"Sanırım son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biri. Yazarla ilk tanışmam bu romanla oldu ve son sayfalara doğru kalbim resmen paramparça oldu. Başkarakter Adalet; geçmişin gölgesi altında ezilen, bitmemiş bir vicdan muhasebesiyle yüzleşen, etrafına kalın duvarlar örmüş ve hayata 'dokunmadan' yaşamayı seçmiş sıradan bir kadın. Hikâyenin okurda bıraktığı en sarsıcı etki ise sizi anında kendi hayatınızı sorgulamaya itmesi. Yazarın akıcı dili ve güçlü psikolojik tahlilleri tek kelimeyle harikaydı."
Oysa herkes, başı ve sonu olan bir roman sanıyordu hayatını. Bütün boşlukları dolduracağını, soruları cevaplayacağını, düğümleri çözüp rahatlayacağını umarak yaşıyordu.
Gerçi hayat bana öğretmişti; kul kurar, felek gülerdi. Her ilmeğini planlayarak ördüğünüzü sandığınız atkı, gün gelir boynunuza dolanıverirdi. Ölüm diye bir şey vardı çünkü. O varken yarın ne demekti, planlar neye yarardı!
Geçmişinden ve içsel sancılarından kaçmak yerine onlarla yüzleşmek isteyen Seher adındaki bir kadının, Portekiz'den İspanya'ya uzanan ünlü Santiago de Compostela yolunda yürüdüğü hem fiziksel hem de ruhsal arayış hikayesini anlatıyor.