Modern Türk şiirinin gürültüsüz fakat derin damarlarından birini oluşturan Şakir Kurtulmuş, şiirini büyük poetik mani- festolarla değil, hafızanın, merhametin ve insanî deneyimin içinden kurar. Onun dizelerinde su, yol, çocukluk, ev ve gece yalnızca imgeler değildir; insanın dünyayla kurduğu ilişkinin sembolleridir.
Bu kitap, Kurtulmuş'un şiirini dil, imge, mekân, metafizik duyarlık ve medeniyet düşüncesi eksenlerinde ele alarak şairin poetikasını bütüncül bir çerçevede incelemektedir.
Şakir Kurtulmuş'un şiiri modern Türk şiirinin farklı damar- larıyla temas hâlindedir; ancak hiçbirine bütünüyle ait değildir. Bu yönüyle onun şiiri hem gelenekle hem de modernlikle konuşan özgün bir poetik alan açar. "Yolların ve Suların Şairi: Şakir Kurtulmuş'un Şiir Dünyası", şairin dizelerinde saklı olan bu iç yolculuğu görünür kılmayı amaçlayan kapsamlı bir incelemedir.
“Şakir Kurtulmuş’un şiiri, büyük iddialarla değil derin ve içten bir sesle kurulur. Bu ses, çoğu zaman suyun akışında, bir çocuğun bakışında, bir şehrin yıkıntısında ve bir annenin çağrısında yankılanır” (s.10)
“Onun şiiri merhametlidir, derindir, içten gelir, çağının tanığıdır, bağımsız, gürültüsüz ve sakindir. O yüzden yarına kalacak şiir sınıfındadır” (s. 138)
Hani hep denir ya “yarası olmayanın şiiri olmaz” diye. Altmışlı yaşlarda olan şairin çocukluğundan bu tarafa hüzün ağrıları çektiği olmuştur. Bu hâlin, taşınan umut ile beraber, şiirlerine de sirayet etmiş olduğunu pekâlâ söyleyebiliriz. Son tahlilde, şairin şiirlerinde milletimizin yaşayan dip derin şuuru, mizacı ve aidiyet duygusu ile hafızaya dayalı, çağının tanığı güzel şiirler okumaktayız. Son olarak, sözü yine Özcan Ünlü’ye bırakalım ve en doğru en yerinde tespitlerle Şakir Kurtulmuş’un şiirlerini ve şairliğini anlatsın; “Şakir Kurtulmuş’un şiiri, büyük iddialarla değil derin ve içten bir sesle kurulur. Bu ses, çoğu zaman suyun akışında, bir çocuğun bakışında, bir şehrin yıkıntısında ve bir annenin çağrısında yankılanır” (s.10) İyi okumalar. İlkay Coşkun