Eğer Tanrı'ya inanıyorsam sonuçta inanmak da benim seçimim. İçimdeki ben Tanrı'ya inanmam gerektiğini söylediği için inanıyorum. İnanıyorum çünkü Tanrı'nın varlığını hissediyorum ve kalbim bana Tanrı'nın orada olduğunu söylüyor. Eğer Tanrı'nın varlığını artık hissetmiyorsam kalbim bir anda Tanrı'nın olmadığını söylemeye başlıyor ve inanmayı bırakıyorum. Her iki durumda da tek otorite hislerimdir. Tanrı'ya inandığımı söylediğimde bile aslında kendi iç sesime çok daha derinden güveniyor ve inanıyorumdur.
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?
Canları istediği gibi seks yapabilmelerine rağmen Cesur Yeni Dünya’daki bedenler tuhaf bir şekilde ruhsuzdur, ki bu da Huxley’in değindiği noktalardan birinin altını çizer; Her şeyin ulaşabilir olduğu bu dünyada hiçbir şeyin değeri yoktur
"Hiçbir şey yardımcı olmuyor gibi göründüğünde gidip kayasını çekiçleyen bir taşçıya bakıyorum. Belki de yüzlerce kez icinde bir çatlak görünmeden . Yine de yüz birinci darbede ikiye bölünecek ve bunu yapanın son darbe olmadığını biliyorum. -ama daha önce olan herşey... "
Her genç erkek, ilk aşkını hatırlar, duygularını en derinlerden değiştirip kendisini gizemleriyle yarattığı acılarına rağmen mutlu eden o tuhaf anı hep aklında tutmaya çalışır.
Ütopik ve Distopik Mesajlar İçeren Yetişkin Kitabı
Her ne kadar çocuk kitabı gibi görünse de ütopik ve distopik dünya düzeni algılarını içermesi dolayısıyla özellikle yetişkinler için okunması gereken bir kitap. Herkesin okuması gereken dünyaca bilinilirliği olan bir kitap.