Roman, birbirini tanımayan 10 kişinin ıssız bir adaya davet edilmesiyle başliyor . Neden bu adaya davet edildiklerini kendilerini de bilmiyorlar ama davete katılıyorlar.Adada gizemli bir ev sahibi var ama ortada kimse görünmüyor. Kısa süre sonra davetliler, geçmişte işledikleri suçlarla yüzleşiyor ve birer birer ölmeye başliyorlar.Her ölüm, çocuk tekerlemesini andıran bir şiire göre gerçekleşiyor. Karakterlerin geçmişte işledikleri suçlar ve bunun psikolojik yükü ön planda.Aslinda Hukuki olarak cezalandırılmamış suçların “başka bir güç” tarafından cezalandırılması fikri işleniyor. Romanın okuru sürekli şüphe içinde tutan bir yapısi var Katilin kim olduğu son ana kadar netleşmiyor İzole bir ada ortamı, karakterler arasındaki paranoyayı artiriyor
Laetitia Colombani’nin Saç Örgüsü adlı romanı, farklı coğrafyalarda yaşayan üç kadının yaşam mücadelesini merkezine alarak evrensel bir kadınlık deneyimi sunar. Hindistan’da kast sistemine karşı direnen Smita, İtalya’da aile mirasını ayakta tutmaya çalışan Giulia ve Kanada’da kariyerinin zirvesindeyken hastalıkla yüzleşen Sarah; birbirlerinden habersiz olsalar da ortak bir kader çizgisinde buluşurlar. Bu yapı, romanın başlığında yer alan “örgü” metaforuyla anlam kazanır.
Eserde öne çıkan temel tema, kadınların toplumsal, ekonomik ve biyolojik sınırlamalara karşı geliştirdikleri dirençtir. Her karakter, kendi bağlamında baskı mekanizmalarıyla karşı karşıya kalır; ancak bu baskılar onları pasifize etmek yerine dönüştürücü bir güce evrilir. Bu yönüyle roman, bireysel hikâyeleri aşarak kolektif bir kadın dayanışmasının sembolik anlatımına dönüşür.
İbni Haldun insanlar hayvani dogalarinin sonucu olarak kötü ve zalimdir demiş Ahmet hamdi tan pınar'da her şeyin bir çaresi vardır fakat insan bozuldu mu bunun çaresi yoktur demiştir.Íyilik ve kötülük kavramları insanın doğasında mı var yoksa toplumsal olarak mı inşa edlir insan kötülüğü neden hep dışsallaştırır kötülük gerçekten ötekine mi aittir?
Sürekli bir huzursuzluk ve tedirginlik yaratılıyor 20 yüzyılda bunun üzerine oturmuş özellikle zincirleme İki Dünya Savaşı'nın ardından herkes birbirine efendi olarak görür gibi yaptı ama sürekli aba altından sopa göstererek bambaşka bir politik strateji içine girdi muhtemel bir savaş halinde ölenler olacak buna rağmen herkes efendiliğini de devam ettirmek istiyorum dünyada sosyal çüremenin geldiğini nokta bu...
Her şeyin hızla çürudügü bu dünyada kalabaliklar içinde yalnız kalanlara sürü psikolojisine inat sürüden ayrı duranlara soru soranlara eleştirel bakanlara umudu diri tutanlara....
İnsanlar depresyona girmezler bir zamanlar oldukları reddedilmiş küçük çocuk haline gelirler anksiyetesi olan Bir yetişkin korkmuş Bir yetişkin değil geçmişindeki korkmuş çocuktur
Anne babamızı ya da bir başka büyüğümüzü mutlu etmek için kendi mutsuzluğumuzu ve öfkemizi bastırdığımızda yaptığımız şey bu kişiyi korumak için kendimizi içimizdeki çocuğu zorlamak ve incitmektir içimizdeki çocuk ne kadar uzun zaman ne kadar şiddetle baskı görürse o kadar karşılık verir her yerde geçer depresyon anksiyete erteleme olarak karşımıza cikar
Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanında Kahraman kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım der ertelediğimiz şey ne olursa olsun arkasındaki psikoloji Tam da budur
Erteleme Nedenleri ve ÇözümleriEksik Parça Yayınları "Onemsemedigimiz için değil fazla onemsedigimiz için erteleriz ". Ertelediğimiz şeyle ilgili bir korkumuz vardır içinizdeki çocuğun korkusudur bu ve çocukluk dönemine ait bir korkudur içimizdeki çocuk yapılacak için sonucunun içimizdeki anne babaya yeterince memnun etmemesinden korktuğu için işe başlamayı ve onu yapmaya erteler bu korku ne kadar büyükse içimizdeki erteleme baskısı da o kadar yoğun olur
Roman, genç Rus öğretmen Aleksey İvanoviç’in hikâyesi etrafında şekilleniyor Almanya’daki kurgusal kumar kenti Roulettenburg’da, borçlu bir generalin evinde öğretmen olarak çalışan Aleksey, hem maddi sıkıntılarla hem de güçlü aşk duygusuyla boğuşmaktadir General ve etrafındakiler, hastalıklı akrabanın mirasının kendilerine kalmasını beklerken kumar masaları Aleksey için hem umut hem de yıkım kaynağı olur.
Roman sadece bir aşk veya macera hikâyesi olarak değil, kumarın büyüleyici ama yıkıcı gücünü gösteren psikolojik bir açıdan da bir anlatımda bulunur Anlatım doğrudan ve içsel çatışmalarla doludur; Aleksey’in düşünceleri, tutkuları ve umutsuzluğu olay örgüsünü heyecanlı kılar.
Daima korkunç bir kelimedir . Onu duymak tuylerimizi urpertir. Kadınlar kullanmaya bayılırlar bu kelimeyi . Sonsuza dek sürmesini sağlamaya çalışarak her aşkı mahvederler. Geçici bir heves ile ömürlük bir tutku arasındaki tek fark geçici bir hevesin biraz daha uzun sirkesidir.
Bir insanı ona hayran olmadığı sürece faydalı bir şey yarattığı için affedebiliriz. Beyhude bir şey yaratmanın tek bahanesi ise o kişinin ona yoğun bir şekilde hayran olmasıdır Tüm Sanatlar oldukça beyhudedir. Oscar Wilde