"Paulo Coelho`nun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen, ama etkili bir öğretmen. Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelho`nun şaşırtıcı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek."Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar…Paulo Coelho`nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya`da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor.
🎬📚 Veronika Ölmek İstiyor: Ölümün Kıyısında Yaşamı Keşfetmek
Görünürde her şeye sahip olan genç bir kadın neden ölmek ister? Büyük bir trajedi, dayanılmaz bir acı veya travma yüzünden değil; her günün bir diğerinin aynısı olmasından, o boğucu sıradanlıktan ve hayatın o büyük "anlamsızlığından" dolayı.
Paulo Coelho’nun Veronika Ölmek İstiyor adlı eseri, basit bir intihar girişimini değil, insanın kendi varoluşuyla yüzleşme serüvenini anlatıyor. Veronika hayatta kalıp gözlerini Villete Akıl Hastanesi'nde açtığında ve yaşamak için sadece sayılı günleri kaldığını öğrendiğinde, o büyük ironi gerçekleşir: Ölümün soğuk nefesi, yaşama arzusunu kışkırtır.
Tıpkı varoluşçu edebiyatta sıkça karşılaştığımız o temel kriz gibi; hayatın absürtlüğüyle ve ölümün kaçınılmazlığıyla yüzleştiğimiz an, aslında sahte maskelerimizin düştüğü ve gerçek özgürlüğümüzün başladığı yerdir. İnsan, kendi "veba"sıyla, kendi sonluluğuyla yüzleşmeden yaşamın gerçek anlamını kavrayabilir mi? Toplumun bize dayattığı "normal" senaryosunun dışına çıktığımızda, anında "deli" olarak damgalanmamız tesadüf müdür?
Villete'teki karakterler aracılığıyla Coelho bize şu sarsıcı soruyu soruyor: Delilik, gerçekliği reddetmek midir, yoksa herkesin kabul ettiği yalanlara inanmayı reddetmek mi?
🎥 Sinematik Bir Not: Kitabın 2009 yapımı, başrolünde Sarah Michelle Gellar’ın yer aldığı bir sinema uyarlaması da bulunuyor. Kitabın içsel ve felsefi derinliğini beyaz perdede tam anlamıyla yakalamak zor olsa da, Veronika'nın piyano çaldığı o ikonik anlar, kelimelerin bittiği yerde müziğin ve sinemanın nasıl devreye girdiğini göstermesi açısından izlemeye değer.
Eser 215 sayfadan oluşmakta. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir eser okumamıştım 3 günümü heba etti. Normalde karamsar bir ruh haline sahip olmama rağmen eserdeki karakterlerin hayatlarının, ölümü isteyecek düzeyde kötü olmadığı görüşü hakim oldu bende. Belki karakterlerin psikolojik durumlarının üzerinde biraz daha durulsa yada geçmişlerine biraz daha acılar katılsa okunur düzeyde bir roman olurdu. ESERDE BOSNA SAVAŞINDA YAPILAN SOYKIRIMIN BİR KAÇ KİŞİ TARAFINDAN YAPILDIĞI VE BUNUN HAFİFE İNDİRGENMİŞ OLMASI DÜŞÜNCESİ, KARAKTER AĞZI İLE DİLE GETİRİLMİŞ OLMASI İSE BAŞKA BİR FACİA. BU NOKTADA BEN BU YAZARI BİR DAHA OKUMAMA KARARI ALMAKLA BERABER CAN YAYINLARININ BASMIŞ OLDUĞU ESERLERİDE OKUMAMA KARARI ALDIM. Tepkimi abartı bulabilirsiniz ama aynı ifadenin yahudiler için kullanıldığını düşünün öyle karar verin. ALMAYIN ALDIRMAYIN...