EvladımSanaDiyorum Kitap Kulübü olarak Cinayet Şirketi romanını Ağustos Ayında bir solukta okuduk.Etik kuralları olan suikastçıların, kendi şirketlerini nasıl yok etmeye çalıştıklarını, "kendi silahıyla vurulmak" deyimini uzun uzun anlatan sürükleyici bir roman.Kitabın sonunun yazarın notlarına dayandırılarak tamamlanması buruk bir his bırakmaktadır.
İyi gelmek, bir insana verilebilecek en güzel hediye. Sesiyle, sözüyle, bakışıyla, duruşuyla, hâliyle, enerjisiyle, perspektifiyle, eylemleriyle birine iyi gelmek,varlığını, yaşamını yükseltmek..
Bundan daha iyisi, birbirine iyi gelmek olsa gerek..
Sürüngenlerin dünyası ile biz insanların davranış dünyası arasındaki farkı asla hafife almamalıyız. Sürüngenlerin içgüdüsel davranışlarını, iştahlarını, korkularını veya fobilerini kendi içimizde anlamlandıramayız. Karmaşık motivasyonlara sahip olan bizler onların basitliğini kavrayamayız; biz davranışlara değer biçer, ona göre karar veririz, aceleci davranarak kendimizi sınırlandıramayız.
Gerçek heyecan imtihandan geçmiş bir heyecan. İlk coşkunluklar boştur, aldatıcıdır. Kapıldınız mı uzaklara sürükler sizi. Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
Bana bir iyilik yap da, gözlüğümü geri ver demiyorum, diyeceğim.Sen güçlüsün diye efendice davranmanı da rica etmiyorum, diyeceğim.Doğru olan doğrudur.Doğruyu yapman için sana bunu söylüyorum diyeceğim.
Acı çeken kimse inlemekten zevk alır; almasa inlemesini pekâlâ tutardı. Bütün bu inlemeler, bir yandan ağrılarınızın küçültücü gayesizliğini anladığınızı gösterir; öte yandan da varlığını umursamadığınız halde, kılı kıpırdamadan sizi hırpalayan tabiat anaya karşı yükselen şikâyettir.
Çölde bir çocuk olmak başlı başına bir keyif olsa da, doğanın bir parçası olmak, onu manzaralarıyla sedalarıyla ve kokularıyla yaşamak en büyük haklı bizim için.
İnsanoğlunun en verimli, en güçlü çağı, yirmibeş, otuz yaş arasıdır. İnsanoğlunun en verimsiz, en güçsüz, en işe yaramaz çağı altmışbeşten sonraki yaşıdır.
Prof. Dr. Erhan Aydın tarafından kaleme alınan ve "Eski Türklerde Gündelik Hayat" adını taşıyan bu betik, yedinci ve sekizinci yüzyılda Türklerin nasıl bir hayat yaşadıklarına ışık tutuyor. Eski Türklerde Sosyal Hayat, Ekonomik Hayat, Dini Hayat ve Gündelik Hayat ayrıntılarıyla birlikte anlatılmış ve konular geniş örneklerle desteklenmiştir. Ayrıca incelenen konunun Türklere ait çeşitli kitabelerde nasıl anlatıldığı da eklenerek okuyucuya geniş bilgiler verilmiştir. Keyifli okumalar dilerim... Eski Türklerde Gündelik Hayat
Nereden bilecektim gelirken bana getirdiğin hediyenin yalnızlık olduğunu? Oysa ben henüz kucak açmıştım yelkenler fora diyerek senli bir aşk'a doğru...
Artık ne mutlu ne de mutsuzum. Her şey geçip gidiyor. Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde “insan” dünyasında tek gerçek şey bu. Her şey geçip gidiyor.
Yağmur’un hayatını altüst eden teşhis, ona kalemin gücünü yeniden hatırlattı. Bipolar bozukluğun gölgesinde “Ben bittim artık” diye karanlığa teslim olmak yerine, duygularını Leyla’ya yazdığı mektuplarda özgür bırakmayı seçti. İlk gençlik aşkının masum hatıralarından, Ali ile kurulan yıkıcı ilişkiye, ardından evliliği sona erince tek başına büyüttüğü Atlas’ın masum dünyasına kadar uzanan satırlar, okuru derinden etkiliyor. Her mektup, Yağmur’un kalbindeki kırılmaları onarmak için attığı bir adımdı; yalnızlık, sevgi eksikliği ve toplumsal yargılarla örülü bir dünyada tutunma çabası… Annesinin öğüdüyle umut ararken, içinde serpilip büyüyen umutsuzluğu, sayfalar arasında itiraf ediyor. Leyla’dan beklediği cevap gelmese bile, her satırda biraz daha güçleniyor; çünkü paylaşmak, en ağır yükleri bile hafifletiyor. Bu kitap, sadece bir kadının anılarını anlatmıyor; okura “duygularımızı bastırmak yerine haykıralım” mesajını veriyor. Satır aralarındaki samimiyet, okuyanı Yer yer kahkaha atmaya, bazen gözyaşı dökmeye davet ediyor. Alelade Mektuplar’ı elinize aldığınızda, bir sınavdan geçiyor gibi hissedeceksiniz; ama her zorlu sayfanın sonunda kalbinizde filizlenecek umutla sayfayı çevirmenin hazzını yaşayacaksınız. Okuyun; çünkü Yağmur’un hikâyesi, birçok yarayı iyileştirecek cesareti sunuyor.