Hayat nasıl biteceğini bilmediğimiz bir şeydir. Bazen de bitmeyen bir hikâye. Bazen geldiğimiz yere geri dönmek için cebimize çakıl taşları koyar ve iz olarak onu yürüdüğümüz yollara bırakırız. Geri dönmek istediğimizde bazen o taşların yerinde olmadığını bazen de o taşlardan çok faz- la olduğunu görürüz. O zaman kendimizi yolunu kaybetmiş bir insan olarak mı görmeliyiz? Sadece çakıl taşlarına güvendiysek yolumuzu bulabilmek için, baştan kaybetmiş sayılırız yolumuzu. Gönüllerimizin yolunu kaybettik ve Allah bulmamız için bizi burada, bu şehirde tekrar bir araya getirdi. Hikâyemizi tamamlayabilmek için başka hikâyelerin içinde rol almamız gerekti.
“İbadetler şu asıllar üzerine konulmuştur: kalp, göz ve dil. Gözün ibadeti ibret almaktır. Kalbin ibadeti tefekkür etmektir. Dilin ibadeti de doğruyu söylemek ve Allah Teala'yı tesbih ve zikir eylemektir” Nitekim Yüceler Yücesi şöyle buyurur: *Ey insanlar ! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin.*
Elbet darlık gider. Bir gün olur darlık kalkar. Nimet gelir; saadet, selamet yolları açılır. Peygamberimizin ﷺ halini düşün. Diğer Peygamberlerin (AS) başına gelenleri dinle. Bilhassa Eyyub Peygamberin (AS) hali senin için en büyük derstir. Hepsinin sıkıntısı gitti; hem de gecenin gündüze karşı yok olan karanlığı gibi. Yaz olunca kaybolan kışın soğuğu gibi. Her şeyin bir zıddı vardır. Her şeyin bir sonu ve her şeyin bir bitim tarihi olur. Sabır, her iyiliğin anahtarı hükmündedir. Bir Hadis-i Şerifte: - “Bir vücut için kalp ne ise iman sahibi için de sabır odur.” buyuruldu . Diğer yerde ise: - “Sabır, imanın hepsidir.”
Muhakkak Allah sabredenleri sever. Sabır birkaç şekilde mütâlea edilir: 1) Allah'a itaat etmekte sabır 2) Allah'ın haram kıldığı şeyleri yapmamakta sabır 3) Belâ ve musibetlere, bilhassa musibetin ilk anında sabır.
Sadece ağaçlara uğramaz… Bazen bir insanın kalbinde açar. Birine gerçekten değer vererek baktığında… ve kalbini Koşulsuz bir sevgiyle sardığından… fark edersinki onun içindede sessizce büyüyen güzellikler var… Çünkü sevgi, dokunduğu kalbi çiçek açtırır…
Atatürk çocukları çok severdi. 23 Nisan 1929'dan itibaren Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı çocuklara hediye etti. Dünyada sadece çocuklara adanmış ilk bayram oldu!
Seven kimse sâdık, sevgisi de samimi olursa bu sevgi, sevgiliye ait her şeye sirâyet eder. Öyle ki sevgilinin eşyaları, mekanları, hâtıraları hatta hayvanları bile ona sevgili olur. Bunu, ancak gerçek anlamda sevmenin ne olduğunu bilenler kavrayabilir.
Peygamberimiz: "Kıyamet günü bize en sevimlileriniz ve bize en yakın olanlarınız, iyi ahlâklı olanlarınızdır. Bize çirkin ve uzak olanlarınız boş konuşan, kötü ahlâklı ve kibirli olanlarınızdır" buyuruyorlar.
Umut ve Dayanışma: hayatın zorlukları veya kişinin iç dünyasındaki karamsarlık (kara bulutlar) nedeniyle çaresiz hissettiği bir anda, gerçek bir dostun desteğiyle (dokunmasıyla) bu olumsuzlukların nasıl yok olabileceğini vurgular.