KEŞFET

add_boxPaylaş
smmsuat124
@smmsuat124
Alıntı
1y
Kötü yüreklerde yerim olsun istemiyorum artık.
96'ın 2. sayfasında
Puan vermedi - 96 syf. - 2023
İnsandan Kaçan
Moliere - İş Bankası Kültür Yayınları - 2023
1.434
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Bizim aşkımız gibi bir aşk Tanrı huzurunda ortaya konulmalıydı.
324'ün 229. sayfasında
Puan vermedi - 324 syf. - 2015
Madam Bovary
Gustave Flaubert - Yason Yayıncılık - 2015
1.787
Albayrakhsn
#Alıntı - @albayrakhsn
İleti
1a
Mutlu olursam şükrederim." cümlesinin yerini alması gereken cümle şudur: "Şükredersem mutlu olurum." Mecit Ömür Öztürk
1.190
th
@theokan
Alıntı
1y
“Madem gitmek istiyorsun,sen bilirsin.”
280'in 53. sayfasında
Puan vermedi - 280 syf. - 2024
Yılanların Öcü
Fakir Baykurt - Literatür Yayıncılık - 2024
1.511
Abdurrahman Seyhan
@abdurrahmanseyhan
Alıntı
1y
Bugün işlediğim bu Büyük günahı alnımdan kim silecek?
5 puan - 159 syf. - 2009
Şark Masalları
Halil Boztepeli - Beyan Yayınları - 2009
1.326
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
3a
Aslında en iyi aşk, değil tanımak, hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır. Körler iyi âşık olurlar...
1.054
Cerence
@cerence
Alıntı
9a
Her yeni kitap babamın ruhunda kesinlikle sevinçlerin en büyüğünü yaratıyordu.
Puan vermedi - 173 syf. - 2021
Babamın Kitapları
Luan Starova - Dergah Yayınları - 2021
1.065
gürkan kırkıcı
#Soru - @guerkan
Soru
1a
En sevdiğin kitap kahramanı ismi nedir?
Su Adamı Ihtiandr
1.422
Canan
@berrybutcher
İnceleme
1y
17. Yüzyılda korsanlar tarafından esir alınan Venedikli bir adamın öyküsü anlatılmış kitapta. Birine köle olarak satıldıktan sonra olayların ikinci ana karakteri diyebileceğimiz, görüntü olarak da kendisine benzeyen bir hocaya veriliyor. Bu yerli hoca, Venedikli köle gibi, bir şeyleri araştırmaya meraklı. Böyle batıdan gelmiş donanımlı birini bulunca ondan her şeyi öğrenmek istiyor. Kısa zaman sonra birbirlerine alışıyorlar ve karşılıklı bilgi verip birlikte bir silah üzerine çalışıyorlar dönemin padişahı için.

Kitabın ortasından sonlarına doğru hiçbir şey açıkça okuyucuya sunulmuyor. Her şey gizli ve okuyanın nasıl çıkarım yapacağına bağlı. Nedir ne değildir bilmek istiyorsanız sadece kitabı okuyup bitirmek sizi tatmin etmeyecektir. Araştırmak ve yer alan motifleri başkasından öğrenmek zorundasınız. Aksi halde sizi etkileyen derin bir roman olarak kalır aklınızda, bende olduğu gibi.
Puan vermedi - 150 syf. - 2023
Beyaz Kale
Orhan Pamuk - Yapı Kredi Yayınları - 2023
1.691
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
5g

Unutmak istiyordum. Sadece unutmak. Yüksek bir kayalıktan serin bir denize atlar gibi,yeni bir hayata,yeni bir rüyaya dalmak. (...)
O güne dek bana ait olan ne varsa hepsini eski bir hırka gibi üze­rimden sıyırdım, çıkarıp attım.
604
caglabudan
@caglabudan
Alıntı
14g
ne hüzün öldürür insanı ne de hasret!..
Puan vermedi - 200 syf. - 2024
Şeker Portakalı
Jose Mauro De Vasconcelos - Can Yayınları - 2024
987
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
3a
Evet, tam iyiliğe karşı tam kötülük lâzımdır. Böylece iyilik tam olarak meydâna çıkar. Herşey, zıddı ile, tersi ile anlaşılır. Hayr ve kemâl hâzır olunca, bunlara şer ve naks lâzım olur. Çünki, iyiliğe ve güzelliğe elbette ayna lâzımdır. Birşeyin aynası onun karşısında olur. Bundan dolayı iyiliğin aynası kötülükdür. Aşağılık da, üstünlüğün aynasıdır. Bunun içindir ki, birşeyde aşağılık ve kötülük ne kadar çok olursa, iyiliğin ve üstünlüğün o şeyde görülmesi de, o kadar çok olur.
0 puan - 512 syf. -
Mektûbat Tercemesi
AHMET FÂRÛK - Hakîkat Kitâbevi
1.335
monaroza
@monaroza
Alıntı
1y


Beklenti, minik bir keyif hırsızlığıdır. Henüz sahip olunmamış zevklerin pervasızca harcanması...

322'in 53. sayfasında
Puan vermedi - 322 syf. - 2020
Duygular Sözlüğü
Tiffany Watt Smith - Kolektif Kitap - 2020
1.065
Gelisimcianneninkitapligi
#Yaşam - @gelisimcianneninkitapligi
Alıntı
1y
Bir genç kızın gözünden...
Bir avuç kişiye verilmesi gereken eğitimin genele uygulanması çok korkunç geliyor. Okulda verilen eğitimle dünyanın kuralları arasında bir uçurum olduğunu büyüdükçe daha iyi anladım. Okulda öğretilen ahlaki değerlere sıkı sıkıya bağlı kalan biri alay konusu olur. Antika diye isim takarlar. Işinde de alay konusu olur. Osamu Dazai
56'ın 21. sayfasında
Puan vermedi - 56 syf. - 2023
Öğrenci Kız
Osamu Dazai - Can Yayınları - 2023
2.415
Mu
@mustafaoncu
Alıntı
1y
Sözüne sadık kalmamaktansa ölmeyi yeğlerdi...
536'ın 167. sayfasında
Puan vermedi - 536 syf. - 2024
Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu - Timaş Yayınları - 2024
1.593
Canan
@berrybutcher
İnceleme
1y
Kitap hakkındaki yorumuma genel bir soruyla başlayacağım. Kitaba ismini veren Demir Ökçe ne demektir?
122.sayfada yazılana göre bu, Oligarşi ve despotizm anlamına geliyor. Bu yan anlamı. Mecazi olan anlamı ise insanları ezen despotizmin ökçeyi, demirin de makineleşmeyi temsil ettiğini düşünebiliriz.

Sermayenin karşısında emeğin değeri nedir?
Modern toplumumuzda büyük bir sermayesi olan çok iyi kazanır. Emek ise emekçiyi iyi kötü yaşatabilir. Ancak 20. Yüzyılın başında sermaye ile emek ilişkisi Emile Zola'nın Germinal'ini andırıyor. Emek satmaktan ve hayatta kalmaktan bambaşka bir durumda çalışıyor insanlar.

Fabrika kurmuş birkaç patron düşünün. Burada çalışanlara dikilmesi gereken giysilerin toplamına altı lira veriyor. Bazı günler hiç dikim işi alamıyorlar. Çok kötü bir ev için üç lira kira veriyorlar. Kalan paralarıyla da dikilecek çok kıyafet almışlarsa bazı günler iki öğün alt kalite yemek yiyebiliyorlar. Bu insanların on yaşından itibaren fabrikalarda çalışmaya başladığını unutmayalım.

Bunun sebebi nedir peki? Tekelleşme diyebiliriz. Her türlü sektör bir grup hissedarın elinde. Onlar da işbirliğiyle emekçiyi de sosyalistleri de ezebiliyorlar. Küçük işletmeler rekabet için daha uzuca satmak gibi bir lükse sahip olmuyor. Güçlü olanlar küçük işletmeleri ışık hızıyla batırıyor.

Sömürülmekten, paranın parayı çekmesinden yorulan insanlar da sosyalizm dedikleri bir harekete katılıyorlar. İşin sonunda ise kapitalizmin karşısında ayakta duramıyorlar. Kilisedeki vaazlar, akademik alandaki sunuların hepsi kapitalizmi destekliyor. Farklı düşünenlere akıl hastası ya da dinsiz, şeytan gözüyle bakılıyor.

Bir süre sonra kapitalizm ve sosyalizmden uzaklaşıyor konu. Kölelik çağına geri dönüyoruz bir anlığına. Madenlerde zorla işçi çalıştırıyorlar. Insanların günde on iki saatten fazla çalışmasını kısıtlıyan yasaları yeni yasalarla kaldırılıyor, köleliğin ismi de çalışma özgürlüğü oluyor.
Puan vermedi - 267 syf. - 0
Demir Ökçe
Jack London - Oda Yayınları - 0
1.134
Ner
@merttt
Alıntı
1y
Adını koyamadığı bir hüzün vardı içinde.
Puan vermedi - 97 syf. - 2023
Al Midilli
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2023
2.258
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
9g
" diktiğimiz bir fidan zemininde taş olan bir alana rast geldiğinde toprağa kök salma imkanına sahip olamaz.
İlk zamanlar diğer fidanlarla aynı seviyede görünse bile şiddetli bir yağmur ya da kuvvetli bir rüzgar neticesinde hemen yere yıkılır.
İşte tıpkı bunun gibi, manevi dünyası itibarıyla derinleşmeyen insan da kök salamaz.
En ufak bir rüzgarda yıkılıp gider.
Yani kalıcı olamaz.
552
Gokhan_ak
@gokhan_ak
İnceleme
1y
Kaygı ve korkularımızın bizi köleleştirmesine karşı bir dialog
“Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.”

Reinhold Niebuhr'un bu güzel sözü, kitapta anlatılan fikirleri öyle güzel özetliyor ki, incelemenin başına bu alıntıyı koyarak başlamak istedim.

Eser de dikkatimi çeken ilk şey; Epiktetos'un eserini yaklaşık 2000 yıl önce yazmış olmasına rağmen, o dönem insanların gündelik telaşlarına dair anlattıklarının bugünün insanında da aynen var olması oldu. İnsanların hayatları, yaşadıkları şartlar, aletler, sistemler, teknolojiler değişse de hayata dair amaçlarımız, kaygılarımız, arzularımız ve beklentilerimiz neredeyse aynı noktada kalmış. Evet dünya değişmiş ama biz değişmemişiz. Beklentilerin, dertlerin, acıların ismi değişmiş ama bizde uyandırdıkları duygular aynı kalmış.

Epiktetos'un kitabında önemli bir yer verdiği ve günümüz insanını da oldukça yoran önemli bir problemle başlamak istiyorum. Yani hayata dair "kaygı ve korkularımızla". İnsan, elbette endişe eden bir varlıktır. Hayatın metalaşması, başarının en büyük amaç haline gelmesi ve toplumsal bazı şartlanmalar günümüz insanını oldukça kaygılı hale getirmekte. Şuan toplumda %18 gibi yüksek oranda insanın hayata dair aşamadıkları kaygılara sahip oldukları bilinmektedir. Günümüzde artık gelecek kaygısı, ölüm korkusu, çaresizlik hissi hiç olmadığı kadar yoğun yaşanmaktadır. Bunun sebepleri üzerine çok şey söylenebilir. Burada daha çok Epiktetos'un çözüm önerileri üzerine duracağım.

Epiktos'a göre hayatta iki tip olay vardır. Elimizde olanlar ve elimizde olmayanlar. Elimizde olan ve değiştirebileceğimiz şeyler, tamamen bize ait olup sahip olduğumuz tek şey olan; irademizdir. Değiştiremeyeceğimiz şeyler ise; diğer insanların bizim hakkımızdaki görüşleri-hareketleri, maddiyat, gücümüzün yetmeyeceği her türlü olay, felaket ve durumdur. Epiktetos, irademiz dışında gerçekleşen şeyler için kaygı duymamız gerektiğini, ne kadar endişe edersek edelim bunları değiştiremeyeceğimiz söylemektedir. Bizim asıl düşünmemiz gereken şey, değiştirebileceğimiz şeylerdir: Yani irademiz. İnsan ne kadar kaygılı ve korku dolu olursa o derece kendisini kısıtlamış olmakta ve özgürlükten uzaklaşmaktadır. Korkularımız en büyük hapishanemizdir. Akıllı bir insan korkusuz olmalı yalnızca içinde bulunduğu an'ı yaşamalıdır. Kaygı ve korku varken zenginlik, mevki, aşk, aile sahibi olmak hatta kral olmak bile insanı köle yapmaktadır. Sadece düşüncelerimiz bize aittir. Sahip olduğumuz metalar bize ait değillerdir. Onlara bağlanmak bizim yaşama amacımız değildir, her türlü maddi şeye bağlanmaktan ve onları arzulamaktan kaçınılmalıdır. İnsan bu hayatta sadece kendisine güvenmeli, en büyük yardımı Tanrı'dan beklemeli, diğer insanlardan bir şey beklememeli ve onlardan gelen her şeye sabırla göğüs germelidir.

Epiktetos, kaygı ve korkunun temeline de inerek, bu duygularımızın temelinde arzularımızın yattığını söyler. Beklentilerimiz bizi peşine takarak bir ömür koşturmakta, adeta özgürlüğümüzü elimizden almaktadır. Peki ne için? diye sorar. Bu hayatta bir ömrü harcayacak kadar değerli olan şey nedir? Hangi arzumuz bizi köle kılacak kadar kıymetlidir? Karşılıklı dialoglar halinde bu sorulara cevap vermektedir: Arzulamak, insanı mutsuz kılmaktadır. Kaygılarımızın ve korkularımızın sebebi arzularımız, değiştiremeyeceğimiz şeylere karşı gösterdiğimiz direnç ve hayata dair yanlış bakış açımızdır. Eğer hayatı doğru şekilde yorumlar ve gereksiz şeyleri arzulamazsak, hayatımızı kaygılarımızdan arınarak doğru ve gerçekten özgür olarak yaşayabiliriz.
Yazar, bizi kaygılandıran en önemli olaylardan birisi olan ölüme dair ise bir trajedi değil, yaşanması kaçınılmaz bir hakikat olarak yaklaşmıştır. Bu noktada Epiktetos'un ölüm ve yaşama dair görüşlerinin oldukça spiritüel hatta dinsel olduğunu söylemeliyim. Zira filozof, ölümün bir son olmadığını ve bir dönüşüm olduğunu söyleyerek insanı ölüme bakış açısını değiştirmeye çalışmaktadır.

Epiktetos, bu fikirlerinin adeta yaşayan birer temsilcisi olan Sokrates ve
Diyojen'i pek çok yerde örnek vererek onların yaşadıkları bağımsız hayatı anlatmaktadır. Filozof'un anlattığı bu örnek yaşamlar günümüz insanı için de oldukça büyük bir problem olan kaygıya dair değişik bir bakış açısı sunmaktadır. İnsanın dünyada ki biricik amacı: Tanrı'ya mutlak bir bağlılık ve onun yaratış amacına uygun şekilde yaşamak, kaygıdan ve korkudan kurtulmak, iyi ve dürüst bir insan olarak her ne yaşarsak yaşayalım etkilenmeden hayatımızı devam ettirmektir. Eserde anlatılan yaşam tarzı stoacı ahlak anlayışının tam bir resmini çizmektedir. "İyiliğe ve erdeme adanmış bir hayat" yazara göre yaşanmaya değer tek yaşamdır. Bunu felsefi örneklerle genişletmiş, gündelik hayatta karşımıza çıkması muhtemel pek çok senaryoyu ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Eserin, genel anlamda hayatta başımıza gelen olayları doğru yorumlamak ve ne şekilde düşünmemiz gerektiğine dair bir fikir atlası olduğunu söyleyebilirim. Şahsım adına oldukça istifade ettiğimi belirtmeliyim. Bazı görüşler günümüzün modern dünyası için biraz ütopik kaçsa da yine de okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Keyifli okumalar dilerim.
Puan vermedi - 413 syf. - 2019
Söylevler
Epiktetos - Şule Yayınları - 2019
1 4.858
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
1a
Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır, diyor.
Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş.
1.016
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
15g

Düştür doğaldır içlenme

Bezginlik göllerinde bir gece

Karanlıkta senin de

Yüzdüğün olmuştur.
612
Rabia Arslan
@rabiarslan
Alıntı
1a
Yalnız olmaya alışığım, kendimi bildim bileli yalnızdım.
304'ün 299. sayfasında
2 puan - 304 syf. - 2025
Sarı Yüz
R. F. Kuang - İthaki Yayınları - 2025
1.036
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
4a
Vazgeçmek Beni Zayıf Biri mi Yapar?
Hayattaki en büyük atılım vazgeçmeyi öğrenmektir. Vazgeçebilen kişi, başkalarına değil, bir tek kendine tutunur ve yaşamdaki birçok farklı fırsatın kapısını aralar.
192. sayfasında
Puan vermedi - 200 syf. - 2022
Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir
Esra Ezmeci - Destek Yayınları - 2022
1.151
didemenes
@didemenes
Alıntı
1y
...yıllar geçtikçe insanın kendine yüklediği suçların sayısı öyle artıyor ki,...
320'in 298. sayfasında
Puan vermedi - 320 syf. - 2024
Körlük
Jose Saramago - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2024
1.050
Albayrakhsn
#Alıntı - @albayrakhsn
İleti
2a
Sen gülünce güller açar

?si=grN_G5usmGkxxXyO
1.453
Neşe
@nese
Alıntı
6a
Türk filmlerini saçma bulanlar, kendi yaşadıkları hayatı saçma bulmuyorlar.
5 puan - 264 syf. - 2017
Meskalin 60 Draje
Murathan Mungan - Metis Yayınları - 2017
1.136
dilekmeryem
@dilekmeryem
Alıntı
1y
Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz.
Kayıp mı Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada
Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.
İyi ya, boş değildi kucağım.
Ama yandınız, kül oldunuz.
Ama vardım, kül bunun kanıtı.
127'in 104. sayfasında
Puan vermedi - 127 syf. - 2024
Suzan Defter
Ayfer Tunç - Can Yayınları - 2024
1.486
Gokhan_ak
@gokhan_ak
İnceleme
1y
Jack London'ın gerçek yaşam hikayesi
İnsan aşk için neler yapabilir?
Bir insan bilgiye ulaşmak için ne kadar çaba harcayabilir?
Herkes sana "yapamazsın" dese de kendine inanarak devam edebilmenin sırrı nedir?

İşte tüm bu soruların cevabı iki kelime de özetlenebilir: "Martin Eden"

Jack London'ın yaşadığı dönemde bugün olduğu gibi sanat, edebiyat ve kitaplar herkes için değildi. Sadece seçkin bir kesimin yani burjuvaların hizmetine ve beğenisine göre tasarlanmış bir sanat anlayışı hakimdi. Eğitim, sadece seçkin bir kesimin emrindeydi, insanlar ya üst neslinden gelen maddi imkanlarla eğitim alarak seçkin bir zümreye dahil oluyor ya da ağır ve zor şartlarda işçilik yapıyorlardı. London'da küçük yaştan itibaren her türlü ağır işte çalışmış; istiridye korsanlığı, boksörlükle, çamaşırcılık, -altına hücum döneminde- altın aramış, cezaevine düşmüş, yeri gelmiş dilencilik yaparak hayatla mücadele etmiş bir insan olarak maceraperest, zorlu bir hayat yaşamıştı. Yaptığı değişik işler ve dünya yolculukları süresince pek çok değişik olayı, farklı insanı ve hayatın acımasız -gerçek- yüzünü görmüştü. Yaptığı gözlemlere göre bir insan dünyada bu ağır şartlar altında çalışmak için gelmiş olamazdı. Bu sebeple daha çok kazanabileceği, aynı zamanda kendisi için bir tutku olan yazarlık mesleğine yöneldi. Bunun için pek çok değişik kitap okudu, eğitimli olmamasına rağmen elinden geldiğince kendini geliştirmeye çalıştı, her türlü felsefi konuyla ilgilendi. Bu sürecin sonunda oldukça kıymetli yazılar yazarak bunları edebiyat dergilerine gönderdi. Bir derginin yazılarından birisini beğenerek 25$ vermesi üzerine yakaladığı motivasyon onu büyük bir yazar yapan kapıyı aralamış oldu.

London'ın yaşadığı döneminde edebiyatın aristokratlar için yapılıyor olması edebi ürünlerin hayatın gerçeklerinden uzak, seçkinlerin hayatını anlatan, mutlu sonla biten bir masallar dünyası haline gelmesine yol açmıştı. London bu anlayışı ısrarla reddederek halkın gözünden, halk için yazılar yazdı. Bu şekilde proleterler için yazı yazan ilk yazardır. Sonuçta hayatın binbir yüküyle mücadele eden insanların trajik yaşamlarını yazdı ve onu her kesimden, her kültürden milyonlarca insan okudu. London aynı zamanda yazdığı edebi metinlerde felsefi bir altyapı sunan ve bu minvalde yazılar yazan da ilk yazardır.

Karl Marx, Herbert Spencer, Friedrich Nietzsche ve Charles Darwin en çok etkilendiği insanlardır. Kitaplarında sosyalizmi çokça anlatmasına rağmen, Nietzsche'nin bireyselciliğini de yansıtmıştır.

İncelemeye London'ın hayat hikayesiyle başlamamın nedeni Martin Eden'in bizzat yazarın yaşamından kurgulanmasıdır. Bunu, yazarın "Martin Eden benim" demesiyle de anlayabiliriz. Martin Eden tıpkı London gibi hayatın zorluklarını çekmiş, kendi döneminde hor görülen bir sınıfa mensup olmasına rağmen sürekli kitaplar okuyarak kendisini geliştirmiş ve yazar olmak için büyük çaba harcamıştır. Tüm bu çabaları da sevdiği bir burjuva kadın için yapmıştır. Martin Eden yazar olmak ve para kazanabilmek için kendini geliştirmesiyle birlikte fikir ve felsefi dünyası da gelişmiş ve değişime uğramıştır. Yalnız eserde Martin Eden figürü London'ın Sosyalist yapısından ziyade bireyselci yapısı ile ön plana çıkmıştır. "Martin Eden bireyselci olduğu için öldü ben ise sosyalist olduğum için yaşadım" diyerek yazar bu durumu kendi tarzıyla ifade etmiştir.

Eserde Martin Eden'in herkesin aksini düşünmesine rağmen kendine inanması, yüksek bir özgüvenle işine sarılıp başarı uğruna vazgeçmeden direnmesi gerçekten takdire şayan bir çabadır. Şüphesiz bunda geçmişte yaşadığı zorlu yaşamın etkisi vardır. O dönem yazarlık yapan entelektüel züppe burjuvaların aksine Martin Eden hayatı her yönüyle görmüş, insanlara ve hayata dair müthiş gözlemler yapmıştır. İlk dönem London'ın hayatında da olduğu gibi pek çok yazısı "üslup" hataları yüzünden yayımlanmamış ya da düzenlenmiştir. Martin Eden eserde başarılı yazarların yazılarını çokça araştırmış ve başarılı olacak tarzı özenle taklit ettiğini belirtmiştir ki gerçekten de London hakkında pek çok yazarın intihal veya benzerlikler sebebi ile eleştirisi söz konusudur.

Eser o dönem dünyanın içerisinde bulunan sınıf çatışmasını bir aşk ilişkisi üzerinden kurgulamıştır. Sevdiği kadını kazanabilmek adına sınıf çatışmasının tam göbeğine düşen Martin Eden, bir yandan hayatın güçlükleriyle mücadele ederken bir yandan da içinde bulunduğu sınıfa yönelen önyargı ve aşağılamayla da mücadele etmiştir. Fakirlik, kimsesizlik, dışlanma gibi olumsuzları haddinden fazla yaşayan kahramanımız eserin ilerleyen kısımlarında tüm bunların üstesinden gelebilecek mi? Bunu da kitabı okuyacak olan okurların merakına bırakıyorum.

London'ın bu maceraperest ve hayatı basit yaşama felsefesi Amerikan Toplumunu ziyadesiyle etkilemiştir. Hatta yine büyük bir yazar olarak addebileceğimiz Charles Bukowski'nin hayatı da London'ın ve eserinde anlattığı Martin Eden karakterine çok benzemektedir.
London'ın alışılmış yazar profilinin dışında birisi olması çok anlamlıdır. Eğitim almamış olması, aristokrat olmaması, halktan birisi olması ve buna rağmen büyük bir başarı elde etmesi o döneme kadar yaygınlaşmış olan sanatın burjuvaların tekelinde olduğu imajını yerle bir etmiştir. Bu başarısı şüphesiz ki kendinden sonra ki kuşaklar için bir motivasyon ve güven kaynağı olmuştur. Bir insan okuyarak, kendini geliştirerek, eğitim almadan, yüksek edebi ve felsefi zenginliğe ulaşabileceğinin canlı bir örneğidir. Bugün herkesin sanat üretebilmesi London gibi adamların varlığının bir sonucudur. Bu açıdan London, edebiyat dünyasına emsalsiz hizmetler etmiş bir yazardır. London'ın hangi süreçlerden geçerek bu başarıyı yakaladığı Martin Eden karakteri üzerinden anlatılmaktadır. Başlı başına büyük bir mücadele, aşk ve felsefi derinlik içeren eseri herkesin okumasını tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim :)
5 puan - 520 syf. - 2018
Martin Eden
Jack London - İndigo Kitap - 2018
3.486
Ayşe Derviş
@ayse_dervis
Alıntı
1y
Demek, bana söyleceğin bir şey yok, hiçbir şey yok mu gerçekten
80'in 36. sayfasında
Puan vermedi - 80 syf. - 2017
Korku
Stefan Zweig - Yordam Kitap - 2017
1.061
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Bazı insanlar rüzgar ters yönden esiyor, diye şikayet ederler, bazıları da rüzgar hangi yönden eserse essin, bir yolunu bulup tekneyi doğru yöne götürmeyi becerirler.
344'ün 317. sayfasında
Puan vermedi - 344 syf. - 2021
Gerçek Özgürlük
Doğan Cüceloğlu - Kronik Kitap - 2021
1.496
Sani
Sani , bir kitabı okudu.
@sani
3a
Puan vermedi - 368 syf. - 2017
Milenaya Mektuplar
Franz Kafka - Dokuz Yayınları - 2017
1.028
alfabe
@abc_
Alıntı
3a
Adalete gidemeyeceğini biliyordu. Derdini hiçbir savcının, hâkimin, hukukçunun, kulağını vererek dinlemeyeceğinden emindi.
536'ın 525. sayfasında
5 puan - 536 syf. - 2020
Putlar Yıkılırken
Osman Balcıgil - Destek Yayınları - 2020
1.148
Mehmet Metin
#Rağmen - @mehmetmetin
Alıntı
2a
Sosyal çürüme
Sürekli bir huzursuzluk ve tedirginlik yaratılıyor 20 yüzyılda bunun üzerine oturmuş özellikle zincirleme İki Dünya Savaşı'nın ardından herkes birbirine efendi olarak görür gibi yaptı ama sürekli aba altından sopa göstererek bambaşka bir politik strateji içine girdi muhtemel bir savaş halinde ölenler olacak buna rağmen herkes efendiliğini de devam ettirmek istiyorum dünyada sosyal çüremenin geldiğini nokta bu...
184'ün 29. sayfasında
Puan vermedi - 184 syf. -
Sosyal Çürüme
Zeliha Bürtek - İnkılap Kitabevi
1.230
alfabe
@abc_
Alıntı
16g
Osmanlı artığı bu ülkenin, Birinci Dünya Savaşı’nın yaralarını kendi ülkesinden çok daha çabuk sarmış olmasına şaşırmış, biraz da içerlemişti.
408'in 13. sayfasında
0 puan - 408 syf. - 2023
Yeşil Mürekkep
Osman Balcıgil - Destek Yayınları - 2023
1.120
okurzade
@okurzade
Alıntı
1y
Sevilmek, anlaşılmak en büyük mutluluktur.
Puan vermedi - 360 syf. - 2018
Vadideki Zambak
Honore de Balzac - Alfa Yayınları - 2018
1.977
Abdurrahman Seyhan gönderiyi yeniden yayınladı.
Abdurrahman Seyhan
@abdurrahmanseyhan
3a
Abdurrahman Seyhan
Abdurrahman Seyhan

@abdurrahmanseyhan · 1y

DUT AĞACININ ALTINDA – Zamanın ve Hatıraların Peşinde Bir Yolculuk

Bazen bir ses, bazen bir koku, bazen de bir manzara bizi yıllar öncesine varmadan. Belleğimizin derinliklerinde saklı kalan anılar, geçmişin ince sızısını yüreğimizde hissettirir. İşte tam da bu aşkların peşinde, geçmiş ile bugün arasında gidip gelen bir hikaye: Dut Ağacının Altında.

Bu kitap, yalnızca bir hikaye değil; Geçmişin gölgelerinde dolaşan, zamanlarda ve insanın ruhunun derinliklerine inen bir yolculuk. Çocukluğun masumiyeti, gençliğin sancıları ve hayatın kaçınılmaz gerçekleri sayfaları arasında birbirine karışıyor. Karakterlerin iç dünyasındaki yolculukları, yolculukları, karşılaşmaları ve vedaları, okuru kendi anılarıyla yüzleşmeye davet ediyor.

Dilin büyüleyici akıcılığı, anlatımın şiirsel dokusu ve satır aralarına gizlenmiş hüzünlü ama umut dolu duygular… Dut Ağacının Altında , okuyan herkesin yüreğine dokunacak, bazı satırları bakışları nemlenerek, bazı satırlarıysa içinizde tarifi zor bir sıcaklıkta hissederek okuyacaksınız.

Eğer bir hikayenin içinde kaybolursa, anılarınızın gölgelerine sığınmak ve kelimelerin büyüsüne kapılmak istiyorsanız, Dut Ağacının Altında tam da aradığınız kitap olabilir.

Şimdi, bu bozulmaya hazır mısınız?

Dut Ağacının Altında
Abdurrahman Seyhan
1.149
Elif ツ
@sidretulmunteha
Alıntı
5a
Yol yorar insanı. Yolun yorgunluğu ile aşkın yorgunluğu asla geçmez.

312'in 114. sayfasında
5 puan - 312 syf. - 2023
Aşıklara Yer Yok
Tarık Tufan - Doğan Kitap - 2023
1.194
Oğuzhan
@vayogivay
Alıntı
4a
İnanç ;
Eğer Tanrı'ya inanıyorsam sonuçta inanmak da benim seçimim. İçimdeki ben Tanrı'ya inanmam gerektiğini söylediği için inanıyo­rum. İnanıyorum çünkü Tanrı'nın varlığını hissediyorum ve kalbim bana Tanrı'nın orada olduğunu söylüyor. Eğer Tanrı'nın varlığını artık hissetmiyorsam kalbim bir anda Tanrı'nın olmadığını söyle­meye başlıyor ve inanmayı bırakıyorum. Her iki durumda da tek otorite hislerimdir. Tanrı'ya inandığımı söylediğimde bile aslında kendi iç sesime çok daha derinden güveniyor ve inanıyorumdur.
456'ın 246. sayfasında
Puan vermedi - 456 syf. - 2023
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
Yuval Noah Harari - Kolektif Kitap - 2023
1.602
Abdurrahman Seyhan
@abdurrahmanseyhan
Alıntı
1y
Tek amacın elde ettiklerini korumaktır. işte biz insanları evrenin sahibi yapan şey budur. merhametsizliktir. merhametli olsak zaten kimse bizim kölemiz olmazdı kimse bize hizmet etmezdi biz de herkes gibi herhangi bir gezegende çiftçi olarak kalırdık
4 puan - 378 syf. - 2022
Kayıp Yıldızlar Atlası 1 - Kara Balçık Ezgisi
Mahir Sular - Cinius Yayınları - 2022
1.717
An
#Edebiyat - @anil
Alıntı
5g
Yokuş
Buzdaki yansımadan arkamdaki yalnızlığı görüyorum. Ve hemen aklımdan geçenleri fark ettiğini anlıyorum. Yani bir küreğe dönüşüp Soru İşareti Olmaya Çalışan İnsan’ı oradan kurtarmak isteye-bileceğimi... Oysa bunu ben de henüz tam düşünmemiştim. Gerçi kürek olmak şu an insan olmaktan daha elverişli olabilirdi. Üstelik düşünebilen ve onu kimsenin tutmasına ihtiyacı olmayan bir kürek… Böylelikle onu saplandığı buzdan kurtarmak için kendi kendime yetebilirdim.
5 puan - 153 syf. - 2023
Yokuş
Anıl Yılmaz - Öteki Yayınevi - 2023
1.045
İdealistbiyolog
#Aşk - @idealistbiyolog
Alıntı
1y
Eğer insan beklemeyi sevebilirse o gemi limana hiç yanaşmasa da olur...
264'ün 11. sayfasında
5 puan - 264 syf. - 2023
Ne İçin Varsan Onun İçin Yaşa
Hikmet Anıl Öztekin - Destek Yayınları - 2023
1.772
mehvâ
@mehva
Alıntı
5a
Kim olur kimi olmaz. Kimi bulur kimi bulmaz. Kimi bulur bulmaz geçer kimi olur olmaz geçer. Asıl imtihan geçmemektir. Tanıklıktır. Şahitliktir. Olmanın ve olmamanın ortasında durmaktır.
96'ın 28. sayfasında
Puan vermedi - 96 syf. - 2022
Dünya Atı
Ayşegül Genç - Muhit Kitap - 2022
1.076
Zeyzeyce
@zeynepce
Alıntı
1y
Ergeninize bir şeyi kabul ettirmek ya da yaptırmak istiyorsanız öncelikle onun olumlu yanlarını vurgulayın, ardından bir cümle ile ondan istediğinizi ifade edin.
246'ın 45. sayfasında
Puan vermedi - 246 syf. - 2023
Adım Adım Ergenlik
Fatih Pulat - Kanon Kitap - 2023
1.329
Ul
@ulviyeyoluk
Alıntı
7a
"Gidenlere hep öyle gelir; bir şey unutmuşlar gibi. Oysa zaten bir şey unutmak için gider insan."
276'ın 271. sayfasında
Puan vermedi - 276 syf. - 2024
Şanzelize Düğün Salonu
Tarık Tufan - Doğan Kitap - 2024
1.064