KARANLIKTAN GELEN
Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor. • Sürükleyici O...
24. Bölüm

21

5 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Met geçmişten çıkıp bulunduğu ana dönmekte zorlandı. Etrafı tekrar gözden geçirip kocaman bir soluk alıp içine doldurdu. Sanki havadan ona bir mesaj gelecekmiş gibi gözlerini kapatıp aldığı soluğu bir müddet içinde tuttu. Bıraktığında hiçbir şey hissetmedi. Hiçbir rahatlama hissi yoktu. İçindeki huzursuzlukla arabasına doğru gitti.

İkinci olay yerine giderken radyodaki şarkı ilgisini çekti. Sesini açtı ve eşlik etmeye başladı. Müzikle hiç arası yoktu oysa. Şarkıyı baştan sona bildiğini fark edince kendisine çok şaşırdı. Olay yerine geldiğinde az önceki hisler yoktu. İnsan her şeye hemen uyum sağlıyordu.

Kız buraya bırakılmıştı. Yine aynı şekilde olmuştu her şey. Burası da eskiden bir kütüphaneydi ve burası da yıkılmıştı.

Yine yıkılan bir geçmiş dedi kendi kendine. Aynı kendi geçmişleri gibi. Demek bir mesajın daha var: Geçmiş ve yıkım. Kimin geçmişi kimin yıkımı deyip gıyabında kızdı adamına. Elinden geleni yapmıştı.

Evet geç kalmıştı ama zaten cezasını çekmişti. Şimdi bu yaptıkları ile neden tekrar onu cezalandırıyordu.

Tekrar çocuğu hatırladı. Aradan onca yıl geçmişti. Artık o bir çocuk değildi. Neye benzediğini, daha doğrusu neye dönüştüğünü merak etti. Cesetleri ve otopsi raporlarını düşündü. Çocuklarda cinsel istismar yoktu. En azından sapık olmadığına sevindi. Etrafa bakarken onun burada olup olmadığını ve kendisini gözetleyip gözetlemediğini düşündü. Olma ihtimali vardı elbette. Her nerede ise onu bulmalıydı. Daha fazla kayıp vermeden daha fazla yıkım yaşamadan. Yola çıkmak için sabahı beklememeye karar verdi.

Amir, Savcı'nın arayacağını bildiği için zaten ekibine önceden haber vermiş, merkeze çağrılma durumuna karşı hazır olmalarını söylemişti. Savcı aradığında da vaktin geç olduğunu söyleme gereği falan duymadı. Toplantı salonunda hazır olarak Savcı'yı beklerken hepsi birer kahve almışlardı. Komiser yardımcısı ağzının yanmasından korkarak kahveyi üfleyerek içiyordu. Meraklı bilişim uzmanı komiser yardımcısına bakarak Amir'e sordu "Savcı görüntüleri görürse neler olacak biliyorsunuzdur."

"Hiçbir şey," dedi Amir. Savcı ile aralarındaki çekişme herkes tarafından biliniyordu. Herkesin skor saydığına kendi aralarında bahse girdiklerine de emindi. Kim kimden yana oy kullanıyor acaba diye düşündü. Aslında çok fazla taraftarı olduğundan emin değildi. "Bunu o çocuk katili hasta pisliği köşeye sıkıştırmak için yaptık. Bunun için her yol da mübahtır."

"Evet ama bazıları için mübah anlayışı farklı olabilir..." dedi profil uzmanı. Odadaki tek bayandı ve bu kadar erkeğin içinde olmaktan rahatsızlık duymuyordu. "Savcı'yı hepimiz tanıyoruz. Şüphecidir ama kesin ve net bilgi olmadan da hareket etmez. Ayrıca bir de öfkeli hâlleri var ki bunu konuşmasak da olur."

"Savcı'dan bu kadar çekindiğinizi bilmiyordum. Biz birilerine göre değil, vakaya göre hareket ediyoruz."

"Çekinme değil, emin adımlarla yere basma diyelim. Yürüme demiyorum dikkat ederseniz. Adım atarken bile dikkatli olmalı bazen insan."

Savcı'dan sonra bir de bu psikoloji saçmalıklarını dinleyecek durumda değildi. Konuyu uzatmadı. Bilişim uzmanı eline aldığı elmayı sesli bir şekilde ısırınca ciddiyetsizliğin bu kadarına pes dedi. Daha fazla otorite kurması gerektiği anlaşılıyordu. Yanındaki komiser ve yardımcısına baktı. Burada en güvendiği adam komiserdi. Tam bir aile babasıydı ve işinde de verimli çalışıyordu. Bu iş bittikten sonra kime nasıl davranacağını biliyordu artık. Herkes ne hak ediyorsa öyle olacaktı. Vali ve Belediye Başkanı olayı çözeceğine inanıyordu ama inanmasalar da onlar için bir sıkıntı yoktu. O çözmese Savcı ve şu gizemli arkadaşı Met vardı. Met'i merkezde kimse görmezdi. Üniformadan uzak duranın aslında Savcı değil o olduğunu biliyordu. Bu ikilinin beyninin de o olduğuna emindi.

Savcı Met'i gönderir göndermez bakanlıktan ve başsavcılıktan gelen telefonun ardından Amir'i aramış toplantı için hazır olmalarını söylemişti.

Birazdan yapılacak konuşmalar için herkesin hazır olduğunu umdu. İçeri girdiğinde içerideki kahve kokusuna bakılırsa yeni gelmemiş, en azından bir kahve içimi kadar odada onu beklemişlerdi demek.

"Evet..." dedi cinayet büro amirine bakarak. "Neler oluyor anlatın bakalım."

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar