Eser 215 sayfadan oluşmakta. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir eser okumamıştım 3 günümü heba etti. Normalde karamsar bir ruh haline sahip olmama rağmen eserdeki karakterlerin hayatlarının, ölümü isteyecek düzeyde kötü olmadığı görüşü hakim oldu bende. Belki karakterlerin psikolojik durumlarının üzerinde biraz daha durulsa yada geçmişlerine biraz daha acılar katılsa okunur düzeyde bir roman olurdu. ESERDE BOSNA SAVAŞINDA YAPILAN SOYKIRIMIN BİR KAÇ KİŞİ TARAFINDAN YAPILDIĞI VE BUNUN HAFİFE İNDİRGENMİŞ OLMASI DÜŞÜNCESİ, KARAKTER AĞZI İLE DİLE GETİRİLMİŞ OLMASI İSE BAŞKA BİR FACİA. BU NOKTADA BEN BU YAZARI BİR DAHA OKUMAMA KARARI ALMAKLA BERABER CAN YAYINLARININ BASMIŞ OLDUĞU ESERLERİDE OKUMAMA KARARI ALDIM. Tepkimi abartı bulabilirsiniz ama aynı ifadenin yahudiler için kullanıldığını düşünün öyle karar verin. ALMAYIN ALDIRMAYIN...
Uzun zamandır bu kadar sıkılarak okuduğum bir kitap hatırlamıyorum. Veronika ölmek felan istemiyor. Hayatının değişmesi, ölümle olan bağının kopması için yeterli bir neden aslında...
Veronika güzel, hayatı güzel, işi güzel... Belki de işlerin biraz yolunda gitmemesi, zorluklarla mücadele etmesi gerekiyordu.
Yaşamdan keyif almayan, basit nedenlerle ölmek isteyenlere karşı bir antipatim var. Daha doğrusu ölmek isteyenlerin tümüne karşı. Bu kitap için de aynı şey geçerli.
Foostenelle diyor ki; İnsanların elinden hayalleri alınacak olursa, başka ne zevkleri kalır? Veronika hayal kurmayı biraz olsun başarabilseydi belki de tüm bunlar başına gelmeyecekti.
Kitabın ilerleyeşindeki sorunun kaynağı heyecansız oluşu, yazarın duygularını ve düşüncelerini paylaşacağı cümleleri karakterlere yüklemesi diyebilirim.. yani zırt pırt birisi akıl hocası kesiliyor başımıza. Bu ise okuyucuyu yoruyor, samimiyetsiz geliyor bir anlamda.
Kısaca sevemedim.
Bu kitabın benim için tek anlamı, bir Beyoğlu hatırası olması.