Sen genel olarak insanları sevmeye pek meyillisin. Hiç kimsede hiçbir kusur görmüyorsun. Sana göre bütün dünya çok iyi, herkes çok hoş. Hayatın boyunca birisi hakkında kötü bir şey söylediğini hiç duymadım.
Gururlu olayım diye insan neden uğraşır böyle, İleride bir gün eğer unutulup gidecekse? Var mıdır daha iyisi, arkanızda Yazılmaya değer şeyler bırakmaktan, Ve okunmaya tüm insanlarca zevkle?
"Ona inanmış olmak -değerli biri olduğuna güvenmek- kendi hatası mıydı? Ve aslında nasıl biriydi bu adam? Onu yeterince doğru değerlendirecek durumdaydı şimdi..."
"Kendi elimizin altındaki kötülükleri düzeltmeye uğraşmadığımız sürece, kitlelerin iyiliği uğruna daha büyük değişiklikler için ortaya atılmaya hiç hakkımız olmaz bence."
"...başkaları hakkında her zaman iyi düşünme niyetinde bir insandı; ancak insanların dilleri, çoğu zaman genel niyetleri henüz harekete geçmeye fırsat bulamadan çekilen birer tetik gibidir."
"İnsanlar, başlarında farkında olmadıkları soytarı şapkalarıyla, boş hayaller kurarak; herkesin yalanları apaçık ortadayken, kendi yalanlarının hiç belli olmadığını düşünerek; tüm dünya lamba ışığında sarı görünürken, sanki bir tek onlar pembeymiş gibi kendilerini herkesten farklı görerek ne kadar gülünç oluyorlardı."
"Kendi gurur kırıcı itiraflarımızı kabullenmenin bile bizi kızdırdığı düşünülürse "marazi" adını verip geçiştirmeye çalıştığımız, üstümüze çökmekte olan bir uyuşukluğa direnircesine direndiğimiz o karmakarışık fısıltıları, bizi yakından izleyen birinin ağzından açık seçik ve sert sözlerle duymak, insanı çileden çıkaracak bir şeydir!"
"Kendi gurur kırıcı itiraflarımızı kabullenmenin bile bizi kızdırdığı düşünülürse "marazi" adını verip geçiştirmeye çalıştığımız, üstümüze çökmekte olan bir uyuşukluğa direnircesine direndiğimiz o karmakarışık fısıltıları, bizi yakından izleyen birinin ağzından açık seçik ve sert sözlerle duymak, insanı çileden çıkaracak bir şeydir!"
"Eğer hayatın alışık olduğumuz tüm yönleri hakkında derin bir sezgi ve duyarlığa sahip olsaydık, o zaman çayırların büyürken çıkardıkları sesi, sincapların yürek atışlarını işitebilir, sessizliğin ötesinden kulaklarımıza gelen feryatlara dayanamayıp ölebilirdik. Bu yüzden, içimizde en duyarlı olanlar bile etrafta budalalık zırhına iyice bürünmüş olarak dolaşmaktadırlar."
"...çünkü çoğumuz, kendi fikirlerimizin yanlışlığını ya da yaptığımız esprilerin sıkıcılığını göremediğimiz gibi, davranışlarımızın yanlışlığının da açık seçik farkına varamayız."
"Sizce insanlar başkalarının saçmalıklarına tahammül etme gereğini biraz fazla abartmıyorlar mı? Çünkü tahammül ettiğiniz o budalalar sonunda sizi horlamaya başlıyorlar."
"Ne garip: Bazılarımız, dağ başlarında çılgınca sözler ederken bile yaptığımızın bir delilik olduğunu bilir, her zamanki kişiliğimizin aşağıdaki geniş ovada durup bizi beklediğini görürüz."
Ama insanların kaderlerinin gizliden gizliye nasıl birbirleriyle iç içe geçtiklerini yakından izleyen herkes, bir hayatın yavaş yavaş bir ötekini etkilemeye hazırlandığını görecektir; bu tür hazırlıklar, henüz tanışmadığımız bir komşuya olan kayıtsızlığımız ya da ona yönelttiğimiz soğuk bakışlar üzerinde önceden hesaplanmış bir zıtlık, bir çelişki etkisi yaratırlar."
"Ne var ki itibar merakı bizim cömertlik etmemizi sağlar ama bizi asla cömert bir insan yapmaz -tıpkı gösteriş merakının insanı nüktedan yapmadığı gibi."
"...gösterişçi insanların gerçek yüzlerini çok daha çabuk görürdü. Herhangi bir durumda aşırı duygulara kapılmamanın en emin yolu, fazla duygusal olmamaktır."
"Kadın olalım, erkek olalım, biz ölümlüler, sabah kahvaltısıyla akşam yemeği arasında pek çok düş kırıklığını sineye çeker, gözyaşlarımızı bastırırız; dudaklarımızın çevresi bir parça solgun görünür ama nedeni sorulunca "Bir şey yok!" deriz. O sırada gururumuz yardımımıza koşmuştur; bizleri sırf başkalarını yaralamamak için kendi yaramızı gizlemeye zorladığı zamanlar, gurur hiç de kötü bir şey değildir."
"Siz kadınların en cazip yanı, bir erkeği şevkle, kendinizi feda edercesine sevebilme gücünüzdür; biz erkekler böyle bir sevgiyi kendi varlığımızı tamamlayan bir unsur olarak görürüz."
"İnsan davranışlarının kişilere duyulan güven ya da güvensizlikten kaynaklanan önyargılarla yorumlanmasının önlenmesi için, o davranışların apaçık olmaları gerekiyor."
"Çünkü fikirler ile vicdani kaygılar, ortalığa saçılmış iğnelere benzerdi; insanları yere basmaya ya da oturmaya, hatta yemek yemeye bile korkuturlardı."
"Zihnim, eski çağlardan kalma bir insanın -dünyayı dolaşarak, yıkıntılara ve yanıltıcı değişikliklere rağmen kafasında o dünyayı eskiden olduğu şekilde inşa etmeye çalışan antik bir insanın- hayaleti sanki."