*Bayan Lynde, fazla gururun insanın gözünü kör ettiğini ve kadınların yüksek tahsil yapmaları gerekmediğini söylüyor. Onların ait olduğu dünyaya aykırıymış böyle bir şey. Söylediklerinin tek kelimesine bile inanmıyorum.*
Anne Shirley, hayalperest, macerasever, her şeye tutkuyla bakan kimsesiz bir çocuktu. Prens Edward Adaları’nda yaşayan, orta yaşlı Marilla ve Matthew kardeşler çiftlik işlerine yardım etmesi için bir erkek çocuk evlat edinmeye karar verdiğinde, karşılarında Anne’i bulmayı hayal etmiyorlardı. Ancak kader Anne’in yolunu Green Gables’a düşürmüştü bir kere. Zavallı çocuk hayatı boyunca pek çok sevimsiz yer görmüştü ama burası hayallerindeki o *muhteşem* yerdi. Onu geri göndermemeleri için Cuthbertlerin bir dediğini iki etmemeyi aklına koymuştu.
Cuthbertler de dahil olmak üzere tüm kasaba halkı yakın zamanda Anne’in pek çok uçarı, hayalperest ve eğlenceli anına tanık olacak ve ellerinde olmadan bu kıza sıkı sıkıya bağlanacaklardı. Marilla ve Matthew kardeşler artık Anne Shirley’siz bir Green Gables düşünemez hâle gelmişlerdi. Anne Shirley ise artık Green Gables’sız bir hayatın hayalini kuramıyordu.
*Anne Shirley kurgu dünyanın en sevilesi, en tatlı karakterlerinden biridir.* -Mark Twain
Okuduğum en tatlı kitaplardan biriydi. Çok akıcıydı, gereksiz uzatılan yerler yoktu. Olması gerektiği gibiydi.
Spoiler vermeden konusundan bahsedeyim. Anne Shirley adında turuncu saçlı, çilli, zayıf, hayalperest bir kızın evlatlık alınmasından bahsediyor. Marilla adındaki kadın ilk başlarda bir erkek çocuk istese de Matthew ona bir kız getirir, başlarda kabul etmez fakat Anne'i tanıdıkça ona karşı sevgi beslemeye başlar ve kabul eder.
Kitap, Anne'nin okul hayatından, arkadaşlarından ve ailesinden bahsediyor. Dış görünüşün aslında hiçbir öneminin olmadığından, düşünecelerimizin dış görünüşümüzden daha kıymetli olduğunu vurguluyor. Yaşınız her ne olursa olsun okunabilir, bir şans verin. Keyifli okumalar dilerim.