Halil Cibran'ı ilk defa okuyuşum. Sezai Karakoç üslubu sezinledim eserinde. Bir çırpıda değil de üzerinde düşüne düşüne okunası bir eser. Sembolik dil kullanmasına rağmen herkesçe anlaşılır bir dile sahip çok güzel bir eser tavsiye ederim. Yazar el- Mustafa isimli bir karakter ile uğradığı bir adada kendisine gelen soruları hikmetli sözler ile cevaplandırıyor.
1632 yılında İngiltere de dünyaya gelen yazarımız kendisini mezhep savaşlarının içinde bulmuştur. Avrupa'nın içinde bulunduğu bu karamsar tablo içerisinde liberalizmi savunmuş Hristiyan birliğinin ancak hoşgörü ile sağlanacağı fikrini savunmuştur. Kendisi aklı rehber edinmiş ancak vahyi de inkar etmemiştir. O Hristiyanlığın itikadi meselelerini akla tabi tutarak akla uygun gelen itikadı fikirleri kabul etmiş ancak herkesin inanç özgürlüğünü yaşaması gerektiğini vurgulamıştır.Laik fikrinin kurucusu sayılmaktadır. Eserde hükümdar - kilise- insan üçlüsü açısından hoşgörünün nasıl olması gerektiğini ele almış kilise ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulamıştır. Açık sade anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Locke eserinde her ne kadar inanç özgürlüğünü savunsa da Ateist ve Katoliklere pekte hoşgörü barındırmamaktadır. İyi okumalar 😉
Eser üç başlıktan oluşmaktadır. Her bir başlık aslında yazarın bir üniversitede yapmış olduğu konuşmaları içermektedir. Birinci başlıkta bilimin belirsizliginden ikinci başlıkta değerlerin belirsizliginden üçüncü başlıkta ise gayri bilimsel çağ eleştirilerini dile getirmiş. Eser içerisinde bir bilim adamının, bilimin mutlak otorite sayılmasına veya bilimin kesin sonuçlar verdiğine dair düşünceleri elestirdigini göreceksiniz. Bir kaç meselede güzel örnekler vererek bunu sağlasa da Richard Feynman'ın bir bilim adamı olarak tarafsızlığını çokta koruyamadigini göreceksiniz ( ki zaten eser içerisinde bilim adamının tarafsız olduğuna dair eleştirileride var ). Eser içerisinde bolca Amerika propagandası yapmıştır. Rusya'yı ise çokça kötülemiştir. Bahsettigi konular çok geniş bir yelpazeye sahip olmasına rağmen biraz sığ ve basit içeriğe sahip eser
Eser 215 sayfadan oluşmakta. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir eser okumamıştım 3 günümü heba etti. Normalde karamsar bir ruh haline sahip olmama rağmen eserdeki karakterlerin hayatlarının, ölümü isteyecek düzeyde kötü olmadığı görüşü hakim oldu bende. Belki karakterlerin psikolojik durumlarının üzerinde biraz daha durulsa yada geçmişlerine biraz daha acılar katılsa okunur düzeyde bir roman olurdu. ESERDE BOSNA SAVAŞINDA YAPILAN SOYKIRIMIN BİR KAÇ KİŞİ TARAFINDAN YAPILDIĞI VE BUNUN HAFİFE İNDİRGENMİŞ OLMASI DÜŞÜNCESİ, KARAKTER AĞZI İLE DİLE GETİRİLMİŞ OLMASI İSE BAŞKA BİR FACİA. BU NOKTADA BEN BU YAZARI BİR DAHA OKUMAMA KARARI ALMAKLA BERABER CAN YAYINLARININ BASMIŞ OLDUĞU ESERLERİDE OKUMAMA KARARI ALDIM. Tepkimi abartı bulabilirsiniz ama aynı ifadenin yahudiler için kullanıldığını düşünün öyle karar verin. ALMAYIN ALDIRMAYIN...
Eser tartışma esnasında galip gelmeyi sağlayacak yöntemlerden bahsetmektedir. Sel yayıncılığa ait basımı okudum. Anlaşılması zor bir çeviriye sahip belki de ben iyi odaklanamamisimdir eseri başka bir çeviriden tekrar okumayı düşünüyorum
O kadar çok imgeleme var ki benim duygu ve bilgi birikimim bana yardımcı olamadı bu eserde. Bir iki şiir dışında beni üzdü :( yazarken şöyle düşündüm yinede merak edilip okunur mu ? cevabım yine hayır olurdu :(
Normalde bu tarz kitapları pek okumam çünkü din itikada dayalı bir anlayış barındırdığı için dileyen dilediğine, dilediği gibi inanmakta özgürdür. Her ne kadar din ve din bilgisi ilgi alanım olsa da bu tarz polemiklere de girmeyi pek sevmem zira bu tarz meseleler genelde öğrenmekten ziyade karşıt görüşteki kişiyi ya ikna çabası ya da sadece ben daha çok biliyorum iddiası taşımaktadır.Eserde 10 soruya cevap verilmiş bu sorular genellikle İslam'ı tenkit etmeye çalışan O'nda hata kusur bulmak isteyenlerin ilk bakışta mantıklı gibi görünen basit soruları ele alınmıştır. **Eseri okuyacaksanız size tavsiyem hangi görüşten olursanız olun lütfen yargı ve ön yargılarınızı bir kenara bırakın, emin olun sizler için faydalı olacaktır.** Eserde cevaplanan soruların belki kapsamlı cevaplarını başka yazarlardan veya makalelerden daha detaylı öğrenebilirsiniz ANCAK yazarın bir doktor olması ve felsefeye hakim oluşu ve bu meseleleri cevaplandırırken tek bir kuramdan değil de bir çok kuramdan faydalanarak cevaplaması benim çok hoşuma gitti. Yazar, eseri sohbet eder gibi yazmıştır. Bu okunurluk açısından akıcılığı sağlamaktadır normalde bu tarz eserler aynı şeyi bir kaç defa tekrar ederek okuyucuyu sıkmaktadır ancak yazar burada çok tekrara düşmeyerek bunu çok iyi sağlamıştır. Metnin bazı bölümlerine hakim olabilmek için felsefeye dair bazı temel meseleleri biraz bilmeniz gerekebilir. Ancak yazar bunu da düşünerek her cevaptan sonra konunun özetini madde madde de açıklamış.
Eser alegorik tarzda yazılmış, çeşitli sembollerle bireysel ve toplumsal mesajlar içeren güzel bir eser. Bilmiyorum hiç Filistin'e gittiniz mi? ki bende gitmedim ama gitmiş kadar oldum.
Eser: Başlık ve içerik uyumlu bir eser. Öğrenmek isteyipte neye, nereden başlaması gerektiğini bilmeyen kişilerden ziyade, nasıl öğrenebilirim sorusunu cevaplayan bir eser. Gayet açık bir dil ile yazılmış adeta sohbet edercesine yazılmış samimi bir eser. Eser icerisinde kesin bilgi ve tavsiyelerden ziyade kişisel kanaatlerden ve yöntemlerden bahsedilmiştir. ( yazar yazı içerisinde de bunu ifade de etmiştir) Başlangıç düzeyi için okunabilecek bir eser.
136 sayfadan oluşan bu eser 6 bölümden oluşmaktadır. Nurettin Topçu hocanın felsefe dersi adı altında ders kitaplarında yayınladığı konular bir araya getirilmiş derleme bir eserdir. Sayfa sayısının az olmasına aldanmayın, zira eserde felsefenin bütün ilgi alanlarına değinilmiş adeta yavrusunu besleyen kuş misali Nureddin Topçu hocamız bilgileri kursağında sindirmiş okuyucunun midesine hazır hale getirmiş. Sadece felsefeye ilgi duyanların değil her alandan herkesin okuması gereken, özellikle felsefe ile ilgilenenlerin ise başucu kitabı olması gereken bir eser. Eser yalnızca felsefeye dair bilgiler vermekle kalmamış bu düşüncelerin altında yatan sebepleri çok vazıh bir şekilde açıklamıştır. Her konu anlatımından sonra konunun özetini vermiş ve kendimizi sınamamız için sorular sormuştur. Not: okurken muhakkak bir kalem ve bir not defteri bulundurmayı ihmal etmeyin zira eserde o kadar güzel bilgiler var ki sayfa boşlukları yetmeyebiliyor :)
Eser; derleme eser niteliği taşımaktadır. Türk filozof ( filozof demek eksik kalır mütefekkir, mutasavvuf) Nureddin Topçu'nun farklı yıllarda farklı yayınlarda kaleme almış olduğu yazılarının bir araya getirilmesiyle meydana gelmiştir. Derleme eserlerde genellikle anlam bütünlüğü pek sağlanamamaktadır, eser içerisinde yazarın kendisi ile çeliştiği de görülebilmektedir ki bu çok normal bir durumdur. Ancak bu eserde anlam bütünlüğü o kadar güzel sağlanmış ki Nureddin Topçu hocanın kendisi ile çeliştiği tek bir mesele bulunmamaktadır. Bu da onun nasıl fikri olgunluğa eriştiğinin en büyük kanıtıdır. Konuların sıralanışıda o kadar ustaca yapılmış ki buradan derleyen hocalarımıza da ayrı bir teşekkürü borç bilirim. Eser bir bütün oluştursada iki ana başlığa ayrılmıştır. Düşünceler ve Duyuşlar olmak üzere. Nureddin hoca felsefi bilgisini tasavvufla öyle güzel mezcetmiş ki hayranlıkla okudum. Tasavvuftaki seyr-i süluk yolculuğunun modern halini bizlere sunmuştur. Normalde bir kaç saatte okunacak bir eser olmasına rağmen uzun uzun notlar alıp sindire sindire okunması gereken bir kitap hatta bir kaç defa daha okunacak bir eserdir. Hikmetin ve irfanın ne olduğunu okuyucuda uyandıracak ufuk açıcı bir eserdir. Eserin son bölümünde damlalar adlı yazısında kitabın özetini verir mahiyette bir yazısı var ki... Sübhaneke gibi zihinlere kazıtılmalıdır...
Evvela eser için psikolojik roman desem değil, anı-roman desem değil, kişisel gelişim desem değil.😉 İçerisinde bolca kişisel gelişim mesajları bulunsa da okuyucuya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde mina isimli karakterimizin yaşadığı problemler ve yaşadığı sorunlardan bahsedilmektedir.ikinci bölümde ise; Mina'nın çöküş halinde karsilastigi Ma isimli kurtarıcı sahsiyetle tanışması ile beraber kendini toparlama sürecinden bahsetmektedir. Son bölümde ise Mina artık kendini gerçekleştirmiş bir karakterle karşımıza çıkmaktadır. Akıcı bir üslupla kaleme alınmış. Nev-i şahsına münhasır bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim. Okuyan herkesin kendine pay çıkaracağı bölümler muhakkak olacaktır.
Bizler yıllarca savaşlarda şehit veya gazi olan kahramanlarımızın hayatlarına takılıp kalırken, yerlerinden yurtlarından olan imparatorluk çocuklarının mahzun hikayelerini yıllarca görmezlikten gelmişiz... Her satırında ayrı bir hüzün, her sayfasında ayrı bir hikaye barındıran bu eser kalbi olan herkesi ağlatacak bir yapıya sahip. Derdi olana derdini unutturan, derdi olmayanı ise dert sahibi yapan eşsiz güzellikte bir eser. Tavsiye edilir.
Eser akıcı bir üslupla yazılmış gereksiz uzatmalardan kaçınılmış, kısa öykülerden oluşmaktadır. Yazarın psikolog olması nedeniyle öyküler psikolojik temellere dayandırılmıştır. Edebiyat, psikoloji ve din üçlüsünün nahif bir şekilde bir arada işlendiği güzel bir eserdir. Çayın yanında ki çerez gibi okunacak bir eser.😊