Bir yarı titan olan Kirke'nin hüzünlü dünyası ve dertleri, biz sıradan insanlarınkinden farklı değil. Nankörlük, intikam, öfke ve hayal kırıklığı tanrıların dünyasında da mevcut. Kirke ise bu açıdan çok şanssız. Diğer tanrılar gibi umursamazlıkla ölümsüzlüğünün tadını çıkaramıyor. Yaşadığı her uzun asır boyunca yalnızca ihanet ve nankörlüğü taşıyor beraberinde. Insanların imrendiği sonsuz hayat ve güç, Kirke için ıstırap kaynağından başka bir şey değil. Tamamıyla yalnız geçiriyor hayatının büyük bir kısmını. Güveneceği ve kendisini seven kimsesi olmuyor. Öyle hüzünlü bir dışlanmışlık ile yaşamak zorunda ki başlarda onun kederli hayatını sıkıcı bulmuştum. Ancak hep böyle kalmıyor. Gelişiyor ve diğer tanrıların gücüne kafa tutabilecek kadar güçleniyor. Özellikle bu kısımları okumak tatmin ediciydi. Başına gelenlere ağlamaktansa ayağa kalkıp adapte olmanın bi' yolunu buluyor.
Kitabı okumadan önce sıkıcı olacağını düşünmüştüm. Mitolojik şeyler pek ilginç gelmiyor. Ancak Kirke'nin hikayesi tamamıyla farklıydı. Bu akşam kitabı bitirebilmek için saatlerce ara vermeden okudum. Yıllardır ilk defa bu kadar uzun bir süre geçirdim okuyarak. Normalde yüz sayfayı geçmem bir gün içinde ancak bu kitabı bitirmek için büyük bir istek duydum. Kirke'nin hayatını nasıl noktalayacağını okumadan uyku girmezdi gözüme.
Mitolojiyle ilgilenmiyor olsanız da okumak keyif verici olacaktır.
"Tek adım bile olsa mesafe kateden mutlu olmalıdır, Theaetetus. Az yol aldığı için hevesini kaybeden, hiç yol almasa -hatta geri çekilmek zorunda kalsa- ne yapardı? Derler ya böylesi korkaklar bir şehri asla fethedemez; ama biz, bunca akıl yürütmekle hisarları ele geçirdik sayılır. Bundan sonrası çok daha kolay."
Kitabı okurken birçok duyguyu hissettim, ve iyi ki et yemiyorum dedim.
İnsanoğlu bu kadar gözü aç yok etme duyguyu sahip .
Kitapta hayvanlardan oluşan bir virüs nedeniyle et sıkıntısı çözmek için kendi türünü insanoğlunu sofraların önüne seriyor. İnsanoğlu hayvanlara uyguladığı şiddeti Kendi türüne yapıyor. Ürkütücü olsada gelecek bize neyi gösterir kitapta önünüze seriyor açıkça.
"Bakanlar bana gövdemi görürler, ben başka yerdeyim! gömenler beni, gövdemi gömerler. Ben başka yerdeyim Aç cübbeni cüneyd ne görüyorsun? görünmeyeni! Cüneyd nerede? Cüneyd'e ne oldu sana bana olan ona da oldu. Kendi cübbesi altında cüneyd yok oldu..!"
Sonda söylemem gerekeni mi başta söyleyeyim; yoksa bunu yazının en başında zaten söylemeli miyim, bilemiyorum. Jodi Picoult ters köşeleri❤️ ben . Ne yazsa okurum dediğim yabancı yazarlar sıralamasında kesinlikle.. İçim yana yana , yakıla yakıla ağlayarak okudum yine. Anne olmam, tıpkı onunki gibi 1 erkek ve 2 kız çocuğuna sahip olmam, ağlayışlarımda etkili olmuş mudur? Mümkün. Ama hal böyle olmasaydı da sonuç fazla değişmezdi. Bu kadının kitaplarını seviyorum çünkü sürekli güncel konularla tüm insanlığı etkileyecek şekilde yazıyor ve sanki yazdığı her şey tartışmaya açık gibi duruyor. Olayları tüm kahramanların bakış açısıyla yazmasına da bayılıyorum. Sonuç olarak dediğim gibi ne yazsa okurum 👌🤌
Türk edebiyatının parlayan yıldızı Ahmet Hamdi Çınar, Aydınlat Benim Kuşkularımı ile okurları büyülüyor! Nefes kesici kurgusu ve şiir gibi diliyle adeta bir edebiyat deryası... Öyle ki, kitabı okuyanların %80'i "Tek solukta bitirdim!" diyor. İlter'in Moskova'dan İstanbul'a uzanan yolculuğunda içiniz titrerken, Eylül'ün özgürlük mücadelesi size ilham verecek. Her sayfası sürprizlerle dolu bu roman, 'keşke hiç bitmese' dedirtecek! Peki neden herkes bu kitabı konuşuyor? Çünkü Çınar, sıradan insanların olağanüstü hikâyelerini anlatırken, gerçek hayatın tozunu kitap sayfalarına serpiştiriyor! Kronos Oteli'nin loş ışıklarında kaybolacak, Örüklü'nün tarlalarında çiçekleri koklayacaksınız. Şimdiye kadar okuduğunuz en akıcı, en sürükleyici ve en dokunaklı romanla tanışmaya hazır olun! Hemen sipariş verin, bu edebi şölene siz de katılın!
Olduğundan farklı olma arzusu. Bu bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayatı ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir.
Kitabın iyiliği okunmasındadır. Bir kitap imlerden oluşur, bu imler başka imlerden söz ederler; onlar da nesnelerden söz ederler. Onu okuyan gözler olmazsa, bir kitap kavramlar üretmeyen imler taşır; bu nedenle de dilsizdir.
Yazarla tanışmam yeni değil ikinci kitabı . Üç bölümden oluşuyor. Küçük kadınları büyük sorunları ile baş etme çabasını okudum. Melek ve İnci Koca dünyada iki mahsum.
İnsan annesine küsünce bir daha çocuk olamıyormuş. Sayfa 9 - Doğan Kitap · Kitabı okudu
Roman iki ayrı zaman diliminde geçen iki ayrı aşk öyküsünü bir arada anlatır: 13. yüzyılda Mevlânâ ile Şems’in mistik bağını, günümüzde ise Ella Rubinstein adlı Amerikalı bir kadının bir yazarla kurduğu ruhsal ve duygusal yakınlığı anlatır
Sadece bir aşk romanı değil, aynı zamanda bir arayış, bir fark ediş ve kendini yeniden inşa etme imkânı sunar.
İnsan sürekli bir şekilde ölüm bandında yaşar. İnsanın ölüme karşı isteksizliğine rağmen ölüm hep vardır. İnsanın kendi doğumundaki iradesizliği ve bilinçsizliğine rağmen doğumda hep vardır. Ruhlar âleminden anne karnına, oradan çocukluk, gençlik, yaşlılık duraklarına, yaşamın acı tatlı, sevinçli üzgün hallerine kadar dünyanın, insanın ve yaşamın her hâli, insana yolcusun, gideceksin diye hitap eder.
Ruhları bir pazar yerine benzeyen zamanlarda, içinde bulundukları dönemle hiç alakası olmayan şairlerin o çağın tam zıddı sayılması, muhtemelen güzel bir nedene dayandırılmış bir tezahürdür. Söz konusu şairler çağdaş düşüncelerle üstlerini başlarını kirletmez, adeta saf şiiri ortaya koyar ve alacaklılarıyla, büyüklüğün artık nesli tükenmiş şivesiyle konuşurlar, sanki ebediyetten yeryüzüne geçerken şöyle bir uğramak için dönmüşlerdir, ...