğraflardan örnekler de önünüzdeki dosyalarda mevcut. Maktulün video kayıtları ve olay yeri video kayıtları izlendi. Ayrıca olay yerinin yakın uzak civarlarının da görüntüsü alındı. Olay yeri ve civarında şimdilik şüpheli bir duruma rastlanmadı. Tabii tüm kayıtları incelemeye alan bir ekibimiz var ve incelemeler devam ediyor."
"Çocuğun kimlik tespiti yapıldı mı?" sorusuna cinayet büro amiri cevap verdi. "Hayır. Çocuğun kimliği tespit edilemedi. Olay yerinden ayrılır ayrılmaz kayıp büro ve çocuk şubeyle iletişime geçtik. Ne merkezde ne ilçelerde çocuğa ait herhangi bir kayıp baş vurusu yapılmamış. Diğer illere de çocuğun düzeltilmiş fotoğrafı gönderildi. Belki çocuk o gün içinde kaçırılmış ve öldürülmüş olabilir diye yeni gelen her ihbarlar doğrudan bize bildirilecek."
Bu hem çok ilginç hem çok can sıkıcıydı. Komiser yardımcısı "DNA analizine baş vursak mı?" diye sorduğunda Amir sanki soruyu kendi sormuş gibi kızardı. Kimse cevap vermeye tenezzül etmeyince acemi yardımcı yaptığı hatayı anladı. Amir en azından öyle olduğunu umuyordu. Video kayıtları hâlâ oynamaya devam ediyordu. Gerçekten de biraz fazla ayrıntılı çekilmiş kayıtlardı. Durdurulmasını söyledi ve dosyanın içeriğine göre önemli bilgilerin kısaca özet geçilmesini istedi. Amir tekrar söze girdi: "Çocuğa katil tarafından herhangi bir fiziksel şiddet ya da cinsel taciz uygulanmamış. Boğularak öldürülmüş. Toksikoloji raporu temiz. Kanında herhangi bir yabancı maddeye rastlanmamış. Ayrıca incelenen delillerden de herhangi bir bilgi alamadık. Çocukta kendinden başka hiç kimseye ait herhangi bir DNA izine rastlanmamış.
Ayakkabısı çıkarılıp içine bir not bırakılmış. Notun içeriği oldukça kısa ve sadece iki harf yazılmış. M.A. Yazı el yazısı ile yazılmış. Not yazılan kâğıdın arka sayfası tamamen karalanmış."