Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Savcı bilgiler ve yorumlar arkasından gelecek olan organların dışarı alınması ve tartılması, boşaltılması bölümünü arkası dönük olarak beklemeyi denedi. Arada yine orada olan müfettişi gözlüyordu. Bu sefer onu daha dayanıklı görüyordu. En azından organ kısmında onu taklit edip arkasını döndüğü için rengi atmamıştı.
"Mide muhtevasına bakarsak son ana kadar iyi beslenmiş. Tüm organlar kayıp olduğu süre boyunca işlevine devam etmiş. Yendiğini sindirildiğini ve boşaltıldığını gösteriyor. Böbrekler de iyi durumda. Yani su veya sıvı kaybı da yok."
Savcı beyin kısmını beklemek istemiyordu. Uzmanın cihaza uygun konuşmasından sıyrılması gerektiğini düşünüp kayıt cihazını duraklatmasını işaret etti. "Şu ana kadarki incelemelerinize bakarak söylemek istedikleriniz varsa dinlemek isterim," dedi.
"Söylediklerime ilave bir şey yok. Çocuğa kayıp olduğu süre boyunca iyi bakılmış. Yedirilmiş, temizlenmiş. Dediğim gibi katilin böyle baktığı bir çocuğu öldürmesi tuhaf. Psikolog ya da profil uzmanı olmadığım için yorum yapamayacağım. Ben katili değil maktulü incelerim ayrıca sadece elimdekilerle ilgili konuşabilirim."
Artık buradan ayrılabilirdi.
Toplantı için merkeze geldiğinde girişte onu Adı Bilmem Ne karşıladı. O da yeni gelmişti ve yukarı çıkarken Savcı'ya eşlik etti. Toplantıya katılan herkes normalden fazla tedirgindi. Sinir bozan hantal, şişman Amir, Savcı'dan uzak bir sandalye seçmişti.
Akşama burada duyduklarından fazlasını alacağı bilgileri bir an önce dinleyip gitmek istiyordu. Video yine hazır bekliyordu. Uzman oynatmaya başladığında durdurmasını söyledi.
"Gördüklerimizi değil görmediklerimizi bilmek istiyorum," dediğinde herkes birbirinin yüzüne bakıp lafa kimin başlayacağını merak etti.
Amir'i uzun zamandır yalnız bırakan komiser çocuğu hastaydı ve onun tedavisi ile ilgileniyordu–, yardımcısından ve Amir'den önce söz aldı. Önceki toplantıda acemi yardımcının potlarını gelir gelmez öğrenmişti.
"Olay yeri inceleme ekiplerinden aldığımız bilgi ve delillerin analizine göre maktulün üzerinde ve ayakkabısında katile ait herhangi bir DNA izine rastlanmadı. Yalnız ayakkabının içerisinde sidik kalıntısına rastlandı ve çocuğa aitti. Ayakkabıdaki not yazılan kâğıtta da aynı şekilde bir el izi ya da DNA yok. Kâğıt özellikle ultraviyole ışıkla da tekrar incelendi. Karalamaların altında herhangi bir işaret ya da yazı yok. Raporlar henüz tam olarak çıkmadı çünkü aradaki zaman kısa."
"Olay yerindeki ayak izlerine bakıldı mı?"
"Evet. Tipinin silmediklerine en azından. Olay yerindeki yeni ve belirgin izlerin çoğu bizim ekibe ait. Biri cesedi bulan eskicinin. Bundan başka etrafta da çok belirgin olmasa da kadın, erkek ve çocuk ayakkabısı izleri vardı. Halka açık bir alan olduğu için hepsini değerlendirmek mümkün görünmüyor."
"Baba sorgulandı mı?"
Amir kendine söylenen sözün ortaya söylenmesine içerleyerek sözüne öksürerek başladı. "Evet. Bizzat kendim sorguladım. Dediğim gibi morlukların kendisinden kaynaklanmadığını, çocukların çok yaramaz olduklarını ve birbirleriyle hiç anlaşamadıklarını söyledi. Sürekli kavga ediyor birbirlerine zarar veriyorlarmış."
Amir bunları söylerken Savcı babayı ilk fırsatta ziyaret etmesi gerektiğini aklının bir köşesine not etti.
"Babaya anneyi, yakın, uzak akrabaları, eve gelen gidenleri, çocukların kimlerle iletişimde olduğunu sorduk. Eşinin işe yaramaz bir kadın olduğunu, hiçbir akrabasıyla da görüşmediğini söyledi. Eve de kendisinden ve çocuklardan başka gelen giden yokmuş. Komşuları tanımıyor bile. Kendisi içerdeyken çocukların ne halt edip başlarını belaya soktuğunu da bilmiyormuş."
Savcı dosyayı açıp içinde babanın ifadesinin olduğu kâğıdı aradı. Bulduğunda ise ifadelerin Amir'in söylediğinden daha ağır olduğunu görünce aklındaki ilk fırsatta kısmını en kısa zamanda olarak değiştirdi. Amir'i de bu sözleri bu kadar nahif ifade edebildiği için içinden tebrik etti.
"Evdeki incelemeler bitti mi?"
"Ev diyebilirsek – evet bitti. Tam bir çöplük yuvası. Baba ve çocuklardan başkasına ait bir iz yok. Arada Sosyal Hizmetler görevlilerinden başka ziyarete gelen de yokmuş. Onlar da kapıdan ziyaret edip gidiyormuş."
"Peki anneye ulaşıldı mı?"
"Evet. Anne eşinin dayaklarına ve hakaretlerine dayanamayıp bir yıl önce evi terk etmiş. Ailesi çocuklarını istemediği için yanına alamamış. İşe girip bir düzen kurunca ilk işi çocuklarını almak olacakmış."
"Ama artık alabileceği çocukları kalmadı..." diye söylenen Savcı, eşini ve çocuklarını düşündü. İnsana sahip olduklarının hiç elinden gitmeyecekmiş gibi gelmesi de garipti. "Komşularda durum ne? Herhangi bir şey hatırlayan var mı?"
"Yok. Komşular çocuklar için üzgün ama adamdan uzakta olmaktan çok memnunlar. Dört ayda mahallenin havasının değiştiğini söylediler. Ayrıca komşuların anlattıklarına göre eve para getiren çocuklarmış. Hırsızlık yaptıklarını bile söyleyenler oldu."
"Dedikoduları es geçmediniz yani. Var mı çocukların hırsızlık yaptığına dair bir iz? Mahalleden neler çalınmış?"
"Hayır Sayın Savcım," diye araya giren komiser amirinin azar işiteceğinden korkup kendini ortaya atmıştı. "Ama çocukların mendil sattıklarını görenler olmuş. Bunla ilgili birkaç farklı muhitten ihbar geldi merkeze. Çocuklardan mendil aldıklarını söylediler."