SİSLERİN İÇİNDEN DÖNEN ADAM
O gün her şey normal başlamıştı. Hatta normalden daha yoğundu. Masamın üzeri dosyalarla doluydu. Telefonum susmak bilmiyordu. Ekranda yanıp sönen mesajlar, üst üste gelen mailler, kapıyı çalmadan iç...
5. Bölüm

5 bölüm

0 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Mevsimlerin döngüsünü eskiden sadece takvimdeki tarihlerden takip ederdim. "Yaza yetişmem lazım," "Sonbahar projeleri geliyor," derken, doğanın o yavaş ve sabırlı ritmini kaçırırdım. Şimdi ise ağaçların yaprak döküşünü izlerken bir "yıkım" değil, bir "hazırlık" görüyorum. Her şeyin bir zamanı var ve hiçbir şey acele etmiyor. Toprak, baharın gelmesini beklerken telaşlanmıyor; çiçek, açmak için saatin dolmasını beklemiyor. Ben de artık o ritme uyum sağlıyorum. Doğanın o sessiz bilgeliği, içimdeki o bitmek bilmeyen "koşma" dürtüsünü susturdu.

Eskiden sessizliği, içine düşmekten korktuğum karanlık bir kuyu gibi görürdüm. Hemen radyo açar, bir şeyler izler, kalabalığa karışmaya çalışırdım. Şimdi ise sessizlik benim için en yakın dost. Akşamları balkonuma oturup şehrin uzaklardan gelen uğultusunu dinlediğimde, o karmaşanın içinde aslında büyük bir düzen olduğunu hissediyorum. Herkes bir yere gidiyor, herkes bir şey arıyor. Ben de bir zamanlar o arayışın bir parçasıydım. Şimdi sadece izliyorum; var olmanın, hiçbir şey yapmadan sadece "olmanın" ne kadar derin bir eylem olduğunu keşfediyorum.

Bazen o hastane odasının kokusu burnuma çalınır gibi oluyor, o beyaz duvarların soğukluğunu hatırlar gibi oluyorum. Ama artık bu bir travma değil; sadece bir dönüm noktası. O tünelin içinde kaybolduğum o anlarda aslında neyi kaybettiğimi biliyorum: Kontrol etme arzusunu. Her şeyi yönetebileceğimi, hayatın iplerinin elimde olduğunu sanıyordum. Oysa hayat, ipleri elinde tutan değil, rüzgarda uçan bir yaprak gibi teslim olanlar için daha yaşanabilirmiş. Bunu o karanlıkta öğrendim ve artık o dersi unutmamaya yeminliyim.

Hayatın sonu, aslında yeni bir başlangıçtı. Sislerin içinden dönen o adam, artık sadece varlığıyla bile bir şükran sebebi. Artık büyük zaferler peşinde değilim; sabah içtiğim taze çayın sıcaklığı, oğlumun elindeki o masum temas, yağmurun ardından çıkan güneşin o nadir rengi... Bunlar artık benim en büyük zaferlerim. İnsanın dünyadaki en büyük başarısı, kendine dönmek ve o evde huzurla oturabilmekmiş. Sis tamamen dağıldı, gökyüzü berrak. Ve ben, geri döndüğüm o günden beri, ilk kez gerçekten hayattayım.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar