"İçimizdeki Çocuk" yaşamımıza yön veren güçlü bir varlıktır. İçimizdeki Çocuk ve İçimizdeki Ana - Baba, duygu, düşünüş ve davranışlarımızı sürekli yönlendirdiği halde çoğu kez onların varlığından bile haberdar olmayız.
Bu kitap içinde yetiştiğinizailenin ve yakın çevrenin sizin iç dünyanızı ve şimdiki duygu, düşünüş ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini incelemektedir.
Bir Yüzleşme Rehberi: Doğan Cüceloğlu – İçimizdeki Çocuk Analizi Doğan Cüceloğlu bu eserinde bize şu soruyu sorar: "Kendi içinizdeki çocukla tanışıyor musunuz, yoksa onu yıllar önce bir odada kilitli mi bıraktınız?" Kitap, yetişkin hayatımızdaki öfkelerimizin, korkularımızın ve ilişkilerimizdeki tıkanıklıkların kökenine, yani çocukluğumuza tutulan bir aynadır. 1. Temel Kavram: "İç Çocuk" ve "İç Ana-Baba" Cüceloğlu, kişiliğimizi iki ana katmanda inceler. Blog yazınızda bu ayrımı net bir şekilde vurgulayabilirsiniz: İç Çocuk: Bizim duygusal, yaratıcı, meraklı ve bazen de yaralı yanımızdır. Gerçek duygularımızın kaynağıdır. İç Ana-Baba: Toplumdan, ailemizden ve öğretmenlerimizden öğrendiğimiz kurallar, yargılar ve "yapmalısın"lardır. Analiz: Çatışma, "İç Ana-Baba"nın "İç Çocuk"u sürekli eleştirmesi veya bastırmasıyla başlar. Bu durum, yetişkinlikte özgüvensizlik ve mutsuzluk olarak karşımıza çıkar. 2. Aile Ortamı: Sağlıklı vs. Sağlıksız Aile Kitabın en vurucu bölümlerinden biri aile yapıları üzerinedir. Analizinizde şu iki ayrımı işleyebilirsiniz: Sağlıksız Aileler: Çocuğun duygularının reddedildiği, sadece başarıya veya kurallara odaklanılan, "ayıp" ve "günah" kavramlarıyla baskılanan ortamlar. Burada çocuk, sevilmek için kendi özünden vazgeçer ve "maske" takmaya başlar. Sağlıklı Aileler: Çocuğun varlığının olduğu gibi kabul edildiği, duygularını ifade etmesine izin verilen alanlar. 3. Utanç Kültürü ve Onay Arayışı Bizim toplumumuz için çok tanıdık olan "el alem ne der?" kavramını Cüceloğlu "utanç kültürü" olarak tanımlar. Blog Notu: Birçok yetişkinin hala başkalarından onay beklemesinin sebebi, içindeki çocuğun çocuklukta yeterince onaylanmamış olmasıdır. Kitap, bu bağı koparmanın yollarını anlatır. 4. İyileşme Süreci: İçteki Çocukla Yeniden Bağ Kurmak Analizinizin son kısmında, kitabın sunduğu çözüm yollarına değinebilirsiniz: Farkındalık: İçimizdeki o eleştirel sesi (İç Ana-Baba) fark etmek. Kabul: Yaralı yanlarımızı saklamak yerine onları şefkatle kucaklamak. Diyalog: Kendi kendimizle kurduğumuz dili değiştirmek. Kendimize "Hata yaptın, ne kadar beceriksizsin" demek yerine, bir çocuğa yaklaşır gibi "Hata yaptın ama yanındayım" diyebilmek.
Çocuklar önem verdiği kişilerin en acı veren davranışlarını unutmazlar; çocuğun iç dünyasını yıkan, onu ezen sözler ve davranışlar, çoğu kere büyüklerin dikkatini bile çekmez. Ne var ki, çocuğun belleği bu tür anıları saklar.
Utanç duygusu insanları bağlar ve ömür boyu esir alır; utanca esir düşmüş kimse, ne kendisini ne de dış dünya ile gerçekçi ve sağlıklı bir ilişki kurabilir.
Benlik sınırlarını belirleyememiş kişi, yaşam sınırlarının nerede başladığını bilemez, bu nedenle iç dünyasını koruyamaz ve yine bu nedenle başkaları ona istediklerini yaptırırlar.