“İnanmaya ihtiyacı olur hep insanın. Mümkünse kendinden başka bir şeye.” Çocukluk yıllarında işlediği ilk günahı, ilk kabahati telafi etmeye çalışırken, yaşadığı coğrafyayı boydan boya kateden Adalet’in hikâyesi bu. Hem kendisiyle hem de ülkesiyle yeni baştan tanışmasına vesile olan bu yolculuk, gerçek kötülüğü sorgulamasını, o güne dek sahici bağlar kuramadan yaşadığı hayattaki yerini bulmasını ve pek çok büyülü duygunun yanı sıra aşkla da karşılaşmasını sağlayacaktır. Dünya Kitap 2017 Yılın Telif Kitabı Ödülü’ne layık görülen Dokunmadan, edebiyatımızın güçlü kalemi Nermin Yıldırım’ın duyarlı ve kıvrak diliyle okurun hafızasına kazınacak, yüreğinin derinliklerine dokunacak, sürprizlerle örülmüş bir roman. Son sayfayı çevirdiğinizde kendinize soracaksınız: “Şu biricik hayatımı nasıl hakkıyla yaşarım?” Artık anlıyorum, insan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor. Ne dünyanın ne kendisinin. Kalbin terazisi, yitirilmemiş hiçbir şeyin kıymetini hakkıyla ölçemiyor. Oysa bir bilseniz, ah bir bilseniz...
"Sanırım son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biri. Yazarla ilk tanışmam bu romanla oldu ve son sayfalara doğru kalbim resmen paramparça oldu. Başkarakter Adalet; geçmişin gölgesi altında ezilen, bitmemiş bir vicdan muhasebesiyle yüzleşen, etrafına kalın duvarlar örmüş ve hayata 'dokunmadan' yaşamayı seçmiş sıradan bir kadın. Hikâyenin okurda bıraktığı en sarsıcı etki ise sizi anında kendi hayatınızı sorgulamaya itmesi. Yazarın akıcı dili ve güçlü psikolojik tahlilleri tek kelimeyle harikaydı."
Oysa herkes, başı ve sonu olan bir roman sanıyordu hayatını. Bütün boşlukları dolduracağını, soruları cevaplayacağını, düğümleri çözüp rahatlayacağını umarak yaşıyordu.
Gerçi hayat bana öğretmişti; kul kurar, felek gülerdi. Her ilmeğini planlayarak ördüğünüzü sandığınız atkı, gün gelir boynunuza dolanıverirdi. Ölüm diye bir şey vardı çünkü. O varken yarın ne demekti, planlar neye yarardı!