İnsanlar bildiklerinin yüzde yirmi beşini öğretmenlerinden, yüzde yirmi beşini kendilerine kulak vererek, yüzde yirmi beşini dostlarından, yüzde yirmi beşini de zamandan öğrenirler.
Direnmek gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir. Aradaki tek fark, onların aklında belli bir hedef olması ve o hedefe ulaşmaya kararlı olmalarıdır. Direnme gücü, dikkatimizin kolayca dağılabildiği bir hayatta odağımızı koruyabilme yeteneğidir. Bedenimiz ve zihnimiz sınıra dayandığında bile yaptığımız işi yoğunlaşmayı sürdürmek, dikkatimizi dağıtmadan, etrafa bakıp birilerini bizi geçebileceğinden endişe etmeden kendi kulvarımızda yüzmeyi sürdürebilmektir...
"Bazen etrafımızdaki manzarayı fark etmiyoruz. Kendi düşüncelerimize gömülüyoruz. Düşüncelerimizin gerçekliğine inanınca da asıl gerçeklik görünmez oluyor."
Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete Siz de görürsünüz bunları kadınlarda Ödevleri yenilmek olan hep Bıçakla kemik arasında Susmakla ağlamak arasında Yenilmek Kadınlar
İnsanın mutluluk yoluna girebilmesi için üzerindeki mutsuzluk havasını şükür vasıtasıyla dağıtması gerekir. Çünkü şükrettiğimiz şeyden memnun oluruz ve bu memnuniyet bizdeki mutluluk duygularını harekete geçirir. Mecit Ömür Öztürk
Bana son bir kelime - - - Son bir kelime söylememi istiyor. Ya’aburnee diyorum. O anda telefonumun ekranı kararıyor. Duydun mu? Umut beni duydun mu? Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.
Ülke halkının büyük bir kısmının ,böyle kabalık ve bilgisizlik içinde kalmasına seyirci kalmak ayıptır. Uygarlık ışığıyla aydınlanan her bir kimsenin buna ilgisiz kalması cinayettir.
Ailesini trafik kazasında kaybeden otizmli bir çocuğun hayatına nasıl devam etmeye çalıştığını anlatıyor. Kazadan sonra halasının yanına taşınıyor ancak kendi işleriyle meşgul olan halası, Simon'ı yatılı bir okula kaydediyor. Ailesinden kalan tek kişi ise abisi Mike. Yirmilerinde olan abisi de doğal olarak kendi hayatına bakmak istiyor ve ciddi olduğu bir ilişkisi var. Bu durum Simon'ın travmasını daha da kötü etkiliyor.
sazlar gizliyor bataklığı hava çürüyor “yine de soluk almak istiyor herkes ve hiç kimse soluk alamıyor ve çoğu insan ilerde soluk alabileceğiz diyor ve çoğu insan ölmüyor çünkü onlar zaten ölü"
“Bir zamanlar yıldızları izleyerek hayal kurardık, şimdi ekranlara dokunarak geleceği inşa ediyoruz.” Değerli Okurlar, Dijital Çağda Çocuk Yetiştirmek, bir yolculuğun hikayesi. Dijital çağın hızla değişen dünyasında, çocuklarımızın bu yeni gerçeklikle kurduğu ilişkiyi anlamlandırma çabamızın bir ürünü. Bu yolculukta, teknolojinin sunduğu sınırsız olanaklara hayran kalırken, beraberinde getirdiği karmaşık sorunlarla da yüzleştik. Çocuklar, bu dijital dünyaya adeta birer yerli gibi doğuyorlar. Parmakları, ekranlara dokunarak öğreniyor, zihinleri bilgi okyanusunda yüzerek gelişiyor. Ancak bu yeni dünya, tıpkı keşfedilmemiş bir kıta gibi, hem büyüleyici güzellikler hem de bilinmez tehlikelerle dolu. İşte bu kitap, o kıtayı keşfederken elimizden tutan bir rehber, yolumuzu aydınlatan bir fener olmayı amaçlıyor. Bu satırlarda, teknolojinin çocuklarımızın hayatındaki çok yönlü etkilerini ele alırken, sadece sorunlara odaklanmadık. Aksine, dijital dünyanın sunduğu zenginlikleri ve fırsatları da mercek altına aldık. Eğitimin sınırlarını zorlayan yenilikleri, yaratıcılığı tetikleyen araçları, sosyalleşmenin yeni biçimlerini ve bilgiye erişimin kolaylığını derinlemesine inceledik. Ancak unutmamalıyız ki, her madalyonun iki yüzü vardır. Bu kitapta, teknolojinin çocuklarımızın bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimine olan etkilerini bilimsel bir titizlikle araştırdık. Karşılaşabilecekleri riskleri, siber zorbalığın karanlık yüzünü, internet bağımlılığının tuzaklarını ve dijital mahremiyetin hassasiyetini tüm açıklığıyla ortaya koyduk. Dijital Çağda Çocuk Yetiştirmek, sadece bir sorun analizi değil, aynı zamanda bir çözüm önerisi. Ebeveynlere, eğitimcilere ve çocukların hayatında rol oynayan herkese, bu dijital labirentte yol gösteren pratik bilgiler ve stratejiler sunuyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyi bilinçli, güvenli ve sağlıklı bir şekilde kullanmalarına yardımcı olacak bir yol haritası çiziyoruz. Sayfalar ilerledikçe, dijital ebeveynliğin ne anlama geldiğini, ekran süresini nasıl yöneteceğimizi, çevrimiçi güvenliği nasıl sağlayacağımızı ve aile içi iletişimi nasıl güçlendireceğimizi keşfedeceksiniz. Uzman görüşleri ve gerçek hayattan örneklerle zenginleştirdiğimiz bu kitapta, geleceğin eğitim trendlerinden, dijital vatandaşlık bilincine kadar pek çok önemli konuya değineceğiz. Dijital Çağda Çocuk Yetiştirmek, bir uyarı çığlığı değil, bir umut şarkısı. Çocuklarımızın dijital dünyada kaybolmadan, potansiyellerini en üst düzeyde gerçekleştirebilecekleri bir gelecek için yazıldı. Onların bu yeni dünyada hem güvende olmalarını hem de başarılı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak, bizim elimizde. Umarım bu kitap, dijital çağın çocuklarına rehberlik etme yolculuğunuzda size değerli bir yol arkadaşı olur. Sevgi ve umutla…
Değişik anlatım tarzıyla yazılmış ve gerçekliği buram buram hissettiren bir eser.Gecekondu, yoksulluk ,göç ve çöplerin içinde yaşam kurmuş insanların hayatlarına ışık tutan bir kitap . Modern kent yaşamı ile geleneksel yaşam kelimelerini birlikte kullanan (mani ,türkü)melez bir dil kullanılmış . Bu tarzda okuduğum ilk eser diyebilirim .
«Aristo»ya göre, Devletler belirli şartlar altında doğar. Milletlerin özelliklerini, iklim ve coğrafya şartları ile halkın yaşayış tarzı etkiler. Bu bakımdan dünyanın her yerinde milletIerin yönetim şekli, Eflatun'un dediği gibi aynı olamaz. Tersine, her milletin yönetim şekli, ahlak, mutluluk anlayışı ve görüşüne, hatta tabii kuvvetlerine dayanan ve bunlara uygun bir şekilde ilerleme imkanlarını sağlıyacak bir yolda olmalıdır. Aristo'ya göre Devlet, ahlaki nizamlar bütünüdür ve bu ahlaki nizamlarla da vatandaşların mutluluk ve fazileti sağlanmalıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için teşekkül etmiş bir toplumun da mevcut olması lazımdır. İnsanoğlu da buna mütemayyildir.
Odaklanamayan insanlar Twitter ile Snapchat arasında gidip gelen dikkat yoksunu yurttaşlardan oluşan bir dünya, hiçbiriyle başa çıkamadığımız krizlerin sağanağı altında kalan bir dünya olacaktır
Kadın: Merhamet, sevmediğimiz biri bile nasiplenebilir bazen... Peki ya adalet? Onu da taşıyabilir mi kalbin, sevmediklerine karşı? Adam (bir an duraksar, sesi biraz sertleşir): Elbette adaletli olurum. Kadın (bakışlarını kaçırmadan): Sözcüklerin sınanmadığı yerlerde hükmü boldur… Asıl cevap, duygularımızla çeliştiğimizde ortaya çıkar.