Şıpsevdi Günümüz Türkçesiyle Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri. Moliere tarzı komedisi, dramı, batı ile muhafazakar sınıf arasında gidip gelen çelişkiler, komediler ve sosyal çelişkileri çok keyifli anlatıyor. Şık romanının acemilikleri yerine ustalık eserini görmekteyiz.
Bu kitabın incelemesini yapıp yapmamakta kararsız kaldım. ESD okuma grubumuzun Eylül ayı kitabı olan bu eser, her satırıyla beni etkiledi. Annesinden Kopamayan Erkekler", erkeklerin anneleriyle olan karmaşık ilişkilerini derinlemesine anlamak isteyenler için önemli bir eser. Yazarın sunduğu bilgiler, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde düşünmeye teşvik ediyor.
Kitap, erkeklerin değil, aynı zamanda kadınların da anne ile iç içe geçmiş ilişkileri hakkında farkındalık oluşturuyor.
Yaşamda Korku ve Haz "Dünya şaşırtıcı bir yerdi. İçinde hayatın kıpırdanışını hissetmek, kaslarının hareketini fark etmek, sonsuz bir mutluluk kaynağıydı. Av peşinde koşmak, büyük bir heyecan ve coşku veriyordu. Öfkeler ve savaşlar, aynı zamanda haz veren şeylerdi. Hatta korku ve dehşet ile bilinmeyenin gizemi bile bu hayata bir şey katıyordu.
Bir de bazı rahatlıklar ve doyumlar vardı. Dolu bir mide, tembel tembel güneşin altında yatmak gibi şeyler çekilen bütün zahmetlerin, verilen bütün emeklerin karşılığıydı. Ayrıca bu zahmet ve emeklerin zaten bir de kendi karşılığı vardı. Hayatın dışavurumuydu bunlar ve hayat, kendini dışavurduğunda her zaman mutludur. Yavru kurdun da o düşman çevresinden hiçbir şikayeti yoktu. Son derece canlı, son derece mutlu ve kendinden son derece gururluydu. "
Sokrates'in kaba insanlarla başa çıkmak için güçlü bir tekniği olduğunu biliyor muydunuz? Tartışma sırasında bazı insanlar bağırmaya başlar - haklı oldukları için değil, fikirleri tükendikleri için. Tanıdık geldi mi? Bir gün Sokrates bir adam tarafından saldırıya uğradı. Kaba. Agresif. Saygısız. Sadece karşı çıkmakla kalmadı — filozofu aşağıladı ve aşağıladı. Ama Sokrates? Tepki vermedi. Bağırmak yok. Hakaret yok. İntikam yok. Havarilerinden biri sakinliği karşısında şoke oldu, sordu: — "Usta, neden cevap vermedin? " Sokrates cevap verdi: “Eşek bana tekme atsaydı, onu mahkemeye götürür müyüm?” Sahibine şikayet mi etmeliyim? Yoksa bende ona tekme mi atmalıyım??
ABD'lilerin hayatı Afganlarınkinden daha değerli. Ortalama bir ABD'linin eğitimine, sağlığına ve güvenliğine bir Afganınkinden çok daha fazla para harcanıyor. Bir ABD vatandaşının öldürülmesi, uluslararası camiada bir Afganistan vatandaşınınkinden çok daha fazla önem taşır. Genel kanıya göre bu durum, jeopolitik güç dengesinin adaletsiz bir sonucu sadece. Afganistan'ın yumruğu masaya ABD'ninki kadar sert inmese de, Tora Bora Dağları'ndaki bir çocuğun hayatı, Beverly Hills'deki bir çocuğunki kadar kutsaldır. Diğer yandan insan yavrularını buzağılardan üstün kabul ettiğimizde, bunun ekolojik güç dengesinin bir sonucu olduğuna inanmak istiyoruz. İnsan hayatının daha temelde bir yerde, daha üstün olduğuna gerçekten inanmak istiyoruz. Sapiens türünün mensupları olarak, gücümüzün bizi üstün kıldığını düşünmekten keyif alıyor ve ayrıcalıklı varoluşumuzun temelini sonsuz kudretimize dayandırmayı seviyoruz. İyi de insanın alametifarikası ne olabilir?
Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca, çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş kişilerden hiçbiri yok yanında
Kadir gecesinin nuru, karanlıkta kalan bütün yollarımızı aydınlatsın. Kadir gecesinin nuru, bedenimize ve ruhumuza şifa, kırgın kalbimize merhem olsun.
"Ordinov hasretle beklenen bir misafir gibi bekliyordu ölümü. Çünkü uyanır uyanmaz içindeki coşku, istek ve etkiler birbirleriyle o denli şiddetli bir kavgaya girmişlerdi ki, hayatı bu hızlı yürüyüşle son bulacak gibiydi."
Duygularımın tonunu, sesimin rengini, gülüşümün akışını ve gövdemin devinimini hesaplamaktan; içimdeki suların yatağını değiştirmekten ve sonu hep başkalarında biten yollara sürülmekten, kedileri, serçeleri, ve çiçekleri bile suçlar olmuştum.
Çocuklarda Motivasyon: Geleceğin İnşa Edildiği Temel
Sevgili ebeveynler ve eğitimciler, Elinizdeki bu kitap, çocuklarımızın en değerli hazinelerinden biri olan motivasyonu keşfetmek ve geliştirmek için size rehberlik edecek. Çocuklarımızın öğrenme isteği, merakı, hedeflerine ulaşma arzusu ve hayata karşı olumlu tutumu, onların gelecekte başarılı ve mutlu bireyler olmalarını sağlayacak en önemli faktörlerden biridir.
Bu kitapta, motivasyonun çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini bilimsel verilere dayanarak inceledik. Motivasyonun ne olduğu, nasıl geliştiği, hangi faktörlerden etkilendiği ve çocukların motivasyonunu nasıl artırabileceğimiz gibi soruların cevaplarını bulacaksınız.
Kitabımızda, çocukların farklı gelişim dönemlerinde motivasyonun önemini ve bu dönemlere özgü motivasyon kaynaklarını ele aldık. Bebeklikten ergenliğe kadar uzanan süreçte, çocukların motivasyonunu desteklemek için neler yapabileceğinizi, pratik örneklerle açıkladık.
Aile, okul ve toplumun çocukların motivasyonu üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir şekilde inceledik. Ebeveynlerin, öğretmenlerin ve çevrenin çocukların motivasyonunu nasıl etkileyebileceğini ve bu etkileri nasıl daha olumlu hâle getirebileceğimizi tartıştık.
Kitabımızda, motivasyonu artırmak için kullanabileceğiniz birçok farklı strateji ve yöntemi bulacaksınız. Örneğin, çocuklara hedef belirlemeyi öğretmek, onlara olumlu geri bildirim vermek, başarılarını kutlamak, yaratıcılıklarını desteklemek ve öğrenmeyi eğlenceli hâle getirmek gibi.
Bu kitap, sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda ebeveynler ve eğitimciler için bir rehberdir. Kitaptaki bilgileri kullanarak çocuklarınızın potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olabilir, onların geleceklerine yatırım yapabilirsiniz.
Unutmayın, motivasyon bir yetenek değil, öğrenilebilen bir beceridir. Çocuklarımızın motivasyonunu destekleyerek, onlara hayat boyu sürecek bir armağan vermiş oluruz. Bu kitabı okurken, çocuklarınızla ilgili yeni keşiflerde bulunacak ve onlarla daha güçlü bir bağ kuracaksınız.
Geldiğimde çok güzeldin bana, güzelliğin bozulmadan gitmem gerekiyor. Bir şey vardı, akmıyordu, senden mi benden mi önemli değildi önce. Bir şey vardı akmıyordu, çok sordum kendime içten içe; dedi ki gitmen gerekiyor. Hafiften hafiften bir ses; Hafifle! Ah ben çok çekmiştim, istemem, benim çektiğimi sen çekme, gitmem gerekiyor.
İsmiyle dikkatleri çeken, dizi tadında sürükleyici bir öykü.Bize değerlerimizi hatırlatan, bizden bir kalem.Bir solukta okuyabilirsiniz, lakin eserin etkisinden uzun süre çıkamayabilirsiniz.Yazar kitap kapağında "Ben gönüllere satırlarımla bir huşu ağacı tohumu ektim.Yürekler Yaradan'ın sevgisiyle gölgesinde dinlensin, kuşlar meyvelerinden şifalansın ve dallarında dinlensin, çocuklarsa kabuklarından kayık yapıp yüzdürsün. " diyerek çok güzel bir niyetle yazdığını belirtmiş.Mevlana'nın Yunus Emre'nin öğütleriyle hayatına yön veren Zeynep'in hikayesini mutlaka okumalısınız.
Daima korkunç bir kelimedir . Onu duymak tuylerimizi urpertir. Kadınlar kullanmaya bayılırlar bu kelimeyi . Sonsuza dek sürmesini sağlamaya çalışarak her aşkı mahvederler. Geçici bir heves ile ömürlük bir tutku arasındaki tek fark geçici bir hevesin biraz daha uzun sirkesidir.