Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Ah bu insanlar! Çocukları dinlemeyi hiç bilmiyorlardı. Çocuklar aslında her şeyi anlatırlardı. Önce konuşurlardı. Tabii hemen susturulurlardı. Sonra susar ama yine de bir şeyler anlatırlardı. Acaba o çocuk da ona söylediklerini anlatmış mıydı? İnsanlar çok vicdansızlardı. Çocuklara hiç acımıyorlardı. Onlara acıma hissini öğretemezdi ama dinlemeyi öğretebilirdi. Özellikle dinlerken duymayanlarla konuşma şeklini öğrenmişti. Mesajlar... Kendi çocukluğunu hatırladı bir an. Çocukluğunun çoğu karanlıkta geçmişti. Karanlıkta koklamayı ve duymayı öğrenmişti. Her duygunun bir kokusu vardı. Mesela korku kesik sidik kokusuna benzerdi, öfke yanık odun kokardı, şüphe ölü balık gibi kokardı, üzüntü karanfille tarçın karışımıydı. İnsan hayal kırıklığı yaşıyorsa ıslak toprak kokardı. Dikkat edince hepsi olumsuz duygulardı belki ama insanlarda en çok bu duygular olurdu. Her mutluluğun içinde bir şüphe, ya mutluluğum bozulursa korkusu vardı. Bu iki duygunun karışan kokusunu siz düşünün artık. Üstüne işenmiş ölü balık kokusu... Evet karışık duygular daha çok ele verirdi kendini. Ama ne kadar karışırlarsa karışsınlar o hepsinin kokusunu alırdı. Bu kokular evlerin içindeydi. Her odada farklı kokular olurdu. Her insandan farklı kokular yayılırdı. En çok onun kokusunu biliyordu. Çünkü kendinde de vardı o koku. İkisini birleştiren, bir yapan o muhteşem koku. Bu gece daha başka olacağını hissediyordu. Bu sefer bu kokuyu o da alacaktı. İçine çekecekti ve yine bir olacaklardı. Daha önce de bir olmuşlardı. Aslında onunla bir olmaktan çok hoşlandığından değildi. Sadece onun kendisiyle bir olmasını istiyordu. Görmediğini biliyordu ama koklamayı biliyor olmalıydı. Eğer hâlâ bilmiyorsa şimdi öğrenmenin tam vaktiydi. E,e sonuçta kendisi bir öğretmendi.
Kokulardan arındığında hazırlıklarını tamamlamaya koyuldu. Onlara da hazırlanmaları için zaman tanımıştı. Hem de fazlaca bir zaman.