Jack London'dan 14 kitap okudum. Martin Eden, Demir Ökçe, Deniz Kurdu gibi kitaplar oldukça güzel olsa da benim aklımda hep Yanan Günışığı yer tuttu.
Yanan Günışığı, madenlerde hızlıca zengin olmak için çabalayan bir gençtir. Kitap da bu gencin doğallıktan yavaş yavaş uzaklaşarak hem fiziksel hem de psikolojik değişimini anlatıyor. Aşk, macera ve hırs temalarıyla okuru sıkmadan bitirilebilecek bir kitap.
İnsanın bir tarafı akılsa, bir tarafı his değil mi? Aklınızdan geçeni saklarsınız ama hisleri saklamak zordur. Bakıştan taşar, duruştan kaçar, ağızdan kaçar, kendini ele verir.
Ben sevdim bu "yeraltı edebiyatı"nı haa. Sen her haltı ye, çal, çırp, öldür, ırza geç, sonra ne bir ceza ne ufak bir vicdan azabı, bembeyaz sayfa açıp hayatına devam et. Ne güzel. İşte yeraltında işler böyle yürüyor. Olan bizim zavallı Raskolnikov'a oldu. Gitti salak gibi itiraf etti. Kardeşim işte öykünü Fyodor Dostoyevski 'ye yazdırırsan olacağı bu, adam Yeraltından Notlar 'ı yazacağına yeraltı romancısı olsaydı böyle olmazdı.
Bir avuç kişiye verilmesi gereken eğitimin genele uygulanması çok korkunç geliyor. Okulda verilen eğitimle dünyanın kuralları arasında bir uçurum olduğunu büyüdükçe daha iyi anladım. Okulda öğretilen ahlaki değerlere sıkı sıkıya bağlı kalan biri alay konusu olur. Antika diye isim takarlar. Işinde de alay konusu olur. Osamu Dazai
Çocuklar futbol oynuyorlardı. Yetişkinlerse kazanç ardında koşuşuyor, boş zamanlarını da sevişmekle geçiriyorlardı. Sekiz saat uyumak, sekiz saat de hiçbir şey yapmaksızın, leş gibi oturabilmek uğruna, geriye kalan tüm zamanları, tiksindikleri işlere adıyorlardı.
İçinde bolca farklı müzik sohbeti, mistik olaylar ve gizemli bir anlatım var. Başta kitaba bir türlü ısınamadım ancak iki sayfa falan sürdü bu durum. Oldukça ilgi çekici bir konusu var ve olay örgüsünde hata veya kopukluk da yok.
Iki kardeş daha çok baskın gibi diğer karakterlere göre. Bunun biri normal sayılan bir genç ancak diğeri gaipten sesler duyup peşin takılacak potansiyele sahip ilginç bir karakter. Bu ikinci kardeşin hikayesi çok etkileyiciydi genel öyküden bağımsız olarak.
Bence bu türü sevmeseniz de bir şans verin. Insanın düşüncelerini zenginleştiriyor ortalama uzunlukta bu hikaye.
Kendini iyi insanlar için adamış bir doktor macera korku endişe mutluluk hüzün sevgi içinde iyi insanları mutlu etmek için uğraşmış Sonu ne olursa olsun iyilikten vaz geçmeyin
Gözü bağlı Hintliler gibi meseleyi sadece bir boyutuyla ele alırsanız, meselenin tümünü, özünü kavrayamazsınız. Bütünü görmek gerekiyor. Mesele, Cumhuriyet'in kurucu ideolojisine sahip çıkma meselesidir. Mesele, ulusal bütünlüğü, bağımsızlığı koruma, komşularla savaşmama meselesidir. Mesele, Ortadoğu'da taşeron olmayı reddetme meselesidir. Mesele sadece bunlardan ibarettir. Mesele bu kadar açık ve net ortadadır.
Aşk… Bu kelime, milyonlarca yıldır insanlık tarihine dokunmuş, tüm medeniyetlerin kalbine hitap etmiş ve her zaman bir gizem, bir tutku olarak kalmıştır. Her biri, bir diğerinden farklı, her biri farklı biçimlerde şekillenen bir duygu, bir arayış, bir kavuşma… Aşk, tek bir kelimeyle tanımlanamayacak kadar derin, bin bir türlü renk ve tatla yoğrulmuş bir kavramdır. Ve biz, aşkla yanan kalpler, onu bir tür büyü olarak yaşarken, bazen ne olduğunu anlamadan, bazen de daha fazla keşfetmek için çırpınarak yaşarız. Birçoklarını yıllardır aşkın en saf, en parlak hallerini ararken görürüz. Çekim, tutku, kıskançlık, hayal kırıklığı, içsel bir huzur, bazen ise bir fırtına... Ama hiç durup da derinlere bakmaktan kaçanlar da vardır. Aşkın sadece o parlak anlarında kaybolanlar, sevgiliye her bakışlarında ya da her dokunuşlarında büyülenirken; bir yanda aşkı anlamaya çalışan, çözülemeyen bilmeceyi bir arayışla çözmeye çalışanlar… İşte bu kitap, tam da o arayışta olanlar için. Aşk, her yönüyle merak uyandıran bir konu. İçimizde bir yerlerde cevaplanması gereken o derin sorular var: Aşk gerçekten var mı, yoksa hayal mi? Aşık olmak bir seçim midir, yoksa her şeyin önceden yazılı olduğu bir oyun mu? Bir bakış, bir gülüş bizi neden etkiler de, bazen bir söz, yıllarca ruhumuzda yankı bulur? Aşk, bizim kim olduğumuzu yansıtan bir ayna mıdır? Aşkın sadece fiziksel bir çekim olmadığını, beynimizdeki kimyasal süreçlerle de şekillendiğini öğrendiğimizde, aşka olan bakış açımız ne kadar değişir? Aşk, zamanla değişir mi, yoksa hep aynı mı kalır? Uzun süreli ilişkilerde, aynı sevdanın farklı tonlarında sevmek mümkün müdür? Bir ilişkinin içinde yaşanacak olan sevgiyle aşk arasındaki sınır çizgisi nerede biter, nerede başlar? Ve tüm bunların ötesinde, en zorlu sorulardan birine geldiğimizde, aşkın kayboluşuyla yüzleşiriz. Aşk, kaybolduğunda bizi nasıl etkiler, bir kalp kırıldığında yeniden sevmenin cesaretini bulabilir miyiz? Dijital çağın içinde aşk neye dönüşür? Artık akıllı telefonlarda, parmaklarımızın ucunda bulduğumuz “yeni aşk”, eski zamanların gücüne ulaşabilir mi? Aşk, zamanla yok olup gidecek mi, yoksa başka bir biçimde varlığını sürdürecek mi? Gelecek kuşakların, aşkı nasıl yaşayacağı üzerine düşündüğümüzde, bu kadim duygu yeni bir şekle mi bürünecek? İşte, “100 Soruda Aşk”, bu arayışa farklı bakış açıları katmayı amaçlayan bir rehberdir. Her bir sorusu, aşkın derinliğine inmek ve ona farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak için açılan bir pencere gibidir. Aşkın kimyasından, felsefesine, kültürlerden, romantizme kadar her yönüyle aşkı tartışıyoruz. Aşkı farklı bir düzeyde yaşamak isteyenler için, hem insan ruhunun hem de aşkın bilinmeyenlerini keşfetmeye yönelik bir yolculuk bu. Her soruya derinlemesine inerek aşkın her yönünü keşfetmeye başlamadan önce, bir noktada durup, sadece bir duygunun ne kadar zengin olabileceğini düşünebilirsiniz. Çünkü aşk, bir insanın içine işleyen bir şiir, bir tablo, bir film, bir şarkıdır. Herkes farklı bir biçimde onu duyar, hisseder ve yaşar. Aşk, sadece bir duygu değil, hayatın ta kendisidir. Bu yolculuğa başlarken, aşka dair sormadığınız soruları ve henüz cevapsız kalanları bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Bazen bir kalp, kelimelere sığmaz; bazen de bir bakış, dünya kadar anlam taşır. O yüzden, bu kitapta her bir sorunun ardında gizli kalan o büyülü cevabı bulmak için ruhunuzu hazırlayın. Aşkın göğsünüzdeki yankılarını hissetmeye hazır olun. Çünkü bir soru kadar basit, bir cevap kadar karmaşık olan bu büyülü duygu, her yönüyle hayatınıza dokunacak.