Kanlı bir ayaklanmada tarih, sırtımdan vuruyor, Coğrafya ise mekanda delil karartıyor, Bastırıyor annemin çığlığı, kurşun seslerini, Adli raporlarında ölümüm intihar diye geçiyor, Sonra, babam çuvalla sırtlanıyor cesedimi, Sokaklar yıkıyor kanımı, Reflekssiz yüzlerle herkes evine dönüyor. Ve adli tıp morgundan biz tutuyor hakikat.
“beyaz olsun siyah olsun, sarı veya kırmızı olsun bütün insanlar: aynı yolda, omuz omuza, aynı zorlukları aynı engelleri aşarak, aynı hedefe doğru tırmanmaktadırlar. Ve bu yolculuk herkes içindir.
İnsan denilen şey; bir varlığın, bağlı bulunduğu ruha hizmet etmek için, Yerküre'deki kaba maddeleri bir araya toplayıp, kendisine vâsıta olarak kullanmak maksadıyla, kurmuş olduğu bir bedendir
Dünyada yaşayan bir insan, her şeyden evvel vazifesinin ne olduğunu, neye hazırlandığını, nereden gelip nereye gittiğini ve bilhassa biraz evvel tarif ettiğimiz mânâdaki iyilik-kötülük mefhumuna göre nasıl hareket edilmesi lâzım geldiğini bilmelidir. Ve zaten bunları bilmedikçe daha yukarılara, vazife plânına çıkmaya ne lüzum kalır, ne de imkân.
“Kalbin hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir. Çünkü beden ölür, kalp kalır. Kibir, haset, riya ve ucub; kalbin gizli zehirleridir. Bunlar fark edilmez ama kişiyi helâke sürükler. Tedavisi ilimle başlar, mücahede ile devam eder, tevazu ve zikrullah ile tamamlanır. Kalbini tanımayan, Rabbini tanıyamaz.”
Kim ki bir gece hastalanıp sabreder, Allah'tan razı olup şikayetçi olmazsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından çıkmış, temizlenmiş olur. Siz hasta olduğunuzda Allah'a şikayetçi olmayın.
“Peygamberimiz Aleyhisselam buyuruyor: - Kalplerinizi açlıkla nurlandırınız. Nefislerinize karşı açlık ve susuzlukla savaşınız. Cennet kapısına açlıkla vurmaya devam ediniz. Zira nefisle savaşmanın mükafatı, Allah yolunda savaşanın mükafatı gibidir.
🌊⚓Bana kralların hazine sandıklarındakilerden çok daha değerli gelen taşlar gibi güneş ışığında parlayan saçlarının güzelliğine baktım. Deniz KurduJack London
Atölye, günlerdir temizlenmemiş izlenimi veriyordu. Her hareketinde kalın bir is tabakası havalanıyor, zemin gri ve siyah tonlarında kirli bir halıyı andırıyordu. Kasvetli tozları küreğe toplayarak çöpe taşıdı. Etraf darmadağındı. Sandıklar indirilmiş, kutular boşaltılmış, raflar karışmış, tezgãh; altlı üstlü metal parçalarla dolmuştu. Yerde yılan gibi kıvrılarak salınan zinciri gördü. Eğilip aldı. Tenini ürperten halkaları parmaklarının arasından kaydırarak ilerlemeye başladı. Zincirin diğer ucu Nizam'ın elindeydi. Avucunda öyle bir sıkmıştı ki Rehberi Hanım'ın gücü, açmaya yetmedi. Nemli gözlerle ocağa baktı... Ateş sönmüştü.