Stephen King'in tek vampir kitabı yanılmıyorsam. Dracula ve bir başka ünlü vampir kontundan ilham alınarak yazılmış. Daha doğrusu yazar, küçükken okuduğu bu kitaplardan oldukça etkilenmiş. Yazarlık kariyerine başlayınca da tekrar hatırlamış çocukken kendisini bu kadar etkileyen vampir kitaplarını. Kitabın konusu biraz havada kalmış gibi geldi bana. Insan karakterler de vampir karakter de geçerken kitaba öyle bir uğramış gibilerdi. Dracula gibi efsaneleşecek bir vampir beklemedim ama Dördü Kırk Geçe kitabı bundan daha etkileyiciydi bana kalırsa. Sönük bir vampir olmuş. Kendi karakterini tam yaratacakken ortada kalmış. Alelade bir kan emici gibi yazılmış. Çok daha ulaşılamaz çok daha korkunç bir vampir yazabilirdi elbette ama kendi tercihi bu yönde olmuş tabii ki. Bu sadelikte yeterince sürükleyiciydi.
Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umurumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve cokeyler; parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar, zorlayarak, sapına kadar. İhtişam devinimde ve hodri meydan diyebilmektedir. Ölümün canı cehenneme. Her şey bugün, bugün, bugün. Evet
Jack London’un Kızıl Veba adlı eseri, insanlığın bir salgınla yıkılıp uygarlığın sıfırlanmasını konu alır. 2073 yılında geçen hikâyede, yaşlı bir profesör torunlarına 2013’te dünyayı yok eden büyük salgını ve modern medeniyetin çöküşünü anlatır.
Roman; medeniyetin kırılganlığı, doğa karşısında insanın çaresizliği ve bilginin unutulma tehlikesi üzerine düşündürür. London, 1912’de yazdığı bu eserde, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan çarpıcı öngörüler sunar.
Kısa ama etkili anlatımıyla Kızıl Veba, distopik edebiyatın öncülerinden biri olarak okunmaya değer klasikler arasında yer alır.“Kızıl Veba”, 2013 yılında dünya üzerinde hızla yayılan ölümcül bir salgının ardından uygarlığın tamamen çöküşünü ve insanlığın ilkel hayata geri dönüşünü anlatıyor. Roman, 2073 yılında geçer. Bir zamanlar üniversite profesörü olan yaşlı bir adam yani James Smith, torunlarına büyük salgından ve öncesindeki modern dünyadan bahseder.
Medeniyetin kırılganlığı: Roman, teknolojik ilerlemenin ve modern uygarlığın aslında ne kadar kolay çöktüğünü göstermekte.
Doğa ve insan mücadelesi: İnsan, doğa karşısında güçlü gibi görünse de bir virüs her şeyi sona erdirebilir.
Roman, salgın öncesi zengin-fakir ayrımına da değiniyor ve bir felaket geldiğinde herkesin eşitlendiğini, sınıf farklarının bir anlamının kalmadığını gösterdi bizlere
Jack London, sade ama etkili ve akıcı bir dil kullanmıştır. dönemin kaygılarını ve kapitalizmin yarattığı eşitsizlikleri eleştirmeyi sürdürür.
Her şeyin fazlasını istedik evet! Sevginin mesela iliklerine dek unutulmayacak kadar. Hele de güzel bakmayı ... İçini ısıtacak ruhunu saracak kadar. Oysaki yürek , Hasrete hüsrana yıkılmışlığa hapsolmuş esire döndü. Aşk harbinden yürek, Yaralı kurtuldu....
"Adı ne peki kızın?" "Leyla!" Leyla mı? Şimdi gerçekten Mecnun oldum işte. Meğer ömrüm boyunca eksikliğini hissettiğim şey senmişsin be Leyla. Hoş geldin Leyla. Yüreğim biraz tozludur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip?
Travmatik olayın parçası olan kelimeler, görüntüler ve dürtüler içimizde taşıdığımız acılarımızın gizli dilini oluşturmak üzere yeniden ortaya çıkarlar. Hiçbir şey kaybolmaz. Parçalar sadece yön değiştirirler.
"İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana öyle geliyor ki bu ikisi pek birlikte olmuyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun."
Kar yağıyor. Ve belki bu akşam ıslak ayakların üşüyordur. Kar yağıyor ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha ne kar, ne rüzgâr, ne gece... Kar yağıyor ve sen böyle ‘No pasaran’ deyip Madrid kapısına dikilmeden önce herhalde vardın. Kimdin, nereden geldin, ne yapardın?.
Bir şey söylemek istiyorum. Bu kitap yaz ve paylaş bölümü için kimden bilgi alabilirim. Bir hikâyem var yazmak istiyorum ama telif bölümünde hangisini seçmen gerekiyor.
"Eczane bir bakıma sade bir ilaç laboratuvarı değil, bir insan laboratuvarıdır da. Oraya iki ayaklı ne konular gelir gider. Eczane bir mikrokozmostur."