Abuzer Badem, 100 Soruda Aşk’ta sıradan bir ilişki kitabının ötesine geçiyor. Bu eser, aşkın milyonlarca yıllık evriminden günümüz romantik beklentilerine, sinir hücrelerimizin ateşlenen kimyasından toplumsal rollerimizin dayattığı baskılara kadar uzanan engin bir yolculuk sunuyor. Kitabın en güçlü yanı, her soruyu derinlemesine işlerken klişelerden kaçınması. Aşkın şehvetle buluştuğu noktayı gözümüzün önüne seren bölümlerde heyecanımızı, gerçek bağlılık sorularında sorumluluğumuzu, kaybetme korkusunu tartışırken savunmasız yönümüzü kucaklıyoruz. Abuzer Badem’in akıcı ve anlaşılır dili, karmaşık psikoloji terimlerini bile insana dokunan bir samimiyetle aktarıyor. 100 Soruda Aşk, hem yeni başlayanlar hem de aşka bilimsel merakla yaklaşanlar için bir rehber niteliğinde; sayfalar ilerledikçe kendinizden izler bulacak, ilişkinin dinamiklerini bambaşka bir gözle göreceksiniz.
Kimi gün dünya haritasını gözümün önüne getiriyorum,sonrada üzerine seni uzatıp düşünüyorum:Bu dünyada benim ayakta kalabileceğim alanlar senin haritada vücudunun örtemediği yerler." Sayfa 59 - Koridor Franz Kafka
Bu seriyi anlamamak benim kaderim sanırım, seri çok iyi yazılmış ama çok fazla karakter var ve hepsini akılda tutup gizem ne ne oluyor anlamak benim için güç oldu.
Açıkçası şimdiye kadar okuduğum Polisiye gerilimler de bunu yaşamamıştım bu seri bu açıdan benim için bir ilk oldu.
Kitap ilerledikçe dur bir dakika ben bunları ilk başta nasıl anlamamışım dediğim noktada cidden kendime bir yuh nasıl ve neren ile okudun dedim, kitap'ın aslında alttan alta çocuk istismar'ı, dolandırıcılık vsyi işlemesi o kadar güzeldi ki bir an donup kaldım ve düşündüm normalde polisiye gerilim kitapları böyle mi yoksa bu başka bir seviye mi diye.
Sonu eh işte bu mu yanı son cümle motor mu? oldum şahsen bu cümle son cümle olmamalıydı bu şekilde bitirmek yerine her şeyin nasıl sonlandığını daha iyi açıklayan bir cümle olabilirdi ya. Seriyi okumak isteyen varsa öneririm güzel bir seriydi.
İyiyi ve kötüyü doğru bir muhakemeyle, yani aklını ölçüt alarak belirleyen, ahlâki doğruluğa önem veren, ölçüsüz hazları reddetmenin gerçek haz olduğunu bilen ve erdemli yaşayan insan gerçekten mutludur.
Dünya küller içinde kavrulurken Richard, bir uçak kazasının ardından kendini ölümcül sessizlikte bir adanın kıyısında bulur. Yanardağ her an patlayacak gibi titrerken, kalan birkaç kişiyle beraber sınırlı kaynaklara tutunur. Elindeki yarım kalmış cihaz, belki de tüm insanlığı kurtaracak tek anahtar olsa da, arkasında saklı sırlarla yüzleşmeyi gerektirir. Her adım, hem canlarını hem de zamanlarını çalar; okur, sayfaları çevirdikçe kıyametin gölgesinde umudun titrek ışığını arayacak. Yusuf Metin Ahi’nin ustalığından doğan bu kısa, ancak çarpıcı gerilimde; adanın derinliklerinden uzaya uzanan bir yolculuğa davet edileceksiniz. Antik teknolojinin gün yüzüne çıktığı anlarda, karakterlerin sınırları zorlanır ve insan olmanın anlamı yeniden yazılır. Uzaydaki Uygarlık, yalnızca bir kurtuluş öyküsü değil; fedakârlık, etik hesaplaşma ve yıldızlara uzanma arzusuyla dolu bir serüven vaat ediyor. Son sayfaya dek hızını kesmeyecek bu hikâye, sizi maceranın kalbine çekecek bir çağrı niteliğinde: Cesaretiniz var mı?
Bu kitap kadar ilk sayfalarda okurun gözünü korkutan ve anlaşılmaz bir giriş yapan başka kitap var mıdır bilemiyorum. Ilk başladığımda, "Aldık mı başımıza belayı." diye sızlanmıştım. Ancak elli sayfadan sonra o kadar hızlı akmaya başladı ki nihayet kurgunun içine girebildim.
Hayri Irdal'ın gözünden kendi hayatını ve diğer karakterleri okuma şansınız olacak. Hayri ortalama birisi gibi görünse de aslında çok ilginç bir tip. Insanlarla ilişkileri, ağzını açsa başını belaya sokması, yüzünü görenin işinin bir hafta ters gitmesi okuyanı hem eğlendiriyor hem de Hayri için üzülürken buluyorsunuz kendinizi. Bir insan bu kadar mı kısmetsiz, basiretsiz olur diye öfkeleniyordum kitabın yarısına kadar. Kendisini hamal gibi kullanıp parasını yiyen ikinci karısı ve onun kız kardeşleri, Hayri'ye hasta teşhişi koyan ancak kendisi tam bir numune olan Psikiyatrist, hepsine müthiş sinirlendim. Zavallı Hayri...
Doğru frekans, doğru enerjiye sebep olur. Doğru insan, doğru iletişime yol açar. Doğru kalp, doğru muhabbeti getirir. Doğru ruh, hassasiyetle senin üzerine titrer...
Politik önyargıların azaltılmasında, bireylerin farklı perspektifleri anlamalarını teşvik eden eğitim programları etkili olabilir. Örneğin, farklı ideolojik gruplardan bireylerin bir araya gelerek diyalog kurduğu etkinlikler, önyargıları azaltmak için güçlü bir yöntemdir.
Bülbüller sadece bizi keyiflendirmek için öterler. İnsanların bahçelerini didiklemez, mısır ambarlarına yuva yapmazlar. Kalplerini bize açıp şarkı söylemekten başka bir şey yapmazlar.
Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
"İşte çocukların yaşamı, köprünün altında ve çevresinde böyle çocukça hayaller içinde akıp gider. Ama delikanlılık çağına gelince, köprünün üstüne kapiya'ya taşınırlar. ... İlk aşk hülyaları, bakışmalar, laf atmalar ilk iş görüşmeleri hep burada başlar, pazarlıklar, kavgalar ve anlaşmalar burada yapılır, ilk randevular burada verilir." Drina Köprüsü
Bir şair, en güzel şiirlerini, Beyazıt Kulesinin tepesinde, kendini aşağı atıp öldürmek bunalımları içinde yazdığını söylerse, okurlar şairin bu delice isteğiyle, şiirlerinden daha çok ilgilenirler.
Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Ama gerçekliğin, rahatlık ve mutlulukta görmediğim, acıda gördüğüm gerçekliğin, acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum. Eğer içinden geçebilirsen. Eğer sonuna kadar ona dayanabilirsen.
Aslında his ve heveslerimizin, arzularımızın hürriyeti, bu teslimiyettedir. Ancak, çok az kişi bunun farkına varabilmekte ve tam bir teslimiyet içindeki sonsuz hürriyeti ve ebedi mutluluğu yaşamaktadır.
“İnsanların yüzlerine baktığımda, herkesin içinden sessiz bir çığlık yükseldiğini görürüm. Ama kimse konuşmaz; çünkü konuşmak cesaret ister, duymak ise daha büyük bir cesaret… İşte ben, herkesin sustuğu yerde bağırmaya çalıştım fakat sesim yankılanacak bir duvar bile bulamadı. Böylece öğrendim ki, bu dünyada bazı insanlar sadece kendi karanlıklarında yürümek için yaratılır. Yararsız Bir AdamMaksim GorkiKAVİS KİTAP