Mükâşefetü`l-Kulûb konu itibariyle tasavvufî bir eserdir. İçerik itibariyle kalpleri hassas bir İslâmi hayata sevk etmeyi, oraya saf bir İslâmî hayatı sıkıştırmayı hedef edinen bir eserdir. Mükâşefetü`l-Kulûb bir Kalpleri İhyâ kitabıdır. Durumlarını tespit ve keşfedip aralayarak, ortaya çıkararak ıslaha çalışmayı öğreten bir eserdir. Tasavvuf kalp ile meşgul olan bir ilimdir. Malûmdur ki, kalp nasıl olursa dış âzâ ve yaşayış da ona uygun bir manzara arz eder. Allah Teâlâ`nın; Her kulun kalbini günde birkaç kere kontrol ettiği hadisinin mânâsına itibarla tasavvufta amellerin zuhur mahalli olan kalp ele alınmıştır. Bu her İslâm âliminin, Hakka ubûdiyyete kendini adamış her âbid ve zahidin başta ya da sonda yaşadıkları bir hayat tarzıdır. Cenâb-ı Hakk`ın her gün ziyaret ettiği kalp hiç şüphesiz ki temiz olmaya lâyıktır. Çünkü bir kulun, Rabbine karşı (kölenin efendisine misali) edep kaidesidir. Edebi olmayan bir kulun Rabbi yanında itibarı olmaz. Hâlbuki bir köle için gaye, efendisinin teveccühünü kazanmasıdır. Kulun saadet ve huzuru da buna bağlıdır. Bu bakımdan kalp, kalplerin keşfi ve hâllerin bilinmesi (Mükâşefetü`l-Kulûb) gayet mühimdir.
Sevgi, bir canlının hoşuna gittiği bireyi beğenmesidir. Bu beğeni artar ve iyice güçlenirse buna aşk denir.Bazı durumlarda bu sevgi,sevgilinin kölesi olmasına kadar gidebilir;sevdiği uğruna sahip olduğu her şeyi feda edebilir.
'Aşık, insanlar arasında az bulunur, genelde yalnızdır. Sürekli tefekkür halindedir, pek konuşmaz. Baktığında görmez, çağrıldığında duymaz, söyleneni anlamaz. Başına bir bela gelse üzülmez. Açta açıkta kalsa dert etmez.Ağır bir söz söylense korkmaz. Yalnız kaldığında Allah'ı düşünür,O'nunla ünsiyet kurar ve O'na yalvarır. Dünyalık konularda insanlarla tartışmaya girmez.''
Canını sıkma!Zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi, bizim halimizi şüphesiz görüyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın tedbiri vardır.
Ömür kıymeti bilinmeyen çok değerli bir mücevherdir. Ondan ahiret için bir servet, hazine doldurmak gerekir. Şunu iyice belleyin, ahireti isteyen kişinin dünyalık arzularını bir kenara bırakması gerekir ki özüyle sözü bir olsun. Kişinin bu halini muhafaza etmesi de iç ve dış dünyasın sürekli kontrol altında tutmasıyla mümkün olur.
Alçak gönüllü ol ki, kendisi yükseklerde olduğu halde, su yüzünde göze görünen yıldız gibi olasın! Duman gibi olma ki, yükseltir kendini, hava tabakalarına doğru, oysa ki alçaktadır."