KEŞFET

add_boxPaylaş
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
13g
Hisler söylenmemeli, hisler hissettirilmeli.
Çünkü hissettirilmeyen hiç bir şeyin önemi yok...
38
Mjora
@mjora1725
İnceleme
5a
bir dergâhta kesişen birbirinden farklı hayatları anlatıyor. Yoldan çıkmış bir şeyh oğlu, modern dünyaya ait bir plaza kadını, intihar etmeye çalışan yaşlı bir adam ve bir gelini kaçıran genç, kendilerini aynı mekânda, yani eski bir dergâhta bulur. Tarık Tufan
Puan vermedi - 276 syf. - 2024
Şanzelize Düğün Salonu
Tarık Tufan - Doğan Kitap - 2024
1.575
sudu
#Hayat Dair - @sudu
Alıntı
6a
Gece Yarısı Kütüphanesi
Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını... Domingo Yayınevi
296'ın 177. sayfasında
Puan vermedi - 296 syf. - 2024
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig - Domingo Yayınevi - 2024
1.437
Zdumanoğlu
Zdumanoğlu , bir kitabı okuyacak.
@zdumanoglu
2a
Puan vermedi - 104 syf. - 2025
Kurmaca Gerçekler
Tuğba Kişmir - Grius Yayınları - 2025
1.162
alfabe
@abc_
Alıntı
4a
Halinin gözlerden gizli kalması imkansız bir şey.

-Ona Aşık mısın?
392'in 161. sayfasında
5 puan - 392 syf. - 2024
Hazreti Hatice
Nurdan Damla - Hayat Yayınları - 2024
2.098
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
2a

Yazgıyı kimse bilmez
70'in 54. sayfasında
Puan vermedi - 70 syf. - 1996
Az Kaldı Kışa
Ahmet Oktay - Sel Yayıncılık - 1996
1.885
ahmedarifce
#Edebiyat - @ahmetarifce
İleti
1y
Gitmek, gözlerinde gitmek sürgüne, yatmak, gözlerinde yatmak zindanı. Gözlerin hani? Ahmed Arif
1.031
Feza
@feza
Alıntı
7a
Zekân geliştikçe sorunların da o ölçüde artacak.
4 puan - 325 syf. - 2015
Algernon’a Çiçekler
Daniel Keyes - Koridor Yayıncılık - 2015
1.969
Artemis
@artemis
1y
2025 Okuma Hedefi 2 Kitap Okudu / 12 Hedef
1.198
Ayşe Derviş
@ayse_dervis
Alıntı
1y
“Senin aşk zannettiğin şey geçici bir takıntı..”
561'in 183. sayfasında
Puan vermedi - 561 syf. - 2024
Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk - Yapı Kredi Yayınları - 2024
2.323
Elif ツ
@sidretulmunteha
Alıntı
6a
Depresif kişilikler çoğunlukla birçok nedenden dolayı bir sağ­lık uzmanından yardım istemezler.
Tedavi edilmeyen depresyonun insani, hatta ekonomik bo­yutlu bir bedeli olacaktır.
336'ın 187. sayfasında
4 puan - 336 syf. - 2023
Zor Kişiliklerle Yaşamak
François Lelord - İletişim Yayınevi - 2023
1.583
monaroza
@monaroza
Alıntı
1y
Yara sıcakken acımaz hemşireceğim. Hele bir kere soğumaya başlasın.
544'ün 134. sayfasında
Puan vermedi - 544 syf. - 2023
Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin - İnkılap Kitabevi - 2023
2.890
Seyda_hndn
@seydahndn
Alıntı
1y
Ekmek pahalı, emek ucuzdu
112'in 2. sayfasında
Puan vermedi - 112 syf. - 2023
İnsan Neyle Yaşar?
Lev Tolstoy - Elips Kitap - 2023
1.265
Feza
#Alıntı - @feza
Alıntı
11a
Yenilmiş olsam da ben yaşadığım yenilgilerden daha fazlasıydım.
407'in 369. sayfasında
4 puan - 407 syf. - 2020
Merhamet
Bryan Stevenson - Koridor Yayıncılık - 2020
1.585
bipatiska
@bipatiska
Alıntı
1y
İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm.
198. sayfasında
Puan vermedi - 200 syf. - 2024
Söyleme Bilmesinler
Şermin Yaşar - Doğan Kitap - 2024
2.867
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
15g
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
51
Albayrakhsn
#Alıntı - @albayrakhsn
Alıntı
4a
Onun yaşındakiler içki ve kadın derdindeyken o bir iman abidesi oluverdi. Mekkeli kızların dilinde bir destan idi. Mekke pencerelerinden kendisine sallanan mendillerin haddi hesabı yoktu. Ona vurgun güzeller birbirleriyle yarışır, onunla göz göze gelebilmek için aracı kadınlar çalışırdı. O hareme gelecek diye putların önünde yol gözleyen genç kızların neler hissettiklerini ve benim şarkılarıma eşlik eden terennümlerle güzel cemaline karşı teşbibler okuduklarını ben bilirim.
590'ın 293. sayfasında
Puan vermedi - 590 syf. - 2024
Hz. Muhammed S.A.V. İçin Bülbülün Kırk Şarkısı
İskender Pala - Kapı Yayınları - 2024
1.111
İdealistbiyolog
@idealistbiyolog
Alıntı
1y
“Hayata devam edebilmek için geçmişi arkada bırakmak gerekir.”
264'ün 157. sayfasında
5 puan - 264 syf. - 2023
Ne İçin Varsan Onun İçin Yaşa
Hikmet Anıl Öztekin - Destek Yayınları - 2023
2.122
Kübii
@kubrayla
İnceleme
7a
Sevgili genç yazarımız Samet Düzgün’e öncelikle o güzel kaleminden dökülen Duvardaki Çatlak isimli imzalı kitabın ve güzel sözlerin için kocaman teşekkürler. Yolun açık, ilhamın sonsuz, kalemin hep böyle güçlü olsun! Böyle genç kardeşlerimi görünce mutlu oluyorum. Her daim üreten, çalışkan gençlerin varlığı daim olsun.

Kitabın son 15 sayfasına doğru yaklaşmışken hiç beklemediğim bir sonla karşılaştım. “Nasıl yaaaa, şaka mı? ” oldum ters köşe yaptın. Bu konuda tebrik ederim kitabın beklentimin üstündeydi. Böyle bir son beklemiyordum asla bunu söyleyeyim.


Özellikle şu cümle, adeta zihnime kazındı: “Bir şeyler yapmak istiyorsun. Ama ne yapacağını bilmiyorsun.” (s.10) Bu, o kadar tanıdık bir his ki… Hepimizin zaman zaman kapıldığı o varoluşsal kriz, özgürlüğün ve belirsizliğin kesişim noktasında salınan bir ruh hali. Zahir’in bu duygusu, Sartre’nin Bulantı kitabındaki o derin huzursuzluğa öyle yakın ki… Ama bu his, sadece dış dünyanın kaosu değil, içimizdeki o eksiklikten, o “bir şey yapma zorunluluğu”ndan doğuyor sanki. Zahir’in, Efsun’un anlattıklarına kendini bırakıp “an”a teslim olası işte bu noktada; Kontrolü bırakmak, akışa teslim olmak bir özgürlük değil mi? Nietzsche olsa, muhtemelen Zahir’e o çatlağı kucaklamasını, onun içinde kendi gücünü bulmasını söylerdi.
Efsun’un, Zahir’i adeta büyüleyen etkisi ve ondan istediği o gizemli “şey” beni çok meraklandırdı.

“Zahir, Efsun’un bu büyüsüne tamamen kapılıp tarikata girecek mi yoksa kendi yolunu mu çizecek?” sorusuna cevap alacaksınız.

Duvardaki çatlak, Zahir için bir huzursuzluk simgesi belki, ama aynı zamanda geçmişine açılan bir kapı. O çatlağın ardında neler saklı? Zahir’in zihninde hangi anılar, hangi yaralar canlanıyor? Efsun, Zahir’i gerçekten “efsunlayabilecek” mi, yoksa intikam ateşi vicdanının sesini bastıracak mı? Bu sorular, kitabı okurken zihnimde dönüp duruyordu. Böyle bir kurgu ve bitiş beni çok şaşırttı.

Zahir’in hikayesi, özellikle şu satırlarda yüreğime dokundu: “Büyük bir kayıp yaşamış ve yaşadığı bu kayıp için yeterince acı çekmişti. Yaşaması gereken tüm acıları yaşadığını ve bu konuda yaşanılması gereken bir şey kalmadığını düşündü.” (s.51) Yas, sadece bir kayıp değil, bir süreç, bir kabulleniş… Zahir’in ailesini kaybetmiş olması, benim de kendi kayıplarımla yüzleşmemi sağladı. Onun acısını okurken, kendi yüreğimin sızısını hissettim. Ama bir farkımız var: Zahir, intikam için bir şansı olduğuna inanıyor; ben ise o şansı bulamıyorum. Bu, onun acısını daha mı hafif, yoksa daha mı ağır kılıyor, bilemiyorum.
Ve şu cümle, hepimizin ortak çığlığı gibi: “Anlaşılmamaktan nefret ediyordu.” (s.94) Neden hep “anlaşılmadık” diyoruz da “anlamadık” demiyoruz? Bu, biraz bencillik değil mi? Bu döngüyü kırmak için daha çok empatiye ihtiyacımız var belki de..
Zahir’in bu isyanı, hepimize bir ayna tutuyor.

Kitabından iki alıntı, içimde derin izler bıraktı:

İlki, ilham verici: “Kaybolmak istediği bu dünyada en çok o var olacaktı. Ailesinin ona verdiği ismi gerçekten taşıyabilecekti.” (s.102) Bu, adeta bir manifesto; hayata tutunmanın, kendini bulmanın gücü.

Diğeri ise kalbimi sızlattı: “Ben dünyanın güzelleşmesiyle ilgilenmiyorum. Ben içimde yanan ateşi söndürmek istiyorum. Anne babamın çalınan hayatlarının karşılığını hak eden insanlardan almak istiyorum. Başka türlü huzur bulamayacağımı anladım.” (s.106) Bu cümleler, Zahir’in içindeki yangını öyle güçlü hissettirdi ki, onun acısını ve kararlılığını iliklerime kadar yaşadım.

Sevgili Samet kaleminle bize hem kendi iç dünyamızı hem de Zahir’in çalkantılı ruhunu keşfetme fırsatı verdin. Efsun ve Zahir’in hikayesi, sadece bir roman değil, adeta bir duygusal yolculuk. Yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyorum bırakma devam et lütfen. Hep yaz, hep ilham ol!
Puan vermedi - 128 syf. - 2025
Duvardaki Çatlak
Samet Düzgün - Kitap Ağacı Yayınları - 2025
1.218
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
19g
-hayallerimize giden yollar nedense hep dolam­baçlıydı-
347
Seyda_hndn
@seydahndn
Alıntı
1y
Tanrım, günler nasıl geçiyor! Tıpkı hayat gibi bakmazken çabucak, bakarken ağır mı ağır.
644'ün 288. sayfasında
5 puan - 644 syf. - 2024
Cennetin Doğusu
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2024
1.484
Feza
Feza , bir kitabı okuyor.
@feza
24g
Puan vermedi - 104 syf. - 2025
Çok Tuhaftı Ağlayamadım
Bahtiyar Gül - Şule Yayınları - 2025
955
nurten
#Alıntı - @mavikum
Alıntı
8a
Biz zaman zaman acı çekiyoruz.Öyle değil mi?Bugün seviniyoruz,yarın acı çekiyoruz,sonra tekrar seviniyoruz.Bu bir süreçtir.Bu yaşamın doğal bir hareketidir.Eğer biz her şeyin sürekli hareket halinde olduğunu unutmazsak ,bugünkü dertlerimiz o kadar da korkunç,o kadar da çözülemez olmayacaktır.Çünkü yarın tamamen değişik olacak.
424'ün 204. sayfasında
3 puan - 424 syf. - 2014
Haddini Bilmez'in Annesinin Nikahı Nerede Kıyıldı?
Mirzakarim Norbekov - SİSTEM YAYINCILIK - 2014
1.049
Seyda_hndn
@seydahndn
Alıntı
7a
Belki bu ağır bedel kurtuluşumun anahtarıdır.
312'in 40. sayfasında
Puan vermedi - 312 syf. -
Gece Açan Çiçekler
Tarık Tufan - Doğan Kitap
1.685
gulnurnur
@gulnurnur
Alıntı
1y
“Öyleyse Tanrı’nın unuttuğu bir yerde yaşıyoruz biz,”
732'in 485. sayfasında
Puan vermedi - 732 syf. - 2024
Gülün Adı
Umberto Eco - Can Yayınları - 2024
1.247
efekaya
@efekaya
Alıntı
1y
— Vicdan azabı bir hayaldir, Sophie,
-diye yeniden konuşmaya başladı la Dubois
-onu ortadan kaldırmaya cesaret edemeyecek
kadar güçsüz ruhların budalaca mırıltısıdır.
5 puan - 185 syf. - 2012
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Marquis de Sade - Altın Post Yayıncılık - 2012
1.411
dilekmeryem
@dilekmeryem
Alıntı
1y
Olduğun gibi davranmak kendine verebileceğin en büyük hediyedir.
206'ın 243. sayfasında
Puan vermedi - 206 syf. - 2022
Rezonans Kanunu
Pierre Franckh - Koridor Yayıncılık - 2022
1.549
alfabe
@abc_
Alıntı
8g
(...) sohbet sırasında tek taraflı olarak çok konuşan bir insan vicdan azabı ve mahcubiyet duyar.
207'in 55. sayfasında
5 puan - 207 syf. - 2023
Duman
Ivan Sergeyeviç Turgenyev - İş Bankası Kültür Yayınları - 2023
881
Ayşe Derviş
@ayse_dervis
Alıntı
1y
Bütün ümit yarın sabahta.
116'ın 52. sayfasında
Puan vermedi - 116 syf. - 2024
Lüzumsuz Adam
Sait Faik Abasıyanık - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
1.187
zehrakaraca
@zehrakaraca
Alıntı
1y
...ölünceye kadar aşktan da güçlü bir bağla, ortak vicdan azabıyla bağlıydılar birbirine.
461'in 30. sayfasında
Puan vermedi - 461 syf. - 2024
Yüzyıllık Yalnızlık
Gabriel García Márquez - Can Yayınları - 2024
1.652
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
8a
Seviyormuş gibi davranıyorsunuz fakat beni sevdiğinizi sanmıyorum.
440'ın 107. sayfasında
Puan vermedi - 440 syf. - 2019
İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens - Alfa Yayınları - 2019
1.173
Canan
@berrybutcher
İnceleme
1y
Kitap, Hemingway'in Afrika'da avlanarak geçirdiği zamanı anlatır ve kurgu olmayan kitaplarından biridir.

Konusu ilgimi çektiği için anlatımını çok akıcı buldum. Düzensiz ve kaçak bir avdan ziyade kontrollü, ruhsatlı bir şekilde avlanıyorlar. Iz sürmeleri, en iyi atış için sabırla beklemelerini okumak keyifliydi.

Özellikle kitabın sonunda yer alan Hemingway ve arkadaşlarının gerçek resimleri ilgi çekiciydi.

Yalnız hayvanlar ve avcılık konusunda hassas olan okurlara tavsiye etmiyorum.
Puan vermedi - 320 syf. - 2020
Afrika’nın Yeşil Tepeleri Bütün Eserleri 3
Ernest Hemingway - Bilgi Yayınevi - 2020
1.869
alfabe
@abc_
Alıntı
2a
Herkes işimize yarayabilir yoksa şehir bugün düşecek.
160'ın 16. sayfasında
4 puan - 160 syf. - 2025
Saraybosna Radyosu
Tijan Sila - Siren Yayınları - 2025
1.122
N.ATAMTÜRK
@natamturk
Kitapla
4g
6
MEDİTASYON
Yeni Bölüm Yayınlandı.
165
Emel yılmaz
#Soru - @emelyilmaz
İleti
7a
Dostluğa hazırım, işte elim… Beyaz Geceler
2.512
Ebru Asya
#Edebiyat - @ebruasya
İnceleme
1y
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa.

Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz.

Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi...

Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler.

Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek edinmelerini istemesini konu alır.

Kitabı yıllar evvel okumuş olmama rağmen baba ve oğul arasında geçen şu konuşmalar zihnimde yer etmiştir.

"bak oğlum," dedi, "seninle pazarlık edelim! Biliyorsun ki dünyada herkesin rızkı başka başka yollardan... Kimisi bakkal, kimisi kunduracı, kimisi çiftçi, kimisi de mesela, çöpçü. Bu neden böyle? Çünkü Allah herkese derece derece akıl vermiştir. Bir doktorun işini bir çöpçü beceremediği gibi, bir çöpçünün işini de bir doktor göremez. Şimdi olabilir ki, senin kafan da okuyup bey olmaya uygun değildir. İçinden, "ben okuyup bey olmak istemiyorum, ben kunduracı olacağım, yahut da çöpçü!" dersin. Ha? Söyle, sen ne olmak istiyorsun mesela?"

Eğer ağzımı aramıyorsa...

"Fikrini apaçık söyle, korkma... Bak çöpçülere. Ne okuma kitapları var ne de akşamları ders soran beybabaları. Sen de ''ben çöpçü olacağım okumak istemiyorum'' dersen, ben de senin yakanı bırakırım, bir daha da ders sormam"

Uzatmayalım, çöpçü olacağımı söylemiş bulundum.

Tekme, tokat, yumruk ve iskemlemle beraber yerlere. Ondan sonra dersler bir kat daha bindi, tabii dayaklar da.

Çok zaman "aman yâ rabbi," derdi, "aman yâ rabbi! böyle mi olacaktı benim oğlum?"

O, kuran'ı beş yaşında hatmetmiş!
...
Rahatına düşkün bir çocuğun korkuyla ve baba baskısıyla geçen yıllarının ilginç diyaloglarla gözler önüne serildiği bu roman bir çocuğun gözüyle onun psikolojisi düşünülerek okunduğunda gerçekten çok etkileyiciydi. Evet, bir babanın çocuklarını okutarak iyi bir meslek sahibi olmasını istemesinden daha doğal ne olabilirdi? Ancak o zaman neydi çocuğu okumaktan soğutan? Üstelik de hukukçu olan babası bu denli üzerine düşüp çalışmasını istiyorken, çöpçülüğü büyük adam olmaya yeğleten neydi küçük adamı? İşte bu satırlarda durumu apaçık anlatıyor yazarımız.
..
Babam ne ve neciydi bilmiyorum. Gümüş topuzlu bastonu, sarı çantası, hasırlı kırmızı fesi, bilhassa bana bakarken mutlaka çatılan kaşlarıyla o, benim için iri gövdeli bir korkudan ibaretti.

Kalın kalın öksürerek gelirdi.

''Dersine çalıştın mı bakayım! Ha?

Çenemi kaldırır gözlerimi arar...

''Söyle çalıştın mı?''

Sesinden onun niyetini keşfetmeyi öyle öğrenmiştim ki!

''Cevap versene ulan, çalıştın mı?''
''Çalıştım...''
''Su gibi mi? Ha? Su gibi mi?
''Su gibi...''
''Oku öyleyse!..''

Kıllı, kalın parmağı okumamı istediği satırın başındadır. Büyük halamın su gibi çalıştırdığı dersten aklımda eser kalmamıştır. Yalnız kıllı, kalın parmak... Satırın başında.. Parmağın kıl diplerindeki deliklere gözlerim dikili.
''Okusana!..''
Parmağın kıl diplerindeki delikler büyürler, küçülürler, uzaklaşır yaklaşır, tekrar uzaklaşırlar. Kah ağız olurlar kah göz. Ağız olunca dil çıkarır, göz olunca göz kırparlar... Ya harfler? Onlar da
eğri büğrü, kambur birer hareket halindedirler... Birdenbire bir tokat bir tekme...
..

Küçük adam için babası ; onu sürekli uyaran, istemediği halde sorumluluk yükleyen, ödevler veren, otoriteyi en sert biçimde kullanan kişidir. Babanın bu sert tutumu çocuğun öğrenim hayatını başarısız yönde etkilemiş ve okulu bırakmasına sebep olmuş, aynı zamanda davranış bozukluğu yaratmıştır. Bu olumsuz davranışları küçük adamın tuzak kurarak yakaladığı tavukları iple bağlayıp, sorgu sual edip bağırta bağırta dövdüğü kısmı okurken, kendisine engel olmaya çalışan annesine tavukları terbiye ettiğini söylediğinde anlıyoruz.

Bu küçük adamın yaptıklarını savunma sözlerinden sonra, annenin evladına verdiği öğüt zihinlere kazınacak nitelikte.

''Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma!.. Bu tavuk bile olsa...''


Bir dönem baba, ailesinden uzakta yaşamak zorunda kalıyor. İşte o zaman küçük adam babanın yokluğundaki özgür bakış açısını bakın nasıl anlatıyor.

Babasından ayrılan birçok çocuk babasız kalışına üzülür... Ben tersine... Sevinmiştim... Niçin? Bilmem... Bu "hissizlikte" benim çocuk yapımın çok az etkisi olmalıydı. Evde krallığımı ilan ettim. Astığım astık, kestiğim kestikti. Kardeşlerimi istediğim zaman ağız tadıyla dövebiliyor, güneş battıktan çok sonra eve döndüğümde nerde kaldığımı niçin geciktiğimi dersleri bırakıp gene mi futbol oynadığımı soran olmuyordu...

Ailenin, Türkiye'den Beyrut'a göç edip yerleşmesi çocukların ergenlik dönemine denk geliyor. Baba kendi mesleği olan avukatlığı prosedürlerden dolayı yapamadığı için bir lokanta açıyor. Bu işletmede kardeşiyle birlikte dönüşümlü şekilde garson ve bulaşıkçı olarak çalışan küçük adam iş hayatı boyunca da babasının dayatmacı tutumuna maruz kalıyor ve bu otorite aynı zamanda aile bireyleri üzerinde büyük bir gerilim yaratıyor.

Bir müddet sonra lokantada işler bozulup kapatmak zorunda kalıyorlar. Hayat avare yıllara doğru süre giderken bakın yazarımız açlık psikolojisiyle ilk bölüme son noktayı nasıl bırakıyor.


Ey açlık! Seni midemde, iliklerimde, kanımın yuvarlarında duydum. Ve sen benim iyi, benim şefik ve rahim olan soyum, insan soyu, sen ebedi tokluğu fethedeceksin!
Puan vermedi - 222 syf. - 2022
Baba Evi - Avare Yıllar
Orhan Kemal - Everest Yayınları - 2022
3.319
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
3a
şiddetin olmadığı bir dünyada yaşamayı isterdi ama yaşayabileceği bütün hayatlarda insanlar da vardı maalesef.
296'ın 194. sayfasında
Puan vermedi - 296 syf. - 2024
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig - Domingo Yayınevi - 2024
1.028
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Her şey enerjidir Âdem. Her şey frekanstır.
Kâinat titreşen bir canlıdır.
208'in 125. sayfasında
Puan vermedi - 208 syf. - 07.12.2022
Luna
Buğra Gülsoy - İNKILAP KİTABEVİ - 07.12.2022
1.510
sm
@smyyeyk
Alıntı
9a
Bütün o çaresiz insan ruhuna has acılıkların tatlılıkların hazinesini taşıyor.
336'ın 15. sayfasında
Puan vermedi - 336 syf. - 2022
Mai ve Siyah
Halid Ziya Uşaklıgil - İnkılap Kitabevi - 2022
1.655
Canan
@berrybutcher
İnceleme
1y
Kitap ne kadar küçük bir çoğunun gözünden yazılsa da okuyucu pek çok şeyi açıkça anlayabiliyor.

Alt insan olarak görülen bir siyahinin, beyaz bir kadına tecavüz girişimiyle yargılanması ana konu. Bunun yanında küçük çocuğun etrafına gelişen olaylar ve onun duyguları daha baskın.
Scout isimli bu çocuğun babası, herkes tarafından ölmesi istenen bir siyahiyi savunmaya karar veriyor. Aslına bakılırsa baba, baştan biliyordu siyahiyi suçlamalardan kurtaramayacağını. Yine de bunun için kendine düşeni yapmaya karar veriyor.
Bu davayı aldığı için etrafında yaşayan insanlar yavaşça ondan uzaklaşıyor. İletişimi kesiyor ve dışlıyorlar. Yine de adam bunlara kulak asmıyor ve çocuklarına da aynını yapmalarını söylüyor. Kısaca kendi vicdanını toplumun dedikodusuna tercih ediyor
Sevindiğim tek nokta, suçsuz bir insana atılan iftiranın, juri tarafından kabul görmese de ortaya çıkması olmuştu. En azından isminin lekelenmesi önlenmiş oldu ve insanlar, ırkçılık gibi mantıksız sebeplerle bir insanın hayatını mahvetmek istediklerinde belki ikinci kere düşünürler bu vesileyle.
Puan vermedi - 355 syf. - 24.04.2019
Bülbülü Öldürmek
Harper Lee - SEL YAYINCILIK - 24.04.2019
1.479