Sevgilim, dayanamadım. Özür dilerim. Sana, neden böyle davrandığımı anlatmam lazım. Bu, benim sana borcum. Sansaryan Han’da gördüğüm sadece işkence değildi. Emin ol, işkenceyle kalsaydı atlatırdım.
En tehlikeli bulunanlar, ne hikmetse hep en vatanseverler arasından seçiliyor. Devletin yönetim biçimi değişti değişmesine ama bana soracak olursan, yönetimi elinde bulunduranların aydınlara bakışında eskisinden zırnık farkı yok.
Bildiği her şey ona fazladan yük olur. Senin gibi adamları sevgilisiz, eşsiz, çocuksuz olanlardan seçmemiz lazım. Ama olmuyor, akıllı adamlar seviyor, seviliyor.
Kar yağıyor. Ve belki bu akşam ıslak ayakların üşüyordur. Kar yağıyor ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha ne kar, ne rüzgâr, ne gece... Kar yağıyor ve sen böyle ‘No pasaran’ deyip Madrid kapısına dikilmeden önce herhalde vardın. Kimdin, nereden geldin, ne yapardın?.
Bırak yazmayı, şiir anlamak için de önce tarih okumak gerekiyor Ömer. Felsefe bilmeden, sanattan anlamadan, psikoloji ile dans etmeden şiir anlamak mümkün değil. Tıpkı Şeyh Bedreddin Destanı’nda olduğu gibi.
Bir ülkenin nasıl yönetildiği devletin meselesidir. Ülkede yaşayanlar bunu üzerlerine alınmayabilirler. Nihayetinde hataları yapanlar kendileri değildir. Buna karşılık toplumsal bir mesele, bizzat kendilerinin meselesidir.
Senin o ‘K’ dediğinin açılımı ‘komünist’ benim güzel kardeşim. Bu memleketin sözlüğünde karşılığı ‘dövülmek, hapse atılmak, itilmek, kakılmak, horlanmak’ olarak kayıtlı. Sakın oyun oynadığını zannetme.”