KARANLIKTAN GELEN
Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor. • Sürükleyici O...
4. Bölüm

3

5 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Bilgisayardan gözlerini ayırıp masaya dönen uzman kadavra üzerindeki ayrıntıları anlatmaya başladı "Vücudunun sırt, kol ve göğüs kısmında morluklar görülmektedir. Bu morlukların etrafı sararmaya başlamış. Bu da demek oluyor ki iyileşme aşamasına girmiş. Ölüm anında oluşan morluklar olmadığı kesin. İki ay veya daha öncesine ait olabilirler. Yüzdeki morarmanın olay yerinde çekilen fotoğrafa oranla azalmış olması ciğerlerde kalan havanın yavaş yavaş boşaldığını gösteriyor. Morarma ölüm nedeninin boğulma olduğunu gösteriyor. Herhangi bir nesne ile boğulduğuna dair bir bulgu yok. Nefes borusu da temiz. Boğaza kaçan cisim olmadığı da kesin. Boğulma şekli ile ilgili bilgi iç organlar da incelendiğinde kesinleşecektir. Ayrıca vücut sıcaklığı ve ölüm sertliğine bakıldığında öleli çok olmamış. Cesedin bulunma saati 03.35 olduğuna göre bu saatten kırk beş dakika ile otuz dakika öncesi diyebiliriz. Havanın soğuk olması ve cesedin dışarıda, soğukta kalması da düşünüldüğünde kesin bir saat vermekte zorlanıyoruz." Uzman konuşmaya ara verip tırnaktan, saçtan, ağız içi, kafa derisi ve çeşitli yerlerden kazıntılar alıp incelenmesi için adli tıpa göndermek üzere uygun şekilde paketledi. Yardımcısından etajerin üzerindeki kabı isteyip içine yerleştirdi. Cesedi yüzüstü çevirdi, ense kökünden başlayıp ayak topuğuna kadar inerek tüm vücudu inceledi. Sonra kadavranın bacak arasını açıp makat incelemesi yapıp tekrar sırtüstü çevirdi. Küçücük bedeni çevirirken yardıma ihtiyaç duymuyordu.

"Vücutta yeni oluşan herhangi bir darbe görülmüyor. Cinsel istismar da yok."

Uzman birkaç şey daha söyledikten sonra eline neşteri aldı. Bundan sonrasına ne kadar dayanabileceğini bilmiyordu ama beklemesi gerekiyordu. Uzman küçücük bedende Y çizgisi açtı. İç organları tek tek sayarak çıkarıp tartarken Savcı bir an kendi içinin de boşaldığını düşündü. Adam her yaptığını ayrıntılı şekilde cihaza ve onlara anlatıyordu. Diğerlerine baktığında müfettişin kendinden daha kötü hâlde olduğunu gördü. Rengi sararmıştı ve her an bayılacak gibi duruyordu. İç organlara bakarken ki yüz ifadesinden artık hiçbir sakatatın hayatında yeri kalmadığını anladı. Öğürmesini tutuyor ama gözleriyle de zorda kaldığında kusmaya yer arıyordu belli ki. Cinayet büro memuru ise onlara dayanaklılığını kanıtlamak ister gibi meraklı gözlerle izliyordu. Bunu tembihlenmiş bir meydan okuma olarak algılayıp zihninin bir köşesine kazıdı.

Otopsinin bir saati dolmaya yaklaştığında uzman kafatasını derisinden ayırmıştı. Testereyi henüz kullanmak istemiyordu.

Röntgen görüntüsündeki kırık kısmın ön incelemesini yapıp daha sonra beyini çıkaracaktı.

Bu aşamada burada kalmasının gerekmediğine inanarak istediği bilgileri almış olarak kendini otopsi odasından dışarı attı. Kapıdan çıktığı anda ciğerlerindeki sızıyla uzun süreli nefes tutma yaptığını anladı. Koridordaki sıcaklığın vücudunda yayılma şekli ise ne kadar çok üşüdüğünü gösteriyordu. Dışarıdaki soğuk havaya rağmen hastaneden bir an önce dışarı çıkmak için hızlı adımlarla yürümeye başladı. Sokağa çıktığında otopsi odasındaki yoğun kokunun burun deliklerinde kaldığını hissetti.

Her zamanki gibi kendi arabasıyla gelmişti. Makam arabasını gereksiz ve fazla havalı buluyordu. Arabaya binip çalıştırdı. Isınmayacağını bile bile kaloriferi açtı. Hareket etmeden önce aldığı bilgileri düşündü. Toksikoloji raporu, delillerin analiz raporu ve olay yeri incelemeden gelecek raporları okuyacak daha fazla bilgi edinecekti ama şimdilik aklında tutması gerekenleri kısaca gözden geçirmek istedi. Çocuk ağzı ve burnu kapatılarak elle boğulmuştu. Havasız kalan akciğerlerde küçük lezyonlar oluşmuştu. İçte kalıp dışarı bırakılmayan karbondioksit buna sebep olmuştu. Yüzündeki ifade de bu boğulma şekline uygundu. Gece 2.00 ile 3.00 arasında ölmüştü. Devriye gezen bekçi cesedi 3.35'te bulmuştu. Olay yeri inceleme ekibi ise olay yerine 3.45'te gitmişti. Demek ki en erken kırk beş dakika öncesinde öldürülmüştü. Peki olay yerinde mi öldürülmüştü yoksa öldürüldükten sonra mı oraya bırakılmıştı? Öldürüldükten sonra bırakıldı ise gerçek olay mahali cesedin bulunduğu yere yakın olmalıydı. Yarım saat ya da kırk beş dakikalık mesafe – tabii aracı yoksa. Eğer araçla hareket ediyorsa olay yerini daha uzak mesafe olarak düşünebilirdi.

Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar