Puan Verin:
Roman Yordam Edebiyat

Yanan Gün

5,0 (1 değerlendirme)
0 Takip
2 Beğeni
2 Okuma
404 İzlenme


Yanan Gün, okurların en çok ilgi gösterdiği Jack London romanlarından biri. Doğal olarak film yapımcıları da bu ilgiyi paylaşıyor. Yanan Gün, sonuncusu 2010 yılında olmak üzere tam dört kez filme alındı. Romanda geçen olaylar, “altına hücum” yıllarında, Kanada’nın Yukon bölgesinde başlayıp New York’taki borsa spekülasyonlarına kadar uzanmaktadır. Jack London’ın “Günışığı” takma adıyla bilinen roman karakterini yaratırken, madencilikten zengin olan kimi gerçek kişilerin yaşamından esinlendiği düşünülüyor.

Yanan Gün İncelemeleri

Okurların detaylı kitap yorumları ve eleştirileri

rate_review İnceleme Yaz
İnceleme 1a

Kusursuz Bir Delilik Simülasyonu: Takım Elbiseli Sırtlanlar ve Alaska’nın Kusmuğu



Bak tam buradayız, tam olarak o masanın ortasında. Şatafatlı, cilalı, meşe ağacından yapılma o borsa masasında. Üzerinde kristal bardaklar, içinde pahalı viskiler var. Ama bardağa yakından bakarsan, viskinin renginde değil, o masanın etrafında oturan takım elbiseli sırtlanların salyalarında boğulduğunu görürsün.
Jack London bu kitapta bize bir "başarı hikayesi" anlatmıyor, bize insanın kendi eliyle kurduğu o devasa, uçuk kaçık sirki izletiyor.

1. Vahşi Doğanın Saf Eti vs. Şehrin Kokmuş Leşi

Bizim Günışığı (Elam Harnish), Alaska’nın o dondurucu, beyaz cehenneminde kurtlarla boğuşurken aslında en azından neyle savaştığını biliyordu. Soğuk gerçekti. Kurt acıkınca saldırırdı, doğanın kuralları basitti: Ya donarak ölürdün ya da toprağı tırnaklarınla kazıyıp o parıltıyı söküp alırdın. Oradaki vahşet saf ve dürüsttü. Ama ne zaman ki o altını heybesine doldurup San Francisco’nun o neon ışıklı, dumanlı salonlarına adım attı; işte o zaman gerçek bir bataklığa düştü.

2. Kravatlı Vahşet

O borsa masasında oturan adamlar... Hani o tırnakları manikürlü, ağızlarından "medeniyet" ve "finansal strateji" kelimeleri dökülen yaratıklar. İşte onlar insanlığın evrimsel bir hatası. London, o sırtlanları öyle bir tasvir ediyor ki, their viski kadehlerini tokuştururken aslında birbirlerinin etini çiğnediklerini duyabiliyorsun. Günışığı, Alaska'da doymak için avlanan hayvanlar gördü; ama şehirde sadece hiç doymayan, sırf yok etmek için tüketen modern canavarlar buldu. İşin en Tuaf, en dâhice tarafın ne olduğuna gelecek olursam:

Bizimki de o masaya oturunca yavaş yavaş tırnaklarının uzadığını, o sırtlanlardan birine dönüştüğünü fark etti. Sistem seni kendine benzetmeden çiğnemez, önce seni bir sırtlana dönüştürür, sonra kendi türünü yemeni izler.

3. Altın Bir İllüzyondur, Gerçek Olan Çamurdur

Günışığı milyon dolarları, o devasa finans imparatorluğunu ne zaman elinin tersiyle itti? İçindeki o son insani kıvılcım, bir kadının gözlerinde o sırtlan kokusunu temizleyecek gücü bulduğunda. Gitti, her şeyi yaktı ve bir çiftlikte toprağa dokundu. İnsanlık milyarlarca dolarlık borsa grafiklerinin içinde kaybolurken, London bize aslında şunu fısıldıyor: "Bütün o hisse senetleriniz, vadeli işlemleriniz, plazalarınız devasa birer yalandan ibaret. En büyük dâhilik, o sırtlan masasını devirip, üstündeki pahalı viskiyi borsa simsarlarının suratına fırlatmak ve toprağına geri dönmektir."

Bence eser bir roman değil; modern dünyanın, takım elbise giymiş o ilkel canavarların suratına indirilmiş dâhice ve sıradışı bir tokattır.

Kravatlarınızı gevşetin beyler; çünkü parayla satın aldığınız o parfüm, ruhunuzdaki sırtlan leşinin kokusunu bastırmaya yetmiyor.
5 Puan 352 syf. 2019 Okudu
Yanan Gün
Yanan Gün
Jack London | Yordam Edebiyat | 2019
5.375