Sevgili Dost, İnsan değişmedi; vicdanıyla tutkuları arasında bocalayıp duruyor. Tutkularına esir düştüğü zamanlarda bile, kendisini rahatlatacak nedenler ve yöntemler bulmakta zorlanmıyor. İşte hile! İşte çürümüş ağ! İşte Cumartesi Balıkları! Yazarın ilk okuduğum kitabı. 61 mektuptan oluşuyor ve her mektubunda insana hayatı sorgulatan, düşüncelere daldıran kalbe dokunacak anlamlı satırlar var. Okuyucu ile konuşur nitelikte çok akıcı harika bir eser . Yazarın bundan sonra ki kitaplarını okumam için güzel bir başlangıç oldu diyelim.Sevgiyle kitapla kalın🥰📚📚
İnsan şu dünyaya günü birlik bir hayat sürdürmek, yarının hesabını hiç yapmadan yaşamak ve her şeyden sadece zevk almak için gelmedi. Ne dünya buna uygun bir yer, ne de insanın doğası buna elverişli bir yapı.
Peki neden yanlış insanı seçeriz? İnsanın kendisini yetersiz ve değersiz görmesi doğru kişileri seçmesine engel olur. Eğer içsel olarak değersizlik duygusu taşıyorsanız size ancak kötü davranan ya da size yeteri kadar iyi hissettirmeyen insanları hayatınıza alırsınız.
Aşırı fedakâr ve sürekli veren taraf olmanızın en büyük sebebi korkmanızdır, olduğunuz gibi sevilmemekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten ve terk edilmekten korkmanızdır.
Merheba, ben Elşen. Sizlere güzel ve kutlu bir ramazan ayı dilerim. Yeni eserim hakkında düşünceleriniz. Okuduktan sonra yorumlarınızı yazarsanız sevinirim.
Nasıl ayırdederim bir bakışta Seveni sevmeyenden? Külahından, tozlu çarıklarından, Elindeki değnekten. Öldü, güzel sultanım çoktan öldü. Öldü, gömüldü bile. Başında yemyeşil otlar büyüdü, Taşı dikildi bile. Ne olur dinleyin! Ak kefenler giyindi kardan beyaz, Sarıldı çiçeklere. Arar arar sevdiğini bulamaz, Ağlayanlar içinde. Fırıncının kızı baykuş olmuş diyorlar. Allah korusun. İnsan ne olduğunu bilir, ama ne olacağını bilemez. Tanrı bereketini eksik etmesin sofranızdan. Kendiniz hiçbir söz söylemeyin sakın bunun üstüne, ama ne demek olduğunu soran olursa şöyle dersiniz: Yarın bayram, Saint Valentine bayramı, Erken uyanır herkes. Ben bir kızım, gelirim pencerene, Eşim ol derim sana. Delikanlı kalktı, hemen giyindi, Açtı kıza kapısını. Kız girdi içeri, kız girdi ama, Kız çıkmadı dışarı. Ayıp, ne ayıp şey bu! Fırsat bulan her genç yapıyor bunu Yüzü kızarmaksızın. Kız dedi: Bu işi yapmazdan önce Evleniriz demiştin? Delikanlı şöyle karşılık verdi: Evlenirdim sabah sabah gelip de Koynuma girmeseydin. Elbet bir gün düzelir her şey. İnsan sabırlı olmalı; evet ama ağlamamak elimde değil düşündükçe soğuk topraklara gömüldüğünü. Geceniz hayrolsun, bayanlar, iyi geceler, güzel bayanlar, iyi geceler, iyi geceler!
Hemen hemen her toplulukta eşine rastgelebileceğiniz bir karakterdir Hacı Ağa. Iran'daki meşrutiyete karşı çıkıp diktatörlüğü ister başta, sonra demokrasi gelince de öncekini ister. Aslında bu yönetim şekillerini istediğinden ya da sevmediğinden değil de milleti nasıl kandıracağının derdindedir. Hangi yol bu konuda kendisinin işini kolaylaştırırsa hemen onu savunmaya başlar. Kitap boyunca değişen düşünceleri de etrafındaki kimseyi rahatsız etmez. Çünkü etrafındakiler zaten onun fikirlerine değer verdiğinden değil, parası olduğu için yanına gelirler.
Hacı Ağa her sayfada namustan ve ahlaktan bahseder. Her sayfada ise başka birine kötülük yapar. Aynı sayfada kendisini bile ne kadar iyi biri olduğuna dair kandırır.
Sadık Hidayet'i biraz geç keşfetmişim gibi geliyor. Okuduğum üç kitabını da çok beğendim. Böyle konular insanı sıkar ve sık sık ara verme ihtiyacı duyarsınız. Ancak Hidayet'in eserleri, öz bir anlatımla aklından geçenleri okuyucunun önüne seriyor.
21 Aralik 1989'da Romanya'nin Komünist diktatörü Nikolay Cavusesku, Bükres'in merkezinde kitlesel bir miting düzenledi. Birkac ay önce Sovyetler Birligi Dogu Avrupa'daki Komünist rejimlere verdigi desfegi kesmis, Berlin duvari yikilmis, Polonya, Dogu Almanya, Macaristan, Bulgaristan, Cekoslawakei 'da devrimler yerle bir olmustu. 1965'ten beri Romanya' yi yöneten Cavusesku, Temesvar'da patlak veren bu isyanlara ragmen bu firtinaya direnebilecegini düsünüyordu.
"içimde söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, fakat çok büyükler. içimdekileri söylemek için uygun bir yol bulamıyorum, kelimeler yetersiz kalıyor. bazen sanki tüm dünya, tüm hayat, her şey içime hapsolmuş ve onları anlatmam için feryat ediyorlar."
"onların gözünde en yüksek davranış bir iş bulup çalışmaktı. onların ilk ve son sözleri buydu. tüm fikirlerini bu iki sözcüğe sığdırabiliyorlardı. Bir iş bul ve çalış!"