Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Komiser yardımcısı "Yani polis olabilir mi?" diye sordu.
"Meslekle ilgili bilgisi olabilir dedim. Mesleğin içindendir demedim. Bugün insanlar çok fazla polisiye diziler ve filmler izliyorlar, kitaplar okuyorlar. Bunlardan etkilenen insanların sayısı da az değil inanın."
Herkes profil uzmanını dikkatle dinlerken kapıyı çalıp içeri giren adam Amir'le konuşmak istedi. Savcı içeri girmesini ve söyleyeceği her neyse söylemesini herkesin duymasını istedi. Orta yaşlı kumral adam endişeli bir ifade ile Amir'e baktı. Amir başıyla konuşabileceğini onaylayan hareket yapınca memur çekingen bir tavırla ortaya konuştu. "Amirim gelen ihbarları değerlendiriyoruz. Ama artık elimizde ekip kalmadı. Valizli adamla ilgili yetişemeyeceğimiz kadar ihbar var."
Komiser "Biz dışarıda konuşsak iyi olacak," diyerek ayağa kalkıp ihbarcı memurla kapıya doğru yürüdü.
Savcı Amir'i içinden çıkamayacağı bu durumla yalnız bırakmak niyetindeydi. Kendisi ve Met için dilediği şansın yarısını da Amir için diledi. "Başka söylenecek bir şey var mı? Yarın bir davam var ama bana her ne olursa olsun her bilgiyi ulaştırın. Basın toplantısı için de aceleci davranmayın ve bir daha düşünün derim." Herkes Savcı ile birlikte ayağa kalktı. Oldukça geç olmuştu ve herkesin dinlenmeye ihtiyacı vardı.
Met yola çıkmadan önce olay yerinden ayrılır ayrılmaz eve geldi. Önce bir duş alacak çay yapıp termosa koyup yola koyulacaktı. Zamanı azdı. Kahve içebilse daha iyi olacaktı ama kahve onda baş ağrısı yapıyordu. En azından demli çay onu uyanık tutardı. Duşa girip çıktığında Savcı'ya bir saate kalmaz yola çıkacağını mesajla bildirdi. Sabah erken orda olmak işlerini halledip akşamdan önce geri dönmesi gerekiyordu. Yarın günlerden cumaydı. Hafta sonu giderse istediği kişilerle görüşemeyebilirdi. En azından resmî işleri halledemezdi.
Yanına yedek kıyafet alıp almama konusunda tereddüt etti. Sonra gerek olmadığına karar verdi. Balıkçı yaka siyah bir kazak altına da kotla keten karışımı yine siyah bir pantolon giymişti. Arada renk katacak bir şeyler mi giysem diye düşünürken üstüne de siyah montunu giymişti bile.
Aynadaki görüntüsüne bakınca hem içi karardı hem de güldü. Kıyafetlerindeki renkler bile içini gösteriyordu ve giyinirken düşünmeden seçmişti. En azından ayakkabısını kahverengi seçti. Büyük termos bardağına koyduğu çayını da alıp arabasını çıkarmak için garaja gitti.
Kar yağmaya başlamıştı. En azından güzel bir şey oluyordu. Met kış mevsimini sevmezdi ama her mevsim de olması gerektiği gibi yaşanmalıydı. Kar yağarken yolculuk yapmayı da ayrıca sevmiyordu. Dua ederek arabasının kapısını açtı. Arabayı çalıştırmaya başlamamıştı ki Savcı aradı. Savcı tek başına gitmesini istemiyordu ama kendisi de gidemeyeceği için üzgündü. Ayrıca merkezde yaşananları da kısaca anlattı. Met'e iyi yolculuklar dileyip kapadı.
Evet artık yola çıkma zamanıydı. Normal şartlarda altı saatlik bir yolu vardı. Sabah erkenden gideceği yere varırsa öğleden sonra istediklerini alıp dönecekti. Alma kısmında biraz zorlanacaktı ve araya birilerini sokması gerekecekti.
Savcı eve geldiğinde kendini çok yorgun hissetti. Hem düşünmekten hem koşturmaktan yorulmuştu. Uzun zamandır da iyi bir uyku uyumamıştı. Duşa girip, çıkar çıkmaz yatmak istedi. Banyoya girip küvetin dolması için musluğu açtı. Biraz sıcak suyun altında kalmak istiyordu. Banyodan çıkınca giyeceklerini hazırladı. Çıkar çıkmaz giyinmek ve uyumak istiyor kıyafet aramakla bile vakit kaybetmek istemiyordu. Ayrıca üşüyordu. Hasta olacağa benziyordu. Koşturmacada üşütmüş olabilirdi. Mutfağa gidip bir soğuk algınlığı ilacı içti. Küvetin dolmuş olduğunu umarak banyoya girdi. Umduğuna yakındı. Kalan kısmın o küvetteyken dolabileceğini düşünüp soyunmaya başladı. Küvete girdiğinde bedeninde bir rahatlama hissetti.
Profil uzmanı siyahşın, çok makyajlı kadının söylediklerini düşündü. İntikam istiyor demişti. Kadının sözleri bir bir kulaklarında ve beyninde tekrarlandı. Geçmişin intikamı. Düşüncelerin içinde kayboluyordu. Göz kapakları ağırlaşmıştı.