“ .. birbirleri için geceydiler. Konuşmuyor, selamlaşmıyor, tanışmıyor, sadece birbirlerini görüyorlardı ve tıpkı aralarında milyonlarca fersah mesafe olan yıldızlar gibi birbirlerine bakarak yaşıyorlardı. ”
On sene önce suç türünde yeni ve farklı bir kitap arayışındayken keşfetmiştim Ana Kuzusu'nu. Gerçekten de farklılık konusunda beklentinizi karşılayacaktır. Sadece konuda boşluklar vardı ve yazar, amatörce bir anlatım ortaya çıkarmıştı. Kitap eleştirmeni değilim ancak on sene geçmesin rağmen hâlâ konusunu ve zayıf anlatımını net bir şekilde hatırlıyorum.
Sonsözü çoktan yazılmış bu dünyada, roman nerede duruyor?
Edebiyat eleştirisinin deneyimli sesi Hasan Öztürk, bizi mitolojinin destan kahramanlarından modernizmin kayıp adamlarına; totaliter rejimlerin gölgesindeki yaratıcılıktan, kadın sanatçıların varoluş mücadelesine uzanan büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor.
Dünyanın Romanını Okumak, sadece okunmuş romanların bir dökümü değil; binlerce yıllık insanlık deneyiminin, dilin ve tarihin iç içe geçtiği bir düşünce laboratuvarıdır.
Öztürk, kadim zamanların unutulmuş bilgesi Hay bin Yakzân’dan modern dünyanın körleşen aydını Kien’e, Don Kişot’un doğuş anından Üstat ile Margarita’nın şeytanî başkaldırısına, her bir eseri derinlemesine analiz ediyor.
Hasan Öztürk’ün eleştirel denemeler toplamı olan bu son eseri, edebi metinlerin sunduğu “durumun ruhuna inen” bilgiyi arayanlar için bir pusula. Öztürk, romanların yalnızca birer hikâye olmadığını; insanın varoluş kaygısı, iktidarın gölgesi ve özgürlük arayışı gibi evrensel temaların birer aynası olduğunu gösteriyor.
Sözün özü Dünyanın Romanını Okumak, dünyayı okumaktır.
Derinlerde hepimiz olağanüstüyüz ve hiç kimse bir diğerinden üstün değil. Karşındakinin büyüklüğünü görmeyi öğren; kendi büyüklüğünü işte o zaman fark edeceksin.
Dalmış olduğu düşüncelerin onu, etrafında kıpırtısız ibadet eden insanların arasından başka bir yerlere kaçırmasını istiyor gibiydi, hem öyle pek yakınlara da değil, göklerin ötesine, bütün gerçeklerden en az bu kadar uzak, cennet gibi bir yerlere.
Çok bilinen ve hakkında çok konuşulan bir kitap. Uzun zamandır merak ediyordum ben de ancak bugün kısmet oldu. Aynı isimli, Jorge Angel'dan bir kitap okumuştum. Aralarındaki tek benzerlik simyacılık ve felsefe taşıydı. Ancak Paulo'nun Simyacı'sı daha detaylı ve uzun bir serüvenden bahsediyor.
♤♤♤♤
Santiago isimli bir gencin kendi Kişisel Menkıbesinin peşinden koşmasını anlatıyor. Amacı için, Endülüs'teki kendi sıradan hayatından, ailesinden, çobanlık ettiği koyunlarından ve aşık olduğu çöl kadınından vazgeçiyor. Rüyasında gördüğü bu hazineye ulaşmak için türlü sıkıntılar ile karşılaşıyor ancak Evren, amacına ulaşmasını delikanlıdan da fazla istiyor ki ona her zorlukta yardım edecek birini çıkarıyor karşısına.
Bir insanın yerine ötekini kolayca koyamazsın. Çok kıymet verdiğin birileri hayatından koparılınca, onun acısını,sancısını, yasını yeterince tutmadan başka birine sarılamazsın.
Atatürk'ün yaptığı en mühim iş, uyuyan bir milleti o derin uykudan uyandırmayı başarmasıdır. Atatürk, bir yeniden doğuş mucizesi yaratmıştır. Sadece bir politik lider, muzaffer bir kumandan ya da iyi bir reformcu veya bilim insanı değil aynı zamanda gerçek bir kahramandır. Bir düşünsene, Adana'da Fransızlar, Antep'te İngilizler,Antalya'da İtalyanlar, Ege'de Yunanlar... Yedi düvel Anadolu'ya toplanmış, bugün ikamet ettiğimiz bütün toprakları parça parça paylaşıyorlar.Ülke fiilen işgal edilmiş durumda. Ordu dağıtılmış, halkın elindeki şahsi silahlara kadar ülkedeki tüm silahlara el konulmuş. Osmanlı Deyleti tam olarak teslim olmuş. Böyle bir ortamda birisi çıkıp diyor ki:
Ortalama insanın görmeden baktığını, duymadan dinlediğini, hissetmeden dokunduğunu, tat almadan yediğini, fiziki bilince erişmeden hareket ettiğini, koku bilincine ulaşmadan nefes aldığını ve düşünmeden konuştuğunu söyler ve şöyle öğütler; Görmeyi öğrenin.
.. Bu yıl palto alalım bacakları da korur, senin en çok bacakların üşür," dediğinde, "Paltoya gerek yok ben sıcak yere gidiyorum," derken sen de aptalca gülüp geçtin mi?
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Eser tartışma esnasında galip gelmeyi sağlayacak yöntemlerden bahsetmektedir. Sel yayıncılığa ait basımı okudum. Anlaşılması zor bir çeviriye sahip belki de ben iyi odaklanamamisimdir eseri başka bir çeviriden tekrar okumayı düşünüyorum
Tek bir tutkusu vardı: Tüm yaşamı boyunca; gerçekte ne ise, o olarak kalmak; kendi kişiliğini salt bir ay ya da bir yıl süreyle değil, ömrünün sonuna dek yitirmemek…