Düşmüş olabilirsin Hata yapmış olabilirsin Her şey mükemmel gitmemiş olabilir fakat zamanı geriye götüremezsin düştüysen acını çek ve kalkıp ilerlemeye bak
Bütün gün sorunlarından bahsederler ama sorunlarının üstesinden gelmek için ne yaptıklarını sorsan boş boş bakarlar yüzüne kadere atarlar suçu her zaman
Herkes Elmas olmak ister muazzam görmek ister ilham olmak ister insanlara fakat pek az kişi elmasın Elmas olmadan önce ne kadar işlendiği hakkında ne kadar kesildiği ve darbe gördüğü hakkında düşünür.
Lafa geldiğinde herkes başarıyı ister Herkesin hayalleri vardır lafa geldiğinde Herkesin kelimeleri vardır çünkü bedavadır konuşmak. Ayağa kalkıp adım atmaktır bağlı olan
Hayatta üç tip insan tanırsın; Sana son zamanlar yaşatanlar, Zor zamanlarında elini tutamayanlar ve Zor zamanlarında yanından asla ayrılmayanlar. Yolun sonuna geldiğinde hepsine teşekkür edeceksin.
Dünyadaki en değerli varlık Elmas Yakut Zümrüt değildir. Hiçbir ülkenin para birimi değildir. Çünkü bunları harcarsanız yerine koyabilirsiniz ama bu dünyada yerine konulmayacak tek varlık vakittir.
En büyük başarıyı yakalayanlar, zamanın sınırsız olmadığını bilenler ve bu dünyada onun en kıymetli varlık olduğunu anlayanlardır. Paradan ve diğer tüm değerli metalardan değerli olduğunu anlayanlardır.
Başarısız olanlar saçma sapan davranışlara ve insanlara hayır demekten çok hayallerine hayır deyip durdular. İnsanlar kırılmasın diye hayallerini kırdılar.
Kimse kutsanmış değil. Kimse doğarken kutsal bir su falan içmedi. Başarılı olanlar sadece yeteneklerinin peşinden gitti sıkı çalıştı doğru şeyleri hayatında tutup yanlış olanları hayatından çıkardı.
Onların senin için ne anlama geldiklerinin onlara ne kadar değer verdiğinin önemi yok. Senin de onlar için aynı anlamlara geleceğinin bir garantisi yok
Birilerini ise sen gönderirsin hayatından. Göndermek zorunda kalırsın. Bazı insanlar çıkar karşına; ısrarla hayatından çıkmak isterler. Böyle insanlara kapıyı göster. Çünkü sen direttikçe onlar hayatından çıkmak için daha fazla kuralı ihlal edecekler.
Birileri zamanı geldiği için gidecek. Sadece zamanı geldiği için. Hayat birilerini getirir koyar sizin yanınıza. Birlikte yürürsünüz. Birlikte gülersiniz. Belki birlikte başarırsınız. Bir gün gelir, çeker gider yanınızdan. Anlam veremezsiniz. "Ne oldu?" diye sorar durursunuz kendinize. Cevap bulamazsınız.
İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin insanın iç çatışmalarını, kararsızlığını ve toplum baskısını da eleştirir.
Romanın merkezinde Ömer ve Macide vardır. Ömer; kararsız, sorumluluk almakta zorlanan ve çevresinden kolay etkilenen bir karakterdir. Macide ise daha sakin, duygusal ve saf bir yapıya sahiptir. İkilerinin ilişkisi boyunca Ömer’in içindeki korkular, bahaneler ve zayıflıklar ortaya çıkar.
Kitaptaki “şeytan” gerçek bir varlık değildir aslında yazar burada insanların kendi hatalarını dış etkenlere yüklemesini anlatır. Yani kişi bazen tembelliğini, korkusunu ya da yanlış kararlarını “elimde değil” diyerek açıklamaya çalışır. Roman, aslında insanın en büyük mücadelesinin kendi iç dünyasıyla olduğunu belirtiyor.
Ömer: Romanın en karmaşık karakteridir. Zeki olmasına rağmen güçlü bir iradesi yoktur. Sürekli bahaneler üretir ve kendi hatalarıyla yüzleşmekten kaçar. Macide: Duygusal ve iyi niyetlidir. Roman boyunca en çok yıpranan karakterlerden biridir.
Halbuki ne şeytana azizim, ne şeytanı ? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak alışkanlığı var...
Halbuki ne şeytana azizim, ne şeytanı ? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak alışkanlığı var...
Siz onları uzaktan bir şey zannettiniz fakat yavaş yavaş ne mal olduklarını gördünüz hiç hayret etmeyin hatta onların küstah ve haddini aşan hallerini bile mazur görün
Zeki olmak, kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor ? Bizi istediğimiz saadete götüremedikten sonra... Zekamız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak bana daha Saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor...
Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir, halbuki biz bütün husniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz. !