Şadan Bey’in çapkınlıklarından usanan ailesi onu alelacele evlendirir ve kendisinden entelektüel bakımdan üstün olan karısının köşküne içgüveyi verir. Şadan Bey evlenmiştir, ancak çapkınlıktan vazgeçmez. “Karımı Nasıl Aldattım” başlığıyla açılan roman, adeta gönül ilişkileri resmi geçidine dönerek okuru, hatta Şadan Bey’i bile şaşırtmayı başarıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar, genel toplumsal ahlakı irdelerken kurguladığı girift olay örgüsü, ilginç karakterleri ve mizahi diliyle okuruna sürükleyici bir hikâye anlatıyor.
— Çünkü dünyada bir konu vardır. Şairler, edebiyatçılar, hikayeciler yalnız başlığı değiştirerek daima bu aynı şeyi anlatırlar. Sevdanın meşru, yasak türlü türlü şekilleri sanat adını alır.
Fakat kanun ve kamuoyu yanılmaz olsaydı o kanunun maddeleri daima durum ve zamanın gereğine göre değiştirilmez ve çoğunluğun anlayışı Ortaçağ’daki bütün vahşet ve dehşetiyle sabit kalırdı. Bunlar her milletin adet, ahlak ve medeniyetteki kıvamına göre değişen zihniyetlerdir.
İnsanların en büyük eğlenceleri muzipliktir. İnsan insanın hüsranından, zararından ve hatta felaketinden hoşlandığı kadar hiçbir şeyden lezzet almaz. Şaka adı altında bazen birbirimize pek acı şeyler yaparız. Ve çoğunlukla tahammülün üstüne çıkarak şakayı kaka ederiz.
— Mademki kadın yaradılıştan bünyece erkekten zayıf, akıl ve dayanıklılıkça hafiftir, erkeklerle birlikte işledikleri günahta dişiye oranla erkeğin sorumluluk hissesi iki, belki üç kat olmalıdır.
Dünyadaki insanların çoğu da benim gibi değil miydi? İnsan kardeşlerine nasihat vermekle meşgul olanların tamamı, sözlerini kendileri yarı yarıya tutmak insafını gösterselerdi çoktan bu alem düzelmeye yüz tutardı.
Dünyadaki insanların çoğu da benim gibi değil miydi? İnsan kardeşlerine nasihat vermekle meşgul olanların tamamı, sözlerini kendileri yarı yarıya tutmak insafını gösterselerdi çoktan bu alem düzelmeye yüz tutardı.
İnsan kardeşlerine nasihat vermekle meşgul olanların tamamı, sözlerini kendileri yarı yarıya tutmak insafını gösterselerdi çoktan bu alem düzelmeye yüz tutardı.
Bizden taşan hayatla her şeyi canlı ve anlamlı görürüz. Şiiri canlandıran işte bunlardır. Gecenin derin sessizliği ve hoşluğu içinde tepemizde pırıldayan yıldızların ince kalpler için ne tatlı bir söyleşmeleri ve şiirleşmeleri vardır. Gök kubbesinden şiirler serperek yürüyen ayı, bu en yakın uzay komşumuzu, uyuyan sulara yansımalarını düşürerek bize bakıyor sanırız.