“İlf ve Petrov muhteşem yeteneğe sahip iki yazardı.” –Vladimir Nabokov
Ölüm döşeğindeki Klavdiya İvanovna, damadı İppolit Matveyeviç’e, hükümetin eline geçmesin diye sakladığı pırlantalardan bahsettiğinde, İppolit Matveyeviç tüm enerjisini bu pırlantaları bulmaya adayacaktır. Bu yolculukta ona eşlik edecek kişi ise usta bir düzenbaz olan Ostap Bender’dir. Pırlantalar, İvanovna’nın haczedilerek bir huzurevine dönüştürülen eski evindeki on iki sandalyeden birinin döşemesine saklanmıştır. Ne var ki bu sandalyeler artık huzurevinde değildir ve Rusya’nın dört bir yanına dağılmış olan sandalyeleri bulmak hiç de kolay olmayacaktır.
Ne bireylere ne de iktidara laf söylemekten geri duran sivri dili sebebiyle yayımlandıktan sonra “politik bir hata” şeklinde nitelendirilip yasaklanan On İki Sandalye Rus edebiyatının önde gelen mizah klasiklerinden biri.
On İki Sandalye eğlenceli ama altı dolu bir kitap. Hikâye, içine mücevher saklanan on iki sandalyeyi bulmaya çalışan iki adamın peşinde dönüyor. Bir yanda kurnaz ve laf cambazı Ostap Bender, diğer yanda eski zenginlerden Vorobyaninov var. Sandalyeleri ararken başlarına sürekli komik olaylar geliyor. Kitabın en güzel yanı, insanı hem güldürmesi hem de toplumla dalga geçmesi. Yazarlar özellikle çıkarcı insanları, boş bürokrasiyi ve para hırsını ince ince eleştiriyor. Ostap Bender karakteri de o kadar zeki ve hazırcevap ki kitabı sürükleyen asıl kişi oluyor. Dili ağır değil, olaylar hızlı ilerliyor. Bu yüzden klasik roman olmasına rağmen sıkmadan okunuyor. Mizah sevenler için keyifli, aynı zamanda düşündüren bir kitap diyebilirim.