“İşte gemilerle birlikte geri dönüş umutlarınızı da yaktım! Rüyamda... Rüyamda Allah Rasülünü gördüm! Korkmadan devam etmemizi emrediyordu! Ona itimattan daha büyük onur olur mu? Bu ülke bize verildi, anlayın bunu ve belki de çok daha öteleri.Bu yolun sonu Cennet-i Aladır.Saflarınızı sıkı tutun ve ben den ayrılmayın!”
"Şehvet adamının nefsiyle mücadele ederek kendini frenlemesi mümkündür, ama artık onun kadınlara temiz, kardeşçe duygularla yaklaşmasına olanak kalmamıştır."
Keşke şunu şöyle yapmasaydım, keşke oraya gitseydim, keşke şunu yapsaydım….. Herkesin hayatında illaki birkaç keşke’si vardır. Bu kitapta keşkeler gerçeğe dönüşüyor. Bence güzel bir kitaptı. Tabi ki popüler kültürün kölesi olduğum için ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. Beni bir Reading Slump döneminden çekip almıştı.
Kitap okurken çok üzüldüğüm bir konu oldu. Kitabın konusu ; Müslüman olan bir çok ayrı ülkeden kardeşleri konu almış. Onlar bizim sahip olduğumuz güzel dine ve huzura sahip olmayı çok geç tatmanın pişmanlığını yaşarken bizim sahip olduğumuza şükür edip,sahip çıkmamamız….. Böyle güzel bir dinimiz varken,öğretici iken daha hayırlı işler yapmalıyız. Allaha daha çok şükür etmeliyiz. O içimizdeki boşluk hiç bitmeyecek,Allaha sarılmadıkça. Bunun farkında olmalıyız. Kitap bitsin hiç istemedim,okudukça şükür ettiğim nimetler arttı. Dinimi daha da çok sevdim.
Kitabın Adı : Ekonomide hurafeler ve gerçekler Yazarı: Dr. İnsn Doğan Yayınevi : Liman Kitapları Türü : Makale Basım Yılı: Nisan 2010 Sayfa Sayısı : 198 Sayfa
Düşünceler : Eser Ekonomi Türk isimli İnternet blogundaki yazılardan derlenerek oluşturulmuş. Ekonomi alanında iyi eğitim alan kadronun köşe yazılarını ve ekonomi haberlerini yorumladığı bazen de eleştirdiği bir platformdan seçme yazılarda diyebiliriz.
Biraz eleştirel biraz mizahi bazende biraz üstten bakan enaniyetli bir üsluba sahip eserde yaklaşık 16-20 yıl öncesinin ekonomik panoraması da var aslında.
Yorumların bir kısmı çok hoşuma gitti. Bilgi içeren gerçek donelerle bezeli yazıları zevkle okudum. Ama 'Bak ben demiştim ' tarzında yapılan yorumları ise hem içerik olarak hemde zamanla gerçekliklerini kaybetmesi bakımından foğtusu pek benimseyemedim .
Ekonomi konularındaki uzmanların eleştirilerini 3-5 yıllık verilerle çürütmeye çalışan ,üstelik bunuda yer yer alaycı bir dille yapan yazarın mesela dokar kurunda yaşanan değişim karşısındaki yorumlarını doğrusu merak ediyorum.
Yani kısa ve orta vadeli yorumlar güzel olsa da uzun vadeli tahminleri maalesef pek iyi değil bana göre.
Sonuç olarak konunun ilgililerine yani ekonomiyi velilerle takip edenlere tavsiye edebileceğim bir eser bu.
Nobel ödüllü yazar İvo Andriç'in başyapıtı olan "Drina Köprüsü" (Sırpça: Na Drini ćuprija). Bu roman, sadece bir köprünün hikayesini değil, o köprü üzerinden geçen koca bir tarihin, imparatorlukların ve insan hayatlarının panoramik bir dökümünü sunar. İşte bu klasik eserle ilgili kısa bir özet: Kitabın Teması ve İçeriği Zaman Çizelgesi: Hikaye, 16. yüzyılda Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa'nın emriyle Vişegrad kasabasına inşa edilen köprüyle başlar ve Birinci Dünya Savaşı'nın başına kadar yaklaşık 400 yıllık bir süreci kapsar. Merkez Karakter: Romanın asıl kahramanı bir insan değil, Drina Nehri üzerindeki o görkemli taş köprüdür. Köprü; savaşlara, sellere, isyanlara ve nesillerin değişimine tanıklık ederken sarsılmaz bir şekilde ayakta durur. Kültürel Mozaik: Eser; Osmanlı yönetimi altındaki Bosna'da Müslüman, Hristiyan ve Yahudi toplumlarının bir arada yaşayışını, aralarındaki gerilimleri ve ortak kültürü ustalıkla işler.
Dünya, sizin zannettiğiniz kadar tozpembe değil sayın aydın(!)lar !
İçinde yaşadığın ülke -malum zaafları nedeniyle- sürekli, sebeplerin en ufağıyla bile çalkalanıyorken; nüfus yapın tehlikede ve sırf bu nedenden dolayı bile geleceğin belirsiz ve millî güvenliğin artık alarm verip çatırdıyorken; korunaklı villanızda yaşayıp şehrin en kenar mahallelerine hiç girmeyen ve tehlikelerden daima uzakta yaşayan bir hümanistseniz yapılacak en iyi şey nedir? Tabii ki de sıkıntılarını bizzat sizin çekmediğiniz problemler için, çekenlerine ‘tatliş tatliş yaşayın işte:))) tadımızı kaçırmayın’ diyerek “onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevitine ihi ihi”li bir finalle mülteci güzellediğin bir edebiyat başyapıtı(!) kaleme almaktır.
Bu kitabın hangi amaca hizmet ettiğinin farkındayız.
Acaba kör göze parmak sokmayı bıraksanız mı artık?
Dolambaçlı yollara sapmayı sevmeyen ve maskeyi sadece maskeli balolarda takan insanlar vardır beyler. En önemli iş olarak çizmeleriyle parkeleri cilalamayı görmeyen insanlar. Pantolonlarının üstlerine tam oturmasını yaşamdaki en büyük mutluluk saymayan insanlar beyler. Ve son olarak beyler, amaçsız yere ortalıkta dolaşıp durmayı, kur yapmayı, dalkavukluk etmeyi ve hepsinden önemlisi üstlerine vazife olmayan şeylere burunlarını sokmayı sevmeyen insanlar vardır... söyleyeceklerim aşağı yukarı bu kadar beyler
İnsanlar bana güçlü olmak zorundasın diyor ve düşünüyorum olan her şeyde belki de güçlüyüm. Evet bu doğru sanırım güçlüyüm. Güçlü insanlar eğilmezler kırılırlar ve patlarlar.