Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul! Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görünür dünyâda, Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan. Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yâda Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.. Yahya Kemal Beyatlı
Kapitalizmin normali köleliktir, fazlası değil. Kölelikten bir gram bile fazla olan her şey, işçi sınıfının örgütlü mücadeleleriyle kazanılmıştır. Biz ne kadar örgütlüysek, ne kadar mücadele edersek, sermaye sınıfı o ölçüde geri adım atmak zorunda kalır.
Kitaplar, çocukluğumun bütün eksikliklerini kapatan, bir tür çaresizlikten dolayı başlarda zorunlu olarak yakın olduğum, sonrasındaysa beni büyüleyen, dünyanın ve gerçek hayatın sıkıcılığından çekip çıkaran birer liman oldu hep. ... Sadece içeriğiyle ilgilenmem kitapların. Cildi, kapağı, baskısı, yazı stili... Bir nesne olarak her daim değerli olmuştur benim için onlar.
Bakmayın siz filmlerin abartısına, fakir ve önemsiz insanların aşık oluşları da basit ve önemsizdir. Öylesine, uyur uyanır gibi, su içer, film seyreder gibi aşık oluveririz. Velhasıl öyle oldu. Basitçe, önünü sonunu düşünmeden aşık oldum.
Hanımlar beyler, eskidendi o kıyafetine göre insan seçme dönemi. Şimdi kıyafet bariyerleri kalktı ortadan. Misal, üzerinizdeki pahalı olduğu düşünülen kıyafetlerinizin aynısını sizinle aynı mertebede olmayanlar da giyebiliyor. Moda, artık bir ayrım kalkanı olmaktan çıktı. Bilginize...
Yapayalnızım ben... Ve cebimde dört küsur liradan başka üç kat elbisemden, birkaç takım çamaşırımdan ve ufak tefeğimden başka hiçbir şeyim ve hiç kimsem yok.
Bundan sonra farklı uygulamalar değil sosyalkitap ta devam edeceğim. Kaos felan istemiyorum yada ne bilim saçma sapan olaylara karışmak ben sadece kitabımı yazmak.Okurlarımında yanında olmak istiyorum. 🤍🤍
Duydun mu? Taşın kemiğini de çatlattım içinden neler neler çıktı hepsi yere yatıp tepinip ağladı.
Hiçbirini ama hiçbirini susturamadım.
Bana biraz evinden tanrının yanından ninni düşür. Yeşil yastıklı uyku satan o adam var ya o biraz tuhaf ama benim kadar değil Mati.
Bir kaç gün sonra Maya tapınıklarında görüşmek üzere. Toprağına ne dikme mi istersin canım Mati!?
Ağlama dediğini duyar gibiyim.
Söz verme bilinçim şu an çevrimdışı. Şayet çevrimiçi olursa tamam ama uzun zamandır çevrimdışı da ruh askısında asılıyım. Bu yüzden sanmıyorum çevrimiçi olacağını Mathilda.
Çünkü onu da yedirdim aspirin tüttüren bulutlara.
Bir iki üç dört yedi sekiz İbrahim’in baltasına sarılıp uykumu içeceğim.
Beni oralarda unutma sakın Mathilda. Toprak yorganını iyice boğazına kadar çek.
Çocuklar yeni "davranışsal psikoloji" teknolojisinin içine çekile rek "uygun" düşünceleri, duyguları ve hareket etme biçimlerini öğrenmeye; bu arada da evden getirdikleri "uygunsuz" tavırlar dan kurtulmanın çaresine bakmaya zorlanacaklardı. O küçük, masum, kırmızı okul binalarının dışındaki karanlık ortamlarda Doktor Frankenstein'ın yaptıklarını aratmayacak, bir ucu kim yasallarla ilgili çalışmalar demıeniyor; fokurtulu cadı kazanları kaynatılıyordu. Öğretirnin her aşamasında, kamuoyunu bilgilen dirmeye gerek duyulmaksızın, çocuklar üzerinde deneyler yapıl masına izin ve yetki verilmişti.
Okul genç zihinlerin denek olduğu bir laboratuvardır, bir şirkete dönüşmüş toplumun ihtiyaç duyduğu alışkanlıkların ve davranış kalıplarının üretildiği bir imalathanedir. Zorunlu eğitimin çocuklara ancak kazara faydası olabilir zira asıl amacı çocukları birer uşağa dönüştürmektir.
Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın Sabahlara kadar oturup konuşalım Kimse duymasın Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız Dokunarak uçalım.
insanlardan buz gibi soğudum, işte yalnız sen varsın Öyle halsizim ki hiç sorma Anlarsın.