Tipik Anadolu insanın hayatı. Herkes yaşar da, herkes yazamaz, anlatamaz acıyı. Yazmak, duyguyu dağıtmadan aktarmak ciddi bir meziyet… Okuyucuyu satırların içine almak, hapsetmek. Anlattığı hikâye ile okuyucu bir bütün yapmak. Değerli Yazar Şermin Yaşar bunu diğer kitaplarında olduğu gibi, burada başarılı bir şekilde yansımaktadır.
Kitaba gelecek olursak.
Birisi yaşlı, diğeri genç iki kadının karşılaşması ve dertleşmesi. Bir şekilde yollarının çakışması konu edilmiş. Bu hayatta tesadüf diye bir şeyin olduğunu sanmıyorum. Yazılanın mutlaka yaşandığı, yaşanması gerektiğine inanırım hep.
Kitabın iki kadın kahramanın hikâyesi de aslında bu toplumun hayatına ayna tutmuş bir bakıma. Yalnızlığı resmini çizerek, kimsesizliğin görsel bir tablosunu oluşturuyorlar. Selime Teyze; sitemi, hüznü, kederi anlatırken şiirsel bir dil ile izâh etmiş gibi insanın içine işliyor. Belki de samimiyet tam da böyle bir ruh halini gerektiriyordu.
Satır aralarından şu mesajı çıkarmanıza müsaade etmektedir yazar. Anneniz-babanız hayattaysa onlara sımsıkı sarılın, ellerini bırakmayın. Kendi yalnızlıklarına, kendi dünyalarına, hayatın boşluğuna bırakmayın o güzelim emektar ellerini.
"Hayat nasıl da ayırıyor anneyi evlattan, kardeşi kardeşten... Herkesi kendi derdiyle bir kafese sıkıştırıyor. Görsen de anlasan da uzanamıyorsun." (42.s)
Yapmayın! Hayatın sizi bu kadar kolay öğütmesine müsaade etmeyin. Sonra “keşke” diyerek, çok geç kalıyorsunuz bazı değerlere, güzelliklere sahip çıkma isteği için.
Herkesin annesi ya da her anne çok güzel tatlı yapar da, Meltem'in Babannesinin finale sakladığı o tatlıyı okuyunca, hem gülümsedim, hem duygulandım.
Teşekkürler Değerli Yazar Şermin Yaşar gerçekleri böyle tatlı tatlı yüzümüze çarptığınız için.
O, sana verilmiş olan bu sözde eğitim son derece zehirlidir. Okulların, kolejlerin, üniversitelerin seni zehirliyor. Onlar senin için mutsuzluk yaratıyor; onlar cehennemlerin üretildiği fabrikalardır.
Her şeyin fazlasını istedik evet! Sevginin mesela iliklerine dek unutulmayacak kadar. Hele de güzel bakmayı ... İçini ısıtacak ruhunu saracak kadar. Oysaki yürek , Hasrete hüsrana yıkılmışlığa hapsolmuş esire döndü. Aşk harbinden yürek, Yaralı kurtuldu....
Burada oynanan oyun belki de en acısı. Dünyadaki bütün Müslümanları ilgilendiren bu kutsal beldelerde, küfrü tam hâkim kılmak için Yahudi Faşizmi, başta Amerika olmak üzere bütün Batı devletlerinin desteğiyle faaliyet gösteriyor. Bu ülkelerden yağdırılan hadsiz hesapsız dolarlarla yapılan işleri, dünyaya, "Yahudi Mucizesi" diye propaganda eden Yahudi, İsrail'deki ve işgali altındaki Müslüman nüfusu tam bir ekonomik mahrumiyet içersinde tutuyor. Bu uygulama özellikle "Kudüs'ü Yahudileştirmeyi" amaçlıyor.