İncelemeler

add_boxPaylaş
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
3g
Puslu Kıtalar Atlası
2026 - 21. Kitap

Kitabın Adı: Puslu Kıtalar Atlası
Yazarı : İhsan Oktay Anar
Yayınevi: @iletisimyayin
Türü: Roman
Basım Yılı : 2008
Sayfa Sayısı: 238 Sayfa

Düşünceler: Uzun zamandan beri okumayı düşündüğüm bir kitaptı bu. Kütüphanemizde kös kös oturuyor bizi bekliyordu. @trabzonizdiham kitap kulübünün bu ay ki kitabı olması sebebiyle (güzel) bir bahane ile okumuş oldum.

Tarihi bir roman olarak başlıyor eser. Osmanlı 'nın gerileme döneminde İstanbul'un arka sokaklarında ezoterik ve mistik bir yolculuğa çıkarıyor bizi.

Kitabın ana karakterleri gerçek alem ile rüya alemi arasında gidip gelirken çeşitli gizli ve sırlı olaylara karışıyor.

Şeytan ve kötülük sembollerine sık sık dokundurma yapan eserde doğu-batı çatışması,ahlaki çöküntü gibi temalara da sık sık değiniliyor.

Pek çok tarihi karaktere de gönderme yapılan romanda sembollere dd özel bir önem atfedilmiş. Biraz İskender PALA biraz da Orhan PAMUK 'un tarihi romanlarındaki havayı soludum okurken . ( Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk , Beyaz Kale ve Benim Adım Kırmızı Romanları )

Sonuç olarak güzel ,merak uyandıran akıcı bir eserdi. Final bölümü biraz daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum. Tabi bu benim fikrim. Sonuç olarak herkese tavsiye ediyorum bu güzel eseri
4 puan - 238 syf. - 2023
Puslu Kıtalar Atlası
İhsan Oktay Anar - İletişim Yayınevi - 2023
859
Ebru Asya
#Edebiyat - @ebruasya
İnceleme
3g
Kadim Sezginin Modern Dili: Diriliş İzleğinde Şehrinaz
Yazar: Ebru Asya


Şehrinaz, yazar ve şair Hayrettin Taylan’ın imzasını taşıyan üçüncü şiir kitabıdır. İlk baskısı 2019 yılında Çınaraltı Yayınları tarafından yayımlanan eser, 23 şiirden oluşur. 57 sayfalık hacmiyle ilk bakışta mütevazı bir görünüm sunsa da şiirlerin anlam yükü sayfa sayısıyla ters orantılı biçimde artar.

Eserdeki çalışmalar dil üzerinde kurulan titiz bir denetimle serbest şiir formunda kaleme alınmıştır. Mısraların çoğunlukla uzun tutulması, şiirsel ritmi sabit bir ölçüye bağlamaktan çok, anlamın yayılma ve derinleşme biçimine göre kurulmasını sağlar. Kıtaların harf ve sayı sistemleriyle ayrılması metnin içsel bölünmesini görünür kılarak, düşünsel duraklar oluşturur.

Kitaba adını veren Şehrinaz, şiirlerin genelinde somut bir figür ya da tekil bir muhatap olmaktan öte; şairin aşk, metafizik yöneliş ve tarihsel bilinç hâllerini kendisinde toplayan çok katmanlı bir sembol olarak belirir. Şairin kendi tanımıyla “Bütün büyük aşkların telmihler eşkâli” ve “Mistik duygulanışların gönül ummanı” olan Şehrinaz, metinler boyunca bazen bir inancın dili, bazen vuslatın adı, bazen de bir hatırlayışın odağı olarak dolaşıma girer. Şiirlerin sonlarında sıkça yinelenen hitap biçimi, Şehrinaz’ı hem özne hem de anlamı toparlayan bir bilinç merkezi hâline getirir; böylece şiirler, tekil bir muhataba değil, çoğul anlamlara açılan bir sesleniş etrafında bütünlenir.
Kitap genel itibarıyla tasavvufî-modern şiir çizgisinde konumlanan, mistik ve metafizik bir poetik hattın sürekliliğini ortaya koyar. Şair, eser boyunca klasik tasavvuf düşüncesini öğretici bir söyleme yaslanmadan, çağdaş bir bilinçle yeniden kurar; şiirler yer yer irfanî bir hitap, yer yer içe yönelmiş bir iç monolog olarak şekillenir. Metinlerde; bekâbillâh, itikâf, vuslat, mahşer gibi tasavvufî kavramlar ile maide ve Tâhâ gibi Kur’ânî referanslar, bütüncül bir anlam evreni içinde sembolik ve çağrışımsal bir işlev üstlenir. Modern şiirin imge merkezli yapısıyla klasik şiirin metafizik derinliğini buluşturan Hayrettin Taylan, anlamdan çok hâle yaslanan, benliğin çözülüşü ve bekleyiş fikri etrafında örülen özgün bir şiir dili kurar.
Şehrinaz’ın yoğun poetik hattı, kitabın açılış metni olan “Yedinci Masal” ile en başından itibaren belirginleşir. Modern Türk şiirinin önemli isimlerinden Sezai Karakoç’a ithaf edilen şiir, şairin düşünsel ve sanatsal olarak yaslandığı geleneği işaret eden bir pusula niteliği taşır. “Ölümsüzlüğün muştu kelamında açılıyor k’alemin melâli” dizesiyle başlayan şiir, okuru diriliş ve metafizik arayış ekseninde örülmüş imgesel bir yapının içine çeker. Bu yönüyle Şehrinaz, salt bireysel lirizmin ötesine geçerek ortak bir hatırlama ve sorgulama alanına da açılır.
Şiirde kurulan metafizik zemin, Sezai Karakoç’un “İslâm’ın Dirilişi” ülküsüyle akrabalık kurarken, Hayrettin Taylan’ın kendine özgü ayraçlı ve kesintili dil müdahaleleriyle bu miras çağdaş bir yapıbozuma uğratılır. Böylece şair, geleneğin içinde durduğunu fakat onu olduğu gibi tekrar etmek yerine içinden yeni bir ses devşirdiğini ilan eder. Moderniteye yönelik eleştiri ise özellikle “Uykusu ç’alıntılı sosyolojik yatak” imgesinde belirginleşir. Bu kullanım, modern bireyin en mahrem alanının dahi toplumsal normlar tarafından kuşatıldığını ve özgünlüğünün çalındığını hüzünlü bir dille imler.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde insan, tarih ve inanç katmanları içinde kendine varmaya çağrılır. Antropolog Hû Perisi şiiri bu çağrının bütüncül bir örneğini sunarken, Mutantan Düşler Kervanı’nda hasret ve yurtsuzluk temaları kutsallık atfedilen bir sevgi anlayışı üzerinden irfanî bir sezgiyle derinleştirilir. Vefanın Şimendiferi, erdemi durağan bir kavram olmaktan çıkararak geri dönüşsüz bir ahlaki yolculuğa dönüştürür. Kitap boyunca aşk, romantik bir sığınak olmaktan uzaklaşır; insanı dönüştüren ontolojik bir imtihan olarak belirir. Tahammülfersâ şiiri bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biridir; tahammül burada pasif bir katlanma olarak değil de taşıma ve dayanma bilinci olarak kavranır. Şiirlerin bütününe yayılan melankoli ise edilgen bir kederden ziyade, geçmişe ve yitirilmiş değerlere yönelen uyanık bir bilincin sonucu olarak hissedilir.

Kitapta anlamın kurulmasında belirleyici olan temel unsurlardan biri de telmih sanatıdır. Şair gerek tarihsel gerekse dini göndermeleri doğrudan anlatım yoluna gitmeden ima ve çağrışım düzeyinde metne yerleştirir. Bu anlamda “Telmihlerin Doğuş Gecesi” adlı şiir, kitabın tematik zirvesini temsil eder. 15 Temmuz İstiklal Destanı, salt politik bir hadise olarak anlatılmaz, geçmişe uzanan bir mana destanı olarak ele alınır. Şair, İbrahim ve Hira gibi dinî; Fatih, Alparslan, Halisdemir gibi tarihsel telmihlerle toplumsal hafızayı kalemin imkânlarıyla yeniden biçimlendirir. Bu telmihler “Biz ilk kez dirilmedik,” düşüncesi etrafında olayın Türk-İslâm tarihinin kopmaz bir halkası olarak konumlandırılmasını sağlar.

Hayrettin Taylan’ın şiirlerinde okuma sürecini yönlendiren ve vurgu üreten bilinçli poetik tercih olarak tekrar eden sözcük ve dizeler belirgindir. Bu tekrarlar, şiirin metafizik taşıyıcı kolonları gibi işlev görür; her sözcük, saf bir bilinç hâlinin yeniden çağrılmasıdır. Tekrar yoluyla anlam askıya alınırken şiirin iç musikisi derinleşir. “Bazen Zaman Durur” adlı şiir, bu yaklaşımın en belirgin örneğini oluşturur. Altı buçuk sayfa boyunca her bölümün aynı dizeyle başlaması, şiiri döngüsel bir okuma alanına taşır. Aynı poetik tutumun, kitabın genelinde daha kısa ve parçalı tekrarlarla sürdürüldüğü görülür.

Şairin üslubunda arkaik ve modern unsurların birlikte kullanımı sıklıkla görülür. Helal, çınar, yad gibi kadim sözcüklerle ajanda, sosyolojik, seçili ses gibi modern terimler arasında kurulan bu köprü, şiirin zamansal sınırlarını genişletir. Ayrıca anlamdan çok ses üzerinden deneyimlenen aliterasyon ve fonetik tekrarlar metni bir estetik nesne hâline getirir.

Kelimelerin kesme işareti aracılığıyla bölünerek kullanılması, Taylan’ın şiirinde dilbilimsel ve poetik açıdan zengin bir inceleme alanı açar. Kelimenin alışılagelmiş fonetik ve morfolojik bütünlüğünü bozan bu tutum, Derrida’nın yapıbozum kavramı çerçevesinde okunabilir. Türk şiirinde özellikle İkinci Yeni geleneğinde görülen bu yaklaşım, anlamı sabitlemek yerine çağrışım alanlarını genişletir. Apostrof kullanımı aynı zamanda etimolojik bir arkeoloji işlevi görür; okur, kelimenin ortasında duraksamaya davet edilir ve tekil bir göstergenin içine gizlenmiş çokseslilik görünür hâle gelir. Kavuştağın k’avı örneğinde olduğu gibi, kavuşma eyleminin içindeki yanıcı tözün vurgulanması, dilin hem görsel hem de anlamsal imkânlarını genişletir.

Bu kesintili yapı, okurun kelimeyi tek seferde tüketmesini engeller; “olmuşluk” ile “oluş” arasındaki gerilimli süreci düşünmeye davet eder. Taylan’ın şiirleri bu yönüyle hızlı tüketilen metinlerden ayrışarak, yavaş okumayı talep eden bir tefekkür alanına dönüşür. Bu ses işçiliğindeki özenli yapı aynı zamanda imgeleri canlandırabilme gücüyle sinematografik bir etki de üretir. Dizeler, hikâyeleştirilmeyen bir akış içinde ilerleyerek okurun zihninde sahnesel bir algı oluşturur.

Hayrettin Taylan, imge merkezli çağdaş şiirin olanaklarını irfanî ve metafizik bir duyarlılıkla, yer yer mistik deneyimin sezgisel boyutlarıyla buluşturarak okuru metnin edilgen bir alımlayıcısı olmaktan çıkarır; anlamın inşasına dâhil eder. Şiirlerde yer alan dinî ve tasavvufî semboller, öğretici bir dile yaslanmadan aşk, varoluş ve insan olma hâllerini derinleştiren poetik eşikler olarak işlev görür. Bu yönüyle Şehrinaz, estetik bir arayışın ötesinde, dil sorumluluğu ve metafizik hassasiyet etrafında şekillenen tutarlı bir poetik duruş sergiler; modern Türk şiiri içerisinde kalıcılık potansiyeli taşıyan özgün bir yer edinir.
5 puan - 64 syf. - 2019
Şehrinaz
Hayrettin Taylan - Çınaraltı Yayınları - 2019
875
Mjora
@mjora1725
İnceleme
7g
Berlinli bir avukat olan Diana Wagenbach, eşinin ihanetini öğrendiği bir dönemde teyzesinden kendisine kalan gizemli bir mirası keşfeder. Bu miras onu önce İngiltere’deki eski bir malikâneye, ardından köklerinin dayandığı Sri Lanka’ya (eski adıyla Seylan) kadar götürür.
Geçmişle Bugünün Bağlantısı: Hikâye iki farklı zaman diliminde akar. Bir yanda modern dünyada kendi hayatını yoluna koymaya çalışan Diana, diğer yanda 19. yüzyılın sonunda Seylan’daki çay plantasyonlarında yasak bir aşkın ve ağır bir kehanetin gölgesinde yaşayan büyük büyükannesi Grace...


Puan vermedi - 480 syf. - 2015
Kelebek Adası
Corina Bomann - Pegasus Yayınları - 2015
725
huriyeçap
@huriyecap
İnceleme
9g
‎Yazar Behiç Ak'ı çocuk kitaplarıyla tanıyorum. Yetişkinler için yazdığı bu roman, şiirlerle bezenmiş, İstanbul kokan garip bir aşk hikâyesini anlatıyor.

‎Bir yemek davetiyle başlıyor hikâye. Mehmet T. yıllardır görmediği arkadaşlarını yemeğe çağırmaya karar veriyor ve en merak ettiği arkadaşı Sevgi oluyor.

‎Mehmet T. kendi halinde, gizemli sayılabilecek kadar çevresi olmayan, olmasına da izin vermeyen, şiir kitapları olan şair bir beyfendi. Bir gün edebiyat sohbetleri topluluğuna katılmasıyla hayatı şekilleniyor. Bu toplulukta tanıştığı arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçiriyor, kitapların özetlerini çıkarıyor ve karakter incelemeleri üzerine konuşuyorlar. Sohbetleri ilerledikçe utana sıkıla kendinin de şiir yazdığını söylüyor Mehmet T. Israrlar üzerine okuduğu kendi şiirinden etkilenen Sevgi ile birlikte olmaya başlıyorlar. Ve hikâye bana göre bu kadar.

‎Ne buram buram aşk, ne duygulu bir ayrılık, ne acıklı bir yas, ne de sevinçli bir karşılaşma var. 30 yıl sonra merak edilen arkadaşların mektupla bir araya gelmek için davetini okuyorum. Hayır beni etkileyen bir pişmanlık yok. Okur olarak vurucu bir son bekledim. Yoktu. Perişan olmak istedim bu kitabı okurken. Olamadım. Haksızlık edemem, yazara değil Cahit Zarifoğlu 'nun da dediği gibi "beklentiye giren kalbime kırgınım" ben.

‎Genel hatlarıyla emek verilmiş bir kitap. Ben de emeğe saygıdan inceleme yazma gereği duydum. Çünkü şiir varsa, orada bir yerde hassas bir kalp var demektir. ❤
Puan vermedi - 214 syf. - 2025
İstanbul Senin Olacak
Behiç Ak - Günışığı Kitaplığı - 2025
696
Mjora
@mjora1725
İnceleme
10g
Bacılar Bölüğü bu kez iki kola ayrılıp iki farklı suç mahallinde soruşturma yürütüyor. Başkomiser Perihan ve Savcı Yelda KKTC'nde eski bir milletvekilinin cinayetini araştırırken, Ayla ve yardımcısı Hasret Tarlabaşı'nda işlenen bir suçun dosyasına talip oluyor. Birbirinden tamamen bağımsız olan bu iki vakanın soruşturmaları derinleştikçe ortaya hiç tahmin edemedikleri bir tablo çıkıyor.

Sabri Gündoğdu kendi halinde yaşan biri nasil oldu ise onu aramayan sormayan kardeşlerinin bir anda kendilerin kurduğu kumarbaz oyunun içinde bulur. Ölüm yakıştı mı? Bence hayır.

Vixit, Latincede 'yaşadı' anlamına geliyordu. Eski Romalılar biri dünyadan göçtüğünde 'öldü' yerine bu sözcüğü kullanıyor, mezar taşına yazıyorlardı."

-Kumarbaz, s. 30

"İç savaştan kaçtık diyorlar ama asıl savaş insanın kendi içindekidir. Nereye gitsen cephe hattı seninle gelir
5 puan - 336 syf. - 2025
Kumarbaz - Bir Başkomiser Perihan Uygur Polisiyesi
Tuna Kiremitçi - Doğan Kitap - 2025
664
Mjora
@mjora1725
İnceleme
10g

"Beş Kutsal Yara" (veya Beş Mübarek Yara), Katolik geleneğinde İsa Mesih'in çarmıha gerilme sırasında aldığı beş spesifik yarayı ifade eder. İngiltere'nin sakin sahil kasabası Weston-super-Mare'de işlenen tüyler ürpertici cinayetleri konu alır. Kurbanlar, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişini simgeleyen "Beş Kutsal Yara" (eller ve ayaklardaki çiviler, böğründeki mızrak yarası) taklit edilerek öldürülmektedir.Matt Brolly'nin bu sürükleyici polisiye romanı, Dedektif Blackwell'in karmaşık bir katille olan zamana karşı yarışını anlatır. Matt Brolly Beş Kutsal Yara
5 puan - syf. - 2025
Beş Kutsal Yara
Matt Brolly - Koridor Yayıncılık - 2025
780
Melisa Arslan
@melisaarslan
İnceleme
10g
Her satırı içimizden, her satırı günümüzden izler taşıyan bir eser. Okurken Rize’nin insanını, sokaklarını ve yaşamını her köşesinde hissedebileceğiniz bir kitap.

Kısa kısa metinlerden oluşması, akıcılığı artırırken metinler arasında görünmez bir bağ kurarak bütünlük hissi veriyor. Bir nefeste okunabilecek, sade ama etkileyici bir anlatımı var.

Kısacası, hem dili hem de duygusu açısından güçlü bir çalışma. Mutlaka okunmasını tavsiye ederim.
Puan vermedi - 104 syf. - 2025
Kurmaca Gerçekler
Tuğba Kişmir - Grius Yayınları - 2025
698
Melisa Arslan
@melisaarslan
İnceleme
10g
Ahir zamanda, bu dünya koşturmacasında, nefsimizin bizi bu denli zorladığı bu günlerde, oturup nefes aldıracak bir kitap… Canım Peygamberimin edep ve ahlakıyla yol gösterici olduğu, önemli dersler alıp kendimi değiştirmeye söz verdiğim, bana çok iyi gelen bir kitap. Mutlaka okuyalım.
5 puan - 96 syf. - 2021
Peygamberimizin S.A.V Edeb ve Ahlakı
İmam Gazali - Ravza Yayınları - 2021
669
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
11g
Sarı Yüz, ilk sayfalarda Athena ve June’un arkadaşlığıyla başlıyor. Ancak bu arkadaşlığın altında June’un Athena’yı her anlamda kıskandığını görüyoruz. Başta bu kıskançlık bana çok sıradan geldi; sonuçta herkes zaman zaman birini kıskanabilir diye düşündüm. Ama kitap ilerledikçe June’un hislerinin normal bir kıskançlıktan çok daha derin ve karanlık olduğunu fark ediyoruz.

June’un zihnindeki bu kıskançlık, geçip giden bir duygu değil; aksine giderek büyüyen ve onu içten içe tüketen bir hâl alıyor. Kendi içinde kurduğu bu düşünceler, onu adeta bir çıkmaza sürüklüyor.

Bir akşam Athena’nın evindeyken Athena’nın boğazına bir şey kaçması sonucu hayatını kaybetmesi, hikâyenin kırılma noktası oluyor. Aslında June’un ona yardım edebilme ihtimali vardı; belki de onu kurtarabilirdi. Ama bunu yapmaması, kitap boyunca akıllarda kalan büyük bir soru işareti olarak kalıyor.

Her şey Athena’nın ölümüyle başlıyor. June, o gece Athena’nın henüz yayımlanmamış taslağını alıyor ve üzerinde değişiklikler yaparak kendi eseriymiş gibi yayımlıyor. Başlangıçta kitap büyük bir ilgi görüyor ve herkes tarafından beğeniliyor. Ancak zamanla işler tersine dönüyor.

Sosyal medyada, özellikle Twitter’da, kitabın Athena’dan çalındığına dair iddialar yayılmaya başlıyor. Bu noktada dikkat çeken şey, June’un bu suçlamaları ciddiye almaması. Kendini o kadar inandırmış ki, yapılan eleştirileri sadece birer iftira olarak görüyor. Oysa okur olarak biz, bu suçlamaların doğru olduğunu biliyoruz.

Kitap boyunca June’un kendi yarattığı bu gerçeklik algısı oldukça çarpıcı bir şekilde yansıtılıyor. Hatta bazı anlarda insan kısa süreliğine tereddüt edip “Acaba gerçekten yapmadı mı?” diye düşünmeden edemiyor.

Genel olarak kitap yer yer uzatılmış hissi verse de, insan psikolojisini ve özellikle kıskançlığın ne kadar ileri gidebileceğini göstermesi açısından dikkat çekici ve okunabilir bir eser.
2 puan - 304 syf. - 2025
Sarı Yüz
R. F. Kuang - İthaki Yayınları - 2025
732
eMINeYZAMAN
@emineyzaman
İnceleme
11g
Bir ömür nasıl yaşanır


" Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır ve insan yüzü bir kitap gibi okunabilir "


Eskimiş, eskitilmiş hikâyelerin
Hayat belirtisiydi kitaplar
Toprağında karışık tohumlar
Köklerine sızan göz pınarları


Aynı şehrin ortasında ayrı kaderler
Zaman içinde gerçeklerle yüzleşirler


Güneş saçlarını aralar her sabah
Mavi kokulu gözlerde uyanır gün
Sonrasında ise yazılanı yaşarmış insan
Bazen bir boşluk hüzün dolu
Bazen de tarifsiz bir huzurlq bedelli uyku

Gecenin kara gözlerinde toplanır her hikâye
Ve böylece arabesk saatlerin imzası atılır
Her satıra hece hece


Ömür dedikleri
Yazıldığı gibiydi aslında
Kiminin dudaklarında hayat bulur
Kiminin kaleminde

Kişi göğsünde taşıdıklarını ezber ederken
Gölgeler s'aklar herşeyi
Yazar İLBER ORTAYLI boşuna dememişti
En büyük düşman hafızanın
Onunla savaşmak için yazıp yaşamalısınız

İhtimaller dünleri
Sabır bugünü
Hayaller ise kalanı gösterir
Eğer 'Bir Ömür Nasıl Yaşanır " diye sorsalar
Yazılanı okumakla derdim.


21/04/2026
23:25
eMİNeYZAMAN
4 puan - 288 syf. - 2019
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
İlber Ortaylı - Kronik Kitap - 2019
823
Mjora
@mjora1725
İnceleme
13g
Baba gidince, insan içinde bir boşluk birakir, dağılan anilar, sessiz odalar... Ve orada ölüm, uzun bir bekleyiş olur... Bahçıvan ve Olüm"........


Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annenizle ara-nızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazır-lar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüz-düğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir - puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer.
Puan vermedi - 208 syf. - 2025
Bahçıvan ve Ölüm
Georgi Gospodinov - Metis Yayınları - 2025
667
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İnceleme
17g
Aç kalbini
İkisi de ayrı dünyaların insanıydı biri elit makaleler yazan , kitaplarını özenle dizen bir kadın diğer, çiftlikte kir pas içinde çalışan ineklerini seven bir adam. Fakat ortak yönleri de vardı mesela ikisi de 30’lu yaşlarındalardır. İlgniç bir karşılaşma hikayeleri vardır. Mezarlıkta düzenli olarak ziyaret ettikleri kabirler yan yanadır. Biri bu alımlı kibar hanımın kim olduğunu mera ederken diğeri eli ayağı yara içerisinde bu adamın kim olduğunu düşünmeden edemememektedir. Zaman içerisinde artık bir birlerine gülümsemeye başlamışlardır bile. Fakat dışarıdan bakılınca imkansız gibi görünen bu aşk hikayesinin başlangıcı veya sonu nasıl olacaktır? Daha önemlisi kalperini açacaklar mı yoksa kapayacaklar mıdır? Aç Kalbini Hakkında Düzenli olarak kocasının mezarını ziyaret eden Desirée her seferinde yan mezarı ziyarete gelen, bazı parmakları eklem yerlerinden kesik ve mezarlığı çiçeklendirmekle uğraşan bir adama rastlar. Annesinin ölümünden beri aile çiftliğinde yirmi dört inekle birlikte tek başına yaşayan Benny ise her mezarlık ziyaretinde gördüğü, yan mezardaki şapka takan ve şiir kitabı okuyan kadının kim olduğunu merak etmektedir. Bir gün, ikisinin de dudaklarında kendiliğinden, karşılıklı bir gülümseme belirir… Otuzlarında ve uyumsuz iki insanın bir ilişki yürütmesi neden bu kadar imkânsız, sorusunun yanıtını arayan sürükleyici bir aşk hikâyesi. Cevap, genç yaşta dul kalmış, evindeki reçel kavanozlarını alfabetik sıraya sokan, entelektüel ve son derece titiz kütüphaneci Desirée ile nazik, çok fazla çalışan ve kasabanın “müzmin bekârı” olmaktan ölesiye korkan süt üreticisi Benny’nin, aslında göründüğü kadar imkânsız olmayan aşkında gizli
4 puan - 232 syf. - 2013
Aç Kalbini
Katarina Mazetti - Pegasus Yayınları - 2013
1.094
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İnceleme
17g
Aşk
Ya ortasindasindir ASK'in merkezinde; ya da disindasindir, hasretinde..

Ella Rubinntain (40) Amerikali bir ev kadinidir. Tipik burjuva degerlerinin hkim oldugu oldukça varlikli bir ailesi, düzenli ve görünüste "sorunsuz" bir evliligi vardir. Üç çocugunu da büyüttükten sonra bir yayinevinde editör-asistani olarak is bulur; görevi A. Z. Zahara adli taninmamis bir yazarin tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanini degerlendirmektir.

Ancak hayatinin kritik bir döneminde eline aldigi bu kitap, hiç beklemedigi bir sekilde Ella'yi derinden sarsacak, dünyevi aski kesfetmek adina zorlu ve tehlikeli bir yolculuga çikmasina neden olacaktir.

Hayatlarimizin durgun gölünü dalgalandiran tas misali, yüzlesmek zorunda oldugumuz sikintilar, acilar... ve askin pesinde kat etmek zorunda oldugumuz zorlu yollar, ödedigimiz bedeller...

Ask... kitap içinde bir kitap, hayatin anlami pesinde bir ask macerasi...

Ask... Elif Safak'tan arayisa, gerçege ve kesfetmeye dair bir roman.
4 puan - 419 syf. - 2024
Aşk
Elif Şafak - Doğan Kitap - 2024
1.036
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İnceleme
17g
Kendine Gel
Kendinden başka kimseye ihtiyacın yok. En kötü gününü düşün, sana “Yanındayım.” diyen onca insan vardı. Tek başına atlatmadın mı? Düştün, ayağa kendin kalkmadın mı? Doldun, tek başına ağlamadın mı? Soruyorum sana: Değmeyecek insanlar için kendine yeteri kadar haksızlık yapmadın mı? İnsanlar gelip geçici. Unutma, kimse senden daha çok düşünmeyecek seni. Gitmem diyenler gidecek, sen yine kendine geleceksin. Düşeceksin, ayağa yine kendin kalkacaksın. Yaralanacaksın, yaralarını kendin saracaksın. Onca acının içinden yine tek başına çıkacaksın. Sarılmaya ihtiyacın olacak, yine kendine sarılacaksın. Dertlerin seni yakacak, Anka Kuşu gibi küllerinden doğacaksın. Kendine iyi bak, sana en çok sen lazımsın.
4 puan - 168 syf. - 2021
Kendine Hoş Geldin
Miraç Çağrı Aktaş - İndigo Kitap - 2021
1.007
Mjora
@mjora1725
İnceleme
18g
Nobel ödüllü yazar İvo Andriç'in başyapıtı olan "Drina Köprüsü" (Sırpça: Na Drini ćuprija).
Bu roman, sadece bir köprünün hikayesini değil, o köprü üzerinden geçen koca bir tarihin, imparatorlukların ve insan hayatlarının panoramik bir dökümünü sunar. İşte bu klasik eserle ilgili kısa bir özet:
Kitabın Teması ve İçeriği
Zaman Çizelgesi: Hikaye, 16. yüzyılda Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa'nın emriyle Vişegrad kasabasına inşa edilen köprüyle başlar ve Birinci Dünya Savaşı'nın başına kadar yaklaşık 400 yıllık bir süreci kapsar.
Merkez Karakter: Romanın asıl kahramanı bir insan değil, Drina Nehri üzerindeki o görkemli taş köprüdür. Köprü; savaşlara, sellere, isyanlara ve nesillerin değişimine tanıklık ederken sarsılmaz bir şekilde ayakta durur.
Kültürel Mozaik: Eser; Osmanlı yönetimi altındaki Bosna'da Müslüman, Hristiyan ve Yahudi toplumlarının bir arada yaşayışını, aralarındaki gerilimleri ve ortak kültürü ustalıkla işler.
Puan vermedi - 354 syf. - 2023
Drina Köprüsü
İvo Andriç - İletişim Yayınevi - 2023
502
Şe
@seho53
İnceleme
18g
Kitap kurmaca olabilir belkide değildir bilemeyiz ama şunu hatırlatıyor insana Kurmaca Gerçekler bazı değerlerimizi kaybediyoruz yavaş yavaş😢
5 puan - 104 syf. - 2025
Kurmaca Gerçekler
Tuğba Kişmir - Grius Yayınları - 2025
641
Doğa
@obito
İnceleme
22g
Bir Yüzleşme Rehberi: Doğan Cüceloğlu – İçimizdeki Çocuk Analizi
Doğan Cüceloğlu bu eserinde bize şu soruyu sorar: "Kendi içinizdeki çocukla tanışıyor musunuz, yoksa onu yıllar önce bir odada kilitli mi bıraktınız?" Kitap, yetişkin hayatımızdaki öfkelerimizin, korkularımızın ve ilişkilerimizdeki tıkanıklıkların kökenine, yani çocukluğumuza tutulan bir aynadır.
1. Temel Kavram: "İç Çocuk" ve "İç Ana-Baba"
Cüceloğlu, kişiliğimizi iki ana katmanda inceler. Blog yazınızda bu ayrımı net bir şekilde vurgulayabilirsiniz:
İç Çocuk: Bizim duygusal, yaratıcı, meraklı ve bazen de yaralı yanımızdır. Gerçek duygularımızın kaynağıdır.
İç Ana-Baba: Toplumdan, ailemizden ve öğretmenlerimizden öğrendiğimiz kurallar, yargılar ve "yapmalısın"lardır.
Analiz: Çatışma, "İç Ana-Baba"nın "İç Çocuk"u sürekli eleştirmesi veya bastırmasıyla başlar. Bu durum, yetişkinlikte özgüvensizlik ve mutsuzluk olarak karşımıza çıkar.
2. Aile Ortamı: Sağlıklı vs. Sağlıksız Aile
Kitabın en vurucu bölümlerinden biri aile yapıları üzerinedir. Analizinizde şu iki ayrımı işleyebilirsiniz:
Sağlıksız Aileler: Çocuğun duygularının reddedildiği, sadece başarıya veya kurallara odaklanılan, "ayıp" ve "günah" kavramlarıyla baskılanan ortamlar. Burada çocuk, sevilmek için kendi özünden vazgeçer ve "maske" takmaya başlar.
Sağlıklı Aileler: Çocuğun varlığının olduğu gibi kabul edildiği, duygularını ifade etmesine izin verilen alanlar.
3. Utanç Kültürü ve Onay Arayışı
Bizim toplumumuz için çok tanıdık olan "el alem ne der?" kavramını Cüceloğlu "utanç kültürü" olarak tanımlar.
Blog Notu: Birçok yetişkinin hala başkalarından onay beklemesinin sebebi, içindeki çocuğun çocuklukta yeterince onaylanmamış olmasıdır. Kitap, bu bağı koparmanın yollarını anlatır.
4. İyileşme Süreci: İçteki Çocukla Yeniden Bağ Kurmak
Analizinizin son kısmında, kitabın sunduğu çözüm yollarına değinebilirsiniz:
Farkındalık: İçimizdeki o eleştirel sesi (İç Ana-Baba) fark etmek.
Kabul: Yaralı yanlarımızı saklamak yerine onları şefkatle kucaklamak.
Diyalog: Kendi kendimizle kurduğumuz dili değiştirmek. Kendimize "Hata yaptın, ne kadar beceriksizsin" demek yerine, bir çocuğa yaklaşır gibi "Hata yaptın ama yanındayım" diyebilmek.
Puan vermedi - 254 syf. - 2024
İçimizdeki Çocuk
Doğan Cüceloğlu - Remzi Kitabevi - 2024
1.276
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
24g
Kurmaca Gerçekler, Tuğba Kişmir tarafından yazılmış, okurken insanın içine sessizce dokunan bir öykü kitabı. İlk başta kısa ve sade gibi görünse de aslında her sayfasında insanı düşünmeye iten bir derinlik var.

Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, gerçek ile hayalin birbirine karışmasıydı. Bazı anlarda okuduklarım bana o kadar tanıdık geldi ki sanki kendi hayatımdan bir parçaymış gibi hissettim. Ama sonra bir anda “acaba bu gerçekten yaşandı mı?” diye sorgulamaya başladım. Bu belirsizlik kitabı daha da etkileyici yaptı.

Hikâyelerde anlatılan insanlar aslında çok sıradan… ama onların duyguları hiç de sıradan değil. Yalnızlık, kırgınlık, umut… Hepsi o kadar içten anlatılmış ki bazı yerlerde durup düşündüm, hatta içim biraz sıkıldı. Çünkü bazen insan, başkalarının hikâyesinde kendine rastlıyor.

Yazarın dili çok sade ama bu sadeliğin içinde güçlü bir duygu var. Abartıya kaçmadan, sessiz bir şekilde insanın kalbine dokunuyor. Okurken bağırmıyor ama hissettiriyor… ve bence bu daha etkileyici.

Kitabı bitirdiğimde içimde garip bir his kaldı. Ne tam mutlu ne de tamamen üzgün… ama düşünceli. Sanki okuduklarım bitmemiş gibi, hâlâ kafamın içinde devam ediyordu.

Sonuç olarak Kurmaca Gerçekler, sadece okunup geçilecek bir kitap değil. İnsanın içine dokunan, bazen kendinle yüzleştiren bir eser. Eğer biraz durup düşünmek, hissetmek ve kendinizden bir şeyler bulmak istiyorsanız, bu kitap kesinlikle okunmalı.
4 puan - 104 syf. - 2025
Kurmaca Gerçekler
Tuğba Kişmir - Grius Yayınları - 2025
803
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
26g
Belki de okuduktan sonra saatlerce üzerine düşündüğüm ve gerçekten hakkını vererek yazıldığını kabul ettiğim bir kitaptı Mai ve Siyah.

Aslında “mai”, hayallerimizi, umutlarımızı ve gerçekleştirmek istediğimiz şeyleri yansıtıyordu. “Siyah” ise hayatın zorluklarını, umutsuzluklarını ve bazen hiçbir zaman başaramayacağımız duygusunu temsil ediyordu.

Biz de zaten hayatı bu iki uç arasında yaşıyoruz. Mai ve Siyah tam olarak bunu anlatıyordu: Hayat umutlarla başlar, ama çoğu zaman umutsuzluklarla sınanır. Her zaman hayaller kurarız, fakat her hayal gerçeğe dönüşmez.

Ahmet Cemil de bu hayallerin peşinden koşan ama onlara hiçbir zaman tam anlamıyla ulaşamayan bir karakterdi.

Bu kitap, hayal kurup da hayallerine ulaşamayan herkese içtenlikle önerimdir.
5 puan - 304 syf. - 2016
Mai ve Siyah
Halid Ziya Uşaklıgil - Kaldırım Yayınları - 2016
1.435
Elif ツ
#Aşk - @sidretulmunteha
İnceleme
26g


Willy Pasini, bu eserinde sadakatsizliği yalnızca basit bir "ihanet" olarak görmeyip; meseleyi çocukluk travmaları duygusal boşluklar ve modern çağın getirdiği yeni ilişki dinamikleri üzerinden derinlemesine analiz ediyor. Yazarın, özellikle internetin etkisiyle kolaylaşan "sanal aldatmalar" ve bunların kökenindeki motivasyonlara dair tespitleri oldukça sarsıcı ve etkileyici.

Kitap her ne kadar yer yer kendi kültürel değerlerim ve inanç dünyamla bağdaşmayan yaklaşımlar içerse de, olaylara psikolojik açıdan bakması ve insan doğasının karmaşık yapısını çözümlemesi bakımından oldukça dikkate değer. İnanç ve kültür süzgecimi koruyarak okuduğumda, yazarın aldatma olgusunun ardındaki psikolojik mekanizmalara dair sunduğu perspektifleri son derece ufuk açıcı buldum.
3 puan - 192 syf. - 2022
Sadakatsiz Aşklar
Willy Pasini - İletişim Yayınevi - 2022
977
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
28g
Halil Cibran'ı ilk defa okuyuşum. Sezai Karakoç üslubu sezinledim eserinde. Bir çırpıda değil de üzerinde düşüne düşüne okunası bir eser. Sembolik dil kullanmasına rağmen herkesçe anlaşılır bir dile sahip çok güzel bir eser tavsiye ederim. Yazar el- Mustafa isimli bir karakter ile uğradığı bir adada kendisine gelen soruları hikmetli sözler ile cevaplandırıyor.
4 puan - 95 syf. - 2020
Ermiş
Halil Cibran - Olimpos Yayınları - 2020
1.136
Mehmet Metin
@mehmetmetin
İnceleme
28g
Roman, birbirini tanımayan 10 kişinin ıssız bir adaya davet edilmesiyle başliyor . Neden bu adaya davet edildiklerini kendilerini de bilmiyorlar ama davete katılıyorlar.Adada gizemli bir ev sahibi var ama ortada kimse görünmüyor. Kısa süre sonra davetliler, geçmişte işledikleri suçlarla yüzleşiyor ve birer birer ölmeye başliyorlar.Her ölüm, çocuk tekerlemesini andıran bir şiire göre gerçekleşiyor. Karakterlerin geçmişte işledikleri suçlar ve bunun psikolojik yükü ön planda.Aslinda Hukuki olarak cezalandırılmamış suçların “başka bir güç” tarafından cezalandırılması fikri işleniyor. Romanın okuru sürekli şüphe içinde tutan bir yapısi var Katilin kim olduğu son ana kadar netleşmiyor İzole bir ada ortamı, karakterler arasındaki paranoyayı artiriyor
Puan vermedi - 224 syf. - 2024
On Kişiydiler (On Küçük Zenci)
Agatha Christie - Altın Kitaplar - 2024
1.201
Doğa
@obito
İnceleme
28g
Küçük Değişimler, Devrimsel Sonuçlar: Atomik Alışkanlıklar Analizi
James Clear, Atomik Alışkanlıklar kitabında bizi şu sarsıcı gerçekle yüzleştiriyor: "Hedeflerinizin seviyesine yükselmezsiniz, sistemlerinizin seviyesine düşersiniz." Eğer hayatınızda bir şeyler değişmiyorsa sorun sizde değil, kullandığınız sistemdedir.
İşte kitabın temel taşları ve hayatımıza entegre etmemiz gereken o stratejik analiz:
1. %1 Kuralı: Birikimli Kazancın Gücü
Clear, büyük başarıların radikal eylemlerden değil, her gün yapılan %1'lik iyileşmelerden doğduğunu savunur.
Analiz: Bir alışkanlığı her gün %1 daha iyi yaparsanız, yıl sonunda başladığınız noktadan 37 kat daha ileri gidersiniz. Bu, "ya hep ya hiç" mantığını yıkan, sabrı bilimsel bir zemine oturtan bir yaklaşımdır.
2. Kimlik Odaklı Alışkanlıklar
Kitabın en vurucu noktası, alışkanlıkları "ne elde etmek istediğinizden" (çıktı odaklı) değil, "kim olmak istediğinizden" (kimlik odaklı) başlatmasıdır.
Örnek: "Kitap okumak istiyorum" demek yerine "Ben bir okurum" kimliğini benimsemek.
Sonuç: Her eylem, olmak istediğiniz kişiye dair bir oydur. Her kitap okuduğunuzda, bir "okur" olduğunuzun kanıtını kendinize sunarsınız.
3. Davranış Değişikliğinin 4 Kanunu
James Clear, bir alışkanlığı oturtmak veya bırakmak için biyolojik ve psikolojik bir algoritma sunar:

4. "2 Dakika Kuralı" ile Ertelemeyi Yenmek
Bir alışkanlık gözünüzde büyümemelidir. Clear'a göre herhangi bir alışkanlık 2 dakikadan az sürecek bir eylemle başlamalıdır. "Yarım saat koşmak" yerine "spor ayakkabılarını bağlamak", "bir bölüm yazmak" yerine "tek bir cümle yazmak".
Mantık: Başlamak, sürdürmekten çok daha zordur. Bir kez kapıdan çıktığınızda gerisi ivme ile gelir.
5. Ortamın Gücü
İrade, tükenen bir kaynaktır; ortam ise kalıcı bir mimari. Clear, disiplinli insanların aslında iradesini en az kullananlar olduğunu, çünkü çevrelerini iyi alışkanlıkları tetikleyecek şekilde tasarladıklarını belirtir.
"Bahçeyi temiz tutmak için iradeye değil, yabani otların çıkmayacağı bir düzene ihtiyacınız vardır."
Kişisel Değerlendirme ve Blog Notu
Atomik Alışkanlıklar, bize motivasyonun bir efsane olduğunu, asıl meselenin süreç tasarımı olduğunu hatırlatıyor. Eğer kendinizi sürekli disiplinsizlikle suçluyorsanız, bu kitap size kendinizi affettirecek ve yerine uygulanabilir küçük adımlar koyacaktır.
Kritik Çıkarım: Başarı, bir kerelik bir olay (event) değil, bir yaşam biçimidir (process). Küçük kararlar, biriktikçe kaderi oluşturur.
Puan vermedi - 352 syf. - 0
Atomik Alışkanlıklar
Sanem Zeybek - Pegasus Yayınları - 0
1.197
erylmzlmn
#Tarih - @erylmzlmn
İnceleme
29g
99 Soruda Osmanlı kitabı, Osmanlı tarihine genel bir çerçeve sunmayı amaçlayan bir eser niteliğinde. Kitap, soru-cevap formatı sayesinde konuları bölerek ele alıyor ve bu yapı okuma sürecini kolaylaştırıyor. Anlatım dili sade olduğu için farklı seviyedeki okuyuculara hitap edebilir. İçerikte hem siyasi hem de sosyal konulara değinilmesi, dönemi çok yönlü görmemize yardımcı oluyor.

Bununla birlikte, konuların kısa tutulması bazı başlıklarda derinlik eksikliği hissi oluşturabilmekte. Kitap daha çok genel bir bakış sunduğu için akademik düzeyde ayrıntı arayan okuyucular için sınırlı kalabilir. Buna karşılık, temel bilgiler edinmek isteyenler için yeterli bir giriş niteliği taşıyor. Bölümlerin bağımsız okunabilmesi, kitabı parça parça değerlendirmeyi mümkün kılıyor.

Genel olarak bakıldığında, eser Osmanlı tarihi hakkında temel düzeyde bilgi edinmek isteyenler için bir içerik sunuyor. Ne çok yüzeysel ne de çok detaylı bir anlatım tercih edilmiş. Okuyucunun beklentisine göre faydalı ya da yetersiz bulunabilecek bir yapıya sahip.
.
Kitapla ve bilgiyle kalınız.
Puan vermedi - 240 syf. - 2016
99 Soruda Osmanlı
Erol Özbilgen - İz Yayıncılık - 2016
1.232
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
1632 yılında İngiltere de dünyaya gelen yazarımız kendisini mezhep savaşlarının içinde bulmuştur. Avrupa'nın içinde bulunduğu bu karamsar tablo içerisinde liberalizmi savunmuş Hristiyan birliğinin ancak hoşgörü ile sağlanacağı fikrini savunmuştur. Kendisi aklı rehber edinmiş ancak vahyi de inkar etmemiştir. O Hristiyanlığın itikadi meselelerini akla tabi tutarak akla uygun gelen itikadı fikirleri kabul etmiş ancak herkesin inanç özgürlüğünü yaşaması gerektiğini vurgulamıştır.Laik fikrinin kurucusu sayılmaktadır. Eserde hükümdar - kilise- insan üçlüsü açısından hoşgörünün nasıl olması gerektiğini ele almış kilise ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulamıştır. Açık sade anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Locke eserinde her ne kadar inanç özgürlüğünü savunsa da Ateist ve Katoliklere pekte hoşgörü barındırmamaktadır. İyi okumalar 😉
4 puan - 96 syf. - 2022
Hoşgöru? Üzerine Bir Mektup
John Locke - Say Yayınları - 2022
966
Mehmet Metin
#Rağmen - @mehmetmetin
İnceleme
1a
Laetitia Colombani’nin Saç Örgüsü adlı romanı, farklı coğrafyalarda yaşayan üç kadının yaşam mücadelesini merkezine alarak evrensel bir kadınlık deneyimi sunar. Hindistan’da kast sistemine karşı direnen Smita, İtalya’da aile mirasını ayakta tutmaya çalışan Giulia ve Kanada’da kariyerinin zirvesindeyken hastalıkla yüzleşen Sarah; birbirlerinden habersiz olsalar da ortak bir kader çizgisinde buluşurlar. Bu yapı, romanın başlığında yer alan “örgü” metaforuyla anlam kazanır.

Eserde öne çıkan temel tema, kadınların toplumsal, ekonomik ve biyolojik sınırlamalara karşı geliştirdikleri dirençtir. Her karakter, kendi bağlamında baskı mekanizmalarıyla karşı karşıya kalır; ancak bu baskılar onları pasifize etmek yerine dönüştürücü bir güce evrilir. Bu yönüyle roman, bireysel hikâyeleri aşarak kolektif bir kadın dayanışmasının sembolik anlatımına dönüşür.
5 puan - 188 syf. - 2024
Saç Örgüsü
Laetitia Colombani - Yan Pasaj Yayınevi - 2024
1.066
erylmzlmn
#Edebiyat - @erylmzlmn
İnceleme
1a
Sır kitabı, kişisel gelişim alanında geniş kitlelere ulaşmış bir eserdir. Eser, temel olarak “çekim yasası” kavramı etrafında şekilleniyor ve düşüncelerin hayatı doğrudan etkilediği fikrini savunuyor. Anlatım dili oldukça sade ve akıcı, bu da eserin geniş bir okuyucu kitlesi tarafından kolayca anlaşılmasını sağlayan etkenlerden biri. Ama kitabın içindeki bilgiler, bilimsel temellerden ziyade daha çok inanç ve motivasyon üzerine kurulmuş. Bu nedenle, eleştirel bakış açısına sahip okuyucular için bazı noktalar tartışmalı görünebilir.

Kitapta verilen örnekler ve başarı hikâyeleri, okuyucuyu motive etmeyi amaçlıyor ama yazarın bazen tekrara düştüğünü söyleyebilirim. Yazarın yaklaşımı, pozitif düşüncenin gücünü vurgulamak açısından etkileyici olsa da, gerçek yaşamın karmaşıklığını yeterince yansıtmadığı düşünülebilir. Bununla birlikte, motivasyon arayan ya da hayata daha olumlu bir perspektiften bakmak isteyen okuyucular için ilham verici bir okuma olma ihtimali var.

Genel olarak değerlendirildiğinde, eser kişisel gelişim alanında popülerliğini hak eden ancak içerik açısından daha derinlikli bir yaklaşım bekleyenler için sınırlı kalabilecek bir yapıda bence. Okuyucuya sunduğu mesajlar basit ama etkili olabilir; yine de bu mesajların uygulanabilirliği ve sürekliliğinin de kişiden kişiye değişeceğini de unutmamak gerekiyor.
.
.
Kitapla ve bilgiyle kalınız...
Puan vermedi - 216 syf. - 2024
The Secret - Sır
Rhonda Byrne - Artemis Yayınları - 2024
1.219
erylmzlmn
#Edebiyat - @erylmzlmn
İnceleme
1a
Ben Bir Kürt Sevdim - Veda kitabı, duygusal yoğunluğu yüksek bir anlatı sunarak okuyucuyu etkiliyor. Hikâye, aşkın sadece iki insan arasındaki bağ olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel sınavlardan geçtiğini gösteriyor.

Yazarın dili oldukça sade ama bir o kadar da vurucu. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar gerçekçi ve samimi bir şekilde aktarılmış. Kitap boyunca hissedilen hüzün, okuyucunun empati kurmasını kolaylaştırıyor. Özellikle ayrılık teması, eserin güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ama şunu demeden geçemeyeceğim: Şahin, ne çift karakterli birisin be adam. İkizler burcu musun nesin

Anlatımda yer yer şiirsellik hissedilmesi, metne ayrı bir hava katmış. Toplumsal farklılıkların aşk üzerindeki etkisi etkileyici bir şekilde işlenmiş. Okuyucu, karakterlerin yaşadığı zorlukları hissederek hikâyeye daha çok bağlanıyor.

Genel olarak eser, hem duygusal hem de düşündürücü yönüyle akılda kalıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
.
.
Kitapla ve bilgiyle kalınız...
Puan vermedi - 304 syf. - 2025
Bir Kürt Sevdim - Veda
Dilek Bilgiç Esen - Müptela Yayınları - 2025
1.203
erylmzlmn
@erylmzlmn
İnceleme
1a
- Bu kitap, sadece bir aşk hikayesinden ibaret değil, aynı zamanda bulunduğumuz coğrafyanın kaderle nasıl iç içe geçtiğinin acı/hüzün bir kanıtı. Kitabı okurken kendimi bazen bir sevdanın nahifliğinde, bazen de toplumsal önyargıların o ağır yükü altında ezilirken buldum.
- Özellikle belirli bölgedeki kız çocuklarının yaşamına dair tutulan ışık, hikayenin en can yakıcı ve sarsıcı yanını oluşturuyor. Küçük yaşta omuzlarına koca dünyaların yükü bindirilen kızların sessiz çığlıklarını satır aralarında duymak gerçekten iç acıtan ve bazen de tanıdık gelen cinsten.
- Yazar, bu çocukların hayallerinin nasıl yarım kaldığını anlatırken fazla dramatize etmeden, gerçeğin çıplaklığıyla yüzleştiriyor bizi. Bir kadının var olma çabasının, henüz çocukken nasıl engellerle karşılaştığını görmek okuyucuda derin bir sorgulama uyandırıyor.
- Hikayenin kalbi olan Şahin ise, tüm o sert coğrafyanın ve katı geleneklerin içinde nezaketi, dik duruşu ve vicdanıyla adeta bir umut ışığı gibi parlıyor. Şahin, bir yandan köklerine sadık kalmaya çalışırken diğer yandan sevdiği kadın ve çevresindeki kadın hakları için verdiği sessiz ama derin savaşla karakterin derinliğini gözler önüne seriyor.
- Sevginin iyileştirici gücü ile törelerin katılığı arasındaki o ince çizgide yürümek, kitabı bitirdiğimde bende düşündürücü bir etki bırakırken, Şahin’in fedakarlıkları bu duygusal yoğunluğu farklı bir seviyeye taşıyor.
- Karakterlerin içsel dünyası öyle gerçekçi işlenmiş ki, onların acısı bir noktadan sonra sizin de kişisel sızınız/düşünceniz haline dönüşüyor.
- Sonuç olarak bu eser, hem bir yüzleşme yazısı hem de her şeye rağmen filizlenmeye çalışan umutların hikayesi olarak hafızamızda yer ediniyor.
.
.
Kitapla ve bilgiyle kalınız...
Puan vermedi - 272 syf. - 2024
Bir Kürt Sevdim
Dilek Bilgiç Esen - Müptela Yayınları - 2024
1.080
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser üç başlıktan oluşmaktadır. Her bir başlık aslında yazarın bir üniversitede yapmış olduğu konuşmaları içermektedir. Birinci başlıkta bilimin belirsizliginden ikinci başlıkta değerlerin belirsizliginden üçüncü başlıkta ise gayri bilimsel çağ eleştirilerini dile getirmiş. Eser içerisinde bir bilim adamının, bilimin mutlak otorite sayılmasına veya bilimin kesin sonuçlar verdiğine dair düşünceleri elestirdigini göreceksiniz. Bir kaç meselede güzel örnekler vererek bunu sağlasa da Richard Feynman'ın bir bilim adamı olarak tarafsızlığını çokta koruyamadigini göreceksiniz ( ki zaten eser içerisinde bilim adamının tarafsız olduğuna dair eleştirileride var ). Eser içerisinde bolca Amerika propagandası yapmıştır. Rusya'yı ise çokça kötülemiştir. Bahsettigi konular çok geniş bir yelpazeye sahip olmasına rağmen biraz sığ ve basit içeriğe sahip eser
3 puan - 80 syf. - 2022
Her Şeyin Anlamı
Richard P. Feynman - Alfa Yayınları - 2022
837
Mjora
@mjora1725
İnceleme
1a
Büyülü Gerçekçilik: Gabriel García Márquez ile özdeşleşen "büyülü gerçekçilik" akımının en başarılı örneklerinden biridir. Doğaüstü olaylar, günlük hayatın sıradan bir parçasıymış gibi anlatılır.
Konusu: Şili'nin siyasi çalkantılarla dolu yakın tarihini (isimlendirilmese de net bir şekilde hissedilir), Trueba ailesinin üç kuşağı üzerinden anlatır. Ailenin sert mizaçlı reisi Esteban Trueba ve durugörü yeteneklerine sahip eşi Clara del Valle merkeze yerleşir.
Temalar: Siyaset, sınıf çatışması, kadın hakları, intikam, aşk ve aile bağları kitabın temel taşlarını oluşturur. Isabel Allende
Puan vermedi - 542 syf. - 2023
Ruhlar Evi
Isabel Allende - Can Yayınları - 2023
933
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser 215 sayfadan oluşmakta. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir eser okumamıştım 3 günümü heba etti. Normalde karamsar bir ruh haline sahip olmama rağmen eserdeki karakterlerin hayatlarının, ölümü isteyecek düzeyde kötü olmadığı görüşü hakim oldu bende. Belki karakterlerin psikolojik durumlarının üzerinde biraz daha durulsa yada geçmişlerine biraz daha acılar katılsa okunur düzeyde bir roman olurdu. ESERDE BOSNA SAVAŞINDA YAPILAN SOYKIRIMIN BİR KAÇ KİŞİ TARAFINDAN YAPILDIĞI VE BUNUN HAFİFE İNDİRGENMİŞ OLMASI DÜŞÜNCESİ, KARAKTER AĞZI İLE DİLE GETİRİLMİŞ OLMASI İSE BAŞKA BİR FACİA. BU NOKTADA BEN BU YAZARI BİR DAHA OKUMAMA KARARI ALMAKLA BERABER CAN YAYINLARININ BASMIŞ OLDUĞU ESERLERİDE OKUMAMA KARARI ALDIM. Tepkimi abartı bulabilirsiniz ama aynı ifadenin yahudiler için kullanıldığını düşünün öyle karar verin. ALMAYIN ALDIRMAYIN...
1 puan - 196 syf. - 2024
Veronika Ölmek İstiyor
Paulo Coelho - Can Yayınları - 2024
1.462
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
1a
Peyami Safa’nın daha önce yarıda bırakmak zorunda kaldığım bir kitabı vardı. Çünkü gerçekten diline alışmak zordu; oldukça ağır bir dil kullanıyordu. Zaten kendisinin dilinin ağır olduğunu bildiğim için kitaplarını pek tercih etmezdim. Ama Dokuzuncu Hariciye Koğuşu beni gerçekten çok etkiledi. Okurken sürekli “acaba bir sonraki sayfada ne olacak?” diye merak ettim. Üstelik dili hiç de düşündüğüm gibi ağır değildi. hatta bazen keşke bu kadar az sayfa olmasaydı da hikayenin devamı olsaydı dediğim zamanlar çok oldu.

Kitapta, ayağı yedi yıldır alçıda olan ve durumu oldukça kötü olan bir hastanın gözünden hayata bakıyoruz. Aslında o, “belki ayağım iyileşir” umuduyla hayata tutunmaya çalışıyor. Gittiği her doktor bacağının kesilmesi gerektiğini söylese de o bunu kabullenmiyor. Her gün pansuman yaptırmak zorunda kalışıyla birlikte, onun yaşamını ve iç dünyasını adeta kendi gözlerinden görüyoruz.
4 puan - 112 syf. - 2024
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Peyami Safa - Ötüken Neşriyat - 2024
1.965
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser tartışma esnasında galip gelmeyi sağlayacak yöntemlerden bahsetmektedir. Sel yayıncılığa ait basımı okudum. Anlaşılması zor bir çeviriye sahip belki de ben iyi odaklanamamisimdir eseri başka bir çeviriden tekrar okumayı düşünüyorum
Puan vermedi - 88 syf. - 2024
Haklı Çıkma Sanatı - Eristik Diyalektik
Arthur Schopenhauer - Sel Yayıncılık - 2024
1.515
alihaydarkoyun
#Alıntı - @alihaydarkoyun
İnceleme
1a
Her Satırda Biraz Sen
Yazarlık yolculuğuna ilk adımını atan Ela Nur Tunga’nın kaleme aldığı “Her Satırda Biraz Sen”, daha ilk sayfalarından itibaren samimi bir kalbin sesini okuyucuya ulaştıran, içten ve duygusal bir eser olarak dikkat çekiyor. Genç bir kalemin cesaretle attığı bu adım, yalnızca bir kitabın yayımlanması değil; aynı zamanda duyguların, farkındalıkların ve insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu bağın görünür hâle gelmesi anlamına geliyor.

Kitabın kapağında yer alan “Kalbini susturma çünkü orada şiir var…” ifadesi, eserin ruhunu özetleyen güçlü bir çağrı niteliğindedir. Bu çağrı, insanın kendi iç sesini bastırmak yerine onu dinlemesi gerektiğini hatırlatırken; hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman görmezden gelinen duygulara da yeniden kapı aralamaktadır.

Eserde dile getirilen, “Bir iz bırakmak istedim…” sözleri ise aslında her yazarın içindeki temel arayışı yansıtıyor. Kısacık bir yolculuk olan hayatın içinde bir anlam, bir hatıra, bir duygu izi bırakabilmek her insanın arzu ettiği bir duygudur. Yazarın “Bazı anlar geçmez, sadece sessizleşir.” ifadesi, insanın ruhunda biriken o derin ve çoğu zaman dile getirilemeyen anların şiirle nasıl yeniden hayat bulabileceğini gösteriyor.

Kitapta yer alan dizeler, genç bir kalemin duygularını saklamadan ifade etme cesaretini taşıyor.

Sükût büyüdü içimde
Her nefes bir fısıltıya dönüştü.
Kalemin bittiği yerde
Duygularım yolunu şaşırdı.
Bir adım daha atsam,
Ya sana varacaktım
Ya kendime…

Bu satırlar, yalnızca bir şiir değil; insanın kendi iç yolculuğunun da bir yansıması gibi okunuyor. Okuyucuya bazen bir hatırayı, bazen bir duyguyu, bazen de kendi iç sesini hatırlatan bir ayna sunuyor.

İlk kitabıyla yazarlık dünyasına adım atan Ela Nur Tunga’yı bu anlamlı ve cesur başlangıcından dolayı gönülden tebrik ediyor, kaleminin her yeni eserle daha da güçlenmesini diliyorum. Çünkü edebiyat, çoğu zaman tam da böyle başlar. Bir kalbin sessizliğini kelimelere emanet etmesiyle…

Nice satırlara, nice okurlara ve nice iz bırakan eserlere… ✨📚✍️
5 puan - 64 syf. - 2026
Her Satırda Biraz Sen
Ela Nur Tunga - Almina Kitap - 2026
749
erylmzlmn
#Din - @erylmzlmn
İnceleme
1a
Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı kitabını okurken, iletişimin aslında ne kadar derin ve çok katmanlı bir süreç olduğunu daha iyi fark ettim. Yazar, gündelik hayatta çoğu zaman fark etmeden yaptığımız iletişim hatalarını oldukça anlaşılır bir dille ele alıyor. Özellikle insanlarla kurduğumuz diyaloglarda empati kurmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulaması benim için dikkat çekiciydi.

Bunun yanında, iletişimin sadece sosyal bir beceri değil, aynı zamanda manevi ve ahlaki bir sorumluluk olduğu fikri de kitapta güçlü bir şekilde yer alıyor. İslamî bakış açısıyla ele alınan bazı bölümler, iletişimde saygı, sabır ve güzel sözün önemini daha anlamlı hale getiriyor. Kitap boyunca verilen örnekler, teorik bilgilerin somutlaşmasını sağlıyor ve konuyu daha akılda kalıcı kılıyor.

Zaman zaman kendimi sorgulamama neden olan bölümler oldu; bu da eserin düşündürücü yönünü ortaya koyuyor. Anlatım dili genel olarak sade ve akıcı, bu yüzden okurken zorlanmadım. İletişim becerilerimi geliştirmek adına bana yeni bakış açıları kazandırdı diyebilirim. Özellikle dinleme becerisi ve karşımızdaki kişiye değer verme konularının hem insani hem de dini açıdan ele alınması oldukça yerindeydi.

Kitap, hem bireysel hem de toplumsal ilişkiler açısından faydalı bilgiler sunuyor. Genel olarak, kişisel gelişimi manevi değerlerle birlikte ele alan, okunması yararlı bir eser olduğunu düşünüyorum.

Puan vermedi - 384 syf. - 2022
Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı? Büyük Boy
Temel Yeşilyurt - Server Yayınları - 2022
761
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
O kadar çok imgeleme var ki benim duygu ve bilgi birikimim bana yardımcı olamadı bu eserde. Bir iki şiir dışında beni üzdü :( yazarken şöyle düşündüm yinede merak edilip okunur mu ? cevabım yine hayır olurdu :(
2 puan - 184 syf. - 2024
Kim Bağışlayacak Beni
Birhan Keskin - Metis Yayınları - 2024
998
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Normalde bu tarz kitapları pek okumam çünkü din itikada dayalı bir anlayış barındırdığı için dileyen dilediğine, dilediği gibi inanmakta özgürdür. Her ne kadar din ve din bilgisi ilgi alanım olsa da bu tarz polemiklere de girmeyi pek sevmem zira bu tarz meseleler genelde öğrenmekten ziyade karşıt görüşteki kişiyi ya ikna çabası ya da sadece ben daha çok biliyorum iddiası taşımaktadır.Eserde 10 soruya cevap verilmiş bu sorular genellikle İslam'ı tenkit etmeye çalışan O'nda hata kusur bulmak isteyenlerin ilk bakışta mantıklı gibi görünen basit soruları ele alınmıştır. **Eseri okuyacaksanız size tavsiyem hangi görüşten olursanız olun lütfen yargı ve ön yargılarınızı bir kenara bırakın, emin olun sizler için faydalı olacaktır.** Eserde cevaplanan soruların belki kapsamlı cevaplarını başka yazarlardan veya makalelerden daha detaylı öğrenebilirsiniz ANCAK yazarın bir doktor olması ve felsefeye hakim oluşu ve bu meseleleri cevaplandırırken tek bir kuramdan değil de bir çok kuramdan faydalanarak cevaplaması benim çok hoşuma gitti. Yazar, eseri sohbet eder gibi yazmıştır. Bu okunurluk açısından akıcılığı sağlamaktadır normalde bu tarz eserler aynı şeyi bir kaç defa tekrar ederek okuyucuyu sıkmaktadır ancak yazar burada çok tekrara düşmeyerek bunu çok iyi sağlamıştır. Metnin bazı bölümlerine hakim olabilmek için felsefeye dair bazı temel meseleleri biraz bilmeniz gerekebilir. Ancak yazar bunu da düşünerek her cevaptan sonra konunun özetini madde madde de açıklamış.
5 puan - 192 syf. - 2025
Muhtelif 2 - İslama İtirazlar ve Cevapları
Altay Cem Meriç - Tin Yayınları - 2025
1.052
erylmzlmn
@erylmzlmn
İnceleme
1a
Hitopadeşa, ilk bakışta sade ama içine girdikçe düşündüren bir okuma oldu benim için. Kitapla ilgili gördüğüm yorumlarda en çok dikkatimi çeken şey, hikâyelerin kısa olmasına rağmen verdiği derslerin oldukça derin olması. Gerçekten de okurken “bu kadar basit bir hikâyeden nasıl bu kadar anlam çıkar?” diye düşünmeden edemiyor insan.

Dilinin akıcı olması, masası tarzda (bence) anlatılması kitabı rahat okunur kılıyor, ama bazı yerlerde anlatılan derslerin doğrudan verilmesi bazen didaktik hissettirebiliyor. Yine de bu durum kitabın amacına uygun. Hatta kitap öğüt verme üzerine kurulu diyebiliriz. Özellikle hayvan karakterler üzerinden anlatılan hikâyeler hem eğlenceli hem de düşündürücü bir etki bırakıyor.

Yorumlara bakınca birçok kişinin kitabı çocuk kitabı gibi görüp başladığını ama sonrasında aslında her yaşa hitap ettiğini fark ettiğini de gördüm. İlk başta başlarken yorumlardan etkilenmiş şekilde başladım ama ben de benzer şekilde, basit bir okuma beklerken yer yer kendi kendime düşündüğüm anlar yaşadım. Bazı hikâyeler oldukça tanıdık gelse de, verilen mesajlar evrensel olduğu için hâlâ güncelliğini korumaya devam ediyor.

Kitapta en sevdiğim şeylerden biri, dostluk, güven ve akıl üzerine yapılan vurgular oldu. Özellikle insanların ilişkilerinde nasıl davranması gerektiğine dair ince mesajlar oldukça güzel verilmişti.

Genel olarak bakınca, hızlı okunabilecek ama etkisi uzun sürebilecek bir kitap. Çok ağır bir şey okumak istemediğim ama yine de boş da hissettirmesin dediğim anlar için ideal bir tercih diyebilirim.
.
.
Kitapla ve bilgiyle kalınız...
Puan vermedi - 162 syf. - 2023
Hitopadeşa
Narayana Rao Surapaneni - İş Bankası Kültür Yayınları - 2023
1.345
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser alegorik tarzda yazılmış, çeşitli sembollerle bireysel ve toplumsal mesajlar içeren güzel bir eser. Bilmiyorum hiç Filistin'e gittiniz mi? ki bende gitmedim ama gitmiş kadar oldum.
4 puan - 128 syf. - 2025
Sekizinci Günün Güneşi
İbrahim Nasrallah - Ketebe - 2025
1.506
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser: Başlık ve içerik uyumlu bir eser. Öğrenmek isteyipte neye, nereden başlaması gerektiğini bilmeyen kişilerden ziyade, nasıl öğrenebilirim sorusunu cevaplayan bir eser. Gayet açık bir dil ile yazılmış adeta sohbet edercesine yazılmış samimi bir eser. Eser icerisinde kesin bilgi ve tavsiyelerden ziyade kişisel kanaatlerden ve yöntemlerden bahsedilmiştir. ( yazar yazı içerisinde de bunu ifade de etmiştir) Başlangıç düzeyi için okunabilecek bir eser.
5 puan - 160 syf. -
Öğrenmeyi Öğrenmek
Altay Cem Meriç - Tin Yayınları
1.202
Mjora
@mjora1725
İnceleme
1a
Bekle beni, döneceğim, Bütün direncinle bekle beni. Bekle, hüzün yağmurları Gökyüzünü kaplayınca, Karakış üşütürken bekle, Sarı sıcaklar yakarken bekle. Kimseler beklemezken bekle beni."

Konstantin Simonov

Selim, düşünceleri nedeniyle baskı gören, hapis yatan idealist bir yazardır. Leyla ise bu süreçte hem ailesini ayakta tutan hem de Selim'e destek olan güçlü bir figürdür. Roman, çiftin aşklarının yanı sıra, Türkiye'nin karanlık politik ortamında hayatta kalma mücadelesi anlatıyor.

Ülkü Tarmer'in dizesini hatırlıyorum:

"İçime çektiğim hava değil,gökyüzüdur. Bu gökyüzü, tüm bu yalnızlığımızın, bu yeni başlangıcın sessiz bir tanığı.

Selim: Vatan haini değildik; bizi vatandan uzaklaşmak zorunda bırakanlardi hain.

Cehalet, bilgiyi, karanlık, aydınlığı doğuyordu bu topraklarda. İnsanları hep ikiye ayırırlar: kadınlar-erkekler, zenginler-yoksullar, Kuzeyliler-Güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur; geriye tek bir çizgi kalır: içeridekiler ve dışarıdakiler.

"Düşünceleri daima isabetli olan amcam bir gün beni sokakta durdurup sordu:Zebaninin cehennemdeki ruhlara nasıl işkence ettiğini biliyor musun?'

'Hayır,' dediğimde, 'Onları bekletir,' diye yanıtladı."

Carl Jung

insan insanın zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı, soğuk, uzak, acımasız insanlar. O zaman belki de doğru olan şuydu: Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha gerçek, daha insaniydi. Sartre'ın, "Başkaları cehennemdir," sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamınız boyunca size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır -ayazda titretir, demir parmaklıkların ardında çürütür- bazılarıysa cenneti sunar; sıcacık bir kucakla sarar, masum bir gülüşle hayata döndürür.

#beklebeni
#Zülfü Livaneli
#aşk
#direniş
#aile
#dostluk
#Türkiye
#memleket
#vatan
#dayanişma

Puan vermedi - 192 syf. - 2025
Bekle Beni
Zülfü Livaneli - Can Yayınları - 2025
1.268
huriyeçap
#sosyalkitap - @huriyecap
İnceleme
1a
ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi
Sadık Hidayet kimdir? Buradan başlamalı belki.
‎Modern İran edebiyatının kurucularından kabul edilen, özellikle başyapıtı "Kör Baykuş" ile tanınan romancı, öykücü ve çevirmendir.
‎Kör Baykuş, 1930'larda yazılmış, oldukça önemli diyebileceğimiz bir İran edebiyatı eseridir. Okuyucularını intihara sürüklediği gerekçesi ile bir dönem İran'da bu kitap yasaklanmış. Gelin görün ki yazar da ne yazık 48 yaşında, Fransa'nın Paris şehrinde kendini gazla zehirleyerek intihar etmiş.

‎Son zamanlarda okuduğum bir çok kitapla bağlantı kurabileceğim bir deneyim sundu bana Kör Baykuş. Derin yalnızlık, ölüm ve toplumsal eleştiri gibi konulara değininen bu eser Ömer Hayyam, şarap, mey ve aşk temalarıyla "Semerkant" kitabını, materyalist görüşten mistik/manevi bir anlayışa yönelen ve histerik duyguların yoğunluğuyla okuyucuyu hem zorlayan hem de kendi içinde elleriyle bir hamur gibi yoğurarak şekil vermesine imkân sunan Peyami Safa'nın Matmazel Noroliya'sını ve henüz tamamladığım Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni bir zincirin halkaları gibi birbirine ekledi zihnimde. Ve ben bu harika kitapların etkisiyle; bir kavanozun dibe çöken tortusu ile suyunun karışması gibi çalkalanıp durdum birleşene kadar kendi içimde. Birleştiğimde ise hem daha yoğun hem de daha bulanıklaştım. Ama bir öze vardım.

‎Kör Baykuş, özetini çıkarabileceğim ya da konusunu anlatabileceğim bir kitap değil benim için. Düşündürmeye, yaşamaya ve ölmeye yaklaştırıp - uzaklaştıran kelimeler gemisi olabilir.

‎Sevdim. Fakat Sadık Hidayet'i anlayabilmek için daha önce okunması gereken başka kitaplarla ruhunuzun beslenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kitap bittikten sonra Özdemir Asaf'ın dediği gibi "ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi" hissini yaşadım.

‎Hoşçakalın🍀
5 puan - 112 syf. - 2020
Kör Baykuş
Sadık Hidayet - Timaş Yayınları - 2020
2 3.897
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
136 sayfadan oluşan bu eser 6 bölümden oluşmaktadır. Nurettin Topçu hocanın felsefe dersi adı altında ders kitaplarında yayınladığı konular bir araya getirilmiş derleme bir eserdir. Sayfa sayısının az olmasına aldanmayın, zira eserde felsefenin bütün ilgi alanlarına değinilmiş adeta yavrusunu besleyen kuş misali Nureddin Topçu hocamız bilgileri kursağında sindirmiş okuyucunun midesine hazır hale getirmiş. Sadece felsefeye ilgi duyanların değil her alandan herkesin okuması gereken, özellikle felsefe ile ilgilenenlerin ise başucu kitabı olması gereken bir eser. Eser yalnızca felsefeye dair bilgiler vermekle kalmamış bu düşüncelerin altında yatan sebepleri çok vazıh bir şekilde açıklamıştır. Her konu anlatımından sonra konunun özetini vermiş ve kendimizi sınamamız için sorular sormuştur. Not: okurken muhakkak bir kalem ve bir not defteri bulundurmayı ihmal etmeyin zira eserde o kadar güzel bilgiler var ki sayfa boşlukları yetmeyebiliyor :)
5 puan - 141 syf. - 2014
Felsefe
Nurettin Topçu - Dergah Yayınları - 2014
1.192
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
1a
Bazen hayatımıza giren insanlar, farkında bile olmadan içimizde derin izler bırakır. Zaman geçse de o izler kolay kolay silinmez; bazıları sadece hayatımızdan geçip gitmez, kalbimizin bir köşesinde hep yaşamaya devam eder. Verda için de böyleydi… Canından çok sevdiği babasının bıraktığı izlerle hayatını sürdürdü. Yer yer özledi, yer yer çok kızdı ama hep sevdi onu. Babasının neden intihar ettiğini hep sorguladı, bazen kendini suçladı. Ama en sonunda, tüm karmaşa ve acının ardından, babası sadece kalbinde bir iz olarak kaldı.

O iz, bazen hüzünle bazen özlemle, her hatırlayışında onu sarsıyor ama aynı zamanda Verda’ya yaşamın kırılganlığını ve sevgiyi ne kadar derinden hissedebileceğini de hatırlatıyordu. İçinde kalan boşluk, bir yandan acı verirken bir yandan da onu daha güçlü kılmıştı; çünkü bazı izler, sadece hatırlanmak için değil, yaşamak için de kalır.
4 puan - 432 syf. - 2023
İz
Canan Tan - Doğan Kitap - 2023
1.367
Mjora
@mjora1725
İnceleme
1a
Kitap, Truva Savaşı'nın bitiminden hemen sonrasını ele alır. Truva düşmüş, şehir yağmalanmış ve erkeklerin çoğu öldürülmüştür. Hikaye, efsaneleri kahraman erkeklerin değil, savaşın asıl yükünü omuzlayan kadınların gözünden anlatıyor.

yazarın bir önceki eseri olan Kızların Suskunluğu'nun devamı niteliğindedir. Pat Barker, antik dünyayı modernize etmeden, ancak modern bir duyarlılıkla ele alarak kadınların sesini tarihin tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkarıyor.

Alıntı

Savaş bittiğinde erkekler için her şey biter;

ama kadınlar için asıl mücadele, yani hayatta

kalma ve esaret altında kimliğini koruma

savaşı o zaman başlar."

Bazı yaralar o kadar derindir ki, çığlık atmak yerine sessizliğe bürünürler. Troyalı kadınların sessizliği, Yunan ordusunun zafer naralarından daha gürültülüydü."

"Tarihi yazanlar kazananlardır, ancak hikayeyi yaşayanlar her zaman kaybedenlerin arasındaki kadınlardır."
Puan vermedi - 304 syf. - 2022
Troyalı Kadınlar
Pat Barker - İthaki Yayınları - 2022
1.480
Elif ツ
@sidretulmunteha
İnceleme
1a
"Kemal Sayar, Mehmet Dinç ve Sadettin Ökten'in söyleşilerinden oluşan bu kitap, tam bir şifa kaynağı. Yazarlar merhamet ve doğa ekseninde insanın iç dünyasına ayna tutarken, modern hayatın getirdiği mekanikleşmeye karşı bizleri uyarıyor. Hüznü, insanı olgunlaştıran bir yol arkadaşı olarak betimleyen bu eseri çok beğendim. Ruha dokunan bir okuma arayan herkese tavsiyemdir."
4 puan - 144 syf. - 2025
1.762
mukremin kasapoglu
@mukreminkasapoglu
İnceleme
1a
Eser; derleme eser niteliği taşımaktadır. Türk filozof ( filozof demek eksik kalır mütefekkir, mutasavvuf) Nureddin Topçu'nun farklı yıllarda farklı yayınlarda kaleme almış olduğu yazılarının bir araya getirilmesiyle meydana gelmiştir. Derleme eserlerde genellikle anlam bütünlüğü pek sağlanamamaktadır, eser içerisinde yazarın kendisi ile çeliştiği de görülebilmektedir ki bu çok normal bir durumdur. Ancak bu eserde anlam bütünlüğü o kadar güzel sağlanmış ki Nureddin Topçu hocanın kendisi ile çeliştiği tek bir mesele bulunmamaktadır. Bu da onun nasıl fikri olgunluğa eriştiğinin en büyük kanıtıdır. Konuların sıralanışıda o kadar ustaca yapılmış ki buradan derleyen hocalarımıza da ayrı bir teşekkürü borç bilirim. Eser bir bütün oluştursada iki ana başlığa ayrılmıştır. Düşünceler ve Duyuşlar olmak üzere. Nureddin hoca felsefi bilgisini tasavvufla öyle güzel mezcetmiş ki hayranlıkla okudum. Tasavvuftaki seyr-i süluk yolculuğunun modern halini bizlere sunmuştur. Normalde bir kaç saatte okunacak bir eser olmasına rağmen uzun uzun notlar alıp sindire sindire okunması gereken bir kitap hatta bir kaç defa daha okunacak bir eserdir. Hikmetin ve irfanın ne olduğunu okuyucuda uyandıracak ufuk açıcı bir eserdir. Eserin son bölümünde damlalar adlı yazısında kitabın özetini verir mahiyette bir yazısı var ki... Sübhaneke gibi zihinlere kazıtılmalıdır...
5 puan - 152 syf. - 2024
Var Olmak
Nurettin Topçu - Dergah Yayınları - 2024
1.765
Ze
#Yaşam - @zeynepozol
İnceleme
1a
Yeni başlangıçlar
Hayatın tam da bitti dediğin anda başlamasını Türkan'nın hikayesi üzerinden anlatıyor. Kahraman diyorki "ben bugüne kadar hiç öznesi olduğum bir işe kalkışmamıştım" Hayattaki en önemli şeyde zaten bu, birileri için değil birileriyle birlikte ama kendimizi unutmadan yaşamak. Kısa okuması zevkli bir hikaye
4 puan - 113 syf. - 2025
Çiçeklenmeler
Melisa Kesmez - İletişim Yayınevi - 2025
1.671
Ze
#Edebiyat - @zeynepozol
İnceleme
1a
İki Kadının Hikayesi
İki kadın bir tesadüf sonucu bir kaç saat zamanı birlikte geçirmek durumunda kalır. Her ikiside hayatta yaşadıkları zorlukları ve kendi hikayelerini nasıl olsa bir daha birbirlerini hiç görmeyeceklerini düşünerek rahatlıkla anlatırlar. Sürükleyici ve düşündüren zaman zaman hüzünlendiren bir roman.
4 puan - 248 syf. -
Altı Harfli Bir Tatlı
Şermin Yaşar - Doğan Kitap
1.855