Her gece akvaryumdan bir balık yerim. Ağzıma atarım balığı ve sessizce yatağıma giderim. Babam beni yatakta bekler, annem çoktan uyumuş olur. Balık sabaha kadar içimde gezinir, bu yüzden mutlu uyanırım. Fakat hiçbir zaman Havuç'a kıyamam. Bizim evde herkesten önce balıklar uyanır. Havuç ve diğer balıklar yani. Diğerleri diyorum çünkü bizim akvaryumumuzda yabancı balıklar çok yaşamaz. Sadece Havuç sürekli akvaryumdadır. Ev sahibidir. Akvaryumda balıklara göz kulak olur, yeri sabittir. Onu asla yemem. Bahtiyar Gül'ün öykülerinde gündelik yaşamda uğuldayan gerilimler, sıradan olanın arkasındaki tuhaflıklar, rutinin gizlediği çatışmalar su yüzüne çıkıyor. Mekânın ıssız bir köy ya da kalabalık kentler olması fark etmiyor; insan her yerde aynı. Çocuk ve ihtiyarı ortak paydada buluşturan şeyler de benzer. Kaygıları büyüdükçe kara deliğe dönüşüyor, takıntıları eline ayağına dolanıyor. Kendini yalıttığı gerçeklerle nihayet yüzleştiğinde insanın dudaklarından okunan sözler: Çok Tuhaftı Ağlayamadım.
Kitabın Adı : Çok Tuhaftı Ağlayamadım Yazarı : Bahtiyar Gül Yayınevi : Şule Yayınları Türü : Öykü Basım Yılı : Mart 2026 Sayfa Sayısı: 104 Sayfa
Düşünceler : Hem biraz değişik tatz olsun diye hemde İzdiham Dergisi Trabzon okuma grubunun bu ayki kitabı olması nedeniyle genç yazar Bahtiyar Gül 'ün öykü kitabını okudum. Aynı zamanda öğretmen olan Bahtiyar Gül 'ün ikinci kitabı olan bu eser bir öykü kitabı ve içinde ondört öyküyü barındırıyor.
Ondört öykü tek bir tarzda ya da belirli bir edebi çizgiye bağlı olarak yazılmamış. Klasik tarza yakın öyküler olduğu gibi post modern tarza göz kırpan öykülerde bulunuyor. Toplumcu Gerçekçi diyebileceğimiz türe yakın olanlarda var hafiften mizaha kayanlarda var. Velhasıl değişik türden öykülerle bezenmiş potpori misali her tadı vermeye çalışan bir eser.
Belirli mekanların üzerinde çok durulmuş. Parklar mesela. Bazı sembollerde aynı şekilde. Fare gibi. Bir çok sembolize edilen olgu olduğunu ve bunların düşünülmesi muhtaç olarak dikkatlice okunması gerektiğini düşünüyorum.
Genç yazarın hayatından izlerin olduğunu düşündüğüm bölümlerde bulunmakta eserde. Mesela en son öyküde dedeye ait bir bölüm var. Buralardan izler taşıyor yazarın memleketinden yani. Hakeza başka öykülerde de sıkça bu türden dokunmalar var eserde. Hatta birazda hayatımdan enstantanelerde hissetmedim desem yalan olur.
Ayrıca Genel Kültürümüzü artıracağını düşündüğüm bölümlerde bulunmakta. ( Ayın sürekli aydınlık olan yüzü gibi ) Unutmadan ekliyeyim ki okuduğumuz bazı kitaplara da hoş göndermeler yapılıyor eserde ( Korkuyu Beklerken gibi )
Sıkılmadan kısa zamanda okudum. Okurkende çoğu yerinden zevk aldım. Herkese de tavsiye ediyorum.
Yüzeysel okunup geçilemeyecek bir öykü kitabı. Adını en çok da öykülerin sonlarında hak ediyor. Tuhaf ve üzerine düşünülmesi gereken sonlara sahip her bir öykü. Öykü okumaları yapanların es geçmemesi gereken bir eser.