Gizemlerle dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? Nurdan Atamtürk'ün kaleminden çıkan "Karanlıktan Gelen," sizi soluksuz bırakacak bir polisiye ve felsefi yolculuğa davet ediyor.
• Sürükleyici O...
Onu çok dövüyordu. Son zamanlarda artık dayanamıyordu. Sürekli kaçıp gitmek istediğini söylerdi ama adamın onu bulmasından da korkuyordu. Eğer yakalanırsa onu öldüreceğini söylüyordu."
"Anne olarak nasıldı? Çocuklarıyla ilgilenir miydi?"
"Hem de çok. Çocuklarını çok seviyordu. Çocuklar burada yani mutfakta büyüdüler.
Onları gözünün önünden ayıramıyordu. Zaten onca zaman çocukları için dayanmıştı. Çocuklarını alıp gitmek istemişti ama nereye gideceğini ne yapacağını bilmiyordu. Gidip bir iş bulup hemen gelip onları alacağını söylemişti."
"Çocuklarda herhangi bir şiddet izi gördünüz mü? Anne size çocuklarla ilgili bir şey anlatıyor muydu?
"Kollarında morluklar görmüştüm. Ama çocukların kavga sırasında abarttıklarını söylemişti. Babanın şiddet uygulayıp uygulamadığını öğrenmek istiyorsanız, emin değilim. Bana da olabilir gibi gelmişti. Zaten karakola birkaç kez şiddetten dolayı gidip şikâyette bulunmuştu. Ama tabii sonu daha kötü olmuştu. Bir de çocukları ileri sürerse daha beterini yaşayacağını düşünmüş olabilir."
"Anne çocukları da buraya getiriyordu demiştiniz. Anne çalışırken çocuklar neler yapıyordu burada?"
"Sakin ve zararsız çocuklardı. İki kilerimiz vardı, biri küçük olduğu için kullanmıyorduk büyük olan bize yetiyordu. Küçük kileri çocuklara göre düzenledik. Okula başlayana kadar orada oyun oynuyorlardı. Anneleri de sürekli göz önündeydi. Uyumak istedikleri zaman uyurlardı. Anneleri onlara kitap bile okurdu. Çocuklar için de sorun olmadı yani. Okula başlayınca da derslerini yaparlardı. Anneleri boş kaldığında onlara yardım ederdi. Kız oldukça başarılıydı ama diğeri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ders çalışmak yerine sürekli başka şeylerle ilgilenirdi. Dikkat sorunu olduğunu söylemişlerdi. Ayrıca konuşma sorunu da vardı. Sanırım zekâsında da sorun vardı ama annesi kabul etmiyordu tabii."
"Bunu nasıl anladınız? Zekâ sorununu yani?"
"Nasıl anlatsam. Bazı şeyleri bilmek için uzman olmaya gerek olmayabilir ya işte öyle. Normal çocuklar gibi olmadığı anlaşılıyordu. Bir de sürekli onunla vakit geçiriyorsanız size diğer çocuklardan farklı geliyordu. Belki erken doğdukları için olabilir diye düşünmüştüm ilk başlarda. Ne bileyim, belki beyin gelişimi tamamlanmamıştır falan gibi."
"Erken doğum mu?"
"Evet evlendiği anda hamile kalmıştı. Yedi ay sonra doğum yaptı. Yani zamanını tamamlayamamıştı."
Erken doğum normal gebeliklerde yaşanan bir durumdu. Bazen erken doğum yapılabilirdi bazı çocuklarda sıkıntı yaşandığını da duymuştu. Çocuğun durumu da bununla mı ilgiliydi?
"Hm. Çocuğun konuşma sorunu nasıldı?"
"Nasıl söylesem, kelimeleri eksik konuşuyordu ve de karmaşık. Arada düzgün konuştuğu da oluyordu. Annesi o ne söylese anlıyordu. Aralarında farklı bir iletişim vardı."
"Ders çalışmak yerine başka şeylerle ilgilenirdi demiştiniz, ne gibi şeylerle ilgilenirdi?"
"Ders kitabı yerine dergi karıştırırdı. Küçüklüğünden beri dergilere meraklıydı. Sürekli sayfaları çevirir, resimlere hayran hayran bakardı. Hatta bazılarını kestirip duvara bile astırmıştı."
"Dergiler ne ile ilgiliydi?"
"Bilim dergileri, uzay fotoğrafları çok ilgisini çekerdi. İnsanların yaratılışı, vücudu falan işte. Aslında her türlü dergileri severdi. Çok renkli olduğu için çok ilgisini çekerdi. Annesi dergide yazanları ona okurdu. Çok mutlu olurdu."
"Anne gidene kadar mutlulardı yani. Şiddetten başka ailede sorun yoktu."
"Evde nasıllardı bilemem ama evet burada gördüğüm kadar mutlulardı. Çocuğun durumuna rağmen hem de."
"Anneleri gittikten sonra da çocukları görmeye devam ettiniz mi?"
"Ah tabii ki. Gideceğini söylediği zamanlar eğer bir gün giderse çocuklarıyla ilgilenmemi istemişti.
Gerçekten söylediğini yapıp gidince de çocuklarla ilgilenmeye çalıştım. Onlarla konuştum ve onları tembihledim. Her gün okul çıkışı gelip yemeklerini yiyorlardı. Biraz da acıkırlarsa diye bir şeyler alıp eve geçiyorlardı.
Gelmezlerse biriyle hem yemek gönderiyor hem de kontrol ettiriyordum."
"Çocukların davranışlarında değişiklik fark ettiniz mi?"
"Anne gidince değişiklik olması normal değil midir? Tabii ki eski canlılıkları kalmamıştı. Daha az görünür oldular hâliyle. Erkek olanın annesi gidince saldırganlaştığını ve kavga ettiğini duymuştum. Bunu kız olan söylüyordu. Okulda da kavga etmiş. Yani birilerinin başına bela olacağı zaten belliydi. Ah üzgünüm yanlış konuştum sanırım."
"Hayır yanlış konuşmadınız." Aksini söylerse kadının sohbeti bitireceğini düşünmüştü.
"Anneleri gittikten sonra hiç çocukları ya da sizi ziyaret için geldi mi?"
"Hayır gelmedi. Zaten bir sene olmadan olaylar yaşandı."
Met dosyadaki yazılanları hatırladı. "Peki cenaze törenine katılmak için?"
"Hayır ona da gelmedi maalesef."
"Cenazeye kimler katıldı?"
"Tam olarak hatırlamıyorum ama dede, anneanne ve komşular, tanımadığım bir-iki kişi daha vardı sanırım. Bir de emniyetten birkaç kişi."
Emniyetteki kişiler arasında Met yoktu. Met vicdan azabı denen işkenceye maruz bırakmıştı kendini.