KARANLIKTAN GELEN
Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor. • Sürükleyici O...
3. Bölüm

2

7 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Arabayı sürmeye başladığında aklı çok başka yerlere gidiyordu. Ama düşündüklerinin doğru olmaması için de dua ediyordu. Önce eve gidip üzerini değiştirmeyi düşündü ama otopsiyi de hızlandırması gerekiyordu. Mesai saatinin başlamasına daha bir saat vardı. Kendine sıcak bir kahve için zaman ayırmaya karar verdi. Kahve içmek için adliyeye geçmeyi düşündü. Hem oradaki işleri halleder hem de kahvesini içebilirdi.

Savcı'nın adliyedeki işlerini halletmesi bir saatten daha az sürdü. Hâlâ mesai başlamamıştı ama bu iş mesai saatini bekleyemeyecek kadar da önemliydi. Hastaneyi arayıp otopsiyi yapacak adli tıp uzmanının orda olup olmadığını sordu. Hastanede olmadığını öğrenince aranıp bir an önce çağrılmasını söyledi. Otopsisi yapılacak cesedin de hastaneye henüz ulaştığını öğrendi. Kendisi de herkesle beraber orada olmak için adliyeden ayrılıp hastaneye doğru yol aldı.

Otopsi için geldiğinde olay yerinden ayrılmasının üzerinden iki saat geçmişti. Otopsiye yardımcısını gönderirdi çoğu zaman ama bu sefer bizzat bulunmak ve her bilgiyi ilk ağızdan dinlemek istemişti. Otopsiyi yapacak kişinin olay yerindeki uzman olmadığını görünce bu farklılığı mesai değişimine yordu. Adli tıp uzmanı sabahki uzmandan daha uzun boylu, saçları seyrek ve daha yaşlıydı. Otopsiyi kimin yapacağı zaten şu an ilgileneceği son şeydi. Önemli olan işin doğru yapılması, detaylı ve titiz çalışılmasıydı.

Adli tıp uzmanı otopsi odasından önceki ara bölüme geldiğinde herkes orada onu bekliyordu. Önce selam verip kendini tanıttı. Yardımcısı ise buna gerek duymadı. Sanki benim varlığımı unutun der gibi bir hâli vardı. İkisi de otopsi için hazırlanan kıyafetlerden giymişlerdi. Yardımcı, odadaki herkese birer paket dağıtarak giymelerini istedi. Paketi açıp içindeki önlüğü kıyafetlerinin üzerinden geçirdiler. Verilen galoşlar birkaçının ayağına küçük gelse de sorun eden olmadı. Kafalarına geçirdikleri bone ise her an fırlayacakmış gibi çok eğreti duruyordu.

Giyinme işlemi tamamlandıktan sonra hep birlikte otopsinin yapılacağı ana bölüme geçtiler. Masa temizlenmiş cesedin konulmasına hazır hâle getirilmişti. Morgdan çıkarılan kadavra sedye üzerinde getirilip masaya konuldu. Kadavrayı getiren çalışan bir an önce oradan ayrılmak istiyormuş gibi kimsenin yüzüne bakmadan kapıdan dışarı çıktı. Savcı masaya baktı. Küçük bir torbanın içinde hayata devam etmesi gerekirken, oyun oynaması, okula gitmesi gerekirken her şeyi elinden alınmış küçük bir beden vardı. Savcı derin bir iç çekti. Otopsiye dayanabilecek cesareti kendinde bulmaya çalıştı. Sonuçta o küçük beden için, ona bunu yapanı bulup cezalandırmak için buradaydı. Yani şu an en olması gereken yerdeydi. Kendine bunu hatırlattı.

Uzman yakasına otopsi boyunca kayıt yapacağı cihazın mikrofonunu taktı. Mikrofona bir iki defa üfledikten sonra kayıt cihazına baktı. Cihazın yeşil yanan ışığını görünce kaydın yapıldığına emin olup tarih, saat ve otopsiye katılanları rütbeleri ile saymaya başladı. "6 Ocak ..."

Otopsiye Savcı'nın kendisinden başka cinayet bürodan bir memur, bir müfettiş, adli tıp uzmanı ve uzmanın yardımcısından başka katılan yoktu.

Emniyet amiri, nedendir bilinmez, otopside bulunmak istememişti. Uzman ceset torbasını açarken Savcı derin bir nefes aldı ve uzunca bir süre içinde tutmayı planladı. Ceset çıplaktı. Kıyafetleri diğer delillerle birlikte incelenmek üzere alınmıştı demek ki. Özel tasarım röntgen makinesini getirerek çocuğun el röntgenini ve ardından vücuttaki belli kemiklerin röntgenini çeken uzmana bakarken adamın gözlerini fazla kırptığını fark etti. Odada kimse konuşmuyor, herkes onun konuşmasını bekliyordu. Bu yüzden üzerinde bir baskı hissetmiş olabileceğini düşündü.

Çekilen bir yığın röntgenin ardından çekildiği anda bilgisayara aktarılan görüntülere bakarak kayıt cihazına ve oradakilere hitaben konuşmaya başladı. "Röntgen görüntüsü incelendiğinde kemik yaşı on. Yalnız gelişim olarak on yaşın altında kalmış. Beslenme sorunu yaşamış gibi görünüyor. Erkek çocuk. Kafatasında daha önceden oluşmuş ve zamanla kaynamış kırıklar görülmekte. Ayrıca sağ kol kemiğinde de dirsekte önceden oluşup zamanla kaynamış kırık görülüyor. Kaynama durumuna bakıldığında bu kırıkların altı aydan öncesine ait oldukları düşünülüyor."
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar