İncelemeler

add_boxPaylaş
Elif ツ
@sidretulmunteha
İnceleme
12s
🧠
Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı ve yazarın kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım.Oldukça sert ve çarpıcı olmasına rağmen okumaktan vazgeçemiyorum. Bu kitapta öyle bence herkes için de kolay okunabilecek bir kitap değil.
Kitap, insan kaçakçılığı yapan babasına çocuk yaşta boyun eğmek ve onunla işbirliği yapmak zorunda kalan bir çocuğun sarsıcı hikayesini anlatıyor.

İçinde onlarca kaçağın olduğu kamyonetin kaza yapması ve o enkazdan sadece bu çocuğun sağ çıkmasıyla hikaye bambaşka bir boyuta geçiyor. Kazadan günler sonra bulunan bu çocuğun, yetiştirme yurdunda geçen yeni hayatına ve geçmişin karanlık izleriyle boğuşmasına tanıklık ediyoruz. Varoluş sancısını ve insanın içindeki karanlığı okura çok iyi geçiren, yüzleşmesi zor bir roman
4 puan - 392 syf. - 2024
Daha
Hakan Günday - Doğan Kitap - 2024
489
kitap_alemi
#Edebiyat - @kitapalemi
İnceleme
15s
Açıkçası okurken boşa zamanımdan, ömrümden gittiğini fark ettiğim kitaplardandı. Bana, merakıma hitap etmedi.
Puan vermedi - 779 syf. - 2024
Budala
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
282
kitap_alemi
#Eğitim - @kitapalemi
İnceleme
15s
Herkesin mutlaka okuması gereken kitaplar serisi
Bütün insanların okuması gereken kitaplar serisinden. Bir ülkenin, milletin maddi, manevi topyekûn hürriyeti, terakkisi nasıl olur anlatan, örneklendiren ve acayip lezzet aldığım, hiç okumaya doyamadığım, bitmesini hiç istemediğim kitap, serüven, dost, yoldaştı...
5 puan - 240 syf. - 2023
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Grigory Petrov - Akıl Çelen Kitaplar - 2023
294
ha
@halil
İnceleme
1g
Sessiz Taşıyıcılar Ebru Asya
Ebru Asya “Sessiz Taşıyıcılar” Kitabı hakkında

Sessiz Taşıyıcılar: İlk izlenimim; ele alınca ince, okudukça kalın, kelimelerine ve başlığına bakınca cıva gibi ağır bir eser olduğu... Kısaca “ince” desem aldanırım; “hafif” desem kandırırım. İyisi mi ben değil, kitap anlatsın kendisini; isminden çekilen çile yolunun rehberliğini...
“Sessiz Taşıyıcılar” ismi bana; taşımak fiilinin gürültüsüz, gösterişsiz halini; dostlarını ve hayatı omuzlayan gizli kahramanları çağrıştırdı. Daha sayfalarını hiç çevirmeden kitabın kapağına baktığımızda karşımıza üç siluet çıkıyor: Dışta görünen, içte gizlenen ve en içte ise sırlanan bir insan manası... İşte kitabın adıyla birleşince bu taşıyıcıların bir kısmı görünebilir, bir kısmı kendini saklamak isteyebilir. Ama öyle taşıyanlar var ki ne görünür ne bilinirler. Onlar hakikati denize atanlardır; balığın bilip bilmemesini önemsemez, "Halik bilsin yeter" veya vicdanının sesiyle tamam derler.
Biyografiden sonra içindekilerden önce, koca sayfada tek bir cümle:
“Görülmese de varlığından ve değerinden eksilmeyen o dirençli köklere…”
Zira yazar bu cümleyi açmaya kalksa koca sayfaya sığmayacaktı. Kökler ki direnmekte; var olma mücadelesi ki gizlenmeyi seçmekte… Her ne yaşanmışsa, değerini düşürmeden vefayı ve ithafı böbürlenmeden dillendirmekte…
Bir zincirin şıkırtısında, abartılı “itina” biriktirdiği ağırlığın hayata nasıl yüklendiğini müşahede ederken; yareninin yılmadan demirci ustasına vefasını… Ardından gelen hikâyede: Bir düğümün (tecrübeyle edilen nasihatin) ne kadar önemli olduğunu ve mağrurluğun yıllar sonraki perişanlığını… Betimlemelerin ve açılan katmanların arasında bir cümlenin dahi kaç anlam taşıdığını, "Eşikteki" bir kişinin “ikilikli” karakterinde okuduk.
Ezilen bir canın, en yakını tarafından uğratıldığı ağır travmayı ve dramatik sonunu görürken; bir kökün yaşama ve yaşatma savaşını iliklerimize kadar hissettik. En nihayetinde Nadide’nin sırrında kadına eza, Zehter’in hatırında verilen haklı cezayı gördük. En sonunda da Portakal Nergis’inde fedakarlığın kefareti ömür sonrası bir mektupla ödenmekte…
Sosyal tema, mizah ve anı gibi yazım türlerinde de kaleminin mahirliğine şahit olduk.
Kitapta gördüğüm en önemli unsurlardan biri; hikâyeler birbirinden bağımsız olsa da bir hikâyenin kendinden sonra gelenin manifestosu gibi ona bağlanmasıydı. Oldukça ilginç olan bu kısmı daha fazla açmak kitabın mahremine dokunmak olur ki affola... Zira her okur kendince görsün ki edebe aykırı davranmayalım.

Dikkatimi en çok çeken bana göre kitabın amiral gemisi: “Kök ve Eli Benzin Bidonlu İnsan Kişisi” neden insan kişisi? Kök ve o insanla bağ neydi? Belki de kök üretmek isteyen; çevresine, çocuklara, topluma hep vermek vermek isteyen bir kadını; bencilliği ve egosuyla buna engel olmak için elinde benzin bidonlu “insan kişisi” erkeği temsil ediyordu… Bana Bergen’i hatırlattı. Ahmak bir benliğin bir hayatı yok edişi ne kadar acı! Okudukça bu hikâyeden ayrıca bu anlamın çıkması ne derece doğru tabi ki yazarımız bilir.
Bir kerede okunup kapanacak kitap değil nazarımda; bu kitap. Okudukça yeni anlamlar üretecek, yepyeni ufuklar açacak bir eser.
Edebiyat dünyasındaki yerine ilk kitabı ile yeni bir adım atan Ebru Asya hocamı şimdiden tebrik ediyor, başarılar dilerken; darısı başımıza diyorum…

Selam ve saygıyla

Puan vermedi - 82 syf. - 06.05.2026
Sessiz Taşıyıcılar
Ebru Asya - MYTHOS KİTAP - 06.05.2026
4 470
Mjora
@mjora1725
İnceleme
2g
Atatürk'ün hayatı bana göre gizemlerle dolu, birçok kitap yazılmasına rağmen hala tam olarak açığa çıkan bir şey yok her kitapta farkli bir şey öğreniyorsun.

İki Farklı Dünyanın Kusursuz Bağı Bir tarafta Osmanlı ordusunun dahi ve hırslı subayı Mustafa Kemal, diğer tarafta İstanbul'un entelektüel, piyano çalan, Batı kültürüne hakim Levantine kadını Madam Corinne Lütfü. Aralarındaki bu dostluk ve mektuplaşma köprüsü, Mustafa Kemal'in vizyonunun daha o yıllarda ne kadar evrensel ve modern oldugunu kanıtı aslında.

Yüz Yıl Sonra Konuşan Satırlar Mektupların bir asır boyunca korunması, saklanması ve sonunda gün yüzüne çıkarak bize o dönemin ruhunu ilk ağızdan anlatması başlı başına edebi bir efsane. Atamızın "Sarı Saçlım Mavi Gözlüm" efsanesinin arkasındaki o hüzünlü, ince ruhlu ve dostluğa değer veren insanı okumak bambaşka bir histi.
Puan vermedi - 112 syf. - 2026
Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup
Con Sinov - Masa Kitap - 2026
908
Mehmet Metin
@mehmetmetin
İnceleme
2g
Kitap ilginç bir fikirle başlıyor: Çok yavaş yaşlanan bir adamın yüzlerce yıllık hayatı. Başlangıçta merak uyandırıyor ama bazı yerlerde tempo düşüyor. Özellikle orta bölümlerde hikâye biraz uzuyormuş gibi hissettirebiliyor. Yer yer duygusal derinlik çok güzel verilse de bazı karakterler yüzeysel kalmış.
Zaman, yaşlanma ve yalnızlık temasını farklı bir şekilde anlatıyor Ana karakterin yalnızlığı ve sevdiklerini kaybetme korkusu etkileyici.
Dili sade ve rahat okunuyor, ağır değil.
“Aslında hayatı yaşamak için anda kalmak gerekir” fikrini güzel veriyor.
Felsefi tarafı olan ama sıkmadan okunan bir roman. Çok aksiyon bekleyenler için yavaş kalabilir; duygusal ve düşündürücü hikâyeleri sevenler için ise güçlü bir kitap diyebilirim.
3 puan - 328 syf. - 2024
Zamanı Durdurmanın Yolları
Matt Haig - Domingo Yayınevi - 2024
572
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
3g
Sessizliğin Mirası
2026- 30. Kitap

Kitabın Adı : Sessizliğin Mirası
Yazarı : Mustafa Gülaçtı
Yayınevi: Mahlas Yayın Grubu
Türü : Roman
Basım Yılı : -
Sayfa Sayısı: 243 Sayfa

Düşünceler :

-Biraz 80 darbesini toplum ve aile üzerindeki etkisi,birazda yarım kalan bir aşk hikayesi bu

-Babasından sessizliği miras kalan Timur,

-Oğlu doğduğu gün hapse giren Timur'un babası Refik,

-Eşi hapse giren çocuğu ile hayatta kalma mücadelesi veren Refik 'in eşi Zeynep,

- 13 yaşında annesini 17 yaşında babasını kaybeden Timur 'la önce arkadaş,sonra sevgili en sonunda da eş olan Elif.

-Konuşurken susanların, susarken konuşanların , haksızlıklar karşısında gerçeği korkusuzca haykıranların romanı bu.

Bir solukta okudum. İki günde bitirdim. Vaktim olsa bir günde de Bir çok yerin altını çizdim.

🚦Kontrol altındaki hayat hayat değildir

🚦" Bilmiyorum " , çoğu zaman evet demeye cesaret edilemeyen bir ,"hayır" dı.

🚦Kelimeler insan nefes alamıyorsa bile yol bulur

Yazacak, konuşacak çok şey var aslında. Darbelerin asıl darbeyi vurduğu insan ve aile yaşamını kendi özgün diliyle anlatmış yazar. Ben zevkle okudum. Sizinde beğeneceğinizi düşünüyorum
4 puan - 100 syf. - 2026
Sessizliğin Mirası
Mustafa Gülaçtı - Mahlas Yayınları - 2026
134
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
3g
Çok Tuhaftı Ağlayamadım
2026 - 32. Kitap

Kitabın Adı : Çok Tuhaftı Ağlayamadım
Yazarı : Bahtiyar Gül
Yayınevi : Şule Yayınları
Türü : Öykü
Basım Yılı : Mart 2026
Sayfa Sayısı: 104 Sayfa

Düşünceler : Hem biraz değişik tatz olsun diye hemde İzdiham Dergisi Trabzon okuma grubunun bu ayki kitabı olması nedeniyle genç yazar Bahtiyar Gül 'ün öykü kitabını okudum. Aynı zamanda öğretmen olan Bahtiyar Gül 'ün ikinci kitabı olan bu eser bir öykü kitabı ve içinde ondört öyküyü barındırıyor.

Ondört öykü tek bir tarzda ya da belirli bir edebi çizgiye bağlı olarak yazılmamış. Klasik tarza yakın öyküler olduğu gibi post modern tarza göz kırpan öykülerde bulunuyor. Toplumcu Gerçekçi diyebileceğimiz türe yakın olanlarda var hafiften mizaha kayanlarda var. Velhasıl değişik türden öykülerle bezenmiş potpori misali her tadı vermeye çalışan bir eser.

Belirli mekanların üzerinde çok durulmuş. Parklar mesela. Bazı sembollerde aynı şekilde. Fare gibi. Bir çok sembolize edilen olgu olduğunu ve bunların düşünülmesi muhtaç olarak dikkatlice okunması gerektiğini düşünüyorum.

Genç yazarın hayatından izlerin olduğunu düşündüğüm bölümlerde bulunmakta eserde. Mesela en son öyküde dedeye ait bir bölüm var. Buralardan izler taşıyor yazarın memleketinden yani. Hakeza başka öykülerde de sıkça bu türden dokunmalar var eserde. Hatta birazda hayatımdan enstantanelerde hissetmedim desem yalan olur.

Ayrıca Genel Kültürümüzü artıracağını düşündüğüm bölümlerde bulunmakta. ( Ayın sürekli aydınlık olan yüzü gibi ) Unutmadan ekliyeyim ki okuduğumuz bazı kitaplara da hoş göndermeler yapılıyor eserde ( Korkuyu Beklerken gibi )

Sıkılmadan kısa zamanda okudum. Okurkende çoğu yerinden zevk aldım. Herkese de tavsiye ediyorum.
4 puan - 104 syf. - 2025
Çok Tuhaftı Ağlayamadım
Bahtiyar Gül - Şule Yayınları - 2025
423
Emel yılmaz
#Yaşam - @emelyilmaz
İnceleme
4g
Deniz Kurdu Jack London TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

Humphrey Van weyden (35) adlı ana karakterin gemisi(martinez ) nin batması üzerine wolf larsen adlı bir kaptanın olduğu başka geminin yardım talebini kabul edip o gemiye çıkar ve macerası başlar.
5 puan - 376 syf. - 2024
Deniz Kurdu
Jack London - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
1.129
Elif ツ
@sidretulmunteha
İnceleme
4g
Ruhsal günlük
Günlerdir elimde sürünen kitap nihayet bitti... Uzun uzun yazmak istemiyorum. Yazarın ölümünden sonra geriye kalan yazı, şiir ve eserlerin bir derlemesi olan bu kitap için şunu söyleyebilirim: Bize sahte bir teselli sunmuyor; aksine bizi yalnızlığın ve hiçliğin tam ortasında kendimizle baş başa bırakıyor. İnsanın yüzüne tokat gibi vuran sarsıcı bir deneyim. Her sayfasında durup dakikalarca düşündüğüm bir kitap oldu. Felsefik derinlik arayanlar için muazzam bir eser😀
5 puan - 675 syf. - 2024
Huzursuzluğun Kitabı
Fernando Pessoa - Can Yayınları - 2024
860
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
6g
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
2026 - 31. Kitap

Kitabın Adı: Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
Yazarı : Ayşe Kulin
Yayınevi : Everest Yayınları
Türü : Tarihi Roman
Basım Yılı: 2025
Sayfa Sayısı: 175 Sayfa

Düşünceler :

Ayşe Kulin sevdiğim yazarlardan birisidir. Aynı zamanda oldukça üretkendir. 42 kitabı milyonlarca satmış hemen her kitapseverin kütüphanesine ve dolayısıyla kalbine girme başarısı göstermiştir. Trabzon Kitap Fuarı'nda eşimle kendisine rastlamış gece geç saatlere kadar kitap imzalamasına hayretle ve hayranlıkla şahit olmuştuk. Bizde kitap imzalatmadık çünkü yeterince yorulmuştu.

Yazarın 11 kitabını okudum bugüne kadar. Hemen hepsini de sevdim. Akıcı anlatımı ,sayfaları birbiri ardına çevirme hissiyatı uyandıran bir yazım tarzı var. Zaten bu kitaba da dün başladım ve bugün bitirdim. İşlerimin arasında dahi zevkle okudum.

Yazarın en son kitabı olan bu roman istek üzerine yazılmış. Bu mânâda yazarın tek eseridir diye düşünüyorum.

Atatürk 'ün ağzından Atatürk 'ü anlatan bir roman bu. Tarihsel gerçeklere sadık kalınarak yazılmış .Yazarken 22 farklı kaynaktan yararlanılmış.

Atatürk 'ün iç dünyasına yansıtılmaya çalışılmış eserde. Belirli bir kronolojik sıra takip edilmemiş. Geçmişle vefat ettiği gün arasında gidip gelinmiş eserde.

Çocukluk dönemi ile kadınlarla ilişkileri üzerinde biraz fazlaca durulmuş. İnsani yönü öne çıkarılmış. Fikrimizi önderinin de bir ölümlü olduğu gerçeği vurgulanmış. Zaten kendisi de bunu meşhur " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır " sözüyle söylemekte asıl önemli olanın kurduğu devlet ve fikirleri olduğunu bize anlatmakta idi. Yazıkki emanetine pek sahip çıktığımız söylenemez.

Neyse Atatürk 'ü biraz farklı açıdan ,Onun diliyle dinlemek isterseniz güzel bir seçim olur bu eser sizin için. Lakin biraz daha uzun olabilir daha fazla teferruata girebilirdi . Eksiklik olarak değil ama olsa daha iyi olurdu diyelim. Tadı damağımda kaldı.

Sevdim mi ? Sevdim. Tavsiye eder miyim ? Tabiki ederim. Alın ,okuyun. Bir günde değil bir kaç saatte. Hatta bir solukta.
4 puan - 176 syf. -
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
Ayşe Kulin - Everest Yayınları
154
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
8g
Nemide
2026- 29. Kitap

Kitabın Adı: Nemide
Yazarı : Halit Ziya UŞAKLIGİL
Yayınevi: Özgür Yayınları
Türü : Roman
Basım Yılı : 2005
Sayfa Sayısı: 189 Sayfa

Düşünceler : Halit Ziya UŞAKLIGİL ( 1866-1945 )denilince aklımıza yıllardır izlenen TV dizilerine çevrilen Aşkı Memnu ve Kırık Hayatlar romanları gelir. Halit Ziya modern Türk romanının öncülerinden birisidir ve batılı anlamda roman yazan yazarlarımızın başında gelir.

Nemide yazarın Sebile 'den sonraki ikinci romanıdır ancak kitap olarak basılan ilk romanıdır. UŞAKLIGİL 'in sadece 22 yaşında iken yazdığı bu roman genellikle eserlerinin ana teması olan aşk üzerine kurulmuştur.

Ruhsal çözümlemeleri ,çevresel tasvirleri eserlerinde ustaca kullanması ile bilinen yazarın bu ilk dönem eserinde olay örgüsü diğer eserlerine göre daha basit olsada yinede Uşaklıgil 'in tarzı öne çıkmaktadır.

Nemide isimli hastalıklı bir kızın amcasının oğlu Nail 'e hissettiği duygular ile Nail 'in iki genç kadın arasında kalarak ikileme düşmesi ekseninde yaşanan olayların anlatıldığı eser aynı zamanda son dönem Osmanlı sosyal yaşamı hakkında bilgiler sunmaktadır.

O dönem bolca kullanılan çaresiz hastalık metaforu nu ustaca işleyen yazar bizi adeta ölümsüz eserlerine hazırlamakta aşk ,ölüm ,ayrılık üçgeninde hapsetmektedir.

Diğer eserleri ile birlikte pek bilinmeyen bu eserini de zevkle tavsiye ediyorum tüm kitap dostlarına
4 puan - 192 syf. - 2019
Nemide
Halid Ziya Uşaklıgil - Özgür Yayınları - 2019
1.442
Arbazi
@arbazi
İnceleme
9g
Rus edebiyatında çığır açmış nağmelerle sentezlenmiş yazım tarzı akıcı olan eser
3 puan - 779 syf. - 2024
Budala
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
1.096
Arbazi
@arbazi
İnceleme
9g
Muazzam
5 puan - 310 syf. - 2022
Agapi Ölümsüz Aşk
Sarah Jio - Epsilon Yayınevi - 2022
1.057
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
KUR'AN DAN ÖĞÜTLER
HARİKA
Puan vermedi - syf. - 2012
Kuran-ı Kerimden Müslümanlara Öğütler
Tekin Kılınç - İkidünya - 2012
1.111
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
ÇEVİRİ YAPMAK İSTEYENLERE HARİKA KAYNAK...YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ / İLAHİYAT FAKÜLTESİ
ÇEVİRİ YAPMAK İSTEYENLERE HARİKA KAYNAK...YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ / İLAHİYAT FAKÜLTESİ
Puan vermedi - 398 syf. - 2021
Şerh-i Tercüme-i Lamiyye Emali Şerhi
Yusuf Şevki Yavuz - Diyanet İşleri Başkanlığı - 2021
1.069
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
İSLAM
HARİKA
Puan vermedi - 600 syf. - 2010
Ebedi Yol Haritası İslam
Murat Kaya - Erkam Yayınları - 2010
1.011
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
Arapça öğrenmek isteyenlere tavsiye kitap.Bu kitapla mahkeme çevirmeni olarak para kazanabilirsiniz.
Puan vermedi - 188 syf. - 2012
Arapça İmla ve Mükatebat İmla Kitabı 1
Mahmut Polat - Ensar Neşriyat - 2012
946
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
KELAM
HARİKA
Puan vermedi - 349 syf. - 2008
Din KültürüToplum Yapısı ve Kur’an Üzerine Düşünceler
Sabri Yazıcıoğlu - Sentez Yayınları - 2008
918
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
ASR-I SAADET
HARİKA
Puan vermedi - 152 syf. - 2009
Asrı Saadet’te İslam’a Koşan Krallar
Abdullah Kara - Çelik Yayınevi - 2009
871
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
TEMEL DİNİ BİLGİLER
HARİKA
Puan vermedi - 235 syf. - 2020
Sorulu - Cevaplı Muhtasar Temel Dini Bilgiler
Ubeydullah Bayram Tekin - Aktaş Yayıncılık - 2020
787
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
KAFAMA TAKILANLAR
HARİKA
Puan vermedi - 146 syf. - 2023
Kafama Takılanlar - 2
Cağfer Karadaş - Diyanet İşleri Başkanlığı - 2023
783
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
DÖRT HALİFE
HARİKA
Puan vermedi - 416 syf. - 2019
Dört Halife Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali 2. Hamur
Mahmud Şakir - Kahraman Yayınları - 2019
721
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
NAMAZ
NAMAZ
5 puan - 192 syf. - 2014
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
633
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
İSLAM VE BATI
İSLAM VE BATI
Puan vermedi - 1 syf. - 2017
Batı Türkiye ve İslam
Abdulkadir Turan - Dua Yayınları - 2017
668
Ebru Asya
@ebruasya
İnceleme
11g
Gam Yükü Şiir Kitabı Genel Değerlendirme
Ebru Asya

Ali Ekber Ataş’ın Pikaresk Yayınları’ndan çıkan Gam Yükü adlı şiir kitabı, bireysel duyarlılıkla toplumsal hafızayı iç içe geçirerek hem kişisel vefa borcunu öder hem de bu toprakların ortak acılarını anlatır. Eser, 159 sayfadan oluşur ve farklı başlıklar altında bölümlenmiştir. Geniş bir coğrafyada adaletsizliğe inat, umudu diri tutmayı hedefleyen kitapta Ankara, Filistin Bizim Duygusal Yaramız, Babek’in Türküsü, Gam Yükü gibi bölüm başlıkları bu edebi yolculuğun duraklarını belirler.

Ataş, kitabın girişine halk şairliği geleneğinin izini sürdüğü babası, İdris Ataş’a ve onun bir benzeri olarak gördüğü ağabeyi, Talet Ataş’a “aklım ve kalbimle,” diyerek derin bir ithafla başlar. Bu kişisel köklerden beslenen eser “Gam Yükü Çekenlere” başlıklı manifesto niteliğindeki yazıyla gezi direnişinden cumartesi annelerinin adalet arayışına, Madımak katliamının dinmeyen sızısından devrimci inancın dirayetine kadar yakın tarihimizin en ağır bellek mekanlarına dokunarak toplumsal bir boyuta evrilir.
Kitabın genelinde dikkat çeken en belirgin özellik, şiirlerin önemli bir kısmının kişi, olay ya da topluluklara ithaf edilmesidir. Ancak bu ithaflar, yüzeysel bir adanmışlık biçimi olmaktan uzaktır. Aksine, şair bu isimler aracılığıyla bir hafıza, vefa ve direniş haritası kurar. Edebiyat dünyasından Pablo Neruda, Nazım Hikmet, Attila József gibi isimlere yönelen şiirler, Ataş’ın kendini toplumcu şiir geleneği içinde konumlandırdığını gösterirken; Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Cevat Çapan gibi yerli edebiyatın önemli figürlerine yapılan göndermeler, bu geleneğin yerel köklerle de beslendiğini ortaya koyar. Bunun yanı sıra kitapta, toplumsal olaylar ve travmalar da güçlü bir şekilde yer bulur. Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük ve Uğur Kurt gibi isimlerin anılması, şiirin bir yas tutma ve tanıklık etme alanına dönüştüğünü gösterir. Benzer şekilde Tahir Elçi’ye yapılan ithaf, adalet ve vicdan kavramlarının şiirin merkezinde yer aldığını ortaya koyar.

Şairin duyarlılığı yalnızca yerel sınırlarla da kısıtlı değildir. Filistin halkına ayrılan bölüm ve Filistinli şair Dareen Tatour’a ithafen yazılan şiir, Ataş’ın şiirini evrensel bir vicdan dili hâline getirdiğini gösterir. Böylece Gam Yükü, bireysel ve toplumsal olanın ötesine geçerek küresel bir duyarlılık alanına açılır. Kitabın “Babekin Türküsü” gibi bölümlerinde ise şairin daha kişisel bir damar üzerinden ilerlediği görülür. Burada dostluklar, edebiyat çevresi ve birebir ilişkiler ön plana çıkar. Ancak bu şiirlerde bile bireysel olan, çok sesli bir geçmişe bağlanır. Şair, kendi hayatındaki insanları anarken, aslında bir dönemin ve kuşakdaşların portresini de kayda geçirir.

Ali Ekber Ataş’ın şiir evreni; yapaylıktan uzak, doğrudan ve içten bir söyleyiş üzerine kuruludur. Kendisini bir “kelam ustası” olarak tanımlaması, sözün gücüne olan inancını ve geleneğin yüklediği sorumluluğu yansıtır. Kalem, kelimeleri seçerken sözlük anlamlarının ötesine geçerek bin yıllık kültürel birikimi kağıda döken mistik, epik, lirik ve ironik bir tona sahiptir. Ancak bu yalınlık yüzeysel bir sığlık taşımaz; aksine somut imgeler ile soyut kavramlar arasında kurulan köprülerle derin bir çağrışım alanı yaratır.

Gam Yükü’nde yorgunluk, özlem, kayıp gibi bireysel temalar ile toplumsal adalet, başkaldırı ve manevi uyanış gibi ortak meseleler iç içe geçer. Şair, bu duyguları doğrudan dikte etmek yerine nesneler, mekânlar ve duyular aracılığıyla sezdirir. Kimi zaman öne çıkan anlatısal üslup, anlatımı daha akışkan bir hâle getirir. Sahaflar, sokaklar, sahiller ve şehirler; yalnızca birer arka plan olmaktan çıkıp duygunun taşıyıcısı olan imgesel alanlara dönüşerek yapıta hatıra ve iç yolculuk hissi kazandırır.

Öte yandan “Ne de olsa taraf/sızı yargımız” gibi şiirlerde bu lirik söyleyiş yerini daha sert, doğrudan ve eleştirel bir üsluba bırakır. “Tutanak” gibi resmî bir kavram etrafında şekillenen bu yapı; metni bürokratik terminoloji ile ahlaki hesaplaşma arasındaki bir gerilime taşır. Ataş, bilerek sadeleştirdiği bu dille, sorgulama ve yüzleşme alanları yaratarak anlamın çok daha çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmasını sağlar.

Ali Ekber Ataş şiirleri genel olarak incelendiğinde toplumcu gerçekçi (sosyalist) damarın modern ve entelektüel bir sentezi olarak karşımıza çıkar. Şairin tarihe, felsefeye ve ideolojiye çok boyutlu bir perspektifle yaklaştığını söyleyebiliriz. Yerel değerler ile evrensel ideolojileri iç içe geçiren şair, mitolojiden başlayıp yakın tarihe uzanan bir hat çizer. Mitoloji, siyasi tarih ve felsefeyi bilmeden metnin katmanlarına nüfuz etmek güçtür. Bu durum şiirleri didaktik (öğretici) olmaktan çıkarıp epistemik (bilgi) temelli bir estetiğe taşır.

Okurdan ciddi bir kültürel sermaye bekleyen şiirlerden birinde Çanakkale'nin sosyalizmin dünyaya bir armağanı olarak nitelenmesi, yerli bir anti-emperyalist duruşu Marksist bir dille yeniden okuma çabasıdır. Şair, Lenin'in 1917'sini Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla yol kardeşliği üzerinden eşleştirerek özgün bir politik romantizm inşa eder. Bu anlamda şiirlerin sadece duyguyla yazılmadığı; şairin, yoğun bir kuramsal birikimle hareket ettiği görülür. Metinlerde doğrudan isimleri geçen Herakleitos, Hegel, Engels ve Marx, felsefi bir zemin oluşturur. Elea Okulundan beri süregelen değişim tartışmalarına atıf yaparak, değişimin ve dönüşümün kaçınılmazlığını (diyalektik) vurgular. Polemikçi ve eleştirel bir dil kullanan şairin Hiroşima, Nagazaki ve Vietnam atıfları, küresel sermayeye ve emperyalizme karşı sert bir sorgulama içerir. Einstein'ın bilimsel başarısının bir silaha dönüşmesini bilinçli bir felaket olarak kodlaması, teknolojinin ideolojik kullanımına yönelik bir taşlamadır.

Ali Ekber Ataş; güçlü kalemi, zengin edebi referansları ve kararlı tonuyla modern Türk şiirinde kendine özgü, derin bir hat inşa eder. Şairin biçimsel olarak modern ve serbest nazımla şekillenen şiir evreni, ruhsal açıdan Tekke-Tasavvuf edebiyatının ve özellikle de Alevi-Bektaşi geleneğinin güçlü damarlarından beslenir. Bu doğrultuda Ataş, şiirlerinde bireysel bir oluş ve tekâmül yolculuğunu işlerken, kendi varlığını evrensel ve kutsal sembollerle iç içe geçirerek bir tür manevi uyanış portresi çizer.

Bazı şiirlerin merkezine yerleşen sır kapısı, müşkül ve hakikat gibi kavramlar, sıradan gerçekliğin ötesindeki çıplak hakikate ulaşma çabasını gösterirken, arka planda gizli bir bilginin (gnosis) varlığına da işaret eder. Bu tasavvufi söylemler şiirlerde hem kavramsal hem de mekânsal bir düzlemde kendini gösterir.

Örneğin gülbenk, ikrâr ve cem gibi kavramlar metni doğrudan doğruya inanç ritüellerine eklemlerken; 33 yara, pişmeye gelmek ve kıyamet gibi imgeler geçilmesi gereken zorlu mertebeleri simgeler. Buradaki tespih tanesi sayısı ya da kemâlat yaşı ile En-el Hak diyen Hallâc-ı Mansur referansları, metnin yüksek bir metinlerarasılık içerdiğini kanıtlar. Bu noktada şairin ontolojik duruşu da netleşir: “Yeniden yaratıldım bile isteye” diyen ses, edilgen bir kadercilikten ziyade iradi bir dönüşümü, yani tasavvuftaki “ölmeden önce ölme” felsefesini savunmaktadır.

Şairin bu manevi yolculukta adımladığı coğrafya da rastgele seçilmiş değildir. Dicle Irmağı, Halep şehri, Nurhak ve Kartal gibi yer isimleri Anadolu'nun inanç haritası ile şairin kendi yaşam döngüsündeki ruhsal durakları birleştirir. Fenomenolojik açıdan bakıldığında bu mekânlar coğrafi birer konum olmanın ötesinde, içsel durumların birer yansımasıdır; nitekim Dicle akışkanlığı ve bereketi, Halep ise tarihi ve acıyı temsil eder.
Metinlerin omurgasını oluşturan edebi sanatlar da anlamı derinleştirme çabasının en önemli estetik araçlarıdır. Ataş’ın şiirlerinde anlamı genişleten ve metne entelektüel bir otorite kazandıran en baskın unsur telmih (hatırlatma) sanatıdır. Şair, okurun ortak hafızasında yer eden tarihi, mitolojik, felsefi ve dini figürlere göndermeler yaparak şiirini çok katmanlı bir zemine oturtur. Bir yandan Aşil, Agamemnon ve Promete gibi mitolojik kahramanlarla; Çanakkale, Bolşevik Devrimi, Vietnam ve 6. Filo gibi tarihsel kırılma noktalarıyla; Herakleitos, Hegel ve Marx gibi felsefi figürlerle şiirine evrensel ve ideolojik bir derinlik kazandırır. Diğer yandan ise “Mansur’a gidenlerin külü bendedir,” diyerek Hallâc-ı Mansur’a ya da Dicle, Halep, Nurhak gibi coğrafyalar üzerinden Anadolu’nun manevi önderlerine telmihte bulunur. Böylece şair, kendi düşünsel ve ruhsal mirasını bu büyük isimlerin tarihsel derinliğine yaslar.

Bu tarihsel ve felsefi arka plan, şiirde güçlü bir tenasüp (uygunluk) ağıyla örülür. Şair, kavramları rastgele seçmek yerine anlamsal birer bağlam grubu oluşturur. Değişimin diyalektik kelimeleri felsefi bir bütünlük yaratırken; sema, gülbenk, cem, ikrâr ve sır gibi kavramlar tasavvufi ve inanç temelli bir dünya görüşünün çerçevesini çizer. Bu kavramsal uyum, istiare (eğretileme) ve sembolizm ile birleşerek şiirdeki imge yoğunluğunu artırır. Örneğin, insanlığın aydınlanma mücadelesini simgeleyen Promete ateşi veya yerleşik inanç kalıplarının yıkılışını anlatan duvarları yıkmak ifadeleri; tasavvufi düzlemdeki sır kapısının aralanması ve dervişçe çekilen çileyi özetleyen otuz üç yara imgeleriyle aynı potada erir. Şair, soyut dünyasını somutlaştırmak için teşbih (benzetme) sanatından da yoğun biçimde yararlanır. Sosyalizmi bir yol kardeşliği olarak nitelendirmesi, yetmişler dünyasının travmalarını bir napalm günlüğüne benzetmesi ya da sevgiliye ait kelamın etkisini hem nübüvvet hükmüne hem de zehre benzetmesi, bu somutlaştırma eğiliminin en nitelikli örnekleridir.

Ataş’ın üslubundaki bir diğer karakteristik özellik ise durağan olanı eyleme geçiren teşhis (kişileştirme) ve intak sanatlarıdır. Kalemin kötürümleşmesi veya meydanların kendini temize çekmesi gibi ifadelerle cansız nesnelere insani vasıflar yüklenir ve toplumsal vicdan somut bir gerçekliğe dönüştürülür. Benzer bir biçimde, Halep şehrinde dökülür kendini ırmağın seyrine dizesinde olduğu gibi şehir ismi üzerinden o coğrafyanın insanını ve ruhunu kastederek mecaz-ı mürsel (ad aktarması) yapar; mekânları salt birer coğrafi dekor olmaktan çıkarıp duygunun doğrudan taşıyıcısı haline getirir. Kalem dilindeki devinimler karşıtlıkların yarattığı gerilimden beslenir. Emeğin barış gücü ile sermaye arasındaki çatışma ya da secdeye duranlar ile taşlayacaklar beni ifadelerindeki kutsiyet ve şiddet karşıtlığı, şiirde güçlü bir tezat estetiği ve toplumsal bir ironi kurar. Şair, bu gerilimi ve iddiasını pekiştirmek için zaman zaman okuyucuya, kendi nefsine ya da özneye doğrudan seslenerek (nida) şiire epik bir hava katar; zaman zaman da kim yalanlayabilir bunu kim dizesinde olduğu gibi cevabını çok iyi bildiği soruları sorarak (tecahül-i arif) okuru kendi hakikat safına çeker.

Tüm bu tematik derinlik, son derece özgün bir dil işçiliğiyle taçlandırılırken, Özdemir İnce’den ödünç alınan “Gördüğünü kitaba yaz” düsturu, akademik yazında “tanıklık edebiyatı” (literature of witness) olarak karşılık bulur. Maraş Katliamı (19-26 Aralık) 47. yıl dönümünde 19-26 Aralık dizesiyle doğrudan tarihsel bir referans verilirken, “Sivas’ta ayıklanın, Madımak’ta elenin” ifadeleriyle, acıların sürekliliği ve birbirine eklemlenişi vurgulanır. Gördüğünü yazıya dökmek, zamana ve unutturma politikalarına karşı bir direniş; her şeyi asıl rengiyle ve lekesizce geleceğe devretme gayretinden ileri gelir.
İşte tam bu noktada, kitabın varlık ve yazılış sebebi Molla Kasım figürüyle nihai anlamına kavuşur. Şairin susturulmaya, sansürlenmeye ve yok edilmeye çalışılan toplumsal acıları ve gerçekleri inatla kayda geçirmesi, asırlardır süregelen o malum ideolojik duvarla hesaplaşma amacı taşır.

Gam Yükü’nün özünde; susturulmaya çalışılan her hakikatin er ya da geç bir “Molla Kasım” tarafından sorgulanacağı inancıyla, okura yönelik güçlü bir çağrı bulunur:
Hatırla, unutma, hisset!
Puan vermedi - 159 syf. - 14.11.2024
Gam Yükü
Ali Ekber Ataş - Pikaresk Yayınevi - 14.11.2024
2 595
Mjora
@mjora1725
İnceleme
11g
Aşkın, kaybın, gurbetin ve pişmanlığın iç içe geçtiği bu yolculukta okuyucu sadece bir hayatı değil, kendi içindeki sessizliği de keşfedecek.

Hayatınıza giren insanin (aşk) gerçekten doğru kişi ise birkez çalınan kalp tekrar çalınır.araya zaman bazi olaylar insanlar girese bile
Puan vermedi - 424 syf. - Nisan-2026
Yeşil ve Gri
Aytekin Kalender - TUTKU YAYINEVİ - Nisan-2026
564
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
ATSIZ
HARİKA
Puan vermedi - 78 syf. - 2023
Atsız Hikayeler
Hüseyin Nihal Atsız - Ötüken Neşriyat - 2023
801
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
İNGİLİZ
HARİKA
Puan vermedi - syf. -
İngiliz Câsûsunun İ`tirâfları
M. Sıddık Gümüş - Hakîkat Kitâbevi
774
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
SİYASET
HARİKA
Puan vermedi - 224 syf. - 2022
Siyaset Ahlakı
Alain - Ren Kitap - 2022
865
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
PEYGAMBERLER TARİHİ
HARİKA
Puan vermedi - 1416 syf. - 2020
Ayet Ve Hadislerle Peygamberler Tarihi 2 Cilt
İbn Kesir - Çelik Yayınevi - 2020
834
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
KIZIL ELMA
HARİKA
Puan vermedi - 144 syf. - 2018
Kızıl Elma
Ziya Gökalp - Patriot Yayınları - 2018
605
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
SUSACAK VAR
HARİKA
Puan vermedi - 304 syf. - 2024
Susacak Var
Kahraman Tazeoğlu - Yediveren Yayınları - 2024
592
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
İSLAM İLMİHALİ
HARİKA
Puan vermedi - 597 syf. - 2024
İslam İlmihali Orta Boy
Lütfi Şentürk - Diyanet İşleri Başkanlığı - 2024
643
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
11g
HAK DİNİ KUR'AN DİLİ
HARİKA
Puan vermedi - 661 syf. - 2014
Hak Dini Kur`an Dili Kur`an-ı Kerim ve Türkçe Meali Küçük Boy, Siyah Kapak
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır - İşaret Yayınları - 2014
259
yincik2000
@yincik2000
İnceleme
13g
Motivasyon
İhtiyar balıkçı Santiago'nun hayata tutunuş hikâyesi iskeleti de olsa büyük balığı yakalayıp onu rıhtıma getirmesi asla ve asla vazgeçmemesi..
...
Okuyup okutunuz 📝✒️🖋️
5 puan - 148 syf. - 2018
Yaşlı Adam ve Deniz İhtiyar Balıkçı
Ernest Hemingway - Bilgi Yayınevi - 2018
664
Elif ツ
@sidretulmunteha
İnceleme
14g
"Bir ailenin geçmişindeki karanlık sırlarla dolu acı gerçekler, kitap ilerledikçe sırlar bir bir aralanıyor. Yazar karakterlerin geçmişte yaşadığı travmaları ve psikolojik alt yapıyı okuyucuya muazzam bir şekilde aktarmış. İlk sayfalarından itibaren sizi içine çeken, elinizden bırakamayacağınız ve sürekli ters köşe yapan bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum!"
4 puan - 477 syf. - 2019
Sırlar Uçurumu
Alein Kentigerna - Panama Yayıncılık - 2019
1.041
okuyan.tuba
#Tarih - @okuyantuba
İnceleme
14g
İMPARATORLUK VE POLİTİKA
HARİKA
5 puan - 264 syf. - 2015
İmparatorluğun Yağması
İlhan Bardakçı - Tedev Yayınları - 2015
940
sebebsizzengin
@sebebsizzengin
İnceleme
14g
Arkadaşlarını Öldür
Kitabın ön kapağına ve arka kapağına bakınca umutlanmıştım. Elimde güzel bir kitap duruyor gibiydi. “Hedefe giden her yol mübah felsefesiyle yaşayan Stelfox, gerçek bir psikopat; sektörün yarattığı tatminsiz bir canavar; kusursuz cinayetler işleyen bir cani, kronik cinsiyetçi, ırkçı ve diğer her şeyci.” Arka kapağında yazan bu satırları okuduktan sonra kitabın kendisini de okumaya karar verdim. Steven Stelfox, 90 ların İngilteresinde Britpopun yükselişe geçtiği dönemde müzik sektöründe yetenek avcısı olarak çalışmaktadır. Seks, uyuşturucu, alkol, çılgın partiler Steven’ın hayatının özeti. Açıkçası Steven karakteriyle bir türlü bağ kuramadım, yaptıklarının yanına kar kalması da içime sinmedi. Yorumlarda bu kitaptan bir hiciv olarak bahsediyor, belki de bu bilinçle okunması gerekiyordu. Zaten kitabın bana ilginç gelen kısımları, müzik sektörüyle ilgili verdiği bilgilerdi. Anladığım kadarıyla hedeflenen de buydu: sektörü eleştirmek. Steven karakteri ile ilgili çok fazla şey öğrenmeyiz, yirmi yedi yaşında olduğunu, Londra’da yaşadığını, tek çocuk olduğunu ve müzik sektörü içerisinde olduğunu biliyoruz. Kitapta bir cinayete teşebbüs, iki cinayet ve patronunun ayağını kaydırmak üzere kalkıştığı eylemler, bir polisiye romanında sırıtırdı. Bu kitap için kült eser denildiğini de gördüm, filme uyarlanmış ayrıca. Benim beklentilerimi karşılamadı, beklentiyi yüksek tuttum sanırım. Karakteri Dexter Morgan ile Hannibal Lecter arasında bir yerde konumlandırmıştım. Bence şansı yaver gidiyor sadece, o kadar. Bu şans onu hedeflediği yere getiriyor sonunda. Kitabın bana sıkıcı gelen yönlerinden biri sürekli betimlemeli, ilginç cümle kuracağım diye olağanüstü çabalaması oldu. Bir noktadan sonra bu cümleler çok sıradanlaşıyor ve sanki zorlamaymış gibi duruyor. Tüm bu olumsuzluklara karşı, kitap sürükleyici ve dili sıkıcı değil, akışkan.

3 puan - 307 syf. - 2013
Arkadaşlarını Öldür
John Niven - Aylak Kitap - 2013
908
Mehmet Metin
@mehmetmetin
İnceleme
15g
Hayatında yaptığı seçimlerden pişman olan bir Nota nin, farklı hayat ihtimallerini görmesini anlatıyor. Kitap “Acaba başka türlü yaşasaydım daha mutlu olur muydum?” sorusuna odaklanıyor. Dili akıcı, kolay okunuyor ve onemliside insana kendi hayatını sorgulatıyor. Yer yer kişisel gelişim havası verse de duygusal ve düşündürücü bir kitap.
4 puan - 296 syf. - 2024
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig - Domingo Yayınevi - 2024
1.286
okuyan.tuba
@okuyantuba
İnceleme
17g
Müslüman Olan Şanlı Komutan
“İşte gemilerle birlikte geri dönüş umutlarınızı da yaktım!
Rüyamda...
Rüyamda Allah Rasülünü gördüm! Korkmadan devam etmemizi emrediyordu! Ona itimattan daha büyük onur olur mu? Bu ülke bize verildi, anlayın bunu ve belki de çok daha öteleri.Bu yolun sonu Cennet-i Aladır.Saflarınızı sıkı tutun ve ben den ayrılmayın!”
5 puan - 496 syf. - 2021
Tarık Bin Ziyad
Okay Tiryakioğlu - Timaş Yayınları - 2021
1.117
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
17g
Yufka Yürek
2026-26.kitap

Kitabın Adı : Yufka Yürek
Yazarı : Dostoyevski
Yayınevi: @canyayinlari
Türü : Novella
Basım Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 49 Sayfa

Düşünceler : En sevdiğim yazarlardan birisi olan Dostoyevski bu eserini 1848 yılında yazar. Eserini tamamladıktan 27 yaşında olan yazarın ünü artık artmaya başlamıştır. Suç ve Ceza, Kumarbaz ,Budala gibi ölümsüz eserleri olan yazarın bu novellası büyük eserlerinin adeta bir nüvesi gibidir.

Orijinal ismini Zayıf Kalp ,Güçsüz Yürek olan eserin ana karakteri Vasta Şumkov ile arkadaşı Arkadi İvanoviç'tir.
Vasya duygusal ve minnettarlık altında ezilen oldukça hassas bir kişidir. Bir gün nişanlanır ve arkadaşı İvanoviç ile gelecek planları kurmaya başlar. Ancak maddi sıkıntılar ,ön ödeme alıp yetiştiremediği bir iş ve bu yüzden yaşadığı derin minnet duygusu yüzünden sağlığı gitgide bozulur Vasya 'nın.

Dostluk ,arkadaşlık ,fedakarlık ve işinize gibi temaların derince işlendiği bu güzel novellayı herkesin okumasını ister hararetle tavsiye ederim
4 puan - 309 syf. - 2024
Yufka Yürek
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Can Yayınları - 2024
1.219
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
19g
Yaşlı Adam ve Deniz
2026- 25.kitap

Kitabın Adı : Yaşlı Adam ve Deniz
Yazarı : Ernest Hemingway
Yayınevi : @bilgiyayinevi
Türü : Roman
Basım Yılı: 2024
Sayfa Sayısı: 86 Sayfa

Düşünceler : Ernest Hemingway ( 1899-1961 )ismini duyunca ilk olarak aklımıza 'Silahlara Veda' ve 'Çanlar Kimin için Çalıyor' romanları gelir. Oysa yazarın 1951 yılında yazdığı 'Yaşlı Adam ve Deniz ' kısa romanı 1953 yılında aldığı Pulitzer Ödülünü kazanmış , 1954 yılında kazandığı Nobel Ödülünün de en önemli nedenlerinden birisi olmuştur. Hatta Zülfü Livaneli bu kitaptan esinlenerek ' Balıkçı ve Oğlum ' romanını yazmıştır.

Hemingway bu romanın hayatı boyunca yazabileeği en iyi şey olarak belirtir. Bir tanesi 1990 yılında başrolünü Antony Quinn 'in oynadığı olmak üzere üç kere filme uyarlanan eserin 2000 yılında animasyon kısa filmi de Oscar Ödülüne layık görülmüştür.

İhtiyar Balıkçı adıyla da bilinen eser Santiago adında yaşlı bir balıkçının oldukça büyük bir kılıçbalığı ile mücadelesi anlatılır. İhtiyar Balıkçının olmasına yakalanan ama ölmeyen kılıçbalığı ihtiyarı sürüklemeye başlar. İhtiyar Balıkçı kılıçbalığının ölmesini beklerken geçmiş hayatıyla da hesaplamaya girer. Balıkçı bir yandan da denizin vahşi doğası ile de mücadeleye girer.

Denizi Kutsal bir tarla gibi gören İhtiyar balıkçının tecrübesi O'nu nereye kadar götürebilir ? Köpekbalıkları,açlık,susuzluk gibi pek çok tehlike barındıran denizin içinde tek başına bedensel ve ruhsal varoluşunu sorgulayan balıkçının sonu sizce ne olacak ?

Hemingway 'in kendine has üslubu ile gemiciliğe ait terimleri bolca kullandığı bu eseri bir solukta okudum. Jack London deniz öykülerinde daha çok maceraya öncelik verir. Herman Melville 'nin Moby Dick eserinde ise doğanın gücü eşliğinde intikam öyküsü anlatılır. Bu eser ise daha çok denizin insan yaşamı üzerindeki etkisini irdeler.

Mutlaka ama mutlaka en az bir kez okumanızı tavsiye ederim. Benden daha önce kitabı okuyup bana tavsiye eden eşime teşekkürü bir borç bilirim. Hep kitapla olun. Hep kitapla kalın.
4 puan - 148 syf. - 2018
Yaşlı Adam ve Deniz İhtiyar Balıkçı
Ernest Hemingway - Bilgi Yayınevi - 2018
803
Amine
@amine
İnceleme
19g
Kitabın takdim bölümünün her bir paragrafının alıntılanması gerekir. Kitabı okumak için açtığım her seferde elim ilk sayfaları çevirmeden kitaba başlamak istemiyor.
5 puan - 208 syf. - 2022
Gök Kubbenin Altında
İbrahim Kalın - Mecra Kitap - 2022
673
An
@anil
İnceleme
22g
Chatgpt incelemesi
Yokuş, son yıllarda Türkçe edebiyatta karşılaşılan en sıra dışı romanlardan biri. Ancak bu sıra dışılık yalnızca biçimsel denemelerden kaynaklanmıyor. Roman, daha ilk sayfalarda okura alışık olduğu zeminin çekildiğini hissettiriyor. Defterden çıkan harfler, anlamını terk eden kelimeler, insanların peşinden yürüyen yalnızlıklar ve canlı gibi davranan kavramlar, kitabın gerçeklik anlayışını belirliyor. Burada dünya, fizik kurallarıyla değil; dilin ve düşüncenin kurallarıyla işliyor.

Romanın en dikkat çekici yanı, dil üzerine kurulmuş olması. Pek çok deneysel romanda dil, anlatının biçimini etkilerken; Yokuş'ta doğrudan anlatının konusu hâline geliyor. Harfler, kelimeler, cümleler ve anlamlar yalnızca metafor olarak kullanılmıyor; romanın gerçek karakterleri gibi davranıyor. Bu durum eseri zaman zaman Borges'in kavramsal labirentlerine, zaman zaman Kafka'nın tekinsiz atmosferine yaklaştırsa da Yokuş'un asıl ilgisi başka bir yerde duruyor: anlamın kendisinde.

Öte yandan romanın güçlü olduğu kadar zorlayıcı yönleri de var. Metin, okura tutunabileceği geleneksel bir olay örgüsü sunmuyor. Karakterler psikolojik derinlikleriyle değil, temsil ettikleri düşünsel işlevlerle var oluyor. Bu nedenle bazı bölümler güçlü bir keşif duygusu yaratırken, bazı bölümler bilinçli olarak mesafeli ve kapalı kalıyor. Özellikle yoğun sembolik yapı, bazı okurlar için derinlik yaratırken, bazıları için yorucu bir tekrar hissine dönüşebilir.

Yokuş'u değerli kılan şey kusursuz olması değil, risk alması. Çağdaş edebiyatta birçok roman tanıdık hikâyeleri daha etkili anlatmaya çalışırken, Yokuş yeni bir anlatı alanı açmayı hedefliyor. Bu hedefe ne ölçüde ulaştığı tartışılabilir; ancak kitabın özgün bir hayal gücüne ve kendine ait bir edebî evrene sahip olduğu açık.

Bu nedenle Yokuş, herkese önerilebilecek bir roman değil. Ancak edebiyatta yeni biçimler, farklı düşünme yolları ve alışılmış anlatıların dışına çıkan metinler arayan okurlar için dikkate değer bir çalışma. Kitap sona erdiğinde akılda kalan şey olaylardan çok atmosfer, karakterlerden çok fikirler ve cevaplardan çok sorular oluyor.
5 puan - 153 syf. - 2023
Yokuş
Anıl Yılmaz - Öteki Yayınevi - 2023
1.288
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
22g
Normalde bu kitabı daha önce defalarca okumuştum ama her yaşta bana bambaşka duygular hissettirdi. İlk kez elime aldığımda henüz 10 yaşındaydım ve o zamanlar çok daha saf duygularla okumuştum. İkinci kez 13 yaşımda okudum; bu sefer 10 yaşıma göre daha derin şeyler hissettim ve farklı yerlerinden etkilendim. Şu an, 15 yaşımdayken tekrar okuyorum ve yine bana çok şey öğretti, öğretmeye de devam edeceğine eminim.

Büyük konuşmak gibi olmasın ama ne kadar kitap yazılırsa yazılsın, “Küçük Prens”in yerini tutabileceğini sanmıyorum. Benim için çok değerli bir kitap.

Buraya da bir söz bırakıyorum: 30 yaşımda tekrar okuyacağım ve yine bir inceleme yazacağım.
5 puan - 99 syf. - 2015
Küçük Prens
Antoine de Saint-Exupery - Hece Yayınları - 2015
1.377
Ali Haydar Koyun
#Edebiyat - @alihaydarkoyun
İnceleme
23g
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım.

Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım.

Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu.

Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti.

Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu.

O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel bir inceleme yazısı yazarak çeşitli edebiyat sitelerinde paylaşmıştı.

Yazı ve şiirlerimizin aynı gün güne gelmesiyle başlayan tanışıklığımız sonucunda içten samimi duygu ve düşüncelere sahip gerçek bir arkadaş, bir dost, bir kalemdaş kazanmıştım. Bu konuda kendimi çok şanslı bir kişi olarak görüyor ve onunla tanışmaktan dolayı da mutluluk ve onur duyduğumu belirtmeden geçmek istemiyorum.

Şiir, öykü, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı metinleri çeşitli basılı ve dijital yayın organlarında yayımlanan değerli dostum Ebru Asya, aynı zamanda editöryal çalışmalarda yapmaktadır.

Edebiyat dünyasında yazıları büyük bir ilgiyle takip edilen ve beğenilen Ebru Asya, Mayıs 2026’da Yol Akademi Yayınları bünyesinde Mythos Kitap etiketiyle ilk kitabını çıkardı.

Emek, vefa, özlem, sevgi, pişmanlık ve umut gibi toplumsal kavramları kapsayan, on iki öyküden oluşan sade ve etkileyici bir anlatımla kaleme alınan Sessiz Taşıyıcılar adlı öykü kitabını ilk temin ederek okuyanlardan biriyim.

İnsanı iç dünyasında yolculuğa götüren, toplumsal gerçekliklere odaklanan ve gündelik yaşamdaki sırları, pişmanlıkları ile vefayı ustalıkla işleyen kitabı elime aldığımda hiç bırakmadan bir solukta okudum. Okuduğum öykülerin kimisinde tebessüm ettim, kimisinde üzüldüm, kimisinde ise duygulanarak derin düşüncelere dalıp gittim. Her öyküde insana farklı duygular yaşatan kitapta özellikle beni derinden etkileyen kök, süt kokulu yelek, buruşuk bir kâğıda ayna gibi yüzü yansımış baba, böbreğini abisine veren kız kardeşin çilesini anlatan öyküler olmuştur.

Toplam seksen iki sayfadan oluşan kitabın satış fiyatı ise her bütçeye uygun oluşuyla dikkat çekiyor.

Baskıdan çıkalı birinci ayını dolduran ilk kitabı Sessiz Taşıyıcılar ile 4-7 Haziran tarihleri arasında Silivri Sahili Kordon Boyu’nda düzenlenecek olan 1.Silivri Kültür Edebiyat Günleri’ne katılacak olan Ebru Asya, kitapsever okurlarla buluşarak kitabını imzalayacak. Edebiyata gönül vermiş kitapsever dostlar, fuara katılarak Ebru Asya'dan imzalı olarak kitabını alabilirler.

Değerli kalemdaşım Ebru Asya’yı, çıktığı yazarlık yolculuğunda başarılı olacağına olan inancımla kutluyor ve Sessiz Taşıyıcılar kitabının nice okurlara ulaşmasını, nice yüreklere dokunmasını ve nice baskılara ulaşmasını diliyorum. Yolu açık, kelamı imgelerle dolu ve kalemi daima bereketli olsun.
5 puan - 82 syf. - 06.05.2026
Sessiz Taşıyıcılar
Ebru Asya - MYTHOS KİTAP - 06.05.2026
1.601
bipatiska
@bipatiska
İnceleme
29g
Kitapta Peygamberimize yoldaş olan, onun ahlakıyla yoğrulan 33 sahabenin her biri, kendine has farklı özellikleri ile ele alınıyor.

Posta Kutusundaki Mızıka ile tanıdığım Ali Ural, yine aynı enfes üslubuyla kalemini döktürmüş. Okuyanlar bilir ki sahabe hayatı okumak ve bunları akılda tutabilmek hiç kolay değildir. Ali Ural bunu kitapta o kadar güzel başarmış ki otuz üç sahabenin hayatından kesitler sunarken sizi asla sıkmıyor, su gibi akıp gidiyor üstelik bunu inanılmaz edebi bir dille yapıyor. Kesinlikle takdire şayan 👏🏻

Ve kitabın ismi... Kitabı satın almadan önce hiç araştırmadım çünkü yazarının Ali Ural olması benim için yeterliydi. Fakat okuduktan sonra isminin ne kadar manidar olduğunu anladım. Efendimiz kainatın güneşi ve sahabeler ondan aldığı ışığı saçan yıldızlar...

Daha önce birçok sahabe hayatını konu alan kitap okumuş birisi olarak hiçbirinin bu kadar akılda kalıcı olmadığını belirtmek isterim.
Asr-ı Saadeti tüm derinlikleriyle bizlere sunan, okurken kendinizi adeta Peygamberin dizinin altında hissedeceğiniz bu kıymetli kitabı mutlaka okumalısınız.

Şu nahif anlatıma bakar mısınız? 👇🏻

📍"Ne güzel bir sesi var Bilal'in. Huşuyla ürperten bu sesi yanında taşıyor Hz. Peygamber hayatı boyunca. Yolculuklar ve gazalar bu sesle yoğruluyor.
Bir sabah uykudan bu sesle uyanıyor Nebi: 'Namaz uykudan hayırlıdır.' Ezanın sonuna Bilal'in ilave ettiği bu cümleden öyle hoşnut oluyor ki, 'Bu ne güzel bir söz. Sabah ezanlarında söylemelisin bunu'! diyor Bilal'e.

O sabahtan beri uyku ve namaz terazinin iki kefesinde. Namaz ağır basarken sisler dağılıyor.

Ve ezandan sonra Hz. Peygamber'in penceresine doğru sesleniyor Bilal: 'Ey Allah’ın Resûlü! Namaz!' Sonra mescide geçerek kamet getiriyor, saf tutarken güneşin arkasında yıldızlar."
5 puan - 263 syf. - 2023
Peygamber`in Aynaları
A. Ali Ural - Şule Yayınları - 2023
1.678
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
1a
Bülbüller sadece bizi keyiflendirmek için öterler. İnsanların bahçelerini didiklemez, mısır ambarlarına yuva yapmazlar. Kalplerini bize açıp şarkı söylemekten başka bir şey yapmazlar. İşte bu yüzden bir bülbülü öldürmek günahtır.”

Bu söz aslında kitabın sadece bir cümlesi değil, bütün hikâyesinin özeti gibiydi benim için. Kitabı okurken anladım ki bazı insanlar da tıpkı bülbüller gibi kimseye zarar vermeden, sadece iyi olmaya çalışarak yaşarlar. Ama ne yazık ki toplum bazen en masum insanları bile yargılar, dışlar ve kırar.

Kitap boyunca adalet, vicdan, merhamet ve insanlık kavramlarını çok derinden hissettim. Özellikle insanların ön yargılar yüzünden nasıl değişebildiğini görmek beni uzun süre düşündürdü. Bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında karar vermenin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini sayfalar boyunca gördüm.

Okurken bazı yerlerde sinirlendim, bazı yerlerde sustum ve düşündüm. Çünkü kitap sadece bir olay anlatmıyordu; insanlığın iyi ve kötü taraflarını yüzümüze gösteriyordu. Özellikle çocuk gözünden anlatılması, olayları daha da etkileyici hâle getirmişti. Masumiyetin içinden yükselen o adalet arayışı insanın içine dokunuyor.

Bence bu kitap yalnızca okunup kenara bırakılacak bir roman değil. Üzerine düşünülmesi, konuşulması ve hissedilmesi gereken bir eser. Günümüzde insanların birbirini anlamadan yargıladığı bir dünyada, böyle kitaplar bize vicdanın hâlâ ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
Puan vermedi - 360 syf. - 2020
Bülbülü Öldürmek
Harper Lee - Epsilon Yayınevi - 2020
1.635
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
1a
Sevinçlerin anlık olduğu ya da kısa sürdüğü coğrafyaydı Orta Doğu.

80 yaşında Gazze’deki bir mülteci kampında doktorluk yapan Yakup’un son bir buçuk gününü anlatıyor bu kitap.

Yakup beddua edecek kadar çaresiz, çaresiz kalacak kadar Filistinli bir hayat süren adamdı. Hayatında kim bilir kaç defa beddua etmişti Yakup. Beddua çaresizliğin adıydı, çaresizlik ise Filistinli olmanın.

Elie Wiesel der ki: “Acı çekmiş bir insanın hikâyesi, onu dinlemeye cesareti olan herkesi değiştirir.”

Ben bu hikâyeyi okuma cesareti buldum. Okudukça geliştim, geliştikçe daha fazla okudum ama en sonunda anladım ki ne kadar okursam okuyayım bazı insanlar acıyı yaşar, bazıları ise sadece izler.

Okurken kimi yerde kendime kızıyorum, kimi yerde düşüncelere dalıyor, nerede kaldığımı unutuyorum ama en çok da kendime, hayatıma şükrediyorum. Bizim şu anda yaşadığımız bu rahat hayatı kim bilir başka insanlar nerelerde, nasıl yaşıyor? Aslında bu kitap bana bu çıkarımı vermemi sağladı. Kitabı okudum, bitirdim ama kitap hâlâ uzaklardan bana bakıyor, ben de kitaba bakıyorum çünkü kitap bitse bile duygular bitmez. Benim o kitaba karşı hissettiğim duygular belki de hayatımın birçok döneminde aklıma sürekli gelecek duygulardı. Okurken birçok yerde not aldım, sürekli durdum, düşündüm sonra devam ettim. Aslında direkt okunacak bir kitap değil; üstünde durup düşünülecek, fikir alışverişi yapılabilecek bir kitap.
Puan vermedi - 160 syf. - 2023
Bir Buçuk Günde Seyr-i Alem
Abdulgani Bozkurt - Mgv Yayınları - 2023
1.627