Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Ş imdi en sevmediği şeyi yapması gerekiyordu. Beklemek. Beklerken kafası karışıyordu. Her şeyin bir film gibi akıp gitmesini isterdi. Beklemeden her şey hızlı hızlı yaşanmalıydı. Yo yo, aslında bu sorun değildi. O beklemeyi de çok iyi bilirdi. Tabii bunu da karanlıkta öğrenmişti. Beklemenin anahtarı sabırdı. Ah, o çok sabırlıydı. Hatta onda peygamber sabrı dediklerinden vardı. Bu yüzden bir daha düşündü. Adı Âdem olabilirdi. Şimdi bu ismi kendine daha çok yakıştırdı. Âdem çok uzun yaşamıştı. Cennetten kovulduğundan itibaren yaratanına affedilmek için çok yalvarmıştı. Bunu yakıştıramadı işte ona. Tamam sabrına yıllarca affedilmeyi bekleyebilmesine diyecek yoktu ama yalvarma kısmı hiç hoşuna gitmedi. Neyse burayı düşünmemeliydi. Cennetten gelmiş yıllarca dünyada hüküm sürmüştü. Âdem de çok sabretmişti beklerken.
Aslına bakılırsa bir nevi kendisi de cennetten gelmişti. Cennetin her yeri aydınlık diye bir şey duymamıştı şimdiye kadar. Pekâlâ oranın da karanlık köşeleri olabilirdi. Evet buna da inandı.
Kokuyu hissedince ondan bir şeyler öğrenecekti. O da herkese öğretecekti. Böylece herkes kokuların anlamını öğrenebilirdi. Çok iyi iş yapmıştı. Kendiyle gurur duyuyordu. Her yaptığıyla gurur duymuyordu ama. Sonra cenneti, peygamber sabrını düşündü. Tam kendinden şüphe edecekti ki tek tokatla bir adamı öldüren peygamber geldi aklına.
Musa: O da öğreticiydi ve o da öldürebilmişti. Oh işte şimdi içi rahatlamıştı. Ama adı Musa olamazdı. Âdem daha yakındı kendisine. Bunu düşünmek için çok zamanı olacaktı şimdi gitmesi gerekti. Kokuyu olması gereken yere bırakması gerekiyordu. Düşüncelerinden sıyrılıp Valizini aldı ve kapıyı açıp karanlığa doğru yol aldı.