Şiirimi şarkıya dönüştürüp, her gece kızlarımın bu şarkı ile uyumasına ve dinledikçe kendimi mutlu hissetmeme vesile olan değerli @mehmetsamil hocama bin teşekkürlerimle 🙏
Umut Çiçekleri, adının çağrıştırdığı gibi hüznün içinden umudu filizlendiren bir eser. Yazar Mükerrem Erce Sandalcı, yalnızca bir şehidin ardından duyulan özlemi değil, geride kalan insanların umutlarını, dayanışmasını ve vatan sevgisini de anlatıyor. Şehit toprağında filizlenen bir hikâyeyi konu alıyor kitap. Duygusallığa yaslanırken cümleler, abartıya kaçmadan sade bir anlatıma yer veriliyor. Özellikle genç okurlar için fedakârlık, sorumluluk ve insan sevgisi üzerine düşündüren, milli ve manevi değerlerimizi yansıtan anlamlı bir eser. Birçok kere duygusal anlar yaşadığım sayfalar oldu. Vefâ, umut çiçeklerinin kalbine Demet öğretmen ile ekilirken, onu okuyanların da kitaplığında ölümsüzleşmek için bir yer ediniyor. "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız."
Göz kenarlarındaki derin kıvrımlar, kimi zaman kurumuş kimi zaman taşmış bir nehir yatağını anımsatıyordu. Dudak köşelerinde yılların tükettiği tebessüm, yerini sarsılmaz bir hüzne bırakmıştı
Eski bir mabet kapısının paslı tokmağıydı sanki elleri. Soğuktu, ıslaktı, pürüzlüydü, kirliydi ama sapasağlamdı. Sığınılası bir korunak, emeğin, fedakârlığın, güven ve huzurun sessiz taşıyıcılarıydı.
İnsanı yaratan, onu değiştiren, ona imanın nurunu ilham eden ve insanı imanın nuruyla süsleyen, güzelleştiren ona beyanı öğreten ve bununla onu (sair mahlukatı içerisinde) öne çıkaran ve faziletli kılan, insanın kalbini ilmin hazineleriyle besleyip de insanı kemale erdiren, kendi rahmetinden bir perde gönderip onu örten, sonra da insana kalbine doğan, aklına gelen şeyleri ifade edecek ve gönderdiği kapalı olan perdeyi açacak dil veren, kazandırdığı ilim ve kolaylaştırdığı konuşma gibi insan için öncelediği ve ona sunduğu şeyler hakkında insanın diline hamdetme imkânı veren Allah'a (cc) hamdolsun.
"Ne bileyim, burada kalmaya pek niyetim yok ama. Sevmiyorum buraları. Dar kafalı, hoşgörüsüz, bezelye taneleri gibi birbirine benzeyen bir sürü insan. Burada ömür çürütmeye niyetim yok.” Nuri Bilge..
Kitabın türü roman olarak geçiyor fakat anı-hâtıra tarzında kaleme alınmış. Günlük de diyebiliriz. Okuma klübümüzde hem olumlu hem olumsuz yönde eleştirelere maruz kaldı. Kadınların farklı ülke ve kültürlere sahip olsa da, anne olduklarında aynı duyguları yaşıyor olduklarını bilmek bağ kurmamızı sağladı yazarla.
Alıntılarıyla içimizi ısıtan bu kısacık kitaba ısındım ben. Bazen sayfalarca yazmanın vermediği bazı duyguları böyle az sayflalı kitaplarda bulabiliyor insan.