"Kocasını öldürdüğünü söyledi.
Ama ortada bir ceset yoktu.
Ve tarif ettiği kimlikte hiç yaşamamış bir adam..."
Polis, kadının itirafını tutarsız bulup dosyayı kapatmaya hazırlanırken, kadın son b...
Karşısındaki konuşurken gözlerini beyaz şakayıklardan alamıyordu. Katmerlenmiş katlarıyla o kadar çok ilgi çekiyorlardı ki hayran olmamak elde değildi. Bahçede bolca bulunmaları da bu hayranlığının neticesiydi. Sanki bütün dikkatleri üzerlerine çekmek istiyor ama bunun için de çaba sarf etmelerine gerek olmadığının bilinciyle ukalaca baş kaldırıyor gibilerdi. En çok beyaz olanlarını sevdiğini düşündü bir kez daha. Gözlerini kulaklarındaki aynı sözleri tekrarlayan hiddetli sesin sahibine çevirdi. "Bu kadar mı?"
"Ne bu kadar mı?"
"Söyleyeceklerin."
Bıkkınlıkla bakan adam yüz ifadesine tiksinti de eklemişti. "Sana anlattıklarımın hiçbirini dinlemedin değil mi? İşte bu. Bütün sorunumuz belki de bu. Dinlemiyor anlamaya çalışmıyorsun."
Ne söylediğinin değil ne hissettirdiğinin farkında olmasını isterdi. "Başka bir kadın mı?"
Gözleri kocaman açıldı. "Bunu nasıl söylersin tabii ki hayır."
Karşısındakinin bıkkınca yaptığı el kol hareketleri sinirlerini bozdu. "Belki de bir erkektir ha ne dersin?"
Öfkeli adam arkasını dönüp uzaklaşmak için hamle yaptı. Bu kadarı fazlaydı. İki adım attıktan sonra durdu ve arkasını tekrar dönmeden boşluğa bakarak konuştu. Yüzüne bakmak alaycı bakışlara maruz kalmak istemiyordu. "Artık seninle birlikte olamam. En azından bunu anlayacağını umuyorum."
Alaycı bir şekilde güldü. "Birlikte olmak mı? Seninle sadece aynı evi paylaşıyoruz." Rüzgârla sallanan şakayık öksürür gibi öne arkaya gidip geliyordu. "Kimsin sen?"
Soru karşısında boğazı düğümlendi. Yutkunurken arkasına dönüp kendisine dikilmiş buz gibi bakışların karşısında bir müddet bekledi. "Bu da ne demek şimdi?"
Elini çantasının içine sokup soğuk metale değdirdi. Bu adamı seviyordu. Hem de çok seviyordu. Çok mutlu başlayıp evlilikle sonlanan ilişkileri bu noktaya nasıl geldi bilemiyordu. Tek bildiği onu gerçekten sevdiğiydi. "Sana kim olduğunu sordum."
"Sen iyice paronayaklaşmaya başladın. Belki de tekrar..."
"Kes çeneni ve soruma cevap ver." Hiçbir duygusal konuşmaya gerek görmüyordu. Kendisini sevip sevmediği, yaşananların gerçek mi yoksa bir oyun mu olduğu hiçbiri umurunda değildi artık. Elleri titremeye başladı. Eli hâlâ o soğuk metalin üzerindeyken güç kazanmaya çalışıyor tüm bedeni de titremeye eşlik etmeden ne yapması gerekiyorsa yapmak istiyordu. Kendine hâkim olmak için düşüncelerini tekrar şakayıklara verdi. Beyazların arasında birkaç tane kırmızı olmasının oldukça şık olacağına karar verdi. Kırmızı daha çok ateşin rengiydi düşüncesi elinin altındaki metalin soğukluğundan geliyor olmalıydı.
"Medeni bir şekilde ayrılabiliriz. Şimdi ben gidiyorum sonra...
"Bu geceden sonrası yok." Kendisi de karşısındakinin bakışlarının odak noktasına bakınca irkildi. Ne zaman çıkarmıştı ve bu ses...
Az önce öksüren şakayık renk değiştirmişti. Bahçede birkaç tane kırmızı şakayık oluverdi bir anda. Bakışlarını şakayıklardan kaydırırken kulaklarında az önceki sesin yankıları vardı. Yok yankı değildi. Aynı sesin tekrarıydı...