Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Met susmayı tercih etti. Çünkü hiçbir kuvvet ondan resmî bir belgeyi alamazdı. Başkomiserin isteklerini kabul etmekten başka çaresi yoktu. Ayrıca bir an önce buradan çıkması gerekiyordu. Çok fazla terlemeye başlamıştı. Biraz sonra ellerinde istemsiz titremeler başlayacaktı.
"Arşivden dosyayı çıkarmalarını söyleyeyim. Çay ya da kahve istemediğinize emin misiniz?" "Teşekkür ederim. Ben dosyayı komiser yardımcısı ile gönderirken dışarda beklesem sakıncası var mı?"
"Nasıl rahat hissediyorsanız öyle yapın. Ben arabanıza gönderirim." Demek ki huzursuz hâli dışarıdan fark edilecek aşamadaydı. Karakol ve üniforma Met üzerinde böyle bir etki yapıyordu. İşte olaydan ona kalanlardan biriydi. Dışarı çıkıp arabasına bindi. Yaklaşık yirmi dakika sonra komiser yardımcısı olduğunu bildiği sarışın bir delikanlı elinde dosya çantası ile arabanın kapısını açtı. Kendini tanıtıp Met'le sohbet havası yaratmaya çalışsa da hoşsohbet olmayan Met için çok etkili olmamıştı. Konuştukça kaşları da ağzı ile birlikte oynuyordu. Met'in dikkatini dağıtan bir mimikti bu. O yüzden konuşurken onun yüzüne bakmamaya gayret ediyordu.
Arabayı kahvaltı yapabileceği bir lokanta önünde durdurdu. Komiser yardımcısı kaşları havada kalmış ona bakıyordu. "Burada mı okuyacaksınız dosyayı? Bu uygun mu bilemedim."
Met karakolu fazla mı küçümsemişti? "Hayır kahvaltı yapıp kasaba kütüphanesine gideceğim." İçeri girip kapıya yakın ilk masaya oturup çok anaç görünen garson bayandan çabuk tüketebileceği miktarda bir kahvaltı siparişi verdi. Yalnız çayı kendi bardağını uzatıp onla getirmelerini istedi. Anaç görünümlü garson tuhaf karşılasa da müşteri memnuniyetine önem verdiği için bardağı Met'ten alıp tezgâhın arkasındaki kapıdan mutfağa gitti. Met komiser yardımcısına da kahvaltı ısmarlamayı teklif etti ama o teklifini geri çevirdi. Hızlı gelen kahvaltı tabağını aynı hızla bitirdi. Hesabı ödemeye giderken termosu için sıcak su istedi. Onun da ücretini ödemek istedi ama kasiyer ikramımız olsun deyip kabul etmedi.
Lokantadan çıkan Met kütüphaneye doğru sürdü. Komiser yardımcısı yanlış yola girdiğini söyleyince yüzüne baktı. Kendi memleketinde yabancılık duygusu yaşadı. Kütüphanenin yeri değişmişti. Kasabaya daha büyük ve modern bir kütüphane yapılmıştı. Diğerinin aksi yönündeydi. Met kütüphane binasını görünce geçmişinden bir damarın daha kesildiğini hissetti.
Kütüphanenin içi de dışı kadar görkemliydi. Yalnız büyük olduğu için ısıtmak da zor oluyordu anlaşılan. Kütüphane soğuktu. Kızlı erkekli birkaç öğrenci en dipteki masada oturmuş kitap okuyordu. Bir masada toplanmış üçlü kız grubu ise ellerindeki telefona masanın altından bakarak bir şeylere kıkırdıyordu. Ortalarda da tekli oturmuş okuyan yazan gençler vardı. Girişe yakın ilk bulduğu masaya oturarak dosyayı incelemeye başladı.
Çocukların, baba ve annenin fotoğrafları kendileri ile ilgili bölümdeki kâğıtların üzerine zımbalanmıştı. Bazı kelimeleri atlayarak dosyayı baştan sona okudu. Dosyada yazılanlara göre erkek çocuk Komiser Yardımcısı Met ile iletişim kurmaya çalışmıştı. Çocuk konuşamadığı için Komiser Yardımcısı'na çizdiği karalanmış kâğıtlarla mesaj veriyordu. Komiser Yardımcısı çocuğu birkaç kez takip etmiş vücudundaki morluklara şahit olmuştu. Bunu babanın yaptığına dair komşulardan da aldığı bilgiye dayanarak– kuşkuları olmuştu. Erkek çocuk konuşamadığı için bunu onaylamamış veya reddetmemişti. Kız çocuk bunu reddetmiş morlukları çocuğun kendisine yine kendisinin yaptığını söylemişti. Kız çocukta da yapılan incelemede vücudunda morluklar olduğu görülmüş. Kız çocuk düştüğünü söylemişti. Erkek çocuğun karaladığı kağıtlar uzmanlara gösterilmiş çocuğun ruhsal bunalımda olduğu, gördüğü şiddeti kâğıdı karalayarak göstermişti.
Çocuklar babaları hakkında şikâyetçi olmaya ikna edilememişti.
Karakola gelmemişlerdi.
Olaydaki ihmali kapatmak için dosyaya bu bilgiler sonradan eklenmişti. Çünkü bunlar yaşanırken bir dosya oluşturulmamıştı. Ama Met'in vicdanında arşivlenmişti. Geç kalmıştı. Çocuk ona çaresizliğini anlatmıştı. Ondan yardım istemişti.