KARANLIKTAN GELEN
Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor. • Sürükleyici O...
9. Bölüm

8

6 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Çocukları için içi rahattı. Eşi "Hangisinin genini daha çok taşıdığının bir önemi yok yaşlılığından korkuyorum," deyip artık yatmak istediğini de ekleyerek banyoya doğru gitti.

Bu gece çok uzun olacağa benziyordu. Yatarsa belki rahatlayacağını düşünerek eşinin dolaylı davetine icabet etti. Sabaha kadar uyuyamayacağını, yatakta dönüp duracağını ve eşini de rahatsız edeceğini biliyordu. Son bir kez telefonunu kontrol etti. Beklediği mesaj gelmemişti. Bunun hayra mı alamet olduğunu yoksa şüphelerinin sadece kendinden mi kaynaklandığını gösterdiğini bilemedi.

Sabahki hengâme Amir'i çok yormuştu. Savcının tavrı ise beden yorgunluğuna asabiyet eklemişti. Kendini eve resmen atmış, koltuğa yığılmıştı. Seçim zamanı böyle bir olay yakından ilgi gerektiriyordu. Belediye Başkanı kendisini desteklediğini bildiği için Amir'in önünü açmış ama beklentisini de yükseltmişti. Olayın kısa zamanda –seçimden önce– başarı ile sonuçlanmasını istiyordu. Onun derdiyse seçim falan değildi. Boşanma aşamasındaydı ve karısı elinde ne varsa hepsini almıştı. Çocukların masrafları, nafakalar derken artık idare edemeyecek hâle gelmişti. Bu davanın ardından alacağı ikramiye biraz olsun onu rahatlatacaktı. Son iki davayı eline yüzüne bulaştırmıştı evet ama o zamanlar çok zor günler geçiriyordu. İki yıldır karısı ile yaşadığı boşanma çekişmesinde sonunda pes etmiş, ne isterse kabul etmeye karar vermişti. Zaten en büyük hatayı da burada yapmıştı. Elindekileri kaybetmişti. Ama başka türlü işine de uyum sağlayamıyordu.

Tamam, ondan öncesi de vardı. Beş yıl önce işlenen bir cinayet davasında davanın namus davası olduğuna inanarak yanlış iz üzerinde yürümüş bir sonuca ulaşamamışlardı. Öldürülen adam evliydi ve kendinden küçük bir kızla –kız daha liseye yeni başlamıştı– beraberdi. Kız birlikte olduklarını itiraf etmiş hatta zorla kendisine sahip olduğunu söylemişti. Kızın babası ve ağabeyleri olayı duymuş her yerde bunu onun yanına bırakmayacaklarını söylemişlerdi. Bir de cinayet aleti vardı tabii. Üzerine namus yazılmıştı. Hâliyle kızın babası ve ağabeyleri üzerinden davayı yürütmüşlerdi. Herhangi bir parmak izi ve DNA da bulamamışlardı. Adamın ailesi ve kızın ailesi gözetlenmiş ama bir sonuç çıkmamıştı. Kısaca elde sıfırla kalmışlardı. Memlekete yeni atanan Savcı aksi gibi ilk o davaya odaklanmış beş yılda çözülemeyen davayı üç ayda çözmüştü. Adamın karısı yasak ilişki yaşıyordu –hem de yakın akrabası ile– ve adamı ortadan kaldırmak için de sevgilisini kullanmıştı. Bir de geçen yılki dava var ki onda daha beter çuvallamışlardı. Psikolojik sorunları olan ve intihar eden kadın. Doğalgaz borusuna iple asmıştı kendini. Her şey intiharı gösterirken Savcı buna hiç inanmamış, bizim kapamak üzere olduğumuz dosyaya el atmıştı. Yine haklı çıkmıştı; kadın intihar etmemiş öldürülmüştü. Asıl sıkıntı ise bundan sonraydı. Katili bulma işi cinayet büroya yani kendisine ve ekibine verilmişti. Kimin öldürdüğünü bulmak için çok ter dökmüşler gece gündüz çalışmışlardı ama katili bulan yine Savcı'nın kendisi olmuştu.

Bunlardan başka çözdükleri vakalar vardı ama diğerlerinin yanında çok basit kalmışlardı ve tabii ki skorlarına işlenmemişti. Aslında bu yeni vaka da çözülemeyecek gibi değildi. Birazcık bilgi ile halledeceğine inanıyordu ama ne bir kimlik tespiti ne de elle tutulacak bir delil vardı ortada. Yarın daha fazla bilgi olacağını biliyordu. Koltuğunda sızmak istemiyor ama yatağa gitmek de zor geliyordu. Kalkıp dolaptan üzerine bir örtü ve yastık alarak çekyata attı kendini. Yattığı anda derin bir uykuya daldı.

Savcı için gerçekten de çok uzun ve zor bir gece olmuştu. Uyumak için her çabasında ayrı bir kâbus görmüştü. Sabaha karşı havanın aydınlanmasını bekleyemeyeceğini anlayarak kalkıp çay yapmaya karar verdi. Evde bir yardımcı istemiyorlardı. Eşi ile ev mahremiyetine özen gösteriyorlardı. Çocuklara bile bakıcı tutmamışlar, bu işi çocuklar okul çağına gelinceye kadar annelerine bırakmışlardı. Kendi çayını kendi yaparken eşini uyandırmamak için daha sessiz olması gerektiğini anladı.

Kahvaltıdan önce içtiği üç bardak çayın ardından atıştırmalık bir kahvaltı yaptı. Üzerini giyinmek için odaya girdiğinde yatakta eşinin hâlâ uyuduğunu görüp sessiz olmaya çalıştı. Geceki yatak savaşından rahatsız olduğu için uyuyamadığı belliydi. Kısa bir süre gözlerini hafif aralayarak bugün evde çalışacağını mırıldanarak adliyeye gelmeyeceğini söyledi. Savcı kıyafetlerini alıp salonda giyinmeye karar verdi. Salona geçip giyindi ve yeni güne başlamak üzere evden ayrıldı.

Adliyeye gelip odasına girdiğinde ilk işi merkezi aramak oldu. Çocukla ilgili hâlâ yeni bir bilgi yoktu. Beklemesi gerektiğini anladı. Otopsi raporunu tekrar okumak için dosyayı çekmecesinden çıkardı. Şiddet mağduru bir çocuk, bu da yetmezmiş gibi daha başlamadan hayata gözlerini yummuştu. Şiddet mağduru derken, bunu ona kimin yaptığı elbette belli değildi. Ama oyun sırasında bu kadar morluklara da sahip olamayacağı kesindi. Bunu ona yapana olan öfkesi her düşündüğünde artacaktı. Onu da ayrıca bulup cezalandırmak için söz verdi.

Katilin çocuğu boğarken çocuğun çırpınışlarını düşündü. Ne kadar sürmüştü? Kaç dakika? Bu dakikalar boyunca hiç vicdana gelmemiş miydi? Bunun intikam hırsıyla yapıldığını düşünmüyordu. Çünkü hırsla işlenen cinayetler daha çok silahla vurma, bıçaklama, zehirleme, yüksek yerden atma vb. gibi uzun süre maktulle uğraşma çabası olmayan yöntemlerdi. Boğma rastlanan bir cinayet şekli idi; ama iple, yastıkla veya herhangi bir nesne ile boğma daha çok görünendi.

Onu düşüncelerinden koparan sekreteri elinde deri kaplı şık defteri ile içeri geldi. Gün boyu yapılacak çalışmalar, randevular hepsi gerektiğinde Savcı'ya bildirilecek şekilde not edilmişti. Yılbaşı kutlamaları biteli bir hafta oluyordu ama hâlâ yılbaşı programları devam ediyordu. Birkaç gün daha devam edeceği de belliydi. Yaşayacağı yoğun günün stresi şimdiden üzerine çökerken ilk randevusu ile güne başlamaya karar verdi. İlçeden gelen bir memurdu. İlçedeki mahkemenin verdiği karara itiraz eden davacının ve yandaşlarının dava sonrası çıkardıkları kavganın ve yaralıların durumunu bildirmek, davanın seyri ile ilgili görüşmek istiyordu.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar