Kitabın Adı: Ekmeğimi Kazanırken Yazarı : Mksim Gorki Yayınevi: @isbankasikulturyayinlari Türü : Roman ( Otobiyografik) Basım Yılı: Kasım 2025 Sayfa Sayısı : 435 Sayfa
Düşünceler : Rus Edebiyatının en önemli isimlerinden olan Gorki 'nin ilk önce hayatını anlatan üçlemesini sıra ile okumaya başladım. ( Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken , Benim Üniversitelerim ) Birlikte okunabildiği gibi münhasıran da okunabilen bu üçlemeyi yazar 1913-23 yılları arasında yazmış.
Serinin ilk kitabı olan ' Çocukluğum ' yazarın yaklaşık sekiz yaşına kadar olan hayatını anlatıyordu. Bu eser ise sekiz ile onaltı yaşı arasındaki hayatını anlatıyor. Rusya'nın 1917 devriminine giden dönemine de ışık tutuyor aynı zamanda eser.
Eserin en önemli gücü ve etkis gerçekçiliğine dayanıyor. Gorki bulaşıkçılık, ayakçılık,çıraklık ve daha bir çok işte çalışıyor. Genellikle toplumun düşük gelir grubundaki insanlar ile muhatap oluyor. Zaten o dönem Rus Toplumunun büyük kısmı sefalet içerisinde yaşıyor. Ve büyük Rus yazarları -ki Gorki 'de buna dahil, onların yaşamlarını bize büyük bir ustalıkla resmediyor. Gerçi sadece onları değil zenginleri ve soyluları da anlatıyorlar ölümsüz eserlerinde ama o başka bir yazının konusu.
Biraz mizaha kaçan, özlü sözler barındıran ,bazen iç dünyamızda yolculuğa çıkaran ,bulunduğu toplumun sosyo ekonomik gerçeklerini cesurca yansıtan özgün ve eşsiz bir üslubu var yazarın.
Oldukça fazla karakter var eserde. Çünkü yazar sonbahar da oradan oraya savrulan kuru bir yaprak gibi dolaşıp durmuş onlarca kişiyle ilişki kurmuş. Ama bu karakter bolluğu sizi ürkütmesin. Sıkılmıyorsunuz zevkle yapıyorsunuz bu karakter geçişlerini.
Yazacak çok şey var aslında ama yerim kısıtlı ve aklıma düşündükçe geliyor yeni olgular. İyisimi sizde alın okuyun bu eseri hatta üçlemeyi. Kendiniz görün,yaşayın ,hissedince. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Olsanız bile daha önce neden okumadığınız için olursunuz.
Kitabın Adı: Puslu Kıtalar Atlası Yazarı : İhsan Oktay Anar Yayınevi: @iletisimyayin Türü: Roman Basım Yılı : 2008 Sayfa Sayısı: 238 Sayfa
Düşünceler: Uzun zamandan beri okumayı düşündüğüm bir kitaptı bu. Kütüphanemizde kös kös oturuyor bizi bekliyordu. @trabzonizdiham kitap kulübünün bu ay ki kitabı olması sebebiyle (güzel) bir bahane ile okumuş oldum.
Tarihi bir roman olarak başlıyor eser. Osmanlı 'nın gerileme döneminde İstanbul'un arka sokaklarında ezoterik ve mistik bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
Kitabın ana karakterleri gerçek alem ile rüya alemi arasında gidip gelirken çeşitli gizli ve sırlı olaylara karışıyor.
Şeytan ve kötülük sembollerine sık sık dokundurma yapan eserde doğu-batı çatışması,ahlaki çöküntü gibi temalara da sık sık değiniliyor.
Pek çok tarihi karaktere de gönderme yapılan romanda sembollere dd özel bir önem atfedilmiş. Biraz İskender PALA biraz da Orhan PAMUK 'un tarihi romanlarındaki havayı soludum okurken . ( Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk , Beyaz Kale ve Benim Adım Kırmızı Romanları )
Sonuç olarak güzel ,merak uyandıran akıcı bir eserdi. Final bölümü biraz daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum. Tabi bu benim fikrim. Sonuç olarak herkese tavsiye ediyorum bu güzel eseri
Kitabın Adı : Yeraltından Notlar Yazarı : Dostoyevski Yayınevi: İletişim Yayınları Türü : Roman Basım Yılı: 2016 Sayfa Sayısı: 212 Sayfa
Düşünceler : Dostoyevski ( 1821-1881 ) en sevdiğim ,zevkle okuduğum yazarlardan birisidir. Bu kitabını da daha önce okumuştum ancak okuma grubumuzun bu ayki kitabı olması hasebiyle tekrar okudum. 1864 yılında yayınlanan bu eser yazarın okunması en zor kitabı olarak bilinir. Bu nedenle en az iki kez okunması faydalı olur.
Olay St Petersburg kentinde geçiyor. Diğer yan karakterlerin ismi verilse de ana karakterin ismi yok. Bu yönüyle ilginç bir eser. Kitabın ana karakteri kendini 'Yeraltından bir kişi ' olarak tanımlıyor. Bu yüzden de eserin Adı bu olmuş.
Kitabın ilk bölümünde ana karakterin 40'lı yaşları anlatılıyor. Bu yataki iç çatışmaları ,hastalıkları ,acıdan zevk alışı ve etkisiz karakteri üzerinde duruluyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise anlatıcı gençliğine gidiyor hikayecikler şeklinde karakterinin olgunlaşma süreci anlatılıyor.
Pek çok esere gönderme yapılan romanda yazarın çok sevdiği Gogol 'un "Palto" 'su na da hoş bir gönderme yapılmış. Ayrıca ana karakterin sarhoş olduğu bölümlerde ise yine yazarın bu eserden iki yıl önce yayınlanan " Tatsız Bir Olay " öyküsünün tadı var.
Eserde sürekli bir hastalık metaforu ,modern dünya eleştirisi ve garip bir şekilde acıyı yüceltme dürtüsü var.
Ana karakter pek sevilecek birisi değil. Arkadaşlarından gördüğü aşağılanma hissini Lisa isimli bir kadını ruhsal yönden ezerek tatmin etmeye çalışıyor mesela. Sürekli düşünüyor ama tatbik etmiyor,gürlüyor gürlüyor ama yağmıyor.
Dostoyevski bu eserden sonra bir daha böyle bir roman yazmadı. Daha açık ,daha belirgin, mesajlarını daha net veren eserler yazdı. Yani yerüstünden yazdı diyelim.
İlk bölümü biraz sıkıcı gibi görünse de oldukça dikkat çeken, etkileyici bir eserdi. Yazacak çok şey daha var ama yetim yok maalesef. Kısaca lütfen okuyun,mutlaka okuyun diyorum.