Puan Verin:
Roman Yordam Edebiyat

Yanan Gün

5,0 (1 değerlendirme)
0 Takip
2 Beğeni
2 Okuma
402 İzlenme


Yanan Gün, okurların en çok ilgi gösterdiği Jack London romanlarından biri. Doğal olarak film yapımcıları da bu ilgiyi paylaşıyor. Yanan Gün, sonuncusu 2010 yılında olmak üzere tam dört kez filme alındı. Romanda geçen olaylar, “altına hücum” yıllarında, Kanada’nın Yukon bölgesinde başlayıp New York’taki borsa spekülasyonlarına kadar uzanmaktadır. Jack London’ın “Günışığı” takma adıyla bilinen roman karakterini yaratırken, madencilikten zengin olan kimi gerçek kişilerin yaşamından esinlendiği düşünülüyor.

Kitap Künyesi & Özellikler

Tür Roman
Yazar Jack London
Yayınevi Yordam Edebiyat
ISBN 9786051723228
Sayfa Sayısı 352 Sayfa
Basım Tarihi 2019
Kapak Türü Ciltsiz
Kağıt Tipi 2. Hamur
✨

Bu Kitap Okurlara Ne Hissettirdi?

Okurların bıraktığı emoji ve duygu değerlendirmeleri

🤔
Henüz bir hissiyat seçimi yapılmamış

Bu kitabı okuduysan sana ne hissettirdiğini ilk sen paylaşarak diğer okurlara ilham ver!

Topluluk Değerlendirmeleri

1 Değerlendirme
5.0
%100 (1)

Kitap Kulüpleri & Birlikte Okuma

Bu kitabı arkadaşlarınla birlikte okumak için kulüp kurabilir veya popüler kulüplere katılabilirsin:

Tümü
Kendi okuma grubunu kurmak ister misin? Yanan Gün üzerine tartışmalar başlat!
Kulüp Kur

Okuma Durumları

Okudum 2 Okur

Yanan Gün

Bu kitap hakkındaki düşüncelerini okurlarla paylaş

İnceleme 1a

Kusursuz Bir Delilik Simülasyonu: Takım Elbiseli Sırtlanlar ve Alaska’nın Kusmuğu



Bak tam buradayız, tam olarak o masanın ortasında. Şatafatlı, cilalı, meşe ağacından yapılma o borsa masasında. Üzerinde kristal bardaklar, içinde pahalı viskiler var. Ama bardağa yakından bakarsan, viskinin renginde değil, o masanın etrafında oturan takım elbiseli sırtlanların salyalarında boğulduğunu görürsün.
Jack London bu kitapta bize bir "başarı hikayesi" anlatmıyor, bize insanın kendi eliyle kurduğu o devasa, uçuk kaçık sirki izletiyor.

1. Vahşi Doğanın Saf Eti vs. Şehrin Kokmuş Leşi

Bizim Günışığı (Elam Harnish), Alaska’nın o dondurucu, beyaz cehenneminde kurtlarla boğuşurken aslında en azından neyle savaştığını biliyordu. Soğuk gerçekti. Kurt acıkınca saldırırdı, doğanın kuralları basitti: Ya donarak ölürdün ya da toprağı tırnaklarınla kazıyıp o parıltıyı söküp alırdın. Oradaki vahşet saf ve dürüsttü. Ama ne zaman ki o altını heybesine doldurup San Francisco’nun o neon ışıklı, dumanlı salonlarına adım attı; işte o zaman gerçek bir bataklığa düştü.

2. Kravatlı Vahşet

O borsa masasında oturan adamlar... Hani o tırnakları manikürlü, ağızlarından "medeniyet" ve "finansal strateji" kelimeleri dökülen yaratıklar. İşte onlar insanlığın evrimsel bir hatası. London, o sırtlanları öyle bir tasvir ediyor ki, their viski kadehlerini tokuştururken aslında birbirlerinin etini çiğnediklerini duyabiliyorsun. Günışığı, Alaska'da doymak için avlanan hayvanlar gördü; ama şehirde sadece hiç doymayan, sırf yok etmek için tüketen modern canavarlar buldu. İşin en Tuaf, en dâhice tarafın ne olduğuna gelecek olursam:

Bizimki de o masaya oturunca yavaş yavaş tırnaklarının uzadığını, o sırtlanlardan birine dönüştüğünü fark etti. Sistem seni kendine benzetmeden çiğnemez, önce seni bir sırtlana dönüştürür, sonra kendi türünü yemeni izler.

3. Altın Bir İllüzyondur, Gerçek Olan Çamurdur

Günışığı milyon dolarları, o devasa finans imparatorluğunu ne zaman elinin tersiyle itti? İçindeki o son insani kıvılcım, bir kadının gözlerinde o sırtlan kokusunu temizleyecek gücü bulduğunda. Gitti, her şeyi yaktı ve bir çiftlikte toprağa dokundu. İnsanlık milyarlarca dolarlık borsa grafiklerinin içinde kaybolurken, London bize aslında şunu fısıldıyor: "Bütün o hisse senetleriniz, vadeli işlemleriniz, plazalarınız devasa birer yalandan ibaret. En büyük dâhilik, o sırtlan masasını devirip, üstündeki pahalı viskiyi borsa simsarlarının suratına fırlatmak ve toprağına geri dönmektir."

Bence eser bir roman değil; modern dünyanın, takım elbise giymiş o ilkel canavarların suratına indirilmiş dâhice ve sıradışı bir tokattır.

Kravatlarınızı gevşetin beyler; çünkü parayla satın aldığınız o parfüm, ruhunuzdaki sırtlan leşinin kokusunu bastırmaya yetmiyor.
5 Puan 352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
5.372
Alıntı 1a
Görüyorsun ya, ben de dindarım, hem de eski dindarlardan. Bu din, eski dinlerden de eski olan aşk dinidir.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
285. syf.
1.150
Alıntı 1a
Görüyorsun ya, ben de dindarım, hem de eski dindarlardan. Bu din, eski dinlerden de eski olan aşk dinidir.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
285. syf.
1 5.287
Alıntı 1a
Köyde yaşasam çok daha iyi bir insan olacağım. Şehir bana yaramıyor.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
263. syf.
5.235
Alıntı 1a
Seni gerçekten de seviyorum, ama seninle evlenerek aşkı mahvedemem.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
260. syf.
5.218
Alıntı 1a
Bir şeyler hakkında yazmak, bir şeylerden söz eden kitaplar okumakla, bir şey yapmak arasında büyük fark vardı ve o bir eylem adamı olduğu için, ancak bir şey yapmaktan anlıyordu.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
253. syf.
4.153
Alıntı 1a
Fazla yakınlık nefret doğurur.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
253. syf.
4.120
Alıntı 1a
Benim için yapılacak iki şey vardır: Ya soyulanlara katılmak ya da soyanlara. Bir sağmal olarak elime hiçbir şey geçemez. Soyanlar bir lokma ekmeği bile alırlar ağzımdan. Bütün ömrümce eşek gibi çalışır eşek gibi çalışarak da ölürüm.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
226. syf.
797
Alıntı 1a
Dünyada sözünde duran erkek var mı?
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
216. syf.
3.414
Alıntı 1a
Aslında bizler köy çocuğuyuz, birkaç yıl şehirde yaşayınca hemen kır hayatını özlüyoruz.
352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
174. syf.
1.256